AK Parti’nin 4.5 aylık reklam arasından sonra yeniden tek başına iş başına gelmesi, iş dünyasından sokaktaki insana, ticaretten bilim adamlarına kadar Türkiye’yi dertlenen her kesimde büyük sevinç dalgaları oluşturdu. Umudu yeniden yeşerten sonuçları iş dünyası “İstikrar isteği” olarak değerlendirirken bilim adamları seçmen mesajlarını olumlu yorumladı.
MİLLET ‘İSTİKRAR’ DEDİ
Son 13 yılda elde edilen kazanımların kaybedilmesine müsaade etmeyen istemeyen Türkiye, 7 Haziran sonrasında yaşanan belirsizliğin ardından “istikrar”da buluştu. Bu sonuçla Ak Parti’ye dördüncü kez tek başına iktidar görevini layık gören vatandaş, muhalefete de sert bir yanıt verdi. Sandıktan çıkan sonuçları ve mesajları bilim adamları bu sözlerle değerlendirdi.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Önder Kutlu, Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Mehmet Öcal ve KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Akdağ 1 Kasım seçim sonuçlarını gazetemize değerlendirdi. 7 Haziran seçimlerinin son derece olağanüstü şartlarda gerçekleştirildiğini ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Önder Kutlu, bir tarafta Türkiye ve komşularında olup biten hadiseler, diğer taraftan gerek seçmen gerekse teşkilatların yorulması gibi nedenlerle sağlıklı şekilde yürütülemediğini söyledi. 7 Haziran seçimlerinde yürütülen propagandaların tamamen AK Parti ve icraatlarını hedef almak suretiyle yürütüldüğünü belirten Önder Kutlu, “Bu durum 2 milyon civarında ilk defa oy kullanacak seçmen üzerinde olumsuz bir etki yaptı. Diğer taraftan Doğu ve Güneydoğu’da seçim güvenliğinin tam olarak sağlanamamış olması seçmen iradesinin sandığa yansıması adaletli bir şekilde olmadı. 7 Haziran sonrasında ortaya çıkan hadiseler ülkenin bu 5 aylık sürede hükümetsiz dönemde yüzde 25 civarında Türkiye’nin fakirleşmesine neden oldu” dedi.
ARTIK AK PARTİ BİR MERKEZ PARTİSİ
AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerine çok iyi hazırlandığını vurgulayan Kutlu, “AK Parti yüzde 45 civarında adaylarını yeniledi. Söylemini netleştirdi. 7 Haziran seçimlerinde AK Parti daha önceki seçimlerde olduğu gibi çok üst düzeye hitap eden eylemler kullanmıştı. Ama bu seçimde ekonomisiyle, sosyal hayatıyla, eğitimiyle biraz daha ayağı yere basan bir seçim söylemi gerçekleştirdi. Bu manada seçmende bu zaman zarfında pişman olduğu görülüyor. Çünkü AK Parti 1 Kasım’a kadar 4.5 milyon civarından oy artırdı. Bu da AK Parti’nin bir merkez partisi olduğunu gösteriyor. 13 yıllık iktidarın verdiği yorgunluğa rağmen seçmenin acaba iktidarı değiştirsem mi? Söylemlerine rağmen AK Parti merkezdeki konumunu güçlendirerek tescil ettirmiş oldu” diye konuştu.
MUHALEFET BELİRSİZLİĞİ İYİ KULLANAMADI
Diğer partilerinde 7 Haziran seçimlerinin vermiş olduğu belirsizliği çok iyi kullanamadıklarını ifade eden Kutlu, “Bu durum Türkiye’de iktidar probleminden çok muhalefet probleminin olduğunu gösterdi. Çünkü muhalefet partileri hükümete tamamen karalayıcı, eleştirel bir şekilde yaklaştılar. Bu manada koalisyon hükümetinin kurulamamış olması ve muhalefet partilerinin göstermiş olduğu bu tutarsız tavırlar seçmen tarafından değerlendirildi” şeklinde görüş belirtti.
