Lütfi Takavcı Mermer 6 kıtaya ürün gönderiyor
Mermer ihracatı ve Ar-Ge faaliyetleri yapan Lütfi Takavcı Mermer,83 ülkeye ihracatla ülkeye büyük katkı sağlıyor. Lütfi Takavcı Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Takavcı, 6 kıtaya ürün gönderdiklerini vurguladı.
Lütfi Takavcı Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Takavcı, yaptıkları ihracatla ülkeye büyük katkı sağladıklarını belirtti.Takavcı, Lütfi Takavcı Mermer’in kuruluşundan şu şekilde bahsetti;“Ticari hayatımız 1970’de babamın Almanya dönüşünde inşaat malzemesiyle ilgili bir hırdavat dükkânı açmasıyla başlıyor. Bu faaliyetlerle birlikte benim hayatım da orada geçti. Yaklaşık 15 bin çeşide gelen bir yapı market şeklinde bütün ihtiyaç malzemelerini bulabileceğiniz bir yapıya dönüştü. 2004 yılında bizim imalatla ilgili bir arayışımız vardı. 2004 yılında da yine Beyşehir Organize Sanayimiz kurulmuştu ama hiçbir fabrikası yoktu. Bir tane yatırımcının olmadığı boş bir alan şeklindeydi. Birçok da eksiği vardı. Başta elektriği bile yoktu diyebilirim. Çünkü biz bir yatırımcı olarak köyden elektrik hattını çekerek başladık. Orada küçük mütevazı bir fabrikada beşinci organize sanayimizin ilk fabrikası olarak üretime başladık. Elektriğini de kendimiz köy hattından çektik, elektriğimizi, suyumuzu çok zor temin ediyorduk. Bu tür zorluklara rağmen üretim yaptık. Temel hedefimiz imalatla birlikte ihracat yapmaktı. Yer altı kaynaklarımızı yer üstüne çıkarıp bunu zengin haline getirebilmeyi amaçlıyorduk. Böylece 2004’te mermer fabrikamızı kurmuş olduk ve hemen İstanbul’da yerli fuarlara katılmaya başladık. İhracat potansiyelini de bir-iki yılda yakaladık. Amerika, İtalya, Singapur, Dubai gibi birçok yurt dışı fuarlarıyla da bu dış ticaretimizi geliştirdik. Şu anda geldiğimiz noktada da Beyşehir ve Konya’da iki tane fabrikamız, çalışan iki tane ocağımızı ve Beyşehir’deki fabrikamızı sonradan Konya’ya taşıdık. Yaklaşık 83 ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüştük. Birinci taşımız Karaman’daki traverten taşımızdır, ikincisi de Muğla’daki beyaz olan bir taştır. İkisi de dünyada pazar bulan, piyasalarda ciddi yer alan ürünlerdir.”
‘6 KITANIN 6’SINDA DA VARIZ’
Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını ve 6 kıtaya satış yaptıklarını vurgulayan Takavcı, “Ar-Ge faaliyetlerimiz devam ediyor. Biz buna yılda yaklaşık 5-6 milyon para harcıyoruz. Devlet ihalelerinden aldığımız kaynaklarımız da var. Aynı zamanda Ar-Ge ekiplerimiz saha da devamlı geziyorlar. Kara ve sondaj sonuçlarına göre kendimizin bulduğu sahalar da var. Bu anlamda ürün çeşitliliğimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Şu anda 10 tane sahada Ar-Ge faaliyetlerimiz devam ediyor. Karaman ve Muğla’da kendimize ait ocaklarımız var. Ülkemiz dünya rezervinin neredeyse yüzde 30-35’ine sahiptir. Hâlâ teşvik edilmemiş ocak olabilecek sahalar var. Bu konudaki Ar-Ge faaliyetlerimiz de önemli bir şekilde devam ediyor. Pazarımızın yüzde 95’i yurt dışıdır. 6 kıtanın 6’sında da varız. Ürünlerimizin neredeyse tamamına katma değer sağlayarak özellikle satmaya çalışıyoruz. Fayans ve plaka şeklinde mozaikten büyük plakaya kadar tesisimiz tümünü yapacak kapasitedir. Bunları binaların iç ve dış cephesinde direkt kullanılabilecek hale getiriyoruz. Direkt olarak kullanıma hazır hale getiriyoruz. Aynı zamanda blok satışları da yapıyoruz.Öncelikle isteyerek satmak lazım ama bizim dünyaya, Çin’e, Hindistan’a, İtalya’ya bu blokları da satmak zorundayız. Yine Türkiye’miz üretim gücü olarak da yüzde 65- 75’ini ülke içinde son mamul haline getirip satacak duruma geldi. Gün geçtikçe üretim gücümüz artıyor. Şu an hem ocaklarda hem de fabrikalarımızda neredeyse tüm makinelerimiz yerli makine boyutuna geldi. Şu anda da Konya’mızda birçok makinemizi bulacak durumdayız. Özellikle iş makineleri konusunda da yine güzel çalışmalar var. Çok yakın bir zamanda yüzde 100’ünü burada üretecek kıvama geleceğiz.” sözlerine yer verdi.
‘DOĞAL VE SAĞLIKLI ÜRÜN’
Traverten ve ürünlerinin özelliklerinden bahseden Takavcı, “Hedefimiz dünya firmalarıyla yarışmaktır. Bizim dünyadaki diğer rakiplerimizden bir eksiğimiz yok. Daha hacimli üretim yapma adına elimizden geleni yapıyoruz. Ana malzemelerimiz Karaman’da çalıştığımız travertendir. Traverten başlı başına çok sağlıklı bir üründür. Kalsiyum- karbona içerdiğinden dolayı herhangi bir mikrop yaşama şansı yok. Özellikle de zengin ve sağlığını düşünen ülkeler artık traverteni ve mermeri bir nevi hem dekoratif olmasından bir üstte sağlıklı olmasından dolayı da kullanıyorlar. Özellikle bu pandemi döneminde hassasiyet daha çok arttı. Dolayısıyla bizim de siparişlerimiz ikiye katlandı. Radyasyonu da emme özelliği var. Doğal taş birçok ülkede zenginlik göstergesidir ve turizmin bir nevi lükslük ve onu bir üst seviyeye taşıyan bir yapı malzemesidir. Dolayısıyla biz birçok taklidini gördük. Özellikle fayanslar, porselenler son beş yılda tamamen mermer deseninin fotoğrafı çekilerek baskı özelliğiyle yapılmaya başlandı. Taklit aslını yaşatır, hiçbir zaman siparişler azalmadı ve artarak devam ediyor. Mermerimiz yaklaşık 2 buçuk 3 milyar dolar bir ihracat kapasitesine geldi. Bunun artarak devam etmesi lazım. Burada bizim esas önemsediğimiz konu; çok ciddi bir katma değeri var ve ihraç ve ithalat dengesini arttıran bir ürün ve cari açığımızı en iyi şekilde kapatacak sektörlerden bir tanesidir. Bizim dışarıya bağlı olduğumuz herhangi bir ham madde yok, enerji yok. Dolayısıyla hem istihdama çok ciddi katkısı olan hem de memleketimizin ihtiyacı olan emek yoğun bir iştir. 1 milyar dolar ihracat yapan bir sektörün 600 milyon dolar bir ihracat yaptığı zaman aslında yaptığı ihracat 400 milyon dolardır. 2 buçuk milyon dolarımızın belki 2 milyar 300 milyon doları ülkemizde kalıyor.” bilgilerini aktardı.
‘ÜLKENİN İHTİYACI İHRACATTIR’
Mermer ihracatının ülkemize büyük katkı sağladığının altını çizen Takavcı, “Ülkemizin en önemli ihtiyaçlarından biri istihdam ikincisi ise ihracattır. İhracatla döviz kazanımını yaparken de cari dengeyi bozmadan, kazandığımız dövizin ülkemizde kalması önemlidir. Mermer sektörü bu manada ülkemize gerçekten ciddi katkı sağlıyor. Maden sektörümüzün genel anlamda ülkemize çok ciddi bir katkısı var.Maden sektörümüz yüzlerce sektörün ham maddesini dağlarımızdan, ovalarımızdan, toprak altından çıkaran bir sektördür. Dolayısıyla bunu genel olarak bütün ihracat kalemlerine vurduğunuz zaman 70-80 dolar ihracatımızın temel ham maddesi de toprak altından madencilerimiz sayesinde çıkmış oluyor. Dünyanın zengin olan ülkelerinin tamamı bugün yer altı kaynaklarını en güzel şekilde çıkarıp bu zenginliğe ulaşmışlardır. Bizim de bu noktada vatandaşları aydınlatmamız, ilkokuldan itibaren de çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Son orman yangınlarında bütün madencilerin özellikle bütün iş makineleriyle orman yangınlarına direkt müdahale ettiler. Bizzat bölge müdürlerinden ya da ormanın ilçedeki müdürlerinden birçok yangında emeğimiz oldu. Bu emeğimize takdir ettiler. Biz bir madenci olarak bir yatırımcı olarak devletimizin zenginleşmesi, milletimizin muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkması adına gerçekten elimizi değil vücudumuzu taşın altına koymuş durumdayız. 60 yaşına gelmiş ve emekli olmuş biri olarak bu görevi, bu hizmeti bir ibadet aşkıyla son nefesime kadar da vermeyi kendime bir görev ediniyorum.” dedi.
‘ATIKLAR EKONOMİYE DÖNÜŞÜYOR’
Ürünlerin, fabrika ve ocaklarındaki atıklardan değerlendirilerek yapıldığını vurgulayan Takavcı,“Firmamız aynı zamanda hem tarım sektöründe hem de mermer sektöründe atıl şekilde fabrika ve ocak atıklarını değerlendirme konusunda da çok ciddi bir Ar-Ge’ye sahip. Bu gördüğünüz ürünler ocaklardaki malzemelerin tamamen yeniden öğütülüp blok haline getirilip kesilmesiyle ortaya çıktı. Bunlar yine aynı bizim buradaki parametremiz doğal taştaki sağlamlık, dış cepheye kullanılabilme özelliğinde bir üründür. Şu anda bunu başarmış durumundayız. Bunun yatırımıyla ilgili bir organizasyonumuz var. Karaman ocağındaki atıklarla ekstra bir bloğa çevirme, yatırımları programlanmış durumdadır. Ve biz bunu panel olarak 2.6 tondan 400 tona düşürülerek bir duvar paneli yapılacak şekilde Ar-Ge’miz de gerçekleşti. Onun da patentleri şu anda bize ait. Muğla’daki milyonlarca tonu ocak maması dediğimiz olayı da üniversitelerimizdeki profesörlerimizle Ar-Ge’sini yaptık. Bu hem beyazlığı hem de parlaklığı nedeniyle yüzde 90 oranında kasıt değer oluştu. Bu plastik borudan kablo dışına kadar bir marley döşemeye kadar birçok ham maddede kullanılıyor. Yine bu atıkların, kasaların değerlendirilmesinin de çok ciddi Ar-Ge’lerimiz var. Bunları da yavaş yavaş yatırıma dönüştürüyoruz. Hem ocağımızdaki hem de fabrikalarımızdaki atıklar ekonomiye dönüştürülsün, doğayı kirletmekten kurtarsın ve bir fabrika ham maddesi haline gelsin diye ciddi Ar-Ge’lerimiz var. Bunları da sonuçlandırdık. Sırayla da yatırım aşamalarına geçeceğiz. Organik maddeyi ve kalsiyumu tespit ettiğimiz için ve bunu bitkinin alabileceği bir formata getirdiğimiz için Ar-Ge birimimiz ciddi anlamda çalışıyor. Hayvansal asitin yine bir atıklarıyla yapılmasıyla ilgili Ar-Gemiz devam ediyor. Bu anlamda ciddi bir mühendis ekibimiz var. Hem laboratuvarıyla hem de saha çalışmalarıyla ülkemize yeni zenginliklerimizi kazandırma adına Ar-Ge’lerimiz devam ediyor.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
BÜŞRA ERKUŞ / YENİ HABER GAZETESİ