Konya'da protesto! 'Ölmek istemiyoruz'

Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önünde protesto ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

Haberin Özeti

  • Memur Sen ve Eğitim Bir Sen, Şanlıurfa'daki bir okula yapılan silahlı baskını protesto etmek amacıyla Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.
  • Eğitim-Bir-Sen Başkanı Nazif Karlıer, Siverek'teki saldırıyı kınayarak okullarda şiddetin yaygın bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı.
  • Açıklamada, eğitimcilere yönelik şiddetin can güvenliğini tehdit ettiği belirtilerek, MEB'in okullarda güvenliği birinci öncelik haline getirmesi istendi.

Memur Sen ve Eğitim Bir Sen tarafından Şanlıurfa’daki bir okulda gerçekleştirilen silahlı baskın için Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önünde protesto ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

‘ÇOCUKLARIN PERVASIZCA SUÇ İŞLEDİĞİ BİR ZAMAN DİLİMİNDEYİZ’

Eğitim-Bir-Sen Konya 1 Nolu Şube Başkanı Nazif Karlıer, yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı şiddet kınıyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır. Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kalıyoruz. Hal böyle iken yetkililer çözüm üretmekte yetersiz kalıyor veya isteksiz davranıyorlar.

Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman dilimindeyiz.

Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, ögrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alıyoruz.

Eğitimciye şiddetin, bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz. Eğitimcilere yönelik saldırılar; geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğini çalışma hayatında başat sorun haline getirmektedir. Eğitimcilere yönelik saldırı, eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir.

Konya'da protesto! 'Ölmek istemiyoruz'

‘BİRİNCİ ÖNCELİK GÜVENLİK OLMALI’

Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, egitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hâle getirmektedir. Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde; devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü vardır. Devlet, vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Aynı şekilde devlet, okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumundadır. MEB'in birinci önceliği, eğitim kurumlarında güvenlik olmalıdır. Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olayları, yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınmalıdır. Bu çerçevede: Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.

Konya'da protesto! 'Ölmek istemiyoruz'

‘OKUL GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ AYRI BİRİM KURULMALI’

Okul-aile iş birliği okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı. Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli. Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevi değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız. Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddi-manevi koşulları oluşturmalı, milli-manevi eğitime önem vermeliyiz.

Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli. Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı. Emniyet işbirliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı. MEB'in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı. Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı. Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli. Siverek te yaşadığımız bu menfur bu olay, eğitim çalışanlarına, öğretmene karşı şiddetin son örnegi olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir.

Siverek'te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah'tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz”

Özel Haber

Bakmadan Geçme