“Benim için hayatımdaki dönüm noktalarından biri Batı Trakya’dan sonra Konya” diyen Batı Trakya Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, “Mevlana ruhunu bize öyle iyi verdiler ki zaman zaman gittiğim yerlerde duruşumuzla tavırlarımızla Konya’da Mevlana terbiyesi aldığın belli dediler” dedi. İskeçe Müftüsü Ahmet Mete’de “Türkiye sayesinde nefes alıyoruz” dedi.
Konya İl Müftülüğü ’nün davetlisi olarak Konya’ya gelen Batı Trakya Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Konya İl Müftü Yardımcısı Muharrem Biçer ile birlikte Gazetemizi ziyaret etti. Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ziyarette Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Lokman Koyuncuoğlu’na Batı Trakya Türk’lerinin yaşadığı sorunları, yaptıkları faaliyetleri Batı Trakya’daki din hizmetleri hakkında bilgi verdi.
KONYA HAYATIMDAKİ DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİ
“Benim için hayatımdaki dönüm noktalarından biri Batı Trakya’dan sonra Konya” diyen Müftü İbrahim Şerif, “Mevlana ruhunu bize öyle iyi verdiler ki zaman zaman gittiğim yerlerde duruşumuzla tavırlarımızla Konya’da Mevlana terbiyesi aldığın belli dediler. Bununla da her zaman guru duydum. Eğer Konya’da Mevlana terbiyesi alabilmişsem ne mutlu bana. Biz Konya terbiyesiyle terbiyelendik. Hayatımın sonraki bölümlerinde İstanbul İslam Enstitüsü’nden mezun oldum. Memlekete gittiğim zaman buradan aldığım Anadolu terbiyesini taşımaya çalıştım. Hep Müslümanlar için, insanımız için çalıştık” dedi.
MÜFTÜLER İNSANLARIN DA MİLLETİN DE BAŞI
Batı Trakya’da anlaşmalarla doğan müftülükler olduğunu belirten Şerif, “Müftülükler ki protokolde bir numara ve orada bulunan insanların da milletin de başı. 25 yıldır bölgemde kesintisiz olarak müftülük görevini yürütmekteyim. Balkan Savaşlarında Osmanlı Devleti Bulgaristan ve Yunanistan ile anlaşmalar yapmış. Sizin elinize geçen topraklarda biz Müslüman Türk azınlıkları bıraktık. Bizim topraklarımızda Osmanlı tebaası olarak yaşayan Hristiyanlara nasıl muamele yapmışsak onlara öyle davranmanızı bekliyoruz denilmiş ve haklar Uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmış. Osmanlı Devleti Balkanlardan çekildikten sonra Bulgaristan ve Yunanistan’daki azınlıkların dinleri özerk olacak aile hukukunda kendi aralarında Mecelle’yi uygulayacaklardı” diye konuştu.
YUNAN DEVLETİ MÜFTÜLERİMİZİ TANIMADI
Yunan devletinin kendi seçtikleri müftüleri tanımadığını ifade eden Şerif,”Evvela müftüler Osmanlı döneminde kadıların yaptığı bütün görevleri müftünün üzerine devretmiştir. Müftünün en büyük özelliği de o bölgedeki halkın seçimiyle göreve gelecekti. Çünkü sadece ahiret için değil, müftüler aynı zamanda dünya liderleri olarak da halkın tespit ettiği kişiler olması lazım. Bu haklar ve yetkiler uzun yıllar kullanılmış.1985 yılına gelindiğinde müftüler vefat edince Yunanistan Müslüman azınlığa sormadan müftü tayinine gitti. Halk da bunu kabullenmedi. 1990 yılına kadar halkın yoğun ısrarına rağmen seçim yapılmadı. Azınlıklar da anlaşmalara dayanarak müftü seçimlerini yaptı. Seçimi yaptıktan sonra Yunanistan bizim müftülerimiz var sizinkiler müftü taklidi yapıyor dedi. Yunanistan iç hukukuna göre de bana 9 ay hapis cezası verdiler. Neticede iç hukuku bitirince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat ettim. Benimle birlikte İskece’de seçilen bir hocamız vardı. Şimdi rahmetli oldu. Ona da aynı kovuşturmaları yaptılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi beni haklı buldu. Yunanistan bana para cezası ödedi ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaptırım gücü olmadığından Yunanistan hükümeti sana parayı ödeyeceğim ancak görevi vermeyeceğim dedi. İskece’deki hocamız rahmetli olunca Ahmet Hocamız müftü seçildi. 2000 yılında Avrupa İnsan Hakları mahkemesindeki dava sonuçlanınca Yunanlılar kovuşturmayı bıraktılar. 2000 yılından itibaren seçilmiş müftülükler doğmuş oldu. Yunanistan bizi tanımadığı için bize devletin resmi mührünü vermedi. Fakat halk bizimle beraber oldu ve arkamızda durdu. Bugün Batı Trakya’ya geldiğiniz zaman seçilmiş iki tane müftülük var. Tayin edilenler asimilize olmuş durumda. Tayin edilenleri Yunan Devleti tanıyor ancak azınlıklar ve Türkiye tanımıyor. Hatta Türkiye’ye girmeleri de yasak. Bugün müftülerin anlaşmalarla doğan haklarını dolaylı yollardan halkla beraber kullanıyoruz. Bize yapılmak istenen çeşitli yollardan asimilasyon. Bu asimilasyonun önüne geçmek için biz de bütün gücümüzle dinimizi ve dilimizi muhafaza etmek için bir mücadele içindeyiz” şeklinde konuştu.
BELLİ BAŞLI 4 SIKINTIMIZ VAR
Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk’ler olarak yaşadıkları sıkıntıları sıralayan Şerif, “Bizim şu an itibariyle 4 tane belli başlı sıkıntımız var. Evvela kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Ardından müftülüklerimizi Yunan devleti resmen elimizden aldı ve seçim yapılması gerekirken yapılmıyor ve Yunan hükümeti Osmanlı’dan kalan vakıfların idaresini bize bırakmıyor. Üçüncü ve en önemli sorunumuz ise eğitim. Şu anda 150 civarında Türk ilkokulu var. Bu okullarda ana dilde ve devlet dilinde olmak üzere iki çeşit eğitim veriliyor. Ana dilde olan derslere de sürekli darbe vuruyorlar. Türkçe’nin bozulması için çalışıyorlar. Dinin sulandırılması için çalışıyorlar. Bize de buna karşı okulların dışında, camilerin yanında Kur’an Kursları açtık. Çocuklar öğlen okuldan çıktıktan sonra camilere gelerek din eğitimi alıyor. İlkokulu bitiren her çocuğumuz bugün Türkiye’deki çocuklarımızın okuduğu seviyede Kur’an okuyor. Burada tabi Türkçe konuşuyoruz. Dilimizi de muhafaza etmek için çocuklarımıza Türkçe dini dersler veriyoruz” dedi.

İşkece - Hemetli Camii eski hali
DİNİ BİLGİ VE KUR’AN ÖĞRETİYORUZ
Kendi bölgesinde 102 tane Kur’an Kursu’nda ilkokula devam eden 3 bin 500 çocuk olduğunu ifade eden Batı Trakya Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, “Bunun 3 bin 300 tanesi devam ediyor. Geriye kalanların gelmemesinin sebebi de ailelerinden kaynaklanıyor. Bunun dışında 25 ile 35 yaş arası ağırlıklı olmak üzere çocuğu ilkokula gidecek bayanlara yönelik 42 tane kurslarımız var. Buraya da 1 500 civarında bayan devam ediyor. Onlara da dini bilgi ve Kur’an öğretiyoruz. Onlara Kur’an öğretip evde çocuklarına yardım etmeleri gayesiyle böyle bir düzen içinde devam ediyoruz” diye konuştu.
OSMANLI’DAN BERİ DİNİ HAYAT KESİNTİYE UĞRAMADI
Dini özerk bırakıldıkları için Osmanlı’dan beri dini hayat kesintiye uğramadığını belirten Müftü Şerif, “Bugün halkımızdan yüzde 80’i Kur’an’ı Kerimi Arapçadan okuma biliyor. Hatta Gümicine’de 1970 yıllarına kadar Osmanlıca gazeteler basıldı. Bugün yüzde 30 oranında Osmanlıca okuma ve yazmasını biliyorlar. Hocalarımızın ilmihal bilgileri ise halkımızın yüzde 99’u biliyor. Diyorlar ki ‘Siz güzel Türkçe konuşuyorsunuz. Sizde Herkes mi böyle konuşuyor?’ diye soruyorlar. “Evet bizim kökümüz Konya’da geliyor ve dil bugüne kadar devam ediyor” diyoruz” şeklinde konuştu.

İşkece - Yenice Kasaba Camii içi
SÖYLEMLERİMİZ DİYANET’İN SÖYLEMLERİ
Söylemlerinin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in söylemleri yönünde olduğunu belirten Şerif, “Hiç kimsenin İslam adına insan öldüremeyeceği cihat kelimesinin kıta kelimesiyle karıştırıldığı bunu da izah ederken Peygamber Efendimiz Uhud Savaşı’ndan dönerken biz küçük cihattan büyük cihata gidiyoruz. Bundan büyük savaş olur mu ? denildiği zaman “biz şimdi nefsimizle savaşıyoruz cihata gidiyoruz” diye cevap vermiştir. İnsanın cihat etmesi dünyada Allah rızası için Allah’ın hükmünü hakim kılmak için ve İnsanoğluna Allah’ın hükümranlığını anlatmak için mücadele etmesi gerektiğini, kıta denilen savaşların ise devletlerin yapabileceğini ama şahıs olarak İslam adına cihat yaptığını söyleyenlerin yanlış yolda olduğunu ifade ediyoruz. Bunu gazetelere demeç veriyoruz. En son Fransa Büyükelçisine geçmiş olsun dileklerimizi ilettik” dedi.
ŞİKÂYETİMİZ HALKTAN DEĞİL DEVLETTEN
“Bizim bölgemizdeki Hristiyanlar ise aramızda yaşadıkları için olayları zaten biliyorlar” diyen Şerif, “Orada inansalar da inanmasalar da devlet ne diyorsa bölgemizdeki gayrimüslim unsurlar Yunan devletinin resmi tezinin yanında yer alıyorlar. Hiçbir zaman dışına çıkmıyorlar. Mesela bize resmi olarak hiçbir zaman Türk demezler. Bütün halk bize Müslüman diye hitap eder. Kendi aralarında konuşurken Türk derler. Kötü söz söyleyeceklerinde de Türk derler. Devletin resmi politikası böyle olduğu için bu şekilde davranıyorlar. Hiçbir zaman Hristiyanlarla aramızda tartışma olmuyor. Eğer Türkiye ile Yunanistan birbiriyle ilişkisi bozuluyorsa bizde birbirimize küsüyoruz. Aradaki anlaşmazlık bittiği zamanda tekrar konuşmaya başlıyoruz. Bizim şikayetimiz halktan değil devletten” diye konuştu.
SORUNLARA KENDİMİZCE ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ
Konya’yı Mevlana ile Ahmet Davutoğlu ile tanıdığını ve İlk defa geldiğini belirten Batı Trakya İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ise “Ortodoks ve Papa şeriatiyle yönetilen bir devlette Müslüman ve Türk’üm diyen bir insan ne kadar rahat olabilir. Biz bu çalışmaları yan yollar bulmak suretiyle çözümler bulduk. Çünkü yeni değil 25 senelik bir mesele bu. Hocalarımız elbise askılarıyla dövüldü, çivilerle bıçaklandı. Zor bir dava. Fakat o toplum bir çözüm bekliyor. Devlette çözüm bulmuyor. Biz çözümlerimizi kendimiz bulduk. Oralarda sorun var. İlk sorunumuz Müftülük sorunu. Şu anda iki tane müftü var. Bir tanesi devletin makamımızı işgal eden müftülük birde milletin savunduğu, çözüm beklediği, destek verdiği seçilmiş müftüler var. Eğitim sorunumuz var. Çocuklarımız büyüyor okul yok. Okullarımız kapanıyor. Kitap gelmiyor, öğretmenler Türkçe bilmiyor. Dolayısıyla din dersi hocalarımız okuldalardı. Şu anda onlarda öğretmenlerin evine verilmiş. Dini eğitim yok. Bu sahayı da biz Müftülük kısmımı nasıl çözdüysek aynı şekilde çözmeye çalışıyoruz. Türk olduğumuz inkâr ediliyor. Vakıflarımız onların elinde” şeklinde konuştu.
CAMİLERİMİZE BAKIM YAPTIRTMIYORLAR
“Camilerimizde kötü durumda” diyen Mete, “Osmanlı döneminden kalan İskeçe Hemetli Camii, İskeçe Ova Bölgesi Göynüklü Camii, İskeçe Yenice Kasaba Camiileri kötü durumda. Bize 10 günlük zaman verdiler. İyileştirme çalışmaları yaptık. Ardından Devlet Müftüsü o iznin iptalini istedi. Burada da bir müftü niye tayin edilir? Sorusunun cevabı çıkıyor ortaya. Halkın gücü olsun ve ya olmasın devlet baskıları neticesinde halkımız zor durumdadır. Bizlerde tüm baskılara rağmen Batı Trakya Türkleri olarak yaşamaya devam edeceğiz. Dolayısıyla halkımızı genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla eğitmeye devam ediyoruz” dedi.
TÜRKİYE VAR OLDUĞU SÜRECE NEFES ALACAĞIZ
Türkiye güçlü ve var olduğu müddetçe nefes alacaklarını ifade eden Müftü Mete, “Halkımızın söylediği biz söz vardır. Önce Allah sonra Anavatanımız. Ak Parti geldikten sonra çalışmalar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunan Başbakan’ından Batı Trakya Türkleri’nin hakkını verilmesi konusunda ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Atina ziyaretlerinde bunların dile getirilmesi azınlıkların ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Türkiye’den destekler eksik olmuyor. Zaten olmasa bizde orada olmazdık” diye konuştu.
İSMAİL POÇAN- İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme