Mağlubiyet mağduriyet edebiyatıyla örtülmesin
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, 'Hiç kimse mağlubiyetini, mağduriyet edebiyatıyla örtbas etmeye kalkmasın' dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırının ardından siyasi parti üyeliklerine ilişkin bir düzenleme olup olmadığı sorusu üzerine Çelik, meselenin daha hassas ele alınması gerektiğini, bu düşüncelerini diğer siyasi partilerle de paylaşacaklarını söyledi.
Anayasa Mahkemesinin Twitter kararına ilişkin soru üzerine de Çelik, Yüksek Mahkeme'ye bireysel başvurunun kaidelerinin, kurallarının belli olduğunu, hangi konularda bireysel başvuru yapılması gerektiğinin kurallarının da belli olduğunu belirtti.
"CHP'liler neredeyse yemek tariflerini Anayasa Mahkemesine soracaklar"
"Bizim Yüksek Mahkeme'nin itibarını korumamız gerekiyor ama her şeyden önce Yüksek Mahkeme'nin bizatihi kendisinin itibarını koruması gerekiyor" diyen Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun Ankara seçimleri kararına ilişkin CHP ve Mansur Yavaş'ın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapacaklarına dair açıklamalarını eleştirdi.
YSK kararlarına ilişkin başka bir merciye başvurulamayacağının Anayasa hükmü olduğunu ifade eden Çelik, "Bu kadar netken, CHP'liler neredeyse yemek tariflerini Anayasa Mahkemesine soracaklar, böyle bir şey olabilir mi" dedi.
Bireysel başvuru hakkının suistimal edilmesi, kötüye kullanılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Çelik, "Twitter kararı konusunda Anayasa Mahkemesi çok büyük bir yanlışa imza atmıştır. Twitter, uluslararası bir şirket, ticari faaliyet yapıyor. Yarın Twitter ben kendimi kapatıyorum dese Anayasa Mahkemesi 'Siz, Türkiye'deki ifade özgürlüğünü engellediniz' diye karar mı verecek. Türkiye'deki, dünyadaki ifade özgürlüğü Twitter ile mi sınırlı" diye konuştu.
Hüseyin Çelik, "İnsanların haysiyetine, şerefine yönelik yapılacak yayınlar ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilemez, insanlığa karşı haysiyet cellatlığı ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Twitter, Türkiye'yi muhattap almıyor. Türk mahkemelerini ciddiye almayacak, Türkiye'ye vergi vermeyecek, muhattaplık mekanizması oluşturmayacak. Bize müstemleke muamelesi yapacak ama Fransa'ya, İngiltere'ye, Almanya'ya, Hindistan'a başka türlü davranacak fakat bizim mahkemelerden alınacak kararları uygulamayacak" ifadelerini kullandı.
Twitter'in bireysel hesapları kapatmayı kabul etmediğini, bu nedenle bu yola gidildiğini anlatan Çelik, "Anayasa Mahkemesi, Twitter ile verdiği kararda çok büyük bir yanlışa imza atmıştır, temenni ederim bir daha böyle bir yanlışa imza atmaz. Yüksek Mahkeme'nin saygınlığını korumak hepimizin görevidir ama öncelikle kendisinin görevidir" dedi.
"Türk hükümeti, bizim hükümetimiz olsa olsa Türkiyeci olur"
Hüseyin Çelik, yurt dışındaki Türk okullarının kapatılıp kapatılmaması konusunda bir düşünce ya da hazırlık olup olmadığı sorusu üzerine de şunları kaydetti:
"Bu okullarla ilgili olarak başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve ilgili bütün bakanlar bütün iktidarımız boyunca bu okullar için adeta şemsiye görevi görmüştür, bu okullara ihtimam göstermiştir. Milli Eğitim Bakanlığım döneminde gittiğim her yerde önce bu okulları ziyaret ettim, 3 çocuğumu bu okullara verdim, bu okular eğitim ve kültür faaliyeti, talim ve terbiye faaliyeti yaptığı sürece bunlarla hiç kimsenin problemi olmaz, ama birileri bu okulları Türk hükümeti ve AK Parti aleyhtarının üssü haline getirirse orada bir problem var demektir. Kendi ülkesini bir diktatörlük, kendi ülkesinin başbakanını bir diktatör olarak takdim eden, AK Parti'yi, hükümeti El Kaide ile koyun koyunaymış gibi gösteren, AK Parti hükümetini İrancı diye nitelendiren bir anlayış, bu okulları da kendi emellerine alet ederse bu okullarla ilgili beslenen sempatinin antipatiye dönüşmesinden kimsenin şikayeti olmaz.
Türkiye, İran ile ticaret yapar, doğ alır, petrol alır, verir. Türk hükümeti İrancı, Rusyacı, Amerikancı olamaz, Türk hükümeti, bizim hükümetimiz olsa olsa Türkiyeci olur. Rusya bizim çok önemli ticari partnerimizdir, bu Türkiye'yi Rusyacı yapmaz. Selam diye bir terör örgütü icat edeceksiniz, bazı AK Parti'lileri bununla ilişkilendireceksiniz. Bu faaliyetle kime selam veriliyor, kimi memnun etmek için bu yapılıyor? Yurt içindeki okullara giden milletvekillerimizin çocukları, onların yakınlarının gittiği sınıflarda bile Sayın Başbakan ile ilgili, hükümetimiz, iktidarımızla ilgili öyle laflar edildi ki taşa vursanız, taş yarılır. Bu söylemler içinde bulunduğunuzda herkesi sağır, kör kabul etmek hangi mantığın ürünü."
Çelik, İstanbul merkezli operasyonlarının yapıldığı günden itibaren son derece hassas dil kullanmaya özen gösterdiklerini, bir mümini küstürmemek için gayret ettiklerini kaydederek, "Allah'ın rızası başkasının rızasına dönüştüğü zaman karşı tarafın oturup bunu seyretmesini bekleyemezsiniz. Yurt dışındaki veya yurt içindeki okullar eğitim ve kültür faaliyeti yaptığı sürece, talim ve terbiye faaliyeti yaptığı sürece kimsenin söyleyecek sözü yoktur ama bunlar bir ideolojik merkez haline getirilirse, hükümet karşıtı propagandanın üssü haline getirilirse sizin muhalif olduğunuz insanların sizinle muafık olmasını bekleyemezsiniz" diye konuştu.
Bir gazetecinin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in, Kılıçdaroğlu'na saldıran kişinin Elmadağ Belediye Başkanı Gazi Şahin ile yakınlığı olduğunu ve bazı AK Parti milletvekilleriyle ilişkisi bulunduğunu, saldırı öncesinde banka kredisinin kapatıldığını ileri sürdüğünü anımsatması üzerine Çelik, Gürsel Tekin'in iddialarının doğru olmadığını, Gazi Şahin'in de o kişiyle yakınlığı olmadığını, tanımadığını ifade ettiğini söyledi.
"Bu konuyu magazinleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum"
Hüseyin Çelik, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte etkin bir başbakan ile cumhurbaşkanının karmaşa ortamı yaratacağına ilişkin açıklamalar bulunduğunun anımsatılarak, bu karmaşanın giderilmesi için bir anayasa değişikliğinin olup olmayacağı sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"30 Mart seçimlerini tam anlamıyla konuşmadan, konuşamadan bunun üzerinde gerekli tahliller yapılmadan gündemimize nur topu gibi bir çocuk geldi, cumhurbaşkanlığı seçimi. Bu konuyu magazinleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum, bu konuda söylenmesi gereken her şeyi daha önce ifade ettim ama eğer bir anayasa değişikliği olacaksa Uzlaşma Komisyonunda bunlar günlerce konuşuldu, tartışıldı. Seçime az bir zaman kalmışken, seçim kapıya dayanmışken, böyle bir düzenleme yapılması gerektiğini birçok arkadaş ifade ediyor. Ama bu gerçekleşir mi bundan emin değilim, ben şahsen bu saatten sonra bir anayasa değişikliği yapılabileceğine inanmıyorum."
TÜRGEV'e bağış
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, bir gazetecinin TÜRGEV'e yurt dışından 99 milyon küsur bağışın tek seferde yapıldığı bilgisinin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından kamuoyu ile paylaşıldığını ifade ederek, "Böyle bir bağışın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu paranın ilk önce Sayın Bilal Erdoğan'ın hesabına, oradan TÜRGEV'in hesabına aktarıldığı iddiasını nasıl değerlendirirsiniz" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"Bu bağış 100 milyon dolardır. 99,999 falan denilen bankaların online aktarma yaptıklarında aldıkları komisyondur, bu 100 milyon dolardır. Türkiye'de birçok vakıf, dernek var, bunların hangi ölçülerde bağış alıp alamayacağı yasalarla belirlenmiştir. Bu vakıf özellikle kız çocuklarına yurt yapıyor, eğitimi destekliyor. Yolsuzluk yapmak isteyen birisi, bunu gizli saklı yapmak isteyen birisi bunu bankalar aracılığıyla böyle bir şey yapar mı? Bu gönderen belli, alan belli, hangi amaçla gönderildiği belli. 10 tane Alman vakfı sayayım, Türkiye'de bazı vakıflarla işbirliği yapıyorlar. Eğer amaç müşterekse, yapılan iş makul, meşru ve mantıklıysa gönderen kişi senden bir şey beklemiyorsa, bu bir beklenti karşılığı değilse bunu yolsuzluk gibi lanse etmek hangi vicdanla bağdaşır. Vakıf belli, senedi belli, yaptığı faaliyetler belli, yönetim kurulu üyeleri belli ve Vakıfbank üzerinden gelmiş, mesele bu kadar açık."
Çelik, Bingöl belediye meclis üyeliğinden istifa eden AK Partili kadın üyeye ilişkin soru üzerine de Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi'nin iddia edilen sözlerine ilişkin bir açıklaması, görüntüsü bulunmadığını söyledi. İstifa eden kadın üyenin, seçim sürecinde belediye başkan yardımcısı veya başkan vekili olacağına dair kendisini şartlandırdığını böyle olmayınca da istifa yolunu tercih ettiğini belirtti. İstifa eden kadın üyenin öncelikle parti yönetimiyle durumu paylaşması gerektiğini ifade eden Çelik, Genel Merkez teşkilatı ve kadın kollarının bu konuya son derece hassas davrandığını kaydetti.
Hüseyin Çelik, birkaç il ve ilçeyle sınırlı olarak YSK'ya itirazların devam ettiğini anımsatarak, "Demokrasiye, halkın iradesine, sandığın ortaya koyduğu mesaja hepimiz kulak verelim, hiç kimse mağlubiyetini, mağduriyet edebiyatıyla örtbas etmeye kalkmasın" diyerek açıklamalarını bitirdi.
Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun dileğinde bulunan Çelik, saldırganın AK Parti Elmadağ teşkilatında kaydının tespit edilmesinin ardından partinden ihraç edildiğini duyurduğunu hatırlatarak, "Biz hiçbir zaman üyemiz olsa da bizim mensubumuz da olsa hangi konuda olursa olsun böyle bir davranışı, eğilimi tasvip edemeyiz, ona müsamaha edemeyiz, buna asla göz yumamayız. Ne gerekiyorsa yaparız, yaptık bundan sonra da yaparız" diye konuştu.
"Ahmet’e saldırdığı zaman sevinelim, Mehmet’e saldırdığı zaman üzülelim tavrından herkesin vazgeçmesi gerekiyor" diyen Çelik, şunları kaydetti:
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı yapılırsa da biz bunu kınarız, biz bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa bunu yaparız, Sayın Bekir Bozdağ'a da yapıldığı zaman da aynı tavrın herkes tarafından gösterilmesi gerekiyor. Sayın Taner Yıldız’a yapılan saldırı esnasında da aynı tavrın herkes tarafından takınılması gerekiyor. Sayın Ahmet Türk’e de bu saldırı yapıldığı zamanda aynı muamelenin yapılması ve aynı tavrın ortaya konması gerekiyor."
Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırı gibi benzer olaylara karşı caydırıcı cezaların getirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, "Denetimli Serbestlik Yasası ile bu ve benzeri bazı saldırılar devam ediyor. Bunlar çok ucuz, küçük cezalı işler sanıyorlar. Ben buradan Sayın Adalet Bakanımız başta olmak üzere tüm partilerin temsilcilerine çağrıda bulunuyorum; özellikle siyasi amaçlı olarak, kaos, kargaşa yaratmak üzere yapılan bu tür saldırılarla ilgili mutlak surette caydırıcı olabilecek bazı cezai müeyyidelerin getirilmesi gerekir. Bu konudaki cezaların artırılması gerekir" diye konuştu.
"Şiddet karşısında set oluşturmak zorundayız"
Çelik, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'da söz konusu konuyu görüştüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kendisine temennilerimi ifade ettim. Diğer siyasi partilere buradan sesleniyorum, bugün Ahmet'e yapılana sevinirseniz yarın size yapıldığı zaman üzülürsünüz. Türkçemizde güzel atasözü var, 'Çalma elin kapısını yüzük taşıyla çalarlar kapını balta taşıyla.' Bugün bana yarın sana. Biz hep birlikte pislikler karşısında set oluşturmak zorundayız, şiddet karşısında set oluşturacağız, terör faaliyetleri karşısında set oluşturmak zorundayız. Türk siyaseti bu konuda tavır birliği sergilemezse bence kendine yazık eder, yanlış yapılmış olur. Öncelikle bunun altını çizmek isterim."
"Başbakanımız konuşmaktan çok icraat yapmayı tercih eder"
Mısır'daki idam kararlarına da değinen Çelik, bu ülkede darbeden sonra sokaklarda katliamlar yapıldığını, şimdi de 528 idam kararı verildiğini belirterek, "Mısır'da insanlık asılıyor, çağdaş firavunlar devrede ve üzülerek altını çizmek isterim medeni dünya, sözüm ona medeni dünya, bu olay karşısında olması gereken refleksi, olması gerek şekilde sesini yükseltmiyor ve bu da insanlık dramıdır. Biz Mısır meselesinde başta Sayın Başbakanımız olmak üzere hükümetimiz ve partimiz ilk günden itibaren demokrasiye, Mısır halkının iradesine vurulan darbe karşısında durduk, orada ilkeli bir duruş sergiledik. Baştan beri tavrımız neyse bugün de o tavrımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın salı günkü Grup konuşmasında, Mısır meselesine değinmemesinin farklı anlamlara çekildiğine işaret eden Çelik, "Sayın Başbakan sokaklarda katliamlar yapılırken, Mısır halkının ız dertlendiği zaman bunu yüksek perdeden dillendirdiğinde başta CHP olmak üzere, 'Mısır'a niye karışıyorsunuz, bu Mısır'ın iç meselesidir' demeye getirdiler. Heyetler gönderip darbecilerle görüşmeler yaptılar. Ama bugün 'Başbakan niye değinmedi' demeye başladılar. Bizim bu konuda tavrımız nettir. Mısır'daki bu insanlık katliamını her zaman karşısında olduk, bundan sonra da karşı olmaya, karşı durmaya devam edeceğiz. Unutulmasın ki Firavunlar, Musalar ile savaştığı zaman her zaman Musalar kazanmıştır, Yusuflar kazanmıştır. Dolayısıyla burada da er veya geç hak tecelli edecek, masumlar kazanacaktır, mazlumlar kazanacaktır. Biz buna inanıyoruz. Mısır halkının yanındayız, Mısır'daki mazlumların, mağdurların yanındayız, bunu her vesileyle ifade ettik. Bundan sonra ifade etmeye devam edeceğiz."
Mısırdaki idam kararlarının infaz edilmemesi için uluslararası camiayı da yanına alarak Türkiye'nin üzerine ne düşerse yapacağını vurgulayan Çelik, "Sayın Başbakanımız bu ve benzeri meselelerde konuşmaktan çok eylem yapmayı, icraat yapmayı tercih eder. Dışişleri Bakanımız, biz de hepimiz bu konuda üzerimize ne düşerse bunu yaptık yapmaya devam edeceğiz" dedi.
"Önümüzdeki maçlara bakacağız deseydi bence daha tutarlı olurdu"
30 Mart'taki yerel seçim sonuçlarını da değerlendirirken Çelik, bazı mahalli itirazların dışında seçim sonucunun netleştiğini söyledi. Sonuçlar üzerinden başta siyasi parti temsilcileri olmak üzere yazarların, aydınların, bilim adamlarının değerlendirmeler ve yorumlar yaptığını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İlginçtir bu seçimde herkes galip çıktı, yüzde 1 oy alan bile zaferini ilan etti. Seçim tarihimizin en komik görüntüsü budur ama en entere olan şudur, anamuhalefet partisinin lideri, salı günkü gurup toplantısında CHP'nin başarısızlığını başka unsurlara havale etti. Bilirsiniz futbol maçlarında yenilen takımlar, 'biz kötü oynadık rakiplerimiz daha iyiydi. Biz bunun için yenildik' dememeyi tercih ederler. Bu yenilginin müsebbipleri vardır. 'Saha ıslaktı, yağmur yağmıştı, rüzgar da çok esiyordu. Kale direği suçludur, file suçludur, hakem suçludur, yan hakem suçludur, hepsi suçludur ama bu oyunu bizatihi oynayanlar kendilerine çoğu zaman toz kondurmazlar ve inandırıcı da olamazlar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu halkın önüne çıkıp şunu deseydi bence 'evet galibiyet beklerken mağlup olduk, aradığımızı bulamadık, önümüzdeki maçlara bakacağız' deseydi bence daha tutarlı olurdu."
Bakmadan Geçme