Konya TEMA ile yeşilleniyor

Tema Vakfı 80 İl, 328 İlçe, 109 Mahalle, Belde ve 162 üniversite olmak üzere toplam 679 noktada saha faaliyetlerini gönüllü temsilcilerin aracılığıyla sürdürüyor

Konya TEMA ile yeşilleniyor
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Tema Vakfı 80 İl, 328 İlçe, 109 Mahalle, Belde ve 162 üniversite olmak üzere toplam 679 noktada saha faaliyetlerini gönüllü temsilcilerin aracılığıyla sürdürüyor

TEMA Vakfı Türkiye genelinde 800 bin Konya’da ise 28 bin 396  gönüllü temsilcisi ile çevreyle ilgili çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. TEMA Vakfı Konya Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Emin Yıldırım; örgütlenme, eğitim ve savunuculuk faaliyetleri olmak üzere toplam üç alanda çalışmalar yaptıklarını söyledi. Mehmet Emin Yıldırım, “TEMA Vakfını her şeye karşıymış gibi görüyorlar ama bizim vakfımızın yanlış gördüğü bir şey varsa mutlaka altında bir bilimsel çalışma ve dayanak vardır” dedi. Konya’da yaptıkları ağaçlandırma çalışmaları hakkında bilgi veren Yıldırım, “İlk olarak, devletin yaptığı ağaçlandırma çalışmalarına destek olmak amacıyla gidiyoruz. İkincisi bizim bireysel olarak yaptığımız çalışmalar var. Yine biz devletin hazine arazilerini, belediyenin gösterdiği arazileri ve üniversitelerin gösterdiği arazileri yeşillendiriyoruz. Üçüncüsü bizim bir kendi ağaçlandırma sahamız var Kozağaç tarafında ama biz orayı çocukları bilinçlendirme adına yapıyoruz” şeklinde konuştu.

tema.jpg

“FİDANIN DİKİLDİĞİ KADAR BAKILMASI DA GEREKİYOR”

Fidan dikimlerini sadece bireysel olarak değil bağışlarla da yaptıklarını dile getiren Yıldırım, “Bizim Tarım ve Orman Bakanlığımız ile bir protokolümüz var. O bize alan tahsis ediyor bizde orayı ağaçlandırıyoruz. Yani bir gün Konya’da alan tahsis edilirse Türkiye genelinde bir ağaçlandırma yapılır. Biz fidan dikimlerini önemsiyoruz ama dikildiği kadar da bakılması geriyor. Tema vakfı diktiği fidanların bakımını üç yıl üstlenir ondan sonra da bakanlığa devreder ve bakanlık bakmaya devam eder” ifadelerini kullandı.

tema-2.jpg

“ÇEVREYİ KİRLETMEK KUL HAKKIDIR”

TEMA’nın fidan dikimi için öncü bir kuruluş olduğunu kaydeden Yıldırım, “ Tema’yı geçtik aslında bizim dinimizin de emirleri arasında. Bir fidan varsa elinde, kıyamet kopacağını bilsen dik diyor hadisi şerifte. Biz toprağı, canlıyı, havayı, suyu, doğal balıkları koruyoruz. Aslında Mevla’da bunları koruyalım diye emretmiş bize. Aslında biz bırakın çevreciliği inancımız gerekeni yapsak zaten yeterli olur. Çevreyi kirletmek kul hakkıdır. Türklüğün gereği olarak çok asil bir milletiz. İçimizde çok değişik etnik kökenleri barındıran etnik bir yapıyız ve onların hepsi çevreci insanlarmış. Biz göçebeyken de böyleyiz. Arkamızda pislik bırakmamışız” diye altını çizdi.

“TÜKETEN BİR TOPLUMDAN ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

Üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Yıldırım şöyle konuştu: “Biz nasıl böyle olduk, farklı bir toplum.  Çocuk dışarı çöp atıyor. Annesi babası da atıyor. Annesi, babası attığı için aslında çocuk da atıyor. Bu bir kısır döngü oluşturuyor. Aslında TEMA bunun bir öncüsü ama temadan başka herkes Allah rızası için vatandaşlık görevi gereği çevreci ve duyarlı olsa olay bitecek zaten. Olanda, olmayanın hakkı vardır. Biz var diye sıfırı tüketmeye çalışıyoruz ama bittiğinin farkında değiliz. Tüketen bir toplumdan çıkmamız  gerekiyor. Ama bizim toplumumuzda cebe dokunduğu zaman oluyor. Yıllardan beri çöp poşet atmayın, torba atmayın diyorduk çünkü bedavaydı. Şimdi paralı oldu. Dışarıdaki çöp poşetlerinin sayısı bile azaldı.”

tema-77.jpg

TOHUMLAR FİDANA, FİDANLAR AĞACA

Vakfın tüm yıl boyunca uyguladığı eğitim programlarına da değinen Yıldırım şunları anlattı: “Bizim Milli Eğitim Bakanlığıyla da protokolümüz var. Gönüllü olan okullarla, Milli Eğitimin yönlendirdiği ya o okulun öğrencilerinin ya da o okuldan talep eden sınıflarının bir yıl boyunca eğitimlerini veriyoruz . Onun dışında da ağaç kardeşi diye bir programımız var. Burada çocuklara biz toprak, erozyon, çevre, su, hava eğitimlerinin yanı sıra tohumdan fidana,  fidandan da ağaca kadar olan kısımda gözlemleyerek, dokunarak, öğrenecekleri eğitim veriyoruz. Bu kapsamda onlara saksılar, tohumlar, gözlem kutuları veriyoruz, tohumları inceletiyoruz. Tohumun ekmesini tohumun fidana dönüşmesini daha sonra o fidanların toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu bizim yılda yaptığımız etkinliklerdir. Ama bir de bizim sürekli olarak çalıştığımız okullar var.”

“TOPLU TAŞIMAYA ÖZENDİRME AZ”

Konya’da gördükleri eksikliklere de değinen Yıldırım, “Öncelikle şehir yanlış yere doğru büyüyor. Sanayi yanlış yere doğru büyüyor. Konyalıların gedevet dediği bir şey vardır. Bu bir rüzgâr ismidir. Konya’da esen hâkim rüzgârın adı gedavet. Bu gedavet rüzgârlarının estiği yer sanayi bölgesinden şehre doğru olan yerdedir. Konya’da gerçekten çok ciddi bir miktarda hava kirletici sanayi olmadığı için hala havası bu kadar temiz. Konya’da ciddi bir trafik sorunu olmaya başladı. Biz yeni yollar yapalım diyoruz ama toplu taşımaya özendirme, yönlendirme az. Toplu taşıma araçlarının yaygınlaştırılması ya da ucuzlatılması lazım. Bunlar yaygınlaşırsa insan bireysel araçlara yönelmeyi azaltır trafik sorunu da azalmış olur böylece. Fosil yakıtları azalırsa egzoz dumanları da azalır” diye açıkladı.

“ÇİM, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE NEDEN OLUYOR”

Yıldırım, “Her yere park yapılıyor. Diyeceksiniz ki yeşillik ne güzel değil mi? Oralara biz çim ekiyoruz çim aslında masum bir şey değil. Çim çok fazla sayıda su ister. Bizim suyumuz yok. Gelen güneş ışınlarını çim geri yansıtır. Gelen ışınlar yansıdığı zaman tekrar atmosferimizi yansıtıyoruz. Sıcaklık artıyor ve sıcaklık arttığı zaman iklim değişikliğine yol açıyor. Diyoruz ki Haziran ayında yağmur yağdı, Temmuz ayında yağmur yağdı. Sıcaklar mevsim normallerinin üstünde diyoruz. Nisan yağmuru diye bir şey vardı. Şimdi nisanda yağmur yağmıyor. Biz nisan yağmurlarını Haziranda Mayısta görüyoruz. İklimler değişiyor. Aylar kayıyor” diyerek her alana çim ekilmemesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

“GÜNEŞ ENERJİSİ YATIRIMLARI TEŞVİK EDİLSİN”

Yıldırım, son olarak çevre sorunlarıyla ilgili çözüm önerilerini şöyle sıraladı: Mesela bir inşaat yaparken yenilenebilir enerjinin kullanabileceği yapılara izin verelim. En azından apartman içi aydınlatmaları güneş enerjisiyle yapılsın. Çiftçi, Tarım Bakanlığı vs buna destek versin. Yeni yapılan yatırımlara güneş panelleri koyulma şartları getirilsin.  Etrafımıza yapılacak olan yeşillikler için biz su harcıyoruz ya aşağıya bir depo yapsınlar yağmur suları biriktirilsin. Yazın, yağmur sularıyla sulansın. Kışın zaten sulama yapılmıyor. Bir toplumun, bir bireyin, bir de kurumların yapacağı şeyler var. Ne yapılabileceğini konuşmamız geriyor. Konya’nın önde gelen insanları, bilim insanlarıyla bir araya gelip Konya’da iklim değişikliği için bir çalıştay yapılmalı, herkes fikrini söylemeli. Bu bir yol haritasına çıkarılıp eylem planına dönüştürmeli.”

SÜMEYRA KENESARI/ YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme