Kanserde erken teşhis hayat kurtarıyor!
Kanserde erken teşhisin önemine vurgu yapmak amacıyla her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında kanser haftası hatırlatılıyor.
Kanserde erken teşhisin önemine vurgu yapmak amacıyla her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında kanser haftası hatırlatılıyor. Kalp ve damar hastalıklarından sonra ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanser hastalığı, günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biri haline geliyor. Kanserin hızla yayıldığını ifade eden Op. Dr. Bülent Uysal, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, sadece 2012 yılında 8,2 milyon kişinin, akciğer, karaciğer, mide başta olmak üzere çeşitli kanserler sebebiyle hayatını kaybettiği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, gelişen teknoloji ve tedavi imkanlarına rağmen 2030 yılında kansere bağlı ölümlerin 13,1 milyon kişiye kadar çıkacağını öngörüyor. O nedenle erken teşhis her şeyden önemli hale geliyor.
GÜNDE 500 KANSER VAKASI BİLDİRİLİYOR!
Kanserin hızla yayıldığını ifade eden Konya Özel Büyükşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Uysal, “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl ortalama 165 bin yeni kanser teşhisi konulmaktadır. Yani neredeyse günde 500 yeni kanser vakası bildirilmektedir. Her 100 bin erkekten 247’si her 100 bin kadından 177’si kanser teşhisi olmaktadır” dedi. Op. Dr. Bülent Uysal, kanserde değiştirilebilir ve değiştirilemeyen olarak iki grup risk faktörünün olduğunu söyledi. Uysal, şöyle devam etti: “Değiştirilemeyen risk faktörleri yaş, cinsiyet ve aile öyküsüdür. Değiştirilebilir faktörler çevresel faktörlerdir. Sigara ve alkol kullanımı, radyasyona maruz kalma, bazı virüsler, gıda katkı maddeleri, kötü beslenme alışkanlığı, uzun süre gveç ışığı, aşırı doz röntgen ışını, hava kirliliği, bazı kimyasallar… Bu risk faktörlerinin biri ya da daha fazlasına maruz kalmak bir kişide kanser gelişeceğini göstermez ama kansere yakalanma ihtimalini arttırır.”
‘HÜCRELERİN BÖLÜNEBİLME YETENEKLERİ SINIRLIDIR’
Hücrelerin bölünebilme yeteneklerinin sınırlı olduğunun altını çizen Dr. Uysal, “Vücudumuzdaki sağlıklı hücreler bölünebilme yeteneğine sahiptir. Ancak kas ve sinir hücrelerinde bu özellik bulunmaz. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralan dokuların ayrılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat hücrelerin bu yetenekleri sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Sağlıklı bir hücre ne kadar bölüneceğini bilir. Gerektiğinde ölmesini de bilir. Normalde vücudun sağlıklı ve düzgün çalışması için hücrelerin büyümesi, bölünmesi ve daha çok hücre üretmesine gereksinim vardır. Bazen buna rağmen süreç doğru yoldan sapar. Yeni hücrelere gerek kalmadan hücreler bölünmeye devam eder. Bilincini kaybetmiş kanser hücreleri kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanserli hücreler hücrelerde bulunan DNA iplikçiğindeki hasardan dolayı oluşur. Normal hücreler bu DNA hasarını ya önler ya da ölür” diye aktardı.
‘KANSER NASIL OLUŞUR?’
Kanserin oluşum süreci hakkında bilgi veren Dr. Uysal, “Kanserli hücrelerde hasarlanmış DNA önlenemez ve kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. DNA’da çevresel etkenler kimyasallar, virüsler, tütün ürünleri, aşırı güneş ışığı nedeniyle hasar görebilir. Kanser hücreleri birikerek tümörleri oluştururlar. Tümörler iyi huyu ve kötü huylu olabilir. İyi huylu tümörler kanser değildir. Bunlar alındıktan sonra tekrarlanmazlar. İyi huylu tümördeki hücreler nadiren hayatı tehdit eder. Kötü huylu tümörler kanserdir. Kötü huylu tümördeki hücreler kontrolsüz ve anormaldir. Bu tümörler normaldekileri sıkıştırabilir, içine girebilir ve tahrip edilebilirler. Eğer kanser hücreleri oluşturdukları tümörden ayrılırsa kan ya da lenf dolaşımı aracılığıyla vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerde büyümeye devam ederler. Buna metastaz denir. Sık görülen kanser türleri: Cilt, akciğer, meme, prostat, mide, kalın bağırsak, rahim ağzı, lenf bezi kanserleridir” diyerek sözlerine son verdi.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme