• Haberler
  • Konya
  • Konya evlerinin en güzel süsü bir nostalji olma yolunda ilerliyor

Konya evlerinin en güzel süsü bir nostalji olma yolunda ilerliyor

Sobanın Konya'da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Araştırmacı Ömer Tokgöz, 'Soba ecnebi icadı yani. Tanzimat dönemi batıya giden devlet adamları elçiler, askerler, aydınlar ve azınlıklar eliyle topraklarımıza intikal etmiştir. Yurt çapında soba üretimi yapan Türk Sanayi-i Harbiye ve Madeniye fabrikatörü Şakir Zümre ise Zümre sobalarıyla ilk yerli sobayı üretmiştir' dedi.

Yeni Haber yazarı Araştırmacı Ömer Tokgöz, sobanın ve ısınmanın tarihini kaleme aldı. Sobanın Konya'da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Tokgöz, “Kış geldi yine sobalı evlere güzelleme yapma çoğaldı diyenler de var, ekşi sözlükte tam iki yüz elli iki sayfa lehte aleyhte yazı da var, özlemle çok güzeldi diyenler de var, sobalı evin sefaleti ve fakirliği temsil ettiğini söyleyen de var, zengin evinde kömür yanar fakir odunu zor bulur diyen de var, maltız ve mangal ateşiyle yetinirdi diyen de var. Yani soba bizim tarihimizde önemli bir yere sahip. Ama ocağınız tütsün, komşu komşunun külüne muhtaç olmak, komşudan ateş (köz) almak gibi deyimlerde sobalı hayattan önceki senelerde ısınmak için ocak yaktığımız, maltız ve mangal kullandığımız dönemlerden dilimizde yer etmiş ve ata sözleri ve deyimler içinde önemli bir yer tutar” ifadelerini kullandı.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-31-49.jpeg

“SOBA ASLINDA BİR ECNEBİ İCADI”

Sobanın Anadolu’ya dışarıdan geldiğini söyleyen Tokgöz, “Soba ecnebi icadı yani. Tanzimat dönemi batıya giden devlet adamları; elçiler, askerler, aydınlar ve azınlıklar eliyle topraklarımıza intikal etmiştir. Bizde daha çok ocak, mangal ve maltız türü ısınma yapılmıştır. Frenk icadı diye bir ara aleyhinde Müslüman evlerde kullanması bidattir diye fetva da verilmiştir. 1930'lardan itibaren saç odun sobaları, sonra kömür sobaları derken 1950'lerde soba giderek ülke genelinde yaygınlık kazanmıştır” dedi.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-32-52.jpeg

“SOBAYI ÜRETEN FABRİKAYI İLK KURAN ŞAKİR ZÜMRE OLDU”

Sobanın Anadolu’ya ikinci giriş yerinin Rusya olduğunu söyleyen Tokgöz, “Erzurum ve Doğu Karadeniz’de Rusça adıyla “peçko” kısa sürede köylere kadar yayıldı. Yine Karadeniz ve Kuzey Doğu Anadolu’da hazneli kuzine ile duvarlardan geçme borulu bir tür kalorifer sistemli soba yaygındır. Dökme, sac, tuğla, çini sobalar yerli zanaatkarlar tarafından üretilmeye başlandı. Özellikle çini sobalar zengin konakları ile önemli devlet dairelerinde kullanıldı. Yurt çapında soba üretimi yapan Zümre sobalarıyla “Türk Sanayi-i Harbiye ve Madeniye” fabrikatörü Şakir Zümre oldu. 1920’de kurulan Şakir Zümre Madeni Eşya Fabrikası‘nın sahibi Şakir Zümre Varna’da doğmuş ve Bulgaristan parlamentosunda milletvekilliği de yapmıştı; 1966’da öldü” diye konuştu.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-33-44.jpeg

“HER ŞEYE RAĞMEN İÇİMİZİ ISITMAYA YETERDİ”

Edebiyatçı yazar Rasim Özdenören’in çocukluk günlerinden bahseden bir yazıdan alıntı yapan Tokgöz şu ifadeleri kullandı: “Rasim Özdenören çocukluk anılarında sobadan şöyle bahseder: Uzaktaki soğuk: Şimdiki soğuklar bana arızî görünüyor. Sibirya veya İzlanda soğuğu diye anılan soğuklar nasıl bizim yerli soğuğumuz olabilir? Ben, bizim yerli soğuğumuzun şahını çocukluk yıllarımın Maraş'ında ve Malatya'sında yaşadım. Damların saçaklarından koca kütükler halindeki buz sarkıtlarının aylarca asılı kaldığı günlerdi. O tarihte daha radyatörü bilmezdik.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-32-41.jpeg

Sobalı evlerde yaşıyorduk. Ayakkabılarımız dışarıda kaldığından, sabahleyin okula giderken giydiğimizde ayaklarımız buz keserdi. Akşama kadar ayaklarımız ısınmazdı. Okulumuz da sobalıydı, odun sobası. Eğer okula geldiğimizde sobayı yanmış bulursak, hemen çevresine halkalanırdık. Ellerimizi birbirine sürte sürte ısıtmak isterdik. Ayaklarımızı sobaya doğru uzatmaya çalışırdık. Ama doğru dürüst ısınmaya fırsat bulamadan zil çalardı. Sanırım ondan sonra da üşüdüğümüzü unuturduk. Ama her şeye rağmen bir şeyden emindik: bir evimiz vardı. Okuldan çıktığımızda, bizi bekleyen bir ailemizin olduğunun bilincindeydik. Karnımızı doyuracağımızı, sobamızın kenarında iyi kötü ısınacağımızı, uyumadan önce ninemizin bize anlatacağı bir masalının mutlaka bulunduğunu bilirdik.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-34-20.jpeg

Bütün bunlar, her şeye ve her şeye rağmen içimizi ısıtmaya yeterdi. O zaman yaşadığımız havanın soğukluğu yerliydi; bir bunun sıcaklığı bile, içimizi ısıtmaya yetiyordu, yeterdi. İşin bu yönleri kadar bir de zahmet boyutu var ki oda ayrı bir çile idi. Sobanın külü, isi, baca ve boru temizliği, her gün kömür odun doldurmak, sobayı beslemek, soba yanan yer dışındaki her yerin ayaz olması, sabahın köründe odunluk ve kömürlüğe gitmek, her sene odun kömür almak, çektirmek yüklükte duş alırken donmak, saç boruları ve sobayı yaldız ile boyamak, emaye borular akmasın diye altına plastik kova bağlamak, leğende aile boyu yıkanmak, çıraları keser ile bölerken eline kaçırıp ufak tefek yaralanmak, Allah esirgesin soba zehirlenmesinden hastanelik olmak, hatta farkında olmadan ölmek, sobaya değip bir yerini yakmak, yanan kokan çamaşırlar, gaz benzin ile yakacağım derken soba parlayıp elini yüzünü yakan, Allah esirgesin soba parlaması veya kıvılcım atması yüzünden evi barkı yanan gibi negatif portreleri de sadece nostaljik bir güzelleme ve ah o günler demenin yan sıra etraflıca düşünmek gerekir.”

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-34-53.jpeg

“SOBA BİR NOSTALJİ OLARAK HATIRALARDA YERİNİ ALACAK”

Sobanın artık ömrünü yavaş yavaş dolduran bir hatıra olduğunu belirten Tokgöz, “Sobanın belgeselinde ise tüm bu anıları, keyifli anlar kadar çileleri, tek odada yaşanılan sıcaklığı, ayazı görmek mümkün, ya da ‘Sobalarında kuru da meşe yanıyor’ türküsünü merhum Özay Gönlüm'den dinlerken adeta bir sobanın dibinde çıtırtıları ve ateşin oynamalarını ve tavana vuruşunu hatırlamak da mümkün. Sosyolojik anlamda artık çoğunluk kentlerde yaşıyor ve kaloriferli evler tercih ediliyor, kentin çeperlerinde yer yer soba var, ilçeler ve köylere doğru gidildikçe soba kullanımı devam ediyor, çoğu ilçeler artık doğalgaza geçti, bir kısmı da geçmek üzere.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-32-15.jpeg

Keyif için anlık ve günlük olarak sobalı evde kalmak 1995 öncesi çocukluğunda şehirde sobalı evde yaşayanlar için bir nostaljik tatmin öğesi ve hoşlandığı bir şey ise de kaloriferli müstakil evler ve merkezi ısıtmalı dairelerde yaşamak da bugünkü hayatın bir realitesi olarak baskın bir tercih ve tarihin akışı içinde gelinen normal bir durum olarak nitelenmektedir” dedi.

whatsapp-image-2023-10-30-at-12-32-28.jpeg

Bakmadan Geçme