TÜRKİYE 4 PARTİLİ BİR SİYASİ SİSTEME HAZIR OLMALI
“Artık Türkiye 4 partili bir siyasi sisteme de hazır olmak zorunda” diyen Kutlu, “7 Haziran’da barajı geçen HDP 1 Kasım’da yine geçti. Her ne kadar yurt dışı oylarının desteğiyle de geçmiş olsa da bir şekilde barajı geçmeyi başardı. Bu da HDP’nin bundan sonraki dönemlerde barajı geçeceğini gösteriyor. HDP süreci bu kadar kötü yönetmesine rağmen terörün yanında yer almasına rağmen hala barajı geçebiliyorsa Türkiye buna hazırlıklı olmalıdır. Yeni dönemde hükümetin birinci hedeflerinden birisi seçim sistemini ve seçim kanununu değiştirmek olmalıdır. Barajın yüzde 7’lere düşürülmesi ve Türkiye’nin bu dar bölge çoğunluk sistemini tartışması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
SEÇİMİN KAYBEDENİ MHP
Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) sürecin kaybeden partisi olduğunu belirten Kutlu, “MHP’deYüzde 4’ün üzerinde bir oy düşüşü gerçekleşti. Bu da seçmenin artık siyasi partiler arasında uzlaşmayı aradığını yapıcı olmaları gerektiğini o yönde bir tavır görmek istediğini ortaya koyuyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) açısında çok fazla şey söyleyecek bir şey yok. Çünkü CHP alabileceği en düşük oy alan yüzde 25 oyu alabiliyor. Eğer CHP türünden yeni bir parti kurulup seçimlere girmezse yüzde 25’i almaya devam eder. Makul ve ılımlı bir parti olmuş olsaydı. Yüzde 33’lere belki çıkabilirdi. Ama 1 Kasım’a giden süreçte aynı tavırları sergilemeyi sürdürdü. Sürecin kazananı istikrar ortaya çıktığı için öncelikle millet oldu. Siyasi partiler açısından baktığımız zamanda AK Parti’nin seçmedeki değişikliği iyi okuduğunu görüyoruz. AK Parti bu politikaya devam ederse 2051 ve 2071 vizyonlarını da hayata geçirebilir” şeklinde konuştu.
ASIL GÖREV ŞİMDİ BAŞLIYOR

1 Kasım zaferinden sonra AK Parti Hükümeti için büyük görev başladığının altını çizen Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Mehmet Öcal, Siyasi istikrarla ekonomik istikrarın ayrılmaz olduğunu biri olmadan diğerinin olmayacağını söyledi. Bunun Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu ifade eden Öcal, “Burada AK Parti’ye düşen görev üretim ekonomisinin gelişmesini sağlayacak, ülkenin hem yurt içi hem de küresel bazda rekabet edebilir, ileri teknoloji içerikli mal ve hizmet üretimi sağlayacak politikalar uygulamaya koyması gerekiyor. Kimseyi ötekileştirmeden tüm Türkiye’yi kucaklayacak iktisadi, sosyal, kültürel programları uygulamaya koyması gerekiyor. Vergi adaletini, kayıt dışı ekonomiyi azaltmasını ve popülist politikalardan uzaklaşıp toplum yapısına uygun politikaların uygulamaya konulması gerekiyor” diye konuştu.
SORUMLULUK ARTTI
Milletin tercihini AK Parti’den yana kullandığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Akdağ, milletin tercihinin her halükarda her parti ve yönetim tarafından kabule şayan olması gerektiğini söyledi. 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin getirdiği sonuçlardan en önemli sonuçlarından birisinin tevazu ve sorumluluğun arttığı bir dönemin başlamış olduğunu belirten Akdağ, “AK Parti’nin kazanmış olduğu oy oranının yüksekliği sorumluluğunu da artırmıştır. Temenni ederiz ki bu sorumluluk kamuoyunun beklentisine cevap verir. İktidar partisi için durum bu. Muhalefet partilerine gelecek olursak, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), yerinde saydı. Çok az bir yükseliş oldu. Genel başkanlık konusunda bu partinin bir değerlendirme yapılacağını düşünüyorum. CHP, kendisini “halkın partisi” olarak ifade etse de halkın kök değerlerine değer vermesi beklenir. Milletin kök değerlerine karşı tavırlarında değişiklik olmadıkça sıkıntı artar. Burada da bu durumu değerlendirmedikleri anlaşılıyor. Zannediyorlar ki sadece ekonomik vaatlerle millet tercihlerini kanalize eder. Sadece böyle bir saikle seçmenin oy vereceğini beklemek şık değildir. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ise aslında kök değerlerimize karşı tavrı olan bir parti değildir. Fakat zaman zaman basına yansıyan haber ve değerlendirmelerde tarihi şahsiyetler hakkında yakışıksız yorumların yapıldığına şahit olduk. Bu durum önceki seçim dönemlerinde de oldu. Ayrıca MHP’nin oy oranının aşağıya düşmesinde Sayın Bahçeli’nin seçim öncesinde takındığı görülen “hayır” yaklaşımının etkili olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme