Korku günlerine geri döndüler
Kobani bahanesiyle sokağa inen PKK sadece Bingöl'ün Karlıova ilçesinde 2 Hüda-Par üyesini sokak ortasında infaz etti. İnfazlar bölgede 'Yeniden 1990'lara döner miyiz?' korkusunu uyandırdı.
1990'lı yılların sonunda gazetelerin 'Kürt uzmanları' Güneydoğu bölgelerindeki şehirlere giderek '2000'e doğru Güneydoğu' yazıları yazdı. Bölgeyi bir kan deryasına çeviren 90'lı yıllar geride kalmış, milenyum gelmiş, PKK 'ateşkes' ilan etmişti. Şimdi okuyanların dahi kanını donduran 90'lı yıllar Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda terör, şiddet, zulüm, intikam ve karşı-intikam kelimeleriyle yan yana anılıyor. 2003 yılında başlayan AK Parti iktidarı, Türkiye'nin bu kangren olmuş sorununun artık çözüme kavuşturulacağı umutlarını hiç olmadığı kadar yeşertti. Ancak Türkiye ne zaman böyle rahat bir nefes almaya çalışsa mutlaka bir yerlerde bir ateş yakıldı. 90'lar; Hizbullah-PKK çatışmalarıyla, dağ operasyonlarıyla, faili meçhullerle, örgüt içi infaz ve adam kaçırmalarıyla anılıyor. Güneydoğu sokakları şimdi, çözüm sürecinin tam ortasına gelinmişken yine belli-belirsiz odakların marifetiyle o günleri yaşıyor.
YETER Kİ KURŞUN İSABET ETMESİN
Lice-Bingöl arasındaki yılankavi yolda Diyarbakırlı Ermeni sanatçı Aram Tigran parçaları eşliğinde seyahat ederken ulaşım hizmetinden faydalandığımız Zülküf'ten dedesini dinliyoruz. 106 yaşında vefat eden Bedro Bey, köyünün devlet tarafından boşaltılmasının ardından fenalaşır. O güne kadar doktor yüzü dahi görmeyen yaşlı bir süre sonra vefat eder. 'Allah-u Teala buradaki Kürtlerin canını kolay kolay almıyor. Hepsi maşallah uzun yaşıyor. Yeter ki bir kurşun isabet etmesin.' Böyle söylüyor Zülküf. 2 yıldır devam eden Çözüm süreci, Kürtlerin ve Türklerin daha uzun yaşamasına fırsat sağlamıştı. Ama bahar iklimi yeniden bozulmak istendi. 6-7 Ekim'de cereyan eden olaylarda 41 kişi hayatını kaybetti. Maddi hasarlar milyonlarca lirayı buldu.
TAZİYE ÇADIRI SORUNU
Bu süreçte bölgede yaşayanların yüreklerini ağızlarına getiren gelişmeler yaşandı. Diyarbakır'da 'Hizbullah'ın siyasi kanadı' olarak nitelendirilen Hür Dava Partisi'ne yakın bir dernekte, 6 kişi Kobani bahanesiyle eylem yapan PKK'lılarca linç edildi. Bingöl'de 2, Van'da ise 1 Hüda-Par üyesi yol ortasında infaz edildi. Diyarbakır'da vefat eden 6 kişinin toprağa verilmesinin ardından Hüda-Par yetkilileri 'taziye çadırı kurmayacaklarını' açıklamıştı. Bu tavır bölgede 'kan davası' anlamına geliyor.
KORKU YENİDEN BAŞLADI
90'lı yıllarda PKK ve Hizbullah'ın çatışmaları onlarca kişinin canına mal oldu. Son süreçte ise Hizbullah silah bırakarak siyasallaşmıştı. İslami bir düzlemde siyaset yapan Hüda-Par Kürt kimliğini de ön plana çıkarıyor dolayısıyla PKK siyasetinin rahatsız olacağı bir çizgide yol alıyor. Son olaylarda ise Hizbullah, PKK'nın sokak ortası infazlarıyla üyelerini kaybetti. Bu durum bölgede 'Hizbullah-PKK savaşı yeniden mi başlıyor' korkusunun oluşmasına neden oluyor.
PROVOKASYON AÇIKLAMASI
En son Bingöl'de Cengiz Tiryaki ve Fethi Yalçın isimli iki Hüda-Par üyesinin infaz edilmesi bölgedeki korkuyu had safhaya çıkardı. HDP yetkililerinin dahi cinayetleri 'provokasyon' olarak nitelendirmesine rağmen PKK'dan bu konuda tatminkar bir açıklama gelmiş değil.
Hüda-Par ise bu cinayetleri PKKnın işlediğinden emin.
Maskeliler yine sahada
Tiryaki ve Yalçın 13 gün arayla Bingöl'ün 6700 nüfuslu ilçesi Karlıova'da öldürüldü. İlk öldürülen Cengiz Tiryaki'nin daha önce de PKK tarafından tehdit gördüğü dillendiriliyor. Ancak Karlıova'da hiç kimse kameralara açıktan konuşmuyor. Örgütün köy komiteleriyle halka baskı yaptığı bu ilçede açıkça söylenenler hep 'resmi söylem' boyutunda. Ama daha derinde çok büyük bir korku hakim. İlçe adeta diken üzerinde, gergin günler geçiriyor. Cengiz Tiryaki'nin neredeyse tüm ailesi HDP çizgisine yakın. Ağabeyi HDP ilçe yönetiminde görev yapıyor. Amcasının oğlu Suat Tiryaki ise (Argeş Kanireş kod adlı) Kobani'de YPG saflarında IŞİD'e karşı savaşırken hayatını kaybetti. 9 Ekim günü vurulan Cengiz Tiryaki'nin evinin önüne gelen 7 kişi Tiryaki'den dışarı çıkmasını isteyerek aksi taktirde eve el bombası atacakları tehdidinde bulundu. Görgü tanıkları 7 kişiden 4'ünün maskeli olduğunu ifade ederek diğer saldırganların ise 'köy komitelerinden' olduğunu ileri sürüyor.
Geriye 4 yetim kaldı
22 Ekim'de evinin yakınlarında öldürülen 37 yaşındaki Fethi Yalçın'ın öldürülmesi ise Karlıova'da büyük bir şaşkınlığa neden oldu. Zira Yalçın henüz 4-5 ay gibi kısa sayılabilecek bir süre önce Hüda-Par'a üye olmuştu. PKK'nın doğrudan O'nu hedef alması Karlıova'da oldukça manidar bulunuyor.
BABAMIN KATİLLERİNİ YAKALAYACAĞIM
İlçede on yıllardır Hüda-Par geleneği içinde olan ve bu siyasi çizgide oldukça aktif isimler bulunuyor. Buna rağmen 'tabandan' biri kurşunların hedefi oldu ve geride gözü yaşlı bir eş ile 4 çocuk bıraktı.Yalçın'ın en büyük çocuğu Sevim 14 yaşında. En küçük çocuğu Efkan ise henüz 6 aylık. İlköğretim 4. sınıfa giden Ertan 'Büyüyünce ne olacaksın' sorusuna 'Polis' cevabı veriyor. Nedeni de çok basit: 'Babamın katillerini bulacağım.' Yalçın'ın eşi Seybet kısaca şunları söylüyor: 'Allahlarından bulsunlar. Benim ciğerimdeki ateşi onların içine soksun Rabb'im. Başka da bir şey demiyorum.'
3 BİN TL CEZA KESTİLER
Fethi Yalçın'ın yaşadığı köye Karlıova'daki Kale Mahallesi. Karlıova Mahallesi'nin hemen yanıbaşında olan mahallede HDP dışındaki partilere fazla oy çıkınca köylülerle PKK karşı karşıya geldi. Örgüt, hayvancılıkla uğraşan köylüye yaylaya çıkmayı yasakladı. Yaylaya çıkmak isteyen köylüler hane başı örgüte '3 bin TL ceza' ödemek zorunda bırakıldı. Cezayı ödeyen köylü yaylaya çıkma şansı elde edebilirken PKK'nın öldürdüğü Fethi Şahin'in ise bu 'ceza'yı ödemeyi reddettiği ilçede konuşulan başka bir konu.
yeni şafak
Bakmadan Geçme