Mehmet Toker: Uzak Doğu'dan yayılan tehlikenin farkında mısınız?
Güney Kore'nin son zamanlarda dünyaya yaydığı ve 'K-Pop' olarak adlandırılan müzik gruplarının imaj ve yaşam tarzlarının oluşturduğu akımlarla ilgili ebeveynleri uyaran Mehmet Toker, 'K-POP, BTS gibi gruplar giyimleri, dansları, saç stilleri, makyajları ile cinsiyetsiz toplum ve sapkınlıklara özendiriyor' dedi.
Güney Kore'nin son zamanlarda dünyaya yaydığı ve "K-Pop" olarak adlandırılan müzik gruplarının imaj ve yaşam tarzlarının oluşturduğu akımlarla ilgili ebeveynleri uyaran Mehmet Toker, “K-POP, BTS gibi gruplar; giyimleri, dansları, saç stilleri, makyajları ile cinsiyetsiz toplum ve sapkınlıklara özendiriyor. Verdiği subliminal mesajlarla gençlerimizin çocuklarımızın bilinç altında bu tür sapkınlıkları meşrulaştırıyorlar. Aileler dikkatli olmalı” dedi.
Uzak Doğu kökenli müzik gruplarının ve özellikle Güney Kore'den yayılarak dünya gençlerini etkisi altına alan, "K-Pop" gruplarının, 12-18 yaş arası kitlede yarattığı kültürel dezenformasyona dikkati çeken uzmanlar, ailelerin ve yetkililerin önlem almaları uyarısında bulundu. Bu K-Pop gruplarının görseli oldukça renkli kliplerin yanı sıra, farklı giyimleri, dansları, imaj ve yaşam tarzları, hayran kitlesi tarafından sıkı takip edilerek rol model olarak benimseniyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'deki gençler arasında da büyük ilgi görerek davranışları örnek alınan bu grup üyelerinin imaj ve davranışlarının "cinsiyetsizliğe" yönlendirdiğine işaret eden uzmanlar, ailelerin dikkatli olması, yetkililerin de önlem alması konusunda uyarılarda bulundu.
MEHMET TOKER İKİ YIL ÖNCE “TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?” DİYEREK UYARMIŞTI!
Son günlerde özellikle lise çağındaki Türk gençlerinin de hayli ilgi gösterdiği Uzak Doğu grupları hakkında, Yeni Haber Gazetesi’ndeki köşesinde uyarılarda bulunan Konya İl Uzman Vaizi Mehmet Toker, “Algı yönetimi adeta bir kitle imha silahı gibi kullanılarak düşünmesi gereken beyinler uyuşturuluyor. Gençler malayani heveslerin ve hazların kölesi haline getiriliyor” dedi. Bu konuda tüm dünya insanlığının gözlerindeki perdeyi kaldırması gerektiğinin altını çizen Uzman Vaiz Toker, “Şayet bugün uyanmaz ve öncelikle İslam Dünyasını, akabinde de dünya insanlığını uyandıramazsak, yarın bir gün, hiçbir milletin kendi kültür ve medeniyeti kalmayacak. Milletlerin kültür ve medeniyetinin yerini, kullan-tüket-at anlayışları alacak. Çünkü kültür ve medeniyet, aşığın maşukuna, el emeği, göz nuru işlediği oyalı bir mendil ise; popülarist anlayış kullan-at kağıt mendildir. Kültür ve nesil böyle bozulur. Bozulmama adına kendi kültür ve medeniyetimizi ayakta tutmanın yollarını aramalıyız” dedi.
‘ŞİŞİRİLMİŞ DEĞERLER DAYATILIYOR’
Günümüzde özellikle Müslüman gençliğin inancına yönelen saldırıların popülarizm üzerinden gerçekleştirildiğini ifade eden Toker, “Popülizm ile Popülarizmi birbirine karıştırmayalım. Popülizm kelimesi Fransızcadaki ‘peuple’ veya ‘population’ yani halk veya nüfus/insanlar manasında gelen bir anlamda ‘halkçılık’ gibi yorumlanabilecek fakat Türkiye'de kullanmış olduğumuz tabirle ‘tribünlere oynamak’ manasında gelen bir kavram. Popülarizm ise kitlesel algıyı yönetmek için kullanılan ve hiçbir geleneksel yapı ile bağlantısı olmayan, hiçbir düşünce temeline veya eksenine dayanmayan, günübirlik kullan-at beğenilerin, şişirilmiş bir takım geçici değerlerin dayatılmasını içeren ikinci bir kavram. Böyle olduğu için popülist kültür, yani ‘tribünlere oynayan’ kültür kapitalizmin ya da materyalizmin bir anlamda öncü birliği gibi kullanıldı. Ancak, popülarizm dediğimiz zaman işin birkaç basamak daha yukarıya taşındığını görüyoruz. Özellikle algı yönetimi noktasında, insanlar zihnen oyalanırken, perdenin arkasından birçok şeyin götürüldüğü durumlara paravan yapılıyor. Böyle olunca popülarizm, zaman zaman sinemayı, müziği, tiyatroyu kullanıyor. Algı yönetimini yapabilme ve kitleleri manipüle edebilme adına da bazen şişirilmiş, balon türü insanlar veya gruplarla dünya kamuoyuna sesleniyor” ifadelerini kullandı.
‘ALGI YÖNETİMİNİ KİTLE İMHA SİLAHI GİBİ KULLANILIYORLAR’
Algı yönetiminin kitle imha silahı gibi kullanıldığını aktaran Mehmet Toker, “Popülarizmin en fazla kullanmış olduğu enstrüman, bugünlerde televizyon ve internet. Televizyon kanalları ve internet aracılığıyla bir takım kişi veya kişilerin ortaya koymuş olduğu davranış, söylem, dans, makyaj, giyim-kuşam ya da müzik eserleri bir anda şişirilerek dünyayı, özellikle gençleri meşgul edip kendisine bağlar hale getiriliyor. Algı yönetimi adeta bir kitle imha silahı gibi kullanılarak düşünmesi gereken beyinler uyuşturuluyor. Gençler malayani heveslerin ve hazların kölesi haline getiriliyor. Taraftarlık (fanatizm) yaşam felsefesi halini alıyor. İman/inanç sahibi olmanın yerini "fan/hayran" olma alıyor. Maalesef gençlerimizde "Kimin ümmetisin?" değil, "Kimin fan'ısın?" sorusu öncelemiş durumda. Bu başlı başına kültürel bir kopuşu, manevi değerler noktasında yozlaşmayı getiriyor. Küreselci asimilasyona giden yolun taşları bu şekilde döşeniyor. 70'li 80'li yıllardan başlayarak, özellikle Yahudi Lobisi'nin pis işlerine paravan yapılan popüler kültürde farklı ülkelere ait oluşumlar sahneye sürülmüştür. Son dönemlerde Uzakdoğu'dan (Batıya göre) özellikle Güney Kore eksenli birtakım kişiler veya gruplar Yahudi lobisinin pis işlerine paravan yapılarak tavşana bak denilmektedir” şeklinde konuştu.
‘NEDEN UZAKDOĞU?’
“Neden Uzakdoğu sorusu akıllara gelebilir. Çünkü kapitalist-siyonist küresel güç/lobiler ve işbirlikçileri dünyanın eksenini kaydırmaya yönelik bir takım çalışmalar içerisindeler” diyen Toker sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın ekonomik merkezini, üretim merkezini, kültürel merkezini Amerika'dan Uzakdoğu’ya kaydırıyorlar. Zira Uzakdoğu’da iş gücü ucuz, üretim ucuz, hem pazar çok müsait ve münbit. Böyle olunca da kontrol altında tutulması ve yönetilmesi gereken kültürü de Uzakdoğu’ya kaydırmalıdırlar ki; kültürel çatışmalardan veya uyuşmazlıklardan dolayı pazarı kaybetmesinler. İlaveten sömürdükleri iş gücünü ve ekonomik gücü ne kadar uyutabilir, uyuşturabilirse hâkimiyeti kurması ve sömürmesi o kadar kolay olacağı için böyle bir tercihe gidiyorlar. Siyonist Kapitalist tekelin Uzak Doğu'ya yönelmesindeki en etkili sebeplerden bir tanesi geleneksel yapıların kıyasen, Orta Doğu coğrafyasına göre daha katı ve belirleyici olmasına rağmen, geleneği oluşturan dinlerin (Budizm, Taoizm, Şintoizm, Konfüçyanizm, Brahmanizm vb.) kaynağının (Vedalar, Tripitakalar, Tao Te Ching vb.) sağlam olmaması (Kur'an-ı Kerim ile kıyaslamak bile abestir) ve dindar toplum nezdinde yaygın olmaması dolayısıyla dış telkinlere ve kapitalist sömürgeciliğe çok daha açık bir toplum görüntüsü veriyor.”
‘MÜZİK GRUPLARI KULLANILARAK EKSEN KAYDIRILIYOR’
Popüler kültürün bir parçası olan bazı şarkıların zaman içerisinde unutulduğunu vurgulayan Toker, “Hatırlanacağı üzere, geçmiş 25-30 yıllık süreç içerisinde Amerika'dan bir takım müzik grupları ya da müzisyenler şişirilerek dünya kamuoyuna sunuldu. Fakat bu grupların içerisinde siyah adamların olması ve bu siyah adamların, zaman zaman Amerika'da ve Avrupa'da, siyahların görmüş olduğu zulüm ve haksızlıkları da satır aralarına sıkıştırmalarından dolayı paravanın değiştirilme ihtiyacı hissedildi. Dünya nüfusunun ciddi bir oranını meydana getiren Uzakdoğu coğrafyası ve o coğrafyadan çıkarılacak ve popüler hâle getirilecek paravanlarla, hem dünya halklarının özellikle Müslümanların bakış yönü ve açısı değiştirilecek, hem de beyaz adamı eleştiren, karalayan siyah adamların söylemlerinden kurtulmuş olunacaktı. Birkaç yıl önce, Güney Koreli bir sanatçının "Gangnam Style" isimli şarkısı ve dansı bir anda popüler hâle getirildi. Öyle ki; ayağa kalkıp yeni yürümeye başlayan Müslüman çocukları bile "Gangnam Style" dansı yaptırılır hale getirildi. Tabii o balon kısa sürede söndü. Aynı dönemlerde, Kanada vatandaşı bir yeni yetme daha şişirilip, özellikle genç kızların gözüne sokuldu. Fakat o balonda söndü. 2000'li yılların ilk başından itibaren, Güney Kore merkezli Blackpink, Exo, Seventeen, İkon, Big Bang, SHINee vb. K-Pop grupları türetildi” diye aktardı.
‘GENÇLERİ TAMAMEN DUYARSIZLAŞTIRIYORLAR’
Popülerliğini yitirmiş sanatçıların yerine yeni sanatçıların çıktığını belirten Toker, “Son zamanlarda ise yine uzak doğu eksenli BTS kısaltması ile meşhur edilmiş ve 7 kişiden oluşan bir grup paravan olarak popülarizmin öncü birliği olarak kullanılıyor. Elbette yakında bunlar da sönecektir. Ancak yeni balonların yolda olduğunu da unutmayalım. Ancak bu müzik grubunun resmi fandom adı "A.R.M.Y" kısaltması ile ifade ediliyor. Army İngilizce ‘de asker/ordu demek! Bunlar kimin askeri, kimin ordusu? Bu kısaltmanın açılımı ise "Adorable Represantative M.C for Youth" dur. Ne manaya geliyor? "Gençlik için tapılası müzik sunucu temsilcisi." Güya bu ismi de grubun hayranları vermiş. Grup kız görünümlü oğlanlardan oluşuyor ve şu anda özellikle 14-25 yaş arası dünya gençliği grubun resmi adında da ifade edildiği ya da bilinçaltına yerleştirildiği şekliyle bu balona tapıyor. Birçok Müslüman ailenin bu yaşlardaki kız çocuklarının odalarını bu grubun posterleri süslüyor. Birçok genç artık onlar gibi giyinip, onlar gibi olmaya yani feminen kadınsı çizgiler ile gözükmeye çalışıyor. Gençlerin hayata bakışı ye, iç, dans et, gez, eğlen, karşı cinsten partnerin olsun-mümkünse kullan at olsun- düşüncesi etrafında dönüp dolaşmaktadır. Çevreye, insanlığa, manevi değerlere, duyarsızlaştırıldılar” diye konuştu.
‘PERDENİN ARKASINDA EŞCİNSELLİK SUNULUYOR’
BTS gibi grupların dünya gençliği üzerinde oluşturduğu en büyük tehlikenin eşcinsellik olduğunu kaydeden Toker, “BTS gibi gruplar giyimleri, dansları, saç stilleri, makyajları ile cinsiyetsiz topluma ve sunulan sapkınlıklara özendiriyor. Cinsel sapkınlık olan LGBTİ vb. iğrençliklerin reklamını yapıyor ve en kötüsü; verdiği subliminal mesajlarla gençlerimizin çocuklarımızın bilinç altında bu tür sapkınlıkları meşrulaştırıyorlar. Müslüman toplumlar üzerindeki değiştiricilik ve dönüştürücülük noktasında planladığı etkiyi yapamayan, hedeflediği mesafeyi, hedeflediği sürede alamayan küresel tekel, rotayı Uzakdoğu toplumlarına çevirmiş durumda. Özellikle 1920-1940'lı yıllarda, küresel tekelin sol eli mesabesindeki Komünist Felsefeye karşı geleneksel dinlerine ve geleneksel kurumlarına sarılarak komünizme karşı duran Tayvan, Tayland, Kore, Japonya, Filipinler, Singapur, Laos, Sri Lanka, Moğolistan yeni operasyon merkezi olarak seçilmiş durumda. Bir taraftan nesil bozulurken, bu paravanın arkasına sığınarak birçok insanlık değeri ayaklar altına alınıyor. Genç beyinler perdenin önünde bunlarla ilgilenirken, perdenin arkasında pek çok dolaplar çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
‘GENÇLER İÇİN KURGU BİR DÜNYA OLUŞTURUYORLAR’
Gençlerin dünyayı toz pembe gibi görmeye devam ettiklerini söyleyen Toker, şunları anlattı: “Darbeci Sisi tarafından Mısır'da idam edilen onlarca masum günahsız insan, Türkiye dışındaki ülkelerde gündeme bile gelmedi. Petrol görünce bütün değerleri ayaklar altına alan Yahudi lobisinin Venezuella'ya müdahalesi, Türkiye dışındaki ülkelerde satır arası haber olarak geçiyor. Farkındaysanız Kaşıkçı cinayeti unutturuldu. Fransa'daki "Sarı Yelekliler" gözden düşürüldü. Suud'daki iç hesaplaşmalar, Yemen'deki ölüm ve zulümler gündeme bile gelmiyor. Hiç kimse Yahudi Lobisinin Suriye ve Irak'ta ki maşaları olan terör örgütlerine vermiş olduğu 7000 tır silahtan söz etmiyor. Çünkü eğlence, hedonizm ve bunların terkibi ile oluşturulmuş olan popülarizm dünyanın algısını farklı yere yönlendiriyor. Sadece Türkiye'de değil neredeyse tüm İslam ülkelerinde özellikle gençler şