Koalisyon hükümetlerinin Türkiye'ye krizden ve istikrarsızlıktan başka bir şey vermediğini ifade eden Her yerde Adalet Platformu Kurucu Başkanı Av. Özkan Öztürk, Büyük Türkiye’nin önündeki en büyük engelin “Koalisyon” olduğunu kaydetti ve kalkınmanın olmazsa olmazının tek parti hükümetleri olduğunu söyledi.
AK Parti'nin 2002 yılında sandığa gömdüğü koalisyon ruhu, Türkiye'ye krizden ve istikrarsızlıktan başka bir şey getirmedi. Faturayı ödemek ise hep halka düştü. Geçmiş dönemlerde tek başına iktidar partilerinin ülkeyi daima ileriye götürdüğü görülüyor. Çok partili yaşam geçiş sürecinden bu tarafa 63 tane hükümet kurulduğunu ifade eden Her yerde Adalet Platformu Kurucu Başkanı Av. Özkan Öztürk, bunun Türkiye’nin 1 yıllık hükümetlerle yönetildiğini gösterdiğini söyledi. Bu şekilde hizmet yapmanın mümkün olamayacağını belirten Öztürk, “Bu manada ülkenin siyasal, ekonomik krizlerle çalkalandığını koalisyon hükümetler döneminde uzlaşma noktasındaki sıkıntıların ekonomik sorunlara yol açtığını görüyoruz. Ülkelerin kalkınması, gelişmesi hem toplumsal hem de siyasal hem de ekonomik manada huzurun, istikrarın ve güvenin oluşabilmesi için koalisyon modeli hükümetlerin Türkiye’de çok fazla tutar bir dalının olmadığını açıkça söyleyebiliriz” dedi.
ACI GERÇEKLER ÖNÜMÜZDE DURUYOR
“Bazı kesim koalisyon hükümetlerini ülkenin nefes alması, rahatlaması açısından sanki güzel bir hükümet modeli gibi bize sunmaya çalışıyorlar. Biz bunu tecrübe etmiş bir milletiz” diyen Öztürk, “Türkiye 2001 krizini yaşamış bir ülke. En son Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti (DSP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından kurulan koalisyon hükümetini yaşadı. Cumhuriyet tarihinin en acı faturalarını ödediği faturalarla sonuçlanan hükümetti. Bu hükûmet döneminde dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığını atması üzerine bir kriz ortamı yaşandı. Şubat 2001 yılında gerçekleşen bu kriz tarihe ‘Kara Çarşamba’ olarak geçti. Yine krizde borsa yüzde 18 düşmüş, gecelik faizler yüzde 7 bin 500’lere varmış. Ülke bir gecede yüzde 25 fakirleşmiş, dolar üçe katlamış, bir milyon kişi işsiz kalmış, 2001 yılında Türkiye yüzde 10 küçülmüştür. 19 Şubat’ta başlayan krizden yaklaşık iki ay sonra Başbakanlık binası önünde bir esnafın yazar kasayı atmasıyla birlikte esnaf ayağa kalktı. Ülke siyasal manada kaos ekonomik manada büyük bir kriz ve çöküş yaşadı. Bu acı gerçekler önümüzde duruyor. O dönemde Türkiye’de kişi başına milli gelir 3 bin dolarmış. 2002’den bu yana tek başına iktidar olan Ak Parti döneminde ise şu anda 11-12 bin dolar. Türkiye yazar kasa fırlatan ülke konumundan uzaya uydu fırlatan ülke konumuna geldi” diye konuştu.
GENÇ KUŞAKLAR KOALİSYONU BİLMİYOR
Genç kuşaklar koalisyon hükümetinin ne olduğunu bilmediğini haliyle de neler yaşanabileceğini tahmin edemeyeceğini ifade eden Öztürk, “90 yıllarda doğmuş kuşaklar o dönemde koalisyon hükümetlerinin nasıl yürüyemediğini bunların başarısızlıklarının topluma nasıl yansıdığını tam olarak tecrübe edemediler. Biz o dönemleri gördük. Onun için tekrar o acı tablolarla karşılaşmamak adına sandığa irademizi tek başına iktidar olmaya en yakın partiden yana yansıtmalıyız. Hangi parti olursa olsun ama tek başına olsun. Kendi ekonomik modelini, kendi iç ve dış politika modelini uygulasın. 12 Eylül’den sonra Özal hükümeti döneminde olsun, 1960 darbesine kadar Adnan Menderes döneminde en son Ak Parti döneminde de ülkede ciddi manada kalkınma dönemi gerçekleşmiş. Onun için kalkınmanın olmazsa olmazı tek parti hükümetleri olduğunu vurgulamak gerekiyor. Türkiye’nin kalkınmasındaki en büyük engel olarak koalisyon görünüyor” şeklinde konuştu.
KOALİSYON YOKSULLUK DEMEK
Herkesi 14 yıl önceki krizi hafızlarının bir tarafında tutması gerektiğini belirten Öztürk, “Başbakanlık Teftiş Kurulunun 2001 yılında yaşanan kriz raporuna göre 22 Temmuz 2005 yılında yayınlanan 72 sayfalık raporda, Hükümet dalgalı kura geçme kararını 20 Şubat’ta alması gerekirken 21 Şubat’ta 1 gün gecikmeyle almış. Bunun maliyeti 3.5 milyar dolar olmuş. Bunun kamuya millete zararı 2.1 katrilyon olmuş. Bu siyasal bir başarısızlıktır. Koalisyon hükümetleri hızlı karar alan hükümetler değildir. Bu hükümetlerin siyasal ve ekonomik krizlere sebebiyet vermesinde geç karar alabilmeleri, koordinasyonun tam manasıyla sağlanamaması. Bunun maliyetini 2001’de yaşadık. Koalisyon demek yoksulluk demek, siyasal kriz demek, yatırımın sekteye uğraması demek, milli gelirin düşmesi demek, kronikleşmiş sorunların çözüme kavuşamaması demek” ifadelerini kullandı.
HÜKÜMET TEK BAŞINA GELMELİ
“Koalisyon hükümetleri siyasal krizleri tetikleyen, siyasal krizlerinde ekonomik krizleri tetiklediği hızlı karar alma mekanizmasının olmadığı geç alınan kararlar ile ülkelerin ekonomik manada çöktüğü, yatırımların tam manada gerçekleşmediği, istikrarın olmadığı hükümet sistemidir” diyen Öztürk, “7 Haziran’dan bu tarafa yaşanılan süreci de dikkate alarak ciddi bir belirsizlik ve siyasal istikrarın tam olarak gerçekleşemediği bunun da ülke millete başta iş dünyasına olumsuz yansımalarını görüyoruz. Önümüzdeki 1 Kasım seçimlerinde sandıkta tercihini milletin tek başına iktidar olabilme ihtimali olan ve bu anlamda iktidarın ipini tek başına göğüsleyebilecek siyasal partilerden yana kullanması gerekiyor. Bu ülkemizin milletin geleceği açısından daha önemli bir unsur. Sandığa gidecek olan vatandaşlarımızın maceraya kapılmadan ülkemiz açısından son derece öneme sahip 1 Kasım seçimlerinde 7 Haziran’da düşülen hataların yenilenmemesi gerekiyor. Hem bölgemizde yaşanan olağanüstü gelişmeler hem de ülke içerisinde yaşanan terörle mücadele başta olmak üzere, ekonomik hususlarında vatandaşlar tarafından önemsenmesi açısından iradenin sandığa yansıtılması gerektiğini düşünüyorum. Halkımızın sağduyulu siyasal tecrübesi olan ne önemlisi de koalisyonları yaşamış bu milletin koalisyonlar döneminde yaşanılan ekonomik manada başarısızlıkları, olumsuzlukları acı reçetelerle bedeli ödendi. Bu yüzden 1 Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde halkın geçmiş koalisyon deneyimlerimizi yeniden gözden geçirip sandığa gitmeli diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme