• Haberler
  • Konya
  • Konya GastroFest başladı! 'Konya Anadolu'nun özünü ruhunda yaşatıyor'

Konya GastroFest başladı! 'Konya Anadolu'nun özünü ruhunda yaşatıyor'

Konya'nın yemek kültürünün tanıtılmasının yanı sıra Türkiye'nin farklı lezzetlerinin de görücüye çıkacağı 'Konya GastroFest' başladı.

Konya GastroFest başladı! 'Konya Anadolu'nun özünü ruhunda yaşatıyor'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla Konya Büyükşehir Belediyesince Ecdat Bahçesi'nde düzenlenen ve 3 gün sürecek festivalin açılış töreni yapıldı. Yüzlerce yıllık bir birikimle bugüne gelen, başkent Selçuklu'nun binlerce yemeği, şerbeti, sofralara özel tarifleri 1-4 Eylül'de Konya'da, gastronomi meraklılarıyla buluşuyor.

Programda konuşan Emine Erdoğan şunları söyledi: "Her coğrafyanın, her şehrin, kendine ait bir karakteri vardır. Bu anlamda, Konya, Anadolu’nun özünü ruhunda yaşatan son derece özel bir yer.

Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan bu kadim şehirde, birçok medeniyetin ve kültürün izini sürüyoruz. Yüzümüzü çevirdiğimiz her yerde bizi karşılayan tarihi eser zenginliği, insanda adeta bir açık hava müzesi etkisi bırakıyor. Burada, tarih boyunca, ünlü âlimler, şairler, sanatkârlar, mutasavvıflar ve Allah dostları yaşamış, arkalarında büyük bir miras bırakmışlar. Son derece yüksek bir manevi atmosferi olan bu diyar; iç yolcuklara çıkan ve mana uyanışları arayan herkesin de önemli bir durağıdır. Elbette, Konya denilince akla ilk olarak büyük İslam mütefekkiri, Mevlana Hazretleri geliyor. Onun, iyiliğe, doğruluğa, sevgiye, hoşgörüye; kısacası güzel ahlaka daveti, insanlığa büyük bir yadigârıdır. İlahi sevgiyi öğreten Hazreti Pîr, hakikati arayan herkesin kalbine şifa sunmuştur.

Yaşamın her alanına sirayet eden Mevlevilik müessesinin en önemli etkilerinden birini, mutfak kültürü üzerinde görüyoruz. Edeple, adapla yoğrulmuş mutfak pratikleri, manevi eğitimin bir parçası haline gelmiştir. Dervişler eğitimlerine mutfakta başlamıştır. Sadece yemek pişirmeyi ve biyolojik bir ihtiyacı karşılamayı değil, Allah’ın insanlara lütfettiği rızka hürmeti öğrenmişlerdir. Yiyecekleri en verimli şekilde pişirmiş ve ellerindeki malzemeyi her zaman “nimet” nazarıyla değerlendirmişlerdir.

Aşçılık mesleği, kulların beslenmesine aracılık etmek olarak görülmüş ve ziyadesiyle itibar edilen bir meslek haline gelmiştir.”

“ELİMİZDEKİ BU GÜCÜN FARKINA HEP BİRLİKTE VARALIM”

Hz. Mevlana’nın aşçıbaşı Ateşbâz-ı Velî’nin, dünyada türbesi olduğu bilinen tek aşçıbaşı odluğunu hatırlatan Erdoğan, “Medeniyet ve inanç değerleriyle şekillenince, ortaya, fevkalade bir yeme içme ahlakı çıkmış, değil mi? Yemek günde iki kez yenir, dualarla başlar, yemek esnasında konuşulmaz, nasip olan her lokma için devamlı şükredilirmiş. Yemekler her zaman topluca yenir ve topluca bitirilirmiş. Böyle bir zarafetin karşında, yaşadığımız çağdaki küresel hazır yemek kültürünün, geleneksel kültürler üzerindeki yıkıcı etkilerine üzülmemek mümkün değil! İşte bu nedenle, lokmaların içine sinmiş tarihsel deneyimimize ve Anadolu bilgeliğine dört elle sarılmamız lazım! Çünkü mutfak, coğrafyaların yerel çeşitliliği kadar, bir toplumun kültürünün, iç dünyasının ve medeniyet tasavvurunun da aynasıdır. Bu aynadaki akisten, bir milletin kimliğini, karakterini ve niyetlerini okuyabilirsiniz. Çünkü yaşam yolculuğunun bir zarureti olan beslenme, insanlık tarihinin ilk gününden bu yana, beraberinde birçok kural, gelenek ve adet geliştirmesini sağlamıştır. Toplumların birleştirici gücü olduğu gibi, diğer toplumlardan farkını da ortaya koymuştur. Anadolu mutfağına bu açıdan baktığımızda, karşımızda adeta bir umman görüyoruz. Mutfak dediğimiz yerde, tarih ve inanç kadar, kültür, sosyoloji, sanat ve kimya gibi nice unsur var. Bu haliyle, çok yönlü bir araştırma alanı sunan, gerçekten büyük bir potansiyel! Ancak, her şeyden önce, mutfağımızın muhafaza edilmesi gereken bir miras boyutu var. O nedenle, bildiğiniz gibi, kısa bir süre önce “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabımızı literatüre kazandırdık. Gastronomi alanında uzman akademisyenlerimizin ve ülkemizin kıymetli şeflerinin bin bir emeğiyle ortaya konan bir çalışma oldu. Bir arkeolog titizliğiyle hazine sandığımızı elden geçirdik. İstedik ki mutfağımızı tüm yönleriyle tanıtalım ve elimizdeki bu gücün farkına hep birlikte varalım" şeklinde konuştu.

“YİYEN HAYRAN, YEMEYEN PİŞMAN”

Konya mutfağı için "Yiyen hayran, yemeyen pişman" dendiğini hatırlatan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Konya Mutfağı; Çatalhöyük'te doğan medeniyetlerle başlayan, Selçuklu saraylarında gelişen ve Mevlevi adap ve erkanıyla yoğrulan muhteşem bir birikimdir. Dünyada tek anıt mezarı olan, Mevlevi dergahının baş aşçısı Ateşbazı Veli, Konya mutfağımızın, çok önemli tarihi bir ismidir." dedi. Türk kültüründe yemeğin, sofrayla özdeşleştiğine değinen Kurum, sofranın, etrafında birlik ve beraberliğin sağlandığı, misafirlerin ağırlandığı bir sembol olduğunu dile getirdi.

"KONYA MUTFAĞI, MİLYONLARCA İNSANI BİR ARAYA GETİRMEYE DEVAM EDECEKTİR"

Kurum, ünü Türkiye'yi aşan Konya yemeklerinin birer marka olduğunu belirterek, "Bu markayı uluslararası platformlara taşımak hepimizin görevidir. Konya mutfağının bu potansiyeli vardır, bu lezzeti vardır. Gelen, bu lezzeti görmüştür, tatmıştır ve inanın; gittiği her yerde Konya mutfağını hayranlıkla anlatmıştır. Bu bakımdan gastronomi kültürüyle Konya mutfağı, Büyükşehir Belediyemizin yoğun çalışmalarıyla inşallah küresel bir marka olacak. Adeta etrafında kurulduğu muhabbetlerle gönülleri doyuran, Konya'nın insanlık birikimini, hoşgörüsünü, birlikte yaşama ahlakını dünyaya taşıma vesilesi olan Konya mutfağı, milyonlarca insanı bir araya getirmeye devam edecektir." diye konuştu. Sofralardan iş yerlerine kadar her alanda israfın önlenmesi için büyük çaba sarf eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a hassasiyetinden dolayı teşekkür eden Kurum, "Sıfır Atık Hareketi israfın önlenmesinde bizim en büyük gücümüzdür. Sıfır Atık Hareketinin mutfağımızdan başlayarak evlerimize, dükkanlarımıza, iş yerlerimize, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, üniversitelerimize kadar her yerde bir kültür haline dönüşmesi en büyük hedefimizdir. Bu hedef için de hepimizin canla başla çalışarak, sıfır atığı hayatımızın bir parçası haline dönüştüreceğine inanıyorum." ifadesini kullandı.

KONYA GASTROFEST'TE YEMEĞİN HİKAYESİNİN DE ANLATILACAĞI BİR KONSEPT OLUŞTURULDU

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta ise yemeğin bir medeniyet olduğunu, evlerde pişen aşın kardeşliği, beraberliği pekiştirdiğini dile getirdi. Usta, Konya'nın 10 bin yıllık medeniyetinde yer edinmiş tüm yemek çeşitlerinin "Konya GastroFest"te sergileneceğini belirterek, "İnşallah günümüz bereketli olsun. Bereketimiz taşsın, dökülmesin. İsraftan uzak, paylaşmayı bilen, sadece yemeğini değil, merhametini, sevgisini, barışını Konya'dan bütün dünyaya duyurmaya çalışan, bu vesileyle manevi iklimini her ortamda artırmaya çalışan Konyalı hemşehriler olarak, biz bize yakışanı yaparak, bu festivalde eminim çok güzel görüntülerle, çok güzel dostluklarla, uluslararası olarak gelen katılımcılarımızla oluşturduğumuz bağlarımızla Konya'mızı çok daha büyük bir medeniyet halinde tanıtma imkanı buluyoruz." diye konuştu.

“ŞÖLEN HAVASINDA GERÇEKLEŞECEK”

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın her anlamda eşsiz bir mirasa ev sahipliği yaptığını söyledi. Başkan Altay, “Konya, kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel ve büyük bir coğrafya. Sahip olduğu tüm güzelliklerinin yanında, Türkiye’nin ve dünyanın dikkatini çeken zengin bir mutfak kültürüyle de ünlenmiş durumda. Konya’mızda on bin yıl önce Çatalhöyük’le başlayan yemek pişirme geleneği, binlerce yıl aralıksız devam etti. Topraklarımızda yaşayan her bir medeniyet, yemek kültürümüzü daha da yükseğe taşıdı. Selçuklu ve Osmanlı devrinde ise Konya mutfağı adeta altın çağını yaşadı. Özellikle 200 yıllık Selçuklu başkentliği döneminde, saray mutfağının en güzel lezzetlerinin merkezi oldu” diye konuştu.

“KONYAMIZIN 60 LEZZETİ COGRAFİ TESCİLLİ”

Konya’nın aynı zamanda dünyada türbesi yapılan tek aşçı olan, Mevlânâ Hazretleri’nin baş aşçısı Ateşbaz-ı Veli Hazretleri’nin de şehri olduğunu belirten Başkan Altay, “Bizler, şehrimizin sahip olduğu bu eşsiz değerleri, sizlerin destekleriyle en iyi şekilde korumak, dünyaya tanıtmak ve Konya’nın saray mutfağını ve yöresel lezzetlerini gastronomi turizmine kazandırmak için yoğun gayret gösteriyoruz. Bu çalışmalar neticesinde Konya gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ulusal Listesine dâhil oldu. Yemeklerimizin tescilini almak için toplamda 101 ürünümüz için başvuruda bulunduk. Bugün itibariyle Konya’mızın birbirinden güzel 60 lezzeti, coğrafi olarak işaretlendi ve Konya’mıza has ürünler olarak tüm dünyada kabul gördü. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak ‘Benim Şehrimde Yemek Bir Medeniyettir’ sloganıyla geçen yıl ilk defa gerçekleştirdiğimiz ve üç günde 300 bin misafirin ziyaret ettiği Konya GastroFest, bu alandaki çalışmalarımızın zirvesi oldu. Bu yıl ikinci kez düzenlediğimiz Konya GastroFest’te; yalnızca yemeği değil, yemeğin hikâyesini de anlatacak bir konsept oluşturduk. Konya mutfağının Çatalhöyük’le yoğrulan, Selçuklu sarayında pişen ve Mevlevi mutfağında olgunlaşan öyküsü, Konya GastroFest’te en güzel etkinliklerle adeta yeniden hayat bulacak. GastroFest kapsamında yapılacak söyleşiler, konserler, müzikaller, çocuklara yönelik etkinlikler ve yemek yarışmalarıyla, festivalimiz bir şölen havasında gerçekleşecek” diyerek sözlerini tamamladı. Üniversitelerin aşçılık bölümünden mezun olan öğrencilere kuşakları giydirildi. Mevlevi mutfağı aşçısı Ateşbaz Veli türbesinden getirilen tuz, Emine Erdoğan, Bakan Kurum ve katılımcılar tarafından toyga çorbasına atıldı.

• SÜMEYRA KENESARI-BÜŞRA ERKUŞ
YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme