''Konya Kültür Başkenti Olmalı''

YUSUF KARAKAŞ-HAYRETTİN ATAK / YENİ HABER

''Konya Kültür Başkenti Olmalı''
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Ak Parti Konya milletvekili Ahmet Çalışır gazetemize nezaket ziyaretinde bulunarak milletvekili olması halinde hayata geçireceği projelerden söz etti. Çalışır, Konya’da kültür ve sanat alanında üretilen projelerde imzası olduğunu ve bundan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “ Konya’nın Kültür ve Sanatta artık bir merkez olmasının zamanı gelmiştir” diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Sanatçısı unvanına sahip olan Ahmet Çalışır, bugüne kadar müzik konusunda bir çok projeye imza attığını söyledi. İşin mutfağıyla da ilgilenilmesi gerektiğini söyleyen Ahmet Çalışır, ’’Fakat tek yaptığım koro sanatçılığı değil işin mutfağıyla da ilgileniyorum. Bu anlamda üretilen çoğu projede de imzam var. Hem Konya’nın isminin dünya çapında duyurulması olsun, işin felsefi boyutu olsun, akademik boyutu olsun hem Bilkent Üniversitesinde Türk Müziği Kulübünü çalıştırıyorum hem de Gazi Üniversitesinde Türk Müziği hocasıyım. Konya’nın aslında bir çok dinamiği olmasına rağmen bunlar hayata geçirilememiş gibi görünüyor. Yani İslam medeniyetinden söz ediyorsak kadim medeniyetten söz ediyorsak Selçuklu’nun payitahtı olan Konya’nın burada çok ciddi bir rolü olması gerekiyor. Bu şimdiye kadar ıskalanmış gibi görünüyor sadece semadan ibaret HZ. Mevlana’dan ibaret sayıldı. Evet HZ.Mevlana Konya’nın dünyaya açılan büyük bir kapısı gibi görünse de içinin doldurulması bakımından çok cılız kaldığını düşünüyorum’’ şeklinde konuştu.

Turizm gücümüzü ortaya çıkarmalıyız

Ülkemizdeki Kültür ve Turizm politikalarını eleştiren Ahmet Çalışır, Mistik Müzik Festivalinin de önemine değinerek festivalin tüm Türkiye’ye yayılması gerektiğini ifade etti. Konya’nın tanıtımının her zaman ön planda tutulması gerektiğine dikkat çeken Ahmet Çalışır, ’’Şunu samimiyetim ile söylüyorum ki ülkemizin kültür politikası açısından yapıcı bir eleştiri anlamında söylüyorum bunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı birleştiği andan itibaren 20-25 milyar dolarlık bir turizm girdisi olan memlekette politikanın turizmde dönmesi gibi bir sonu ortaya çıkartmaktadır. Dolayısıyla kültür ıskalanmış gibi. Peki Konya bunun neresinde olacak. Eğer Türkiye’nin turizm gücünü dünyaya açmak istiyorsak bunun yerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Ben bu anlamda ihtifaller zamanında bir mistik müzik festivali yapılarak sanatkarlarımızın buraya davet edilerek buna bir katkı sağlayacağını düşünmüştüm’’ dedi.

Konya’da neden film platosu olması

Mistik Müzik Festivalinin kendisine ait bir proje olduğunu ve zaman içerisinde gelenek haline geldiğini belirten Ahmet Çalışır,’’2003-2004 yıllarında böyle bir projeyi Kültür Müdürlüğünün danışmanlığını yaparken götürdüm ve kabul edildi.4-5 yıl ben yaptım proje benim projemdi. Şuan yanılmıyorsam 12.si yapılıyor. Bu anlamda bunun altının daha fazla doldurulması gerekiyor. Bunun sadece Konya’da Konyalılara değil de Konya siyasetçilerinin önderliğinde diğer illere de yayılması gerekiyor. Konya’ya ait tüm değerlerin diğer illerde de görücüye çıkması taraftarıyım bu Konya’nın tanıtımı açısından da önemli. Mistik Müzik Festivali kendiliğinden zaman içerisinde bir gelenek haline geldi. Bu anlamda yaygınlaştırılmalı peki bununla mı kalmalı hayır. Konya’nın büyük bir film platosu haline getirilmesi gerekiyor arazi bunun için müsait. Hz Mevlana ile ilgili yaşayan bir Mevlevi köyü, Selçuklu köyü yapılması gerekir. Bir Asmalı Konak turizmi vardı ülkede bir dönem Nevşehir’de bir dizi çekildi turizm patlaması yaşandı. Düşünün burada film platosu olduğunu inanılmaz katkısı olur kente’’ dedi.

Kültür değil Medeniyetten söz etmeliyiz

Konya’nın İslam Birliğinin Kültür Başkenti olması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Ahmet Çalışır, ’’İnanç turizmi denilen kavram var ki bu benim çok hoşuma gitmiyor. Az önce bahsettiğim projeler lokal anlamda yapılacak şeylerdir. Zaten biz Konya’nın İslam Birliğinin Kültür Başkenti olmasını vizyonumuza alarak yola çıktık. Konya’nın dinamikleri buna yeter fazlasıyla yeter. Konya sadece etli ekmekten ibaret olarak algılanmamalı ki etli ekmeğinde esnafın birkaç kuruş daha fazla kazanası için çok fazla ön plana çıkarıldığını hepimiz biliyoruz. Amerika’ya gittiğiniz o Hollywod denilen yeri gezdiğinizde günlerce çıkamıyorsunuz. Amerika gezinizi artık bir kenara bırakıp film platolarını geziyorsunuz. Kültür bizim sevdamızı anlatmakta çok cılız kalıyor kravat takmakta çay içmekte bir kültürdür. Biz medeniyetten söz etmeliyiz’’ diyerek kültürün altına iyi doldurulması gerektiğine değindi. Hindistan’ın Bollywood sinemasını örnek veren Ahmet Çalışır, gelenek, klasik ve modernitenin birleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ortaya başarılı ve milli bir sinema dilinin çıkartılması gerektiğini kaydeden Çalışır, ’’Bugün Hindistan’da Bollywood dediğimiz bir sinema sektörü var ve adamlar kendi kültürleri ile batı kültürü harmanlayıp ortaya bir sinema dili, tarzı ortaya çıkarmışlar, çok başarılı bir yol değil şeklinde eleştirilse de bence başarılı. Nereden baktığımızla alakalı. Şimdi Amerika uyutacağı uyuşturacağı memleketlere kendi Hollywood ile girdiğini düşünürsek bu meselenin vahameti çok daha iyi anlaşılır. Bu noktada ben gelenekle, klasikle, modernite ve geleceğin birleştiği bir milli kültür politikamızın oluşturulup bunun içerisine sinemanın da dahil olmasını istiyorum. Politika deyine zaten sinema, müzik her şeyin içinde olması gerekir. Osmanlı’nın zirveye ulaşmasında bu yatıyor hiçbir komplekse kapılmaksızın gittiği her yerde oranın kültürünü almıştır. Bugün yapılan Türk Müziğimi Balkan Müziğinden yoksa Balkan Müziğimi Türk Müziğinden etkilenmiştir tartışması yapmak bizi ileriye değil geriye götürür’’ dedi.

Sanat ve Siyaset bağımsız düşünülemez

Siyaset ve sanatın birbirinden bağımsız olamayacağını belirten Ahmet Çalışır, ’’Bugün bir gerçek var, artık gençlerimiz yabancı kültürlere meyilli bir yaşam sürdürmekteler bunu dayatma olarak yaparsa tamamen kaybetme gibi bir riskle de karşı karşıya kalabiliriz. Siyasetin sanattan bağımsız olarak düşünülmesi mümkün değil. Sizin kişisel dünya görüşünüzle siyasetin mutlaka kesiştiği bir alan vardır. Bugün baktığımızda TRT’nin yayın politikasını  gözden geçirmesi gerekmektedir. Tamamen eğlenceye Show’a adapte olmuş. Kültür ve Medeniyet bağlamında annelerin önemli bir rolü olmalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında ünite oluşturulup KOMEK’te verilen eğitim benzeri tüm Türkiye’de annelere eğitim verilmeli ki nazik zarif bir nesil yetişsin’’ diyerek sözlerini noktaladı

Bakmadan Geçme