Kurtulmuş: 'İlk defa duymuş gibi davranıyorlar'

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş 24 TV'de Murat Çiçek'in sorularını yanıtladı...

Kurtulmuş: 'İlk defa duymuş gibi davranıyorlar'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, 24 TV'de Buradan Bakalım programında Murat Çiçek'in sorularını yanıtladı...

Kurtulmuş'un açıklamalarından satırbaşları: 

Anayasa Mahkeme'sine kişisel başvuru hakkını sağlayan, Sayın Cumhurbaşkanımızın o dönem başbakanı olduğu AK Parti hükümetidir. Dolayısıyla bu yolun önünü açan Sayın Cumhurbaşkanımızdır. 

Burada esas olan husus, Türkiye içerisinde bütün yargı yolları bittikten sonra, haksızlığa uğramamak için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkının önünün açılması. 

Bir berat kararı verilmiş değil. Mahkeme düşmüş değil. Sadece tutuksuz yargılanmalarıyla ilgili bir ara karar verildi.

Sayın Cumhurbaşkanımız Anayasa Mahkemesi kararını açıklamadan böyle bir şey söylemiş değil. Karar açıklandıktan sonra söyledi. Dolayısıyla, makamını kullanarak mahkeme kararına tesir edebilecek bir görüş bildiriminde de bulunmamıştır. 

AYM USÛLE DEĞİL ESÂSA DAYALI BİR DEĞERLENDİRME YAPTI

Bundan sonra tartışılacak husus, Anayasa Mahkemesi'nin usûlen değil de, esâsa taallük eden konuda görüş beyan etmesi ve Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararını yazmadan kararı açıklamasıdır. 

Anayasa Mahkemesi burada esâsa taallük eden şeyler söylemeseydi, kendi yetki sınırları içerisinde kalmış olurdu. Savcının suçlamalarının kesin olup olmadığına mahkeme karar  verecek. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi sadece tutuksuz yargılanmayla ilgili kısmı söylemiş olsaydı kendi yetkileri içerisinde hareket etmiş olurdu. Ama bildiğimiz kadarıyla Anayasa Mahkemesi 'nin esâsa taallük eden konularda da görüş beyan etmiş, dolayısıyla işi usûlen değil, esâsen görüşmüş. Bir yerde kendisini mahkeme yerine koymuş olduğu anlaşılıyor. 

"TÜRKİYE MİT TIR'LARI OLAYINI VE 17-25 ARALIK'I UNUTMAYACAK"

Türkiye 17-25 Aralık'ı, MİT TIR'ları operasyonunu unutmayacak. Eğer bunları unutur ve bu dönemde ortaya konulan hükümeti yıkmaya dönük o teşebbüsleri hiç olmamış varsayarak yoluna devam ederse başımıza daha fazla sıkıntılar gelebilir. Paralel yapının etkisiyle AYM'nin böyle bir kararı aldığını söylemek için elimizde somut bilginin olması lazım. Ama paralel yapının bittiğini söylemek de saflık olur. Yargıda da, emniyetin içerisinde de, başka yerlerde de, bir kısmı açık, bir kısmı gizli olan paralel yapı mensuplarının varlığı biliniyor. 

"İLK DEFA DUYMUŞ GİBİ DAVRANIYORLAR"

Bu anayasa 50 bin kere düzeltilmiş ama o totaliter ruhu hiçbir şekilde değiştirilmemiş vaziyette duruyor. Yani bir deli gömleği gibi bu milletin sırtında duruyor. Bunun mutlaka değiştirilmesi gerekiyor.

Şu an parlamentoda bulunan partilerin tamamı bu konuda millete söz verdi. Oy alırken de yeni bir anayasa meselesi konuşuldu.

Sanki Türkiye'de yeni anayasa tartışması çok yeni bir meseleymiş gibi bazıları bunu gündeme getiriyor. Hatta başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalar da öyle. Sanki ilk defa duymuş gibi hareket ediyorlar. Hayır, en az 20-25 yıldır Türkiye hem yeni anayasayı tartışıyor,  hem etkin bir yönetim sistemi aracı olarak başkanlık sistemi konusunu tartışıyor.

Bu parlamento hangi yasama faaliyetini yaparsa yapsın, eğer yeni bir anayasa yapmazsa, siyaseten hiçbir şey yapmamış olur. Dolayısıyla bu parlamentonun boynunun borcudur demokratik, sivil, katılımcı yeni bir anayasanın yapılması. 

YENİ ANAYASA, SADECE BİR HUKUK METNİ DEĞİL, TOPLUMSAL MUTABAKATTIR

Yeni anayasa sadece bir hukuk metni yazma meselesi değildir. Bu bir toplumsal olgudur. Toplumsal mutabakattır. Türkiye'de bu oluşmuştur. Bütün siyasi partilerin tabanları sivil bir anayasa istiyor. Çünkü anayasaları ya askerin dipçiğiyle yaptık, ya palet şakırtıları arasında yaptık. Bunu Türkiye'nin aşması lazım.

En az AK Parti grubu kadar, CHP, MHP ve HDP gruplarının da halka karşı sorumluluğudur yeni anayasa. 

GÖRÜŞMELERDEN SONUÇ ÇIKMAZSA AK PARTİ'NİN B PLANI VAR MI?

Şunu çok net söyleyeyim. Biz yeni bir parlamentoyuz ve bu parlamento ilânihaye yeni anayasa konusuyla meşgul edilemez. Belli bir süreye kadar, belki Eylül'e, Ekim'e kadar bu çalışmalar sürdürülür. Belli bir noktaya gelinir. Eğer bir sonuç alınamayacağına net kanaat getirilirse, AK Parti olarak biz teklifimizi parlamentoya sunarız. Önce 367'yi, bulamazsak 330'u bulmaya çalışırız. Ve millete gideriz. Dolayısıyla anayasanın sahibi millet olacağına göre, her halükarda millete gidecek bir yolun önünü açmaya gayret ederiz. 

BÜROKRATİK OLİGARŞİ HALA ANAYASAL GÜVENCE ALTINDA

Türkiye'de hala bürokratik oligarşi anayasal güvence altındadır. Çok net söylüyorum. Yani "hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ama millet bu hakkın anayasal kurumlarla kullanacak! Bütün maddeler dursun, sadece bu maddeyi değiştirelim desek bile, bazı zihniyetlerin buna müsade etmeyeceğini biliyoruz. Diyelim ki, sadece bu maddeyi değiştirelim: "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Millet bu hakkını seçilmişler eliyle kullanır" diyelim, hemen karşı çıkarlar. Yani yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrı olsun ama bunların hepsine millet dokunsun.

Sistemin birinci problemi burasıdır. Yani bürokratik oligarşi anayasal güvence altındadır. 

ANAYASADA GÜÇLER AYRIMI YOK, GÜÇLER ÇATIŞMASINA DAYALI BİR YÖNETİM SİSTEMİ VAR

Şu anki anayasada güçler ayrımı prensibi yok. Güçler çatışmasına dayalı bir yönetim sistemi var. Yasama-yürütme iç içe girmiştir. Parlamentoda çoğunluğu olan ne istiyorsa onu yapıyor. Muhalefet ne söylerse söylesin...Bu bir demokrasi değil. Eğer gerçekten demokrasiden bahsediliyorsa, tam manasıyla güçler ayrımı, çok iyi kontrol edilen bir yasama faaliyeti ve yürütme müessesesinin de çok iyi denetlendiği bir güçler ayrımının ortaya konulması lazım. Bunları Türkiye yapmak mecburiyetinde.

Başkanlık sistemi ise, bütün bu anayasal reform süreci içerisinde sadece bir bölümdür. Biz faniler üzerinden bu milletin geleceğini konuşmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisi de bunu söyledi. Yürümeyen bir sistem var. Etkin bir yürütme müessesesinin olabilmesi için bizim teklifimiz başkanlık sistemidir. Başka bir parti de "hayır benim teklifim de budur" diyorsa, buyursun o da teklifini söylesin. Sonuçta kararı verecek olan da millettir. Millet "hayır" diyorsa, zaten diyecek bir şey de yok.

Ama peşinen, sanki milletin kararı cebinde bulunuyormuş gibi hiç kimsenin bu şekilde davranmaya hakkı yok.  

Bakmadan Geçme