Konyaspor'da üç transfer hamlesi, üç soru işareti
Konyaspor'un ara transfer döneminde kadrosuna kattığı Deniz Türüç, Arif Boşluk ve Sander Svendsen, isim ve profil olarak farklı beklentiler yaratsa da ortaya konan istatistikler, bu üç transferin de net bir çözüm olup olmadığı konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
DENİZ TÜRÜÇ: SINIRLI SÜRE, SINIRLI ETKİ
Deniz Türüç’ün son sezon verileri, sahada kalma süresine rağmen oyun içi belirleyicilik konusunda sınırlı bir tablo ortaya koyuyor. Maç başına süre alabilmesine karşın; Gol katkısı düzensiz, dripling ve bire bir başarı oranı düşük ve hücum aksiyonlarında süreklilik yok.
Hücumda daha çok oyunu yönlendiren, topu ayağında tutan bir profil çizen Deniz, önceki yıllara kıyasla dripling ve sprint sayılarında gerileme yaşadığı formuna da yanıyor.

Rakamlar, Deniz Türüç’ün oyuna doğrudan etki eden bir kanat oyuncusundan çok, oyunu tamamlayan bir profil olduğunu gösteriyor. Bu durum, Konyaspor gibi skor üretmekte zorlanan bir takım için “çözüm mü, destek mi?” sorusunu gündeme getiriyor.
ARİF BOŞLUK: POTANSİYEL VAAD EDİYOR MU?
Arif Boşluk transferi daha çok gelecek planlaması olarak okunuyor. Ancak gönderdiğin veriler, genç oyuncunun; Düzenli ilk 11 alışkanlığı olmadığını, hücum katkısının sınırlı kaldığını ve savunma aksiyonlarında istikrarsızlık yaşadığını gösteriyor.

Bu transfer, kısa vadede çözüm üretmekten ziyade, zamana ve sabıra ihtiyaç duyan bir yatırım niteliğinde görünüyor.
SANDER SVENDSEN ÇOK YÖNLÜ
Svendsen’in verileri, teknik kapasitesinin sahaya yansıdığını ancak skor katkısının beklentinin altında kaldığını ortaya koyuyor. Svendsen’in kariyer verileri incelendiğinde farklı hücum bölgelerinde görev aldığı görülüyor.
Asıl mevkisi kanat olmasına rağmen zaman zaman ikinci forvet ve 10 numara rolünde de kullanıldı.

Kanatta oynadığında hız ve hareketlilik sunmasına rağmen bitiricilik konusunda sınırlı kalırken, forvet arkasında görev aldığı maçlarda ise oyun kurulumuna katılsa da skor üretemeyen bir görüntü sergiliyor. Farklı pozisyonlarda denenmiş olması, Svendsen’in esnek bir oyuncu profili çizdiğini ancak bu durumun aynı zamanda istikrarlı bir rol bulmakta zorlandığını da gösteriyor.
Sonuç, sistem kurtarırsa anlam kazanır. Oyuncuların verilere bakıldığında bu üç transferin kaderi, bireysel performanstan çok oyun sistemi ve rol tanımı ile şekillenecek.
Bakmadan Geçme