Mehmet Şeker'den yeni kitap: Geçti Dost Kervanı

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mehmet Şeker'in, öykü kitabı Geçti Dost Kervanı çıktı. Okuma yazmayı sevmenin yazarlık serüveninin ilk basamağı olduğunu söyleyen Şeker, yeni kitabının müjdesini de şimdiden okuyucularına verdi.

Mehmet Şeker'den yeni kitap: Geçti Dost Kervanı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Kitabın kapak tasarımını Yasin Çetin’in, sayfa tasarımını ise Adem Şenel’in yaptığı İz Yayıncılık tarafından çıkarılan ve 167 sayfadan oluşan Geçti Dost Kervanı, 27 öyküyü içinde barındırıyor.

Keyifle okunacak hikâyelerden oluşan Geçti Dost Kervanı’nda, satır aralarında yazarın incelikli eleştirileri de dikkat çekiyor. Yazarın, kitabında kullandığı dilin açık ve sade olması kitabın bir solukta okunmasını sağlıyor. Her okuyucunun kendinden bir şeyler bulduğu öykülerde, yazar zaman zaman okuyucularını düşünmeye sevk ediyor. Geçti Dost Kervanı ile ilgili söyleşi gerçekleştirdiğimiz Yazar Mehmet Şeker, kitabın ismiyle ilgili şu ifadelere yer verdi: “Kitaba bu ismi düşündüğüm târihte, ortada korona diye bir şey yoktu. Bu yüzden koronadan dolayı kaybettiğimiz yakınlarımıza ithafen seçilmiş bir isim değil. Çok sevdiğim, yakın arkadaşlarım arasından yıllar içinde o kadar çok kaybımız oldu ki dostların birbiri ardından göçüşü, kervana benzedi. Sonradan, o hastalık sebebiyle gidenler de eklendi maalesef. Hepsini rahmetle ve bitmeyen bir hasretle anıyoruz her vakit. Evvel giden ahbaba sonrakilerle selâm göndermek de kolay bir şey değil. Gidince selâm söyle denmiyor. Şükür ki inancımız var. Orada, asıl memlekette, güzellikler içinde buluşma ümidimiz var.”

‘KALEMLE YAZILANLAR ARASINDA EN ZORU ŞİİRDİR’

Yazarlık hikayesinden bahseden Şeker, “Gazetecilik zor bir meslek. Yazmanın da kolay olduğu söylenemez. Fakat hangi iş kolay ki? Yazarlık hikâyesi epey uzun. Okuma yazmayı sevmek, ilk basamak. Sonrası kendiliğinden geliyor. Bu konuda Ordinaryüs Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’den birkaç cümle aktarayım. ‘Fikrî çalışmalar için, devamlı tertipli olarak, günde iki üç saatin yeteceğini’ söyler hocamız ve birkaç isimden örnek verir. İbni Sîna, meşhur Kitâb-üş-şifâ’sını, her gün, sabah namazından sonra Bağdat’taki bir câmiin büyük kandili altında oturarak, kuşluk vaktine kadar, yâni takriben iki saat çalışmayla tamamlamıştır. Ünlü İngiliz filozof Spencer eserlerini günde iki saat çalışmayla yazmış. Her sene bin sayfadan fazla eser veren Fransız yazar Emil Zola da günde üç saat çalışırmış. Böyle söylüyor hocamız. Benimki de pek farklı sayılmaz. O yazma zamanının dışında kalanı, zaten, ne yazacağını düşünmekle geçer.” dedi. Şiir dalından da birinciliği olan Şeker, “Şiir konusu da bu çerçevede değerlendirilebilir. Yalnız, onun ayrı bir evreni olduğunu bilmek gerekir. Kalemle yazılanlar arasında en zoru şiirdir. Yaygın olarak tam tersi zannedildiğine bakmayın. Alt alta yazılan ifadelerin hepsi şiir olmuyor.” açıklamasında bulundu.

‘YAZMA EYLEMİ, TEMELİNDE KALICI OLMA ARZUSUNU BARINDIRIR’

Şimdilerde yazmanın ve yayıncılığın kolaylaştığını ifade eden Şeker, “Aslında fena da olmadı. İsteyen herkes bilgisayarıyla, cep telefonuyla yazabilir. Yayınlayabilir de. İçlerinden bazıları çok rağbet görebilir ve kaliteli de olabilir. Geri kalanı kısa süre içinde unutulur. Hâlbuki yazma eylemi, temelinde kalıcı olma arzusunu barındırır. Saman alevi gibi kısa süre içinde yanıp sönenler, klasik eserlerin yanında pek barınamaz.” dedi.

‘MİZAH GÜZEL BİR ENSTRÜMAN’

Geçti Dost Kervanı’nda yer alan hikayeler hakkında da bilgi veren Yazar Şeker, “Hüzün, sevinç, özlem ve mutluluk gibi duygular, hayatta fazlasıyla olduğu için, hikâyelerde de karşımıza çıkması gayet tabii. Güldürme düşündürme bahsi de öyle. Mizah güzel bir enstrüman. Biraz tıngırdatmak iyidir.” şeklinde konuştu. “Kitabınızda ‘bu benim favorim’ dediğiniz öykü var mı?” sorusuna ise Şeker şu cevabı verdi: “Ayrım yapmak gerçekten zor. Hepsini kendim yazdım diye söylüyorum belki de. Ayrıca, bazılarına iltimas geçersek, bazı dostlar üzülebilir. Okuyanlar arasından, sizin gibi şunu beğendim diye bildirenler çıkıyor, o zaman ben de hak veriyorum. Mutabık kalmanın güzelliği başka tabii.”

‘YAZDIKLARIMIN SIKILMADAN, HIZLI VE KEYİFLE OKUNMASI EN BÜYÜK ARZUMDUR’

“Kitap için ayrı bir dil kullandığımı söyleyemem.” diyen Şeker, “Diğer yazılarımdaki dil nasılsa, bu kitaptaki hikâyeleri de aynı şekilde yazmaya çalıştım. Yazdıklarımın, sıkılmadan, hızlı ve keyifle okunması en büyük arzumdur. Ağır tempodan ve karmaşıklıktan okurken de pek hoşlanmadığım için, zevkime uyacak şekilde anlatmak isterim. Okuyanın tıkanıklık hissetmesi veya aşırı ayrıntı yüzünden yarıda bırakması hiç de iyi gelmez. Sadelik, yalınlık iyidir anlayışıma göre. Yazarın biri, dostuna mektup yazarken ‘Çok fazla vaktim yok, o yüzden uzun yazıyorum, kusura bakma’ demiş ya, işte bu da önemli bir husus. Yazan, yazarken emek vermezse, okuyanlar anlamak için daha fazla kafa yormak zorunda kalır diye düşünürüm. Kısacası, yazı emek ister. O emeği ya yazan verecek yahut okuyan. Okurları yoran yazarlara iyi yazar demek zor fikrimce.” diye konuştu.

‘İSTEYEN İSTEDİĞİ DERSİ ÇIKARMAKTA SERBESTTİR’

“Kitapta yer alan hikayelerde satır aralarında yer alan incelikli eleştirilerden kimler ders çıkarmalı?” sorusuna ise Yazar Şeker, “İsteyen istediği dersi çıkarmakta serbesttir. Kısıtlamayalım, alan daraltmayalım. Belediyeler de olabilir, devlet kademelerinde bulunanlar da. Onların yanında, sivillerin ne eksiği var? Övünmek dediğimiz davranış, malûm, iyi karşılanmaz. Yalnız, burada bir hususu belirtmek isterim, o hikâyeyi yazdıktan hattâ kitap hâlinde yayınladıktan sonra, orada bazı eleştirilerde bulunduğumu fark ettim. Garip ama gerçek klasörüne girecek bir durum.” dedi.

‘BAZI ŞEYLERİN KIYMETİNİ BİLELİM İSTİYORUM’

Hikâyelerinin hepsinde ayrı bir mesaj yüklü olan Yazar Şeker konuyla ilgili şunları söyledi:

“Hayat değişiyor. Alışkanlıklar, eşyalar, davranış biçimleri zaman içinde değişiyor. Zevklerimiz, eşyalarımız bile. Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı gibi bir söz var dilimizde. Eskiye rağbet kötü müdür, yeni olan her zaman iyi midir diye sormak lâzım. Gelenek, uzun yıllar kötülendi. Sapıklığa varan bazı davranışlar ve cinâyetler bile ‘töre’ kılıfına sokuldu ve genç nesil töreyi kötü bir şeymiş gibi algıladı. Bu arada pek çok değeri kaybettik. Artık daha fazla kaybetmeyelim, bazı şeylerin güzelliğini hatırlayalım ve kıymetini bilelim istiyorum.”

YAZAR ŞEKER, YENİ KİTABININ MÜJDESİNİ VERDİ

Kitap okuma konusunda da tavsiyede bulunan Şeker, “Pek çok insan, bu salgın döneminde, evinin bazı ayrıntılarını keşfetti desek, yanlış olmaz. Aa, bizim evin önünde söğüt varmış, hem de salkım söğüt diyen de gördük, evde benim okumadığım ne çok kitap varmış diyen de. Önce evdeki kitapları bitirmeye çalışmak ve sonra bizim güzel yazan kaliteli yazarlarımızın eserlerini adrese istemek olabilir tavsiyem.” dedi. Son olarak okuyucularına  yeni kitabın müjdesini de veren Şeker, “Kitabıma ilgi gösteren dostlara teşekkür borçluyum. Var olsunlar; kitaba yakın, salgına uzak dursunlar. Çok yakında yeni kitap gelecek kısmetse. İsmi henüz belli değil. Yine hikâye. Yeni hikâyelerde buluşuruz inşallah.” diye konuştu.

KİTAPTA YER ALAN HİKAYELER

Kitapta yer alan hikayeler ise şu şekilde, Asansörde Panik, Aslında Çok da Şey Etmemek Lazım, Avavi, Baba Sözü, Banktaki İhtiyar, Bayram Dönüşü, Ben Ukrayna’dayken, Beraber Göçüyoruz İşte, Berjer, Bir Dağ-İki Köy-Üç Gol, Bir Parça Ekmek, Bizim Şoför Hem Kekeme Hem Geveze Çıktı, Böyle Bir Üşümek Görülmüş müdür?, Düğünde Bir Gazi, Gözüm Gördü-Gönlüm Yanıldı, Kadıgillerin Osman’ın Yürüyüşü, Karavana, Kargacık Burgacık İmza, Karpuz Kabukları, Mektuplar, Mucit Damarı, Penceredeki Sarı Işık, Sis Farları, Unuttuğun Şarkı, Urşit Ne Cevap Versin, Üç Kalem Pirzola, Vosvos Macerası.

gecti-dost-kervani-2.jpg

EMİNE ÇOLAK / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme