Konya'nın yeni hayali: İslam Üniversitesi
Maddi ve manevi buhranlar içinde can çekişen İslam Dünyasının en büyük kurtuluş umudunun manevi birliktelik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ramazan Altuntaş; kurtuluş için atılacak en önemli adımlardan birinin de Türkiye’de hayat bulacak bir İslam Üniversitesi olduğunu kaydetti. Altuntaş, bu tarihi adım için en uygun yer de Konya’dır” dedi.
“Konya bir bakıma İslam dünyasının kalbi. Geçmişi, şanlı tarihi yeniden canlandırmamız gerekiyor” diyerek Uluslararası bir İslam Üniversitesinin temellerinin bir an önce atılması gerektiğini ifade eden Necmeddin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Ramazan Altuntaş Konya’nın Selçukluların başkenti ve bir ilim irfan manevi cazibe merkezi olduğunu hatırlattı ve yeniden bir manevi cazibe merkezi haline getirilmesi için İslam Üniversitesinin önemli bir adım olacağını vurguladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da, ‘’Konya’yı manevi bir cazibe merkezi haline getireceğiz’’ sözlerini anımsatan Altuntaş bunun sadece Mevlana törenleriyle olamayacağının altını çizdi. Altuntaş, “İlmi yönden cazibe merkezi haline gelmesinin İlmi kuruluşlarla, İslami araştırmalarla, İslam dünyasının sorunlarına çözüm üretmekle, çatışmaları çözmeye yönelik projeler üretmekle olur. Gönül istiyor ki bunların çözüm yeri Konya olsun. Ve yine gönül istiyor ki bütün bunlar için Konya’ya uluslararası bir “İslam Üniversitesi” kurulsun…” Bunların örneklerinin Malezya, Pakistan ve Suudi Arabistan’da olduğunu belirten Altuntaş, Konya’da düşünülecek “İslam Üniversitesi” nin bünyesinde sadece İlahiyat Fakültesi değil, Tıp, Ziraat, Hukuk yani İslam dünyasının ihtiyaçlarına cevap verecek bölümlerinde olması gerektiğini ve ancak bu sayede örneklerinin önüne geçebileceğini ifade etti. Konya’nın bu sayede bir çekim merkezi haline geleceğini belirten Altüntaş, “ Dışarıdan gelen yetiştireceğimiz öğrencilerimiz Türkiye de hem bilimsel birikimlerini kendi ülkelerine taşısınlar, hem buradaki din eğitimini, mutedil dindarlık eğitimini, ölçülü dindarlıkları ülkelerine taşırlar. İslam alemindeki bu aşırılıkların da önüne geçer ve İslam Dünyası olarak bir çatı altında toplanmaya başlarız” diye konuştu.
“ULUSLARARASI İSLAM ÜNİVERSİTESİ İÇİN VAKİT KAYBEDİLMEMELİ”
Bunun bir hayal olmadığı, gerçekleştirilmesi elzem bir konu olduğunu kaydeden Ramazan Altuntaş, bu noktada Konya Ticaret Odası gibi STK’ların, sanayicilerin, iş çevrecilerinin ve akademisyenlerin üzerine büyük görev düştüğünü ifade etti. Bu desteklerin sağlanması durumunda işlerin kolaylaşacağını söyleyen Altuntaş, siyasi ortamında bunun doğması için müsait olduğunun altını çizdi. Altuntaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Uluslararası İslam Üniversitesi” için sadece konuşmak slogan atmak değil adım atmak gerekiyor. İslam dünyası uçurumdan Kalıcı kurumlarla kurtulacaktır. İşte çağdaş dünyada ancak o zaman var olabiliriz. Medeniyetimizi yeniden inşa etmek istiyorsak bunu başarmak durumundayız. Bu kurumlar yeni kurumları doğurur. Bunun temelleri neden Konya’da olmasın… En müsait yer burası. Bunun için herkese çağrıda bulunurum. Hem Konya için hem İslam dünyası için en önemli proje bu. Buna en layık yer; Konya’dır. Manevi bir kimliği vardır. İrfanı vardır. Çünkü dünyanın en mütefekkir insanlarına ev sahipliği yapmıştır. Sadrettin Konevi, Mevlana Celaleddini Rumi. Kirmani. Muhyiddin-i Arabi buradan geçmiştir. Konya tarihte Darüs-Selam olmuştur. Barış yurdudur.”
“KONYA BU ÜNİVERSİTE İÇİN EN UYGUN YER”
“Şu an Türkiye’nin tüm bilgi birikimi bu konuda bir yol haritası çizebilecek durumdadır” diyen Altuntaş, siyasi ve ticari çevrelerin bu noktada bir an önce bir çalışma yapmasının önemli olduğunu kaydetti. Derslerin “İngilizce ve Arapça” verilebileceğini belirten Altuntaş sözlerini şöyle tamamladı; “ Ülkemiz bütün insanlığın umudu halinde şu an. Bu umudu artırabiliriz. Bütün gözler Türkiye’de. İlmi akademik çalışmalarda da öyle olur hatta belki sivil dini meclislerimiz, fıkıh konseylerimiz olabilir. Dünyada insanların güvenmediği başka kurumlardan fetva ve görüş almak yerine, belki de buradan aldıkları görüş çok itibarlı, belirleyici olacaktır. Ve buda Müslümanlara özgüven verecektir. Güvenlerini artıracaktır. İslam toplumlarının içinde yaşadıkları kaoslara da bir cevap verecektir. Ezher modeli zayıfladı şu anda. Tarihi geçmişi ve itibarı var ama şu anda Ezher o yönden birinci fonksiyonunu kaybetti. Siyasetle de bu işlerin alakası var, tek başına olmuyor bu işler. Yani siyasi desteği, arkalayan kurumlar yükselebiliyor bu anlamda. Dolayısıyla biz bunu, bu topraklarda bir milat, bir başlangıç yapabiliriz. Modern eserleri inşa edebilir ve ortaya çıkarabiliriz. Ülkemize, kendi din anlayışımıza, kendi eğitim anlayışımıza uygun olarak bu müesseseleri kurabiliriz. Sivil Toplum Kuruluşlarımız bir araya gelmeli ve bu konuda bir proje üzerinde çalışmalı ve kısa zamanda bu dediğimiz çabalara güç vermelidirler. Bunlar İstanbul’da Ankara’da konuşulmuyor değil. İstanbul bunu kaldırır, oraya uluslar arası sürekli bir akın var. Merkez taşralar kaldırmaz ben inanmıyorum yani merkezinde bunu sakin bir yer olması Konya’nın, sükunet içerisinde olması yani ilim irfan tarihte kaldırmış da neden kaldırmasın. Nasıl ki turizm şehirleri, sanayi şehirleri var ülkemizde, manevi şehirlerimizin de olması lazım. Bugün İran’ın Kum diye bir şehri var. Bu manevi eğitim işleriyle ilgilenir. Hatta insanlar ‘’ben arınmak, sakinleşmek sükuta bulmak, dünyanın kayıtlarından kopmak istiyorum’’ diyorlar ve oraya gidiyorlar. Neden Konya’ya gelmesinler bu anlamda. Buraya geldiğinde manen rahatlasın, ilim adamlarıyla karşılaşsın, sohbetlerini dinlesin, derslerine gitsin. Konya yol kavşağıdır. Hava yolları ile kara ve demir yolları ile bütün dünyaya da bağlıdır. Ülkemizin bütün şehirlerine de bağlıdır. Denize, kıyılara yakındır. Hem ticari hem kültürel, turizm sosyal açısından da olaya baktığımız zaman, dünyanın kültür başkenti, ilim ve maneviyat başkentidir. Ama biz bunun kurumsallaştırarak öne çıkmasını istiyoruz. Lafta kalmasını değil, kurumsallaştırılsın ve o şekilde dünyaya tanıtalım. Bunu yapabilecek gücümüz ve kabiliyetimiz, ortamımız var ve şartlarımız uygun. Büyüklerimize görevler, sorumluluklar düşüyor. Biz İlahiyat Fakültesi olarak buna hazırlıklıyız bir bakıma uzun süredir. İlahiyat Fakültesi boyutundadır. Kırk iki ülkeden öğrencimiz var.”
HAYRETTİN ATAK- SÜMEYRA ARSLAN KASAP / YENİ HABER GAZETESİ