Konya'nın meşhur 'barana geceleri' yaşatılıyor
Asırlardır Konya kültürünün temel taşlarından biri olan barana geleneği, uzun havalardan hareketli kaşık türkülerine uzanan zengin repertuvarıyla, müzik ve sohbetin bir arada yaşandığı unutulmaz bir geceye sahne oluyor.
Konya’da yüzyıllardır sürdürülen barana kültürü, sazın, sözün ve sohbetin bir araya geldiği köklü bir gelenek olarak yaşatılıyor. Türkmen yaşam tarzı ile Mevlevi musiki anlayışının birleşmesiyle oluşan bu kültür, özellikle uzun kış gecelerinde kurulan meclislerde türküler ve sohbetler eşliğinde nesilden nesile aktarılıyor. Konya baranasında icra edilen eserler, sadece müzik değil; gurbeti, seferberliği, ayrılığı ve Anadolu insanının ortak hafızasını da yansıtıyor.
‘SAZ VE SÖZ İLE YAŞATILIYOR’
Konya’nın Gödene Mahallesi’nde de barana kültürü sürdürülüyor. Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz Gödene mahallesinde yapılan Konya barana türküleri gecesine katıldı. Programda önemli mahalli sanatçılar ve Konya türkülerine aşina insanlar bir araya geldi. Program Konya türkülerine hizmet etmesiyle tanınan Gödeneli Mustafa Özceran'ın daveti ile gerçekleşti.
Tokgöz, barana ile ilgili şu bilgileri aktardı;
“Konya barana gecesi veya Konya oturağı olarak bilinen saz ve söz muhabbetleri hem Türkmen geleneğinin hem de Mevlevi dergahının musiki geleneğinin birleşmesi ile oluşmuştur. Uzun kış gecelerinde musiki icrası ve sohbetler yapılarak insanlar arasında Konya kültürünün saz ve söz ile yaşatıldığı görülmektedir.
Konya türküleri üzerine en güzel değerlendirmeleri edebiyatçı yazar Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir isimli eserinde yapmıştır. Konya’da Mevlana kadar yükseklerde uçmasa bile varlığını bize onun kadar kuvvetle kabul ettiren ikinci- Selçuk epopesi(destanı) de düşünülürse-üçüncü bir varlık daha vardır, folklor. Ben Orta Anadolu türkülerini o gurbet, keder, türlü ten yorgunluğu ve iç darlığı dolu acı dert kervanlarını bu şehirde tanıdım.
‘SAZ, SÖZ, NEY, SEMA, SAFA…’
Bu noktada merhum Alev Alatlı’dan ilginç bir yoruma göz atalım, dünya görüşü ve müzik başlıklı yazısında şöyle diyor: Ancak, meselenin başka bir yönüne temas etmek istiyorum. Size biraz müziğin psikolojisinden ve dünya görüşleri ile ilişkisinden bahsedeceğim… Öncelikle anlamamız gereken, müziğin dünya görüşünü yansıttığıdır; belli bir dönemin dünya görüşünü yansıtır müzik. Hemen bir örnekle açıklayayım; örneğin, Konya Ovası’nda güneş cura ile batar. Şöyle bir düşünün ne demek istediğimi. Cura sesinin, Konya ovasının yarattığı psikolojiyi düşünün. Aynı sesi sanayi toplumlarında bulamazsınız.
Daha eskilere gittiğimizde ise Evliya Çelebi’nin gezip gördüğü zamanda Konyalılar için ...saz, söz, ney, sema ve safaya düşkündürler... demektedir. Konya oturak alemleri, öyle sanıldığı gibi, her rast gelenin, içine girebileceği bir iş değildi. O alemlere girebilmek için, yıllarca sözde sadakat, emanete sahip olma, mertlik, gözü peklik, hele hele beline sağlam olma gibi dürüst karakterden, mümeyyiz vasıflardan, tecrübeden geçmiş olmak lazımdı.
Konya türkü gecesinde başlangıç müziği olarak enstrümantal Peşrev eseri çalındı. Daha sonra Bergama, Menteşeli, Şu Sillenin sokakları sekili türküsü ile devam edildi. Üsküdar, Sille, Acemoğlu türküleri icra edildi. Sırasıyla Gesi Bağları, Emirdağı, Ağam ben yandım, Baygın Cemilem, Karadut, Evlerinin önü nane maydanoz ve Eşmakaya, Elmaların yongası türküleri icra edildi.
Neyzen Mehmet Eken solo olarak ney ile Aşık Veyselden Dostum dostum türküsünü ve Fikrimin ince gülünü seslendirdi. Udi sanatçı Adnan Demirci programda istek cümbüş ve udu ile uzun hava olarak Sefil Baykuş, Zahidem, Şu Yüce dağları duman kaplamış, Ham meyveyi kopardılar dalından, Kaşlarını eğdirirsin, Ereğli’den bir kız geçti, Bayramdan bayrama, Hata ettim bir kere, Bülbül havalanmış ve Sevmekten kim usanır eserlerini seslendirdi.
‘HÜZÜNLÜ ESERLER DE SÖYLENİYOR’
Barana muhabbetinin ilerleyen evresinde solist Saim Kayhan tarafından seslendirilen Oy Havar, Mevla’m birçok dert vermiş, Ayrılık kolay değil, ne ağlarsın benim zülfü siyahım, bir fincan kahve olsan, dalgalandım da duruldum gibi şarkı ve türküler ise programa ayrı bir renk kattı. Program sonunda Yüce dağları duman bağlamış isimli şiirinden bestelenmiş olan uzun havayı Adnan Demirci seslendirdi. Konya barana oturaklarında yalnız hareketli kaşık havaları değil, hüzünlü eserleri de söyleniyor. Özellikle seferberlik zamanı yakılan Menteşeli türküsü ile birlikte sözleri Ziya Gökalp'e 'e ait şehit haremi ve Balkan faciası üzerine bir annenin seslenişini ve feryadını dile getiren filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı tarafından yazılmış şu yüce dağları duman kaplamış gibi hüzünlü ve ağır türküler iştiyakla söylenmektedir.
Konya müziği, kültürü ve sohbet adabı kuşaktan kuşağa Konya barana gecelerinde ve türkülerinde yaşatılmaktadır. Konya mızrabı denilen saz vuruş tekniği Türkiye geneli bilinen ve meşhur olmuş bir saz çalma tekniğidir. Konya merkezinde ve ilçelerinde yapılan bu türkü geceleri Konya’nın ve Türkiye’nin hakiki müzik değeridir. Kültür bakanlığı ve yerel yönetimlerce bu musiki kültürünü yaşatmak ve genç kuşaklara tanıtmak üzere Konya Barana Türküleri bölümü kurulmalıdır.”
Bakmadan Geçme


