26 Şubat 1992 Hocalı Katliamının en yakın tanıklarından biri olan Azerbaycanlı sanatçı ve SÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi Seramik Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mezahir Ertuğ Avşar, Ermenilerin Ruslar baştan olmak üzere tüm dünyadan destek aldığın kendilerini de taşla sopayla savunduklarını belirterek, “Amaçları oradan tek bir kişinin bile sağ kalmamasıydı” dedi.
HOCALI’DA TEK KİŞİYİ BİLE SAĞ BIRAKMAK İSTEMEDİLER
26 Şubat 1992 Hocalı Katliamının en yakın tanıklarından biri olan Azerbaycanlı sanatçı ve Selçuk Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Seramik Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mezahir Ertuğ Avşar, Ermenilerin Ruslar baştan olmak üzere tüm dünyadan destek aldığın kendilerinin de taşla sopayla karşı savunduklarını belirterek, “Amaçları oradan tek bir kişinin bile sağ kalmamasıydı” dedi.
26 Şubat 1992 tarihinde Ermeni birlikleri tarafından Azerbaycan'ın Hocalı Kasabası'nda 683 kardeşimizin katledilmesinin üzerinden 24 yıl geçti. O kara günün en yakın tanıklarından biri olan Azerbaycanlı sanatçı ve Selçuk Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Seramik Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mezahir Ertuğ Avşar ile Konya Türk Ocakları Başkanı Dr. Vedat Erden yaşanan katliamla ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulundu.
HOCALI HAÇLI SEFERLERİNDEN BİRİ
Hocalı Katliamının Türkleri Anadolu’dan atmak ve ardından Asya’da geldiği ilk topraklarda imha etmek için Şark projesinin son hareketlerinden birisi olduğunu ifade eden Konya Türk Ocakları Başkanı Dr. Vedat Erden, 1900’lü yılların başında başarılmak üzereyken Atatürk ve o günkü kahramanların çabalarıyla önlenmiş olan bu proje 1900’lerin sonunda tekrar uygulamaya konduğunu söyledi. Bugün ise bu projenin Türk’ün hakim olduğu topraklarda ve bir zamanlar hakim olduğu topraklarda sürdüğünü belirten Erden, “1992’de Azerbaycan’da Hocalı ’da Karabağ’daki katliam 1995’te Avrupa’nın ortasında Srebrenitsa’da yapılmıştır. Balkanlarda ilginç bir söylem vardır. Hristiyanlığı bırakıp Müslüman olanlara Türk oldu derler. Onların gözünde İslamiyet’i kabul etmiş herkes Türk’tür. Yani Srebrenitsa’da yapılan da Türk katliamıdır. Arap baharı diye başlayan gerginlik ve savaş ortamı tamamen Türk’ün topraklarında Osmanlı’nın hakim olduğu topraklardadır. Hocalı’ya Haçlı savaşlarının bir parçası olarak bakmak gerekiyor. Orada öldürülen insanlar Türk’tür. Tek amaç Türk’e yapılan bir harekettir. Bunu böyle algılamalı ve ders almalıyız. Türk güçlü olduğu zaman bu projeler biter. Bize düşen çok çalışmaktır” dedi.
EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİ RUSYA
Hocalı katliamının 1988 yılında olaylar ile başladığını belirten Azerbaycanlı sanatçı Prof. Dr. Mezahir Ertuğ Avşar, “Sovyetler Birliği Gorbaçov döneminde Ermeniler bir başkaldırı yaptılar. Zaten onlar önceden Sovyetler Birliği’nin çökeceğini hissetmişlerdi. Buradan da karlı çıkmak amacıyla Azerbaycan’ın dağlık Karabağ özerk bölgesini Ermenistan’a bağlama kararı aldılar. Münakaşa böyle başladı. Dağlık Karabağ bizim topraklarımızın Ermenistan’a bağlanmasını istemediğimiz için mücadeleye giriştik. Bu mücadeleye Ermeniler hazırlıklıydı. Ruslardan da ciddi destek alıyorlardı. Hatta bütün dünyadan destek alıyorlardı. Onlar zor kullanarak Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a birleştirmek istediler” diye konuştu.
HİÇBİR HAZIRLIĞIMIZ YOKTU
Azerbaycan Türkeri’nin ise beklenmedik bir durumla karşılaştığını ifade eden Avşar, “Hiçbir hazırlığımız yoktu. Kendimizi, toprağımızı savunacak hiçbir gücümüz yok. Zaten Azerbaycan’ı yöneten kişilerde Moskova’ya bağlıydı. Hep onların söylediklerini dinliyorlar. Halkımız o bölgede silahlı ermeni çetelerine karşı karşıya kaldı. Bu münakaşa da hazır olan Ermenilerin karşısına değnekle, sopayla, taşla çıkınca sonuç kaçınılmaz oluyor. Sonuçta da Hocalı gibi katliamlar ortaya çıktı” şeklinde konuştu.
HOCALI’DAN ÖNCEDE KATLİAM YAPTILAR
Hocalı Katliamı’ndan önce Ermenilerin daha çok katliam yaptığını vurgulayan Avşar, “Azerbaycan’da tek değil. Daha önce de Ermeniler Kuşçu’da, Karadağlı ’da katliamlar yaptılar. O katliamlar dile getirilmiyor. Çünkü küçük katliamlar olmuş. Ama Hocalı’nın Dağlık Karabağ’da çok önemli yeri vardı. Dağlık Karabağ’ın tek havaalanı Hocalı’da olduğundan dolayı Ermeniler burayı ele geçirmekte kararlıydılar. Önce küçük katliamlarla deneme yaptılar. Ciddi bir karşılık olmadığını gördükten sonra ne Azerbaycan hükümeti tarafından ne Sovyetler Birliği tarafından ne de dünya tarafından bir tepki ile karşılanmadıklarına göre cesaretli bir şekilde hazırlıklarını yapıp 26 Şubat 1992 gecesinde Hocalı’ya saldırdılar”dedi.
AMAÇLARI TEK KİŞİYİ SAĞ BIRAKMAMAKTI
Ermenilerin planlı bir şekilde katliam gerçekleştirdiğini belirten Avşar, “Amaçları oradan tek bir kişinin bile sağ kalmamasıydı. Ama kurtulanlar, esir alınanlar oldu. Resmi rakamlar 613 ama Ermeniler tarafından gömülen, yakılanlar da çok fazla. Bunu Ermenilerin kendi aldıkları notlardan, belgelerden biliyoruz. Esir aldıkları kişilere acımazca işkenceler yapmışlar. İşkencelere maruz kalmış kadın ve çocukların bir kısmını esirleri değiştirmek yoluyla ve para mukabilinde geri alındı. Ama şuan hala esir olan Hocalı sakinleri var. Yaşıyorlar mı bilemiyoruz. Ermeniler bu konuda bilgi vermiyorlar. Nerede tuttuklarını da bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
KATLİAMA DÜNYA SESSİZ KALDI
“Katliama dünya sessiz kaldı” diyen Avşar, “Azerbaycan hükümeti iki gün bilgi vermedi. Bir- iki kişi öldürüldü deyip bu durumu halktan sakladılar. Ama Azerbaycanlı Gazeteci Cengiz Mustafayev’in fedakarlığı neticesinde bu olaylar yüze çıktı. 3 günden sonra oraya dünyanın her yerinden gazeteciler geldi. Oradan taşınan ceset fotoğrafları çektiler. Bununla birlikte de katliam dünyaya yayıldı. Yayıldığı dönemde artık yapacak bir şey yoktu. Ciddi tepki görmedik. Karabağ’da savaş başlamıştı. Sovyetler’de parçalanmıştı. Yeni ordu kuruculuğuna başlandı. O döneme kadar ordumuz yok, askerimiz yok, silahımız yok. Ermenilere hem Rusya hem de dünya tarafından her türlü yardım vardı”diye konuştu.
SOYKIRIMI GERÇEKLEŞTİRENLER
26 Şubat 1992 gecesi Hocalı soykırımını yapanlar hakkında bilgi veren Avşar, “O gün katliamı gerçekleştirenler arasında “Günümüz Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, bir önceki cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ve günümüz Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan yönetimindeki ermeni çeteleri vardı. Bunlara savaşçı demek haksızlık olur. Ayrıca Hankendin’de konuşlandırılmış 366 motorize Rus alayı, Paris yakınlığında ASALA kampında eğitilmiş 26 kişilik özel birlik, Ruslardan oluşan 463 nolu Özel Kimyasal Muhafaza Birliyi, Rusların 909 nolu Özel Keşif Taburu, Rusya Ermenilerinden oluşan özel eğitilmiş İvanın Vahşi Taburu, Ermenistan Ermenilerinden oluşan Vartan Şovalyeleri, Libya ermenisi Paşayanın yönetiminde Haydat Taburu, Din ve Kilse Özgürlüğü için savaşan Çöl Kuşları isimli Arjantinli keskin nişancı kızlar, yaralı ve cesetleri toplayıp yakan, ölüm ocaklarını çalıştıran Kaflan birliği, Suriye Ermenilerinden oluşan Arabo Özel Taburu vardı. Sonradan Azerbaycan Gence Taburu bunların tamamen yok edildi. Yine Terorist Molarnte Melkonyanın komutasında Lübnan Ermenilerinden oluşan Aramo Birliği sonralar bu terörist Keşviyatçı İbad Hüseyinov tarafından başı kesilerek öldürüldü. Pilotları Suriye, Lübnan ve YE revan Ermenilerinden oluşan, bir pilotu müselman Arap Muhammed ibn-Zahid olan 5 Rus helikopteri Mİ-24P,Afganistan’a saldıran Sovyet Ordusunun özel birliklerinde görev yapmış gönüllülerden oluşan, komutanları ermeni kökenli Rus subayları olan 150 kişilik Rusların özel timi. Bütün bunlar o gece Hocalı’ya saldırdı ve bu katliamı gerçekleştirdi” şeklinde konuştu.
BU SAVAŞIN SONUCU ÖNCEDEN BELLİYDİ
O gece Hocalı’yı savunanlardan da bahseden Avşar, “Ulusal kahraman Elif Hacıyev’in komutasında 30 kişilik Özel Polis bölüğü, yeni kurulan Azerbaycan Ordusunun savaş tecrübesi olmayan hafif silahlı gencecik 100 askeri. Bu savaşın sonucu önceden belliydi. Hocalı katliamı kaçınılmaz bir sonuçtu. Savunmasız halk o günkü Azerbaycan yönetimi tarafından soykırıma terk edilmişti. Günümüze kadar da dünya buna tepki göstermemiş. Yılar geçti. 10’dan fazla ülke Hocalı’yı katliam olarak tanıdı. Ama parlamento seviyesinde ne Azerbaycan’da ne de Türkiye’de soykırım olarak tanınmadı. Biz tanıyoruz, biliyoruz diyorlar ama resmi bir parlamento kararı yok. Dünya kulağını tıkamış durumda. Ne yaparsak yapalım duymuyorlar. Her sene konferanslar veriyoruz, sergiler açıyoruz, belgeler yayınlıyoruz. Dünya bu kadar duyuyor. Dünyanın bir yerinde saldırı oluyor 12 kişi ölüyor. Tüm dünya oraya koşup gidiyor. O dünya bizim dünyamız değil. Öyle olsaydı bizi de işitirlerdi. Biz toraklarımızı geri almak istiyoruz. Bize müsaade etmiyorlar. Bizim yapacağımız hazırlıklı olmak. Biz savaş istemiyoruz ama her zaman savaşa hazırız” ifadelerini kullandı.
MEZAHİR AVŞAR KİMDİR?
Prof. Dr. Mezahir Avşar, Azerbaycan-Karabağ'ın Avşar Köyü’nde doğdu. Liseyi bitirdikten sonra, Azerbaycan Devlet Ressamlık okulunu bitirdi. Eğitimine St.Petersburg Endüstriyel Sanat Akademisi'nde devam etti. Polonya'da 6 ay, özel askeri birlikte eğitim aldı ve Doğu Almanya'da 1 5. sene askerlik görevini boyunca askerlik görevini yerine getirdi. Daha sonra Bakü'de Azerbaycan Kültür Bakanlığı'nda, Azerbaycan Bilimler Akademisi'nde çalışmaya başladı. Karabağ Savaşı'nda bizzat yer alarak savunma birliklerinin kurucusu olan Avşar, daha sonra Selçuk Üniversitesi'ne atandı. Halen Sanat ve Tasarım Fakültesi Seramik Tasarımı Bölüm Başkanlığı'nı yapmaktadır.
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