Laparoskopik cerrahi ile şifa bulmak mümkün

Laparoskopik cerrahi hakkında bilgiler veren Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ceyhan Baran, bu tedavi yönteminin nasıl yapıldığını ve erken dönemde laparoskopik cerrahi ile opere edilebilen rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerini anlattı.

Laparoskopik cerrahi ile şifa bulmak mümkün
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Laparoskopik cerrahi hakkında bilgi veren Op. Dr. Ceyhan Baran, “Laparoskopik cerrahi göbekten yapılan 1 santimetrelik kesi ile karın içerisine iletilen teleskop sayesinde alınan görüntünün monitöre yansıtılması ile yapılan girişimlerdir. Kullanılacak cerrahi aletler için göbek kesisine ilaveten hastalığın yerine göre karın duvarına yapılan2 ila 4 adet 5 milimetrelik kesiler yapılır. Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler ışığında, laparoskopik cerrahi tekniklerinin geliştirilmesi ile 30 yıl önce laparoskopik olarak yapılamaz denilen operasyonlar yapılabilir olmuş, cerrahın deneyimine paralel olarak, açık cerrahi ile yapılan operasyonların çoğu laparoskopik olarak yapılabilir hale gelmiştir” dedi.

1-20210319224728.jpg

'DOĞALA YAKIN GÖRÜNTÜ ALINABİLMEKTE'

Yüksek çözünürlüklü ve 3 boyutlu görüntü veren sistemler sayesinde doğala yakın görüntü alınabildiğini söyleyen Baran, “Görüntüyü büyütme avantajı ve açık ameliyatlarda görüş alanının dışında kalan ya da ulaşılması zor dar alanlara rahatlıkla ulaşılabilmesi ve işlem yapılabilmesi laparoskopiyi açık ameliyatlara nazaran avantajlı kılmaktadır. Laparoskopik cerrahilerde ameliyatlarda daha az kanama, cerrahi sonrası daha az enfeksiyon, ameliyat sonrası daha az damar tıkanıklığı görülmesi, daha az hastanede kalış, daha erken normal yaşantıya dönüş ve minimal cerrahi yara izi açık cerrahiye üstünlükleridir” diye konuştu.

op-dr-ceyhan-baran.jpg

JİNOKOLOJİK HASTALIKLAR BU YOLLA TEDAVİ EDİLİYOR

Bahsedilen avantajları sayesinde cerrahi gerektiren jinekolojik hastalıkların büyük bölümününlaparoskopik cerrahi ile tedavi edilebildiğini ifade eden Baran,“Örneğin; yumurtalık kistleri, myomlar, rahim alınması, rahim sarkmasının mesh(yama) ile laparoskopik olarak tedavisi ve erken dönem genital kanserler laparoskopik yolla opere edilebilmektedir” diyerek, erken dönemde laparoskopik cerrahi ile opere edilebilen rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinden bahsetti.

2-20210319224728.jpg

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ

Serviks (rahim ağzı)kanserinin kadın kanserleri içerisinde 4. sırada yer aldığının bilgisini veren Baran,“Vakaların %85'i az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülür ve bu ülkelerde kanserden ölümlerde ilk sırada yer alır. Evrensel kabul görmüş tarama programı olan tek kadın genital kanseridir. Gelişmiş ülkelerde tarama programlarına sıkı uyum ve HPV aşısı sayesinde görülme sıklığı azalmıştır. Serviks kanseri gelişiminde en büyük risk faktörü kronik HPV(Human Papilloma Virüs) infeksiyonudur. Daha az sıklıkta risk faktörleri arasında, sigara içmek, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak, çok sayıda cinsel partneri olmak, doğurganlık, doğum kontrol hapı kullanmak, immun yetmezlik ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olmak sayılabilir. Doğum kontrol hapları rahim(endometrium) ve yumurtalık kanseri riskini azaltırken servikal kanser riskini artırmaktadır, neden olarak doğum kontrol haplarının HPV infeksiyonuna bağlı gelişen servikal lezyonların kansere ilerlemesini kolaylaştırdığı düşünülmektedir” dedi.

3-20210319224728.jpg

RAHİM AĞZI KANSERİNİN TEDAVİSİ

Rahim ağzı kanserinin tedavisi hakkında bilgi veren Baran,“En erken dönem dediğimiz mikroinvaziv hastalıkta, lenf damar tutulumu yok ve hasta doğurganlığını korumak istiyorsa rahim ağzının konizasyon denilen yöntemle koni şeklinde çıkarılmasından ibarettir, hasta doğurganlığını korumak istemiyorsa laparoskopi ya da açık cerrahi ile rahimin alınması şeklindedir. Lenf damar tutulumu varsa lenf nodu haritalaması ile spesifik lenf bezlerinin yadapelvis lenf bezlerinin tamamının çıkarılması da ilgili operasyona eklenir. Daha ileri evrelerde ve 4 cm den küçük ve parametrium denilen serviksi kuşatan çevre dokunun tutulmadığı olgularda tedavi radikal histerektomi denilen rahimi çevre dokuları ile beraber geniş olarak çıkarılması ile beraber lenf bezlerinin çıkarılması şeklindedir. 2 yıl öncesine kadar radikal histerektominin açık ya da laparoskopik olarak yapılmasının hastalıksız yaşam ve total yaşam sürelerinde fark yaratmadığı düşünülürken yapılan son çalışmalarda, laparoskopik radikal histerektomi sonrasında total sağ kalım oranlarının açık operasyona nazaran daha az olduğu saptandı. Buna sebep olarak laparoskopideuterin manipülatör kullanılması, laparoskopik cerrahilerde cerrahi sınır temiz olsa da hastalıklı dokunun sınıra daha yakın olması, operasyonu yapan cerrahların açık ameliyat tecrübelerinin daha fazla olması gösterildi. Laparoskopik cerrahiyi savunan grup ise çalışmayı yapan merkezlerin yıllık operasyon sayıları çok düşük merkezler olduğunu ve bunun objektif bir sonuç olmadığını savunmaktadır. Eldeki mevcut veriler ışığında servikalkanselerdemikroinvaziv kanser dışında operasyonların açık olarak yapılması önerilmektedir.Tümör boyutu 2cm ve daha az ve parametrium tutulmamış olgularda da doğurganlık koruyucu cerrahi uygulanabilir bu vakalara vaginal ya da abdominal yolla radikal trakelektomi denilen rahim ağzının çevre dokularla birlikte geniş olarak çıkarılması ile birlikte lenf bezlerinin de çıkarıldığı operasyon yapılır” diye konuştu.

4-790.jpg

RAHİM(ENDOMETRİUM) KANSERİ

Rahim (endometrium) kanserinin isegenital kanserler içinde en sık rastlanan kanser türü olduğunu söyleyen Baran,“Genellikle menopoz sonrası dönemde rastlanır.  Risk faktörleri arasında, diabetobezite ve tedavi edilmemiş polikistikover sendromu gibi artmış östrojen hormonuna maruz kalmak, ilk âdeti erken yaşta görmek, menopoza geç girmek gibi daha uzun süreli östrojen hormonuna maruz kalmak, 55 yaş üzeri kadınlar, meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen isimli ilaç kullanmak ve Lynch sendromu olarak bilinen ve kolon ve endometrium kanserlerine genetik olarak yatkınlık yaratan mutasyonlara sahip olmak sayılabilir.  Yaşam süresinin uzaması ve obezitenin artması nedeniyle rahim kanseri görülme sıklığında da artış beklenmektedir. Evrensel kabul görmüş bir tarama programı yoktur. Genetik yatkınlığı olanlarda yaşam boyu rahim kanseri gelişme riski %6o civarında olduğu için, bu hastalar doğurganlığını tamamlamamış ya da rahimlerini aldırmak istemezlerse 30- 35 yaşından itibaren 1-2 yılda bir endometrialbiopsilerle takip edilmelidir.  Rahim kanserlerinin %90'ı erken dönemde adet düzensizliği ya da menopoz sonrası kanama şeklinde semptom verir. Hastaların üçte ikisinde hastalık rahimde sınırlı erken dönemde tanı alır ve tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalınım %80 in üzerindedir. Doğurganlığını henüz tamamlamamış hastalarda hastalık rahim içini döşeyen endometrium denilen tabakada sınırlı ise, rahim kas dokusuna yayılmamışsa ve iyi diferansiye olmuş endometrium kanseri ise, 6-12 aylık tıbbi tedavi sonrası yapılan biyopside kanser saptanmazsa, hastanın gebe kalmasına izin verilir ve doğum sonrası hastanın tamamlayıcı cerrahisi yapılır. Rahime sınırlı erken evre kanserlerde tedavi laparoskopik olarak rahim ve yumurtalıkların alınması şeklindedir. Yüksek risk faktörüne sahip olan hastalarda lenf bezleri de çıkarılır.İleri evre, rahim dışına yayılmış hastalarda tedavi şekli radyoterapidir.Lynch sendromu gibi genetik yatkınlığı olan ve doğurganlığını tamamlamış kadınlarda 40'lı yaşların başlangıcında koruyucu önlem olarak laparoskopik yolla rahim alınabilir” dedi.

5-435.jpg

YUMURTALIK (OVER) KANSER

Yumurtalık (over) kanserlerinin de ileri yaş kanserleri olduğunu ifade eden Baran,“60-70'li yaşlarda sık rastlanır. Jinekolojik kanser nedeniyle ölümlerde ilk sırada yer almaktadır. Evrensel kabul görmüş bir tarama(erken tanı) programı yoktur. Önerilen tarama testleri erken tanı koymada fayda sağlasa da hastalıktan ölüm oranlarını azaltmamaktadır. Hastaların çoğunda karında şişkinlik, hazımsızlık, karın ve kasık ağrısı gibi özgül olmayan semptomlar mevcuttur. Bu nedenlerle tanı konulduğunda hastaların %70 inde hastalık yumurtalığın dışına taşmış ileri evrededir(evre 3). over kanserlerinde küratif tedavi(tamamen iyileşme) %40 ve tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalım bütün evreler göz önüne alındığında  %45 civarındadır. Daha çok genç kadınlarda görülen germ hücreli tümörlerde 5 yıllık sağ kalım %85'in üzerindedir. Evre 1 grade 1 erken evre hastalıkta 5 yıllık sağ kalım %95 in üzerindedir. İlk doğumu 25 yaşından önce yapanlarda, doğum kontrol hapı kullananlarda ve emziren kadınlarda yumurtalık kanseri %30-60 daha az görülmekte. Tersine doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapmış kadınlarda yumurtalık kanseri riski artmaktadır. BRCA1 ve BRCA2 genetik mutasyonunu taşıyan kadınlarda da meme ve yumurtalık kanseri riski artmıştır. Bu mutasyonu taşıyanlarda yumurtalık kanseri normalde görülme yaşından 10-20 yıl önce gelişmektedir. Doğurganlığını tamamlamış mutasyon taşıyıcılarında 40'lı yaşların ilk yarısında laparoskopik olarak iki taraflı yumurtalık ve tüplerin alınması, meme ve yumurtalık kanserleri gelişiminde önleyici tedavi seçeneği olarak sunulmalıdır.Erken evre yumurtalık kanserlerinde (yumurtalık dışına yayılmamış) tedavi, laparoskopik ya da açık cerrahi ile rahim yumurtalıklar, tüpler, lenf bezleri ve omentum denilen karın içi yağlı dokunun alınması şeklindedir. Yumurtalık dışına yayılmış ileri evre hastalıkta açık cerrahi ile hastadaki tümör yükünü minimale indirecek debulking cerrahisi dediğimiz cerrahi yaklaşım uygulanır. Evre 1 düşük risk grubundaki hastalar dışındaki bütün hastalara cerrahi sonrası kemoterapi uygulanır.  Doğurganlığını tamamlamamış tek taraflı yumurtalıkla sınırlı vakalarda tedavi, laparoskopik ya da açık cerrahi ile hastalıklı taraf yumurtalık ve tüpü ile birlikte, lenf bezlerinin ve omentumun alınması şeklindedir. Hastalıksız taraf yumurtalık ve tüpü ile rahim bırakılır, hasta doğurganlığını tamamladıktan sonra tamamlayıcı cerrahisi uygulanır” şeklinde konuştu.

EMİNE ÇOLAK / YENİ HABER GAZETESİ

6-289.jpg

7-248.jpg

8-199.jpg

9-349.jpg

Bakmadan Geçme