Lokman Koyuncuoğlu: 'Geleceğimizi oyluyoruz'

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Lokman Koyuncuoğlu katıldığı radyo programında seçimler ile ilgili olarak çarpıcı tespitlerde bulundu.

Lokman Koyuncuoğlu: 'Geleceğimizi oyluyoruz'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Yeni Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Lokman Koyuncuoğlu katıldığı bir radyo programında son dönem siyaseti ve 1 Kasım seçimleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğinin altını çizen Koyuncuoğlu, Milletin sandıkta bu süreci 7 Haziran’a nazaran daha doğru okuyacağına inandığını belirtti ve “ 1 Kasımda sandıkta sadece önümüzdeki dönemin iktidarını değil Büyük Türkiye’nin geleceğini de oylayacağız ” dedi.

Yeni Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Lokman Koyuncuoğlu, Ribat FM’de Gökhan Kırlangıç’ın programına konuk oldu. Programda son dönem siyaseti ve 1 Kasım seçimleriyle ilgili önemli tespitlerde bulunan Koyuncuoğlu’nun açıklamalarından bazı satırbaşları şu şekilde. 

7 Haziran sonrası yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz. Seçim ve Propaganda sürecini değerlendirmenizi istiyorum bu anlamda…

7 Haziran seçimlerinden çıkan sonuçtan hiç kimse memnun olmadı. Özellikle HDP’nin bu kadar yüksek oy almasını kimse beklemiyordu. İlk bir ay bunun şaşkınlığıyla ve nasıl bir yol çizilmesiyle geçti. Temmuz ayından sonra terör olayları başladı. Bu durum Türkiye’deki genel huzur ve sükunet halini tedirginliğe bıraktı. Aslında HDP’nin 80 milletvekili ve yüzde 13 oy alarak meclise girmiş olması Türkiye’de Kürt sorununun bitmiş olması anlamına geliyordu. Türkiye’de siyaset yapan Türk milliyetçisi partiden, şimdiye kadar bütün haklarının gasp edilmiş olduğunu, hiçbir özgürlüğü hiçbir hakkı olmadığını iddia eden Kürt partisi temsil anlamından daha fazla sayıya ulaşmıştı. Türkiye’nin bu anlamda ne kadar demokratikleşme zeminine hak verdiğini hem de seçimin ne kadar meşru temellerde yapıldığının göstergesiydi.

Bundan sonra yapılacaklar tamamen siyaset platformunda gerçekleşmesi gerekiyordu. Meclis görevini yapacak. Eğer Güneydoğu’da Doğu’ya bir problem varsa 80 milletvekili hem takipçisi olur hem de çok ciddi kamuoyu oluşturmakla kendilerine çok ciddi zemin bulabilirlerdi. Tam bunlar oluşacak derken terör olayları tekrar başladı.. Böylece HDP bağımsız tek başına hareket eden bir parti olmadığını Türkiye görmüş oldu. Çünkü Türkiye’nin bir koalisyon hükümetine mahkum edilmesi  ve koalisyon çalışmalarının devam ettiği bir süreçte bu saldırıların olması Türkiye’nin Kuzey Suriye dediğimiz hatta özellikle Kürt merkezli bir kantonların oluşturulması ve yapılanmanın devam etmesine yönelik çabalardı. Oradaki operasyonu yürüten üst akıl egemen güçler, Türkiye’nin bu parçalı hükümetli döneminden faydalanmak istediler. Bu çok açık ortaya çıktı. Bunun neticesinde Türkiye’nin  her halükarda güçlü bir hükümete sahip olması gerektiği geçirdiğimiz süreçte çok daha net olarak algılandı.

Seçimlerin hemen akabinde yaşanan Terör olaylarını ve arkasındaki güçleri ne şekilde değerlendiriyorsunuz. Ve sokaktaki vatandaşın bu olayları doğru okuyabildiğini düşünüyor musunuz?

lokman-koyuncuoglu--(1).jpg

Temmuz ayında Suruç’ta meydana gelen terör saldırısı ve devamında gelen saldırılar aslında Türkiye’nin bu koalisyon ihtimalinden oluşabilecek zafiyetinden bir güç gösterisiydi. Bunu yapmaya çalıştılar. Bölgede yoğun bir şekilde yaptılar. Son olarak da Ankara’da seçimi erteletmek, seçime bir sıkıntı yaratmak için bir hesapları olduğunu göstermek istediler. Bölge yeniden dizayn ediliyor. Özellikle Suriye’nin çok önemli bir enerji hattının taşıyıcısı olması, Irak petrollerinin Avrupa’ya taşınacak olması ve yeni merkezlerini oluşturulması noktasında Suriye kritik bir yer konumunda. Herkes burada söz sahibi olmak istiyor. En son Rusya’nın askeri üssünü uçaklarıyla birlikte götürmesi, Çin’in bile zaman zaman orada olması, diğer batı ülkelerinin orada olması bu durumla alakalı olduğunu biliyoruz. Türkiye 900 kilometrelik bir sınıra sahip olduğu bir bölgede herhangi bir şey söylemeden kayıtsız kalması düşünülemez. Türkiye’de burada kendi geleceğini düşünmek durumunda. Bütün kavgaların çatışmanın temelinde burası yatıyor. Özellikle batı ülkelerinin terör örgütüne destek verdiği alenen ortaya çıktı. Bu süreçte Türkiye açısından bilinen bir şeyin (batının teröre destek vermesi) net ortaya çıkmasını sağladı.

Oy verecek, sandığa gidecek Milletin düşüncesini yorumlayabilir misiniz bir basın mensubu olarak?

Ak Parti’nin 13 yılda yaptığı her güzel şey anlatılması bir tarafa, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili oy verilecek. Türkiye’yi medeni, gelişmiş ülkeler düzeyine çıkartıp ülke halinde bağımsız bir hale getirecek konumunu sürdürecek bir hadise bu seçim. Bir tarafta da Türkiye’nin şimdiye kadar belli ülkelerle boyunduruk ilişkisi içinde, kontrolsüz mecburiyetler içinde, silah ve savunma sanayindeki mecburiyetlerle ülke olarak devam edecek. Yani edilgen bir ülkeden etken bir ülkeye geçişi sağlayacak bir seçim. Türkiye bu seçimde tekrar tek başına hükümeti kurmakta zorlanırsa Türkiye’nin hem 13 yıldaki kazanımları kaybolacak gibi görünüyor. O yüzden bir partiye değil Türkiye’nin geleceğine yönelik bir oy olarak bakmamız gerekiyor. Burada küçük siyasi hesaplar, menfaatler ötesinde bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekiyor. Çünkü sadece kendinizin değil çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini de oylayacağımız bir seçim bu.

Ak Parti, bu süreçte tüm bu yaşananları ve bu oynanan oyunlar karşısında kendini tam anlamıyla anlatabildi mi bu dönemde?
Bunun eksikleri olabilir. Ak Parti çok ciddi bir algı operasyonlarıyla karşı karşıya. Özellikle medyanın büyük bölümünde ve sosyal medyada bu tür saldırılara karşı bir savunma gerçekleştiremediğini, cevap veremediğini söyleyebiliriz. Ama bu medya ve teknolojisinin Ak Parti ile mücadele edenlerin elinde olmasıyla ilgili özellikle sosyal medyada Ak Parti’nin organize olamadığı, mesaj vermekte zorlandığı, belli bir duruşu olan 10’u geçmeyecek yazar dışında savunan olmadığını söyleyebiliriz. Böyle bir tehlike ve tehdit var. Bu tehdit ülkenin tümünü kapsayacak bir tehdit. Ak Parti’ye oy vermeyenlerin kurtulacağı bir seçime girmeyeceğiz. Türkiye bundan sonra çok daha çetin, sıkıntılı uluslararası güçlerin daha çok hedefi olacak bir ülke haline gelecek. O zaman bunu bir vatan savunması olarak algılayıp anlatmak gerekiyor.

Seçim sonuçlarını en yakından merak eden ve takip edenlerden birisiniz. Bir gazeteci olarak halkın ve siyasetin nabzını yorumladığınızda 1 Kasım sonrası nasıl bir tablo bekliyor bizi?

7 Haziran’da sonra Türkiye’nin kurtuluşunun yeni bir seçim olduğunu söylemiştim. Yeni seçime geldik. Bu zamana gelinirken terör olaylarının olmayacağı var sayılıyordu. Bunlar seçmeni nasıl etkilediğini ölçümlemeler çok sağlıklı değil. Fakat doğru olan HDP ve MHP’nin en az bir iki puan kaybedeceği. Belki de HDP %3'ün üstünde oy kaybedebilir.Yani Ak Parti’nin 7 Haziran’a göre en az yüzde 3 oyunu artıracağı, CHP’nin de kısmen artıracağı HDP ve MHP’de oyunun düşeceği herkes tarafından görülüyor.

Bunun orandan ziyade meclis aritmetiğine nasıl yansıyacağı önemli. Özellikle Güneydoğu’daki seçmenin seçim güvenliği ve sandık güvenliğiyle ilgili devletin orada varlığını göstermesi şartıyla Ak Parti’nin 7 Haziran’da kaybettiği milletvekillerinin üzerin en az 10 tane koyacağını düşünüyorum. Orta Anadolu ve Karadeniz’de küçük oylarla kaybettiği 10 milletvekilini söyleyebiliriz. İstanbul, Ankara, Akdeniz ve Kıyı Ege bölgesinde de yine 10 civarında milletvekilinin daha gelebileceğini düşünüyorum. Taban olarak 285 civarında milletvekiline ulaşılması mümkün görünüyor.. Bu da kısa vadede Türkiye’nin tekrar toparlanıp bitirilemeyen yarım kalmış projelerinin düzenlenmesini mecbur kılıyor.

Hem terörle mücadele hem de teröre destek veren medyayla mücadele, paralel yapıyla mücadelenin çok sağlam ve kararlılıkla devam etmesi açısından önemli. Çünkü Türkiye şu anda dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar kendi içindeki ülke düşmanlarıyla mücadele eden bir hükümet varlığından bahsediyoruz.

Eğer hükümet sadece dış düşmanlarla mücadele ediyor olsaydı hem savunulması daha kolay hem de Türkiye’nin birlik ve beraberliğiyle ilgili mücadele daha kolay olacaktı. Türkiye hiç bir döneminde yaşamadığı Başbakan’ı ve Cumhurbaşkanı hedef olan bir durumla karşı karşıya kaldı.

 Olay bu hale gelince seçilmiş hükümete, Cumhurbaşkanına karşı olanların istediğinin olduğu olası bir koalisyonda Ak Parti dışındaki hükümette Türkiye’nin nasıl tüketileceği, nasıl kaos ortamına sürükleneceği görülüyor. Eğer Ak Parti’siz bir hükümet olursa iki yıl içinde Türkiye maalesef hızla Suriyeleştirme haline sokulur. Bunu bir tehdit ya da mevcut durumu devam ettirmek açısından söylemiyoruz. Bu tamamen ülkeyle alakalı. Türkiye tamamen oyun kurucu ülke konumuna geldi. Bu iddiada bulunduğu için terör olaylar gerçekleştirildi. Zayıflatılmak istendi. Bu olaylarla oyalanması ve ben bir oyun kurucuyum demesi engellenmek isteniyor. Bunu gören herkesin Ak Parti’nin yanında olması gerekiyor.

Ve son olarak seçmene mesaj… Konyalı seçmen sandık başına giderken kafasında neler olmalı? Hangi kriterlerle almalı o kaşeyi eline?

Ahmet Davutoğlu gerçekten Türkiye için çok büyük bir şans. Türkiye’nin bu dönemde yakalayabileceği en büyük aktör. Hem devlet kişiliği hem de Anadolu kimliğini taşımış olması hem de Türkiye’deki siyaset yapan her kitleye göre sempatik ve halktan biri olması O’nu güçlü kılıyor.

Bunu Ahmet Davutoğlu’na sahip çıkarak Başbakan olarak ülkeyi idare etmesi mecburiyeti açısından söylüyoruz. Türkiye bu seçim döneminde rahat bir şekilde atlatılabilirse Türkiye’nin önünün çok açık olduğu dünyaya pek çok noktada ekonomik anlamda katkı sağlayabileceği, dünyayla rekabet edebilecek ülke olacağı, hem de milli sanayi ve ekonomik anlamda büyük bir gelişme kaydedeceği görülüyor. Çünkü yerli üretimde çığır açacak bir Türkiye var. Herkesin refah ve mutluluğunu artırabilecek  bir döneme geçileceğini ısrarla ve inançla söylüyoruz.
HAYRETTİN ATAK / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme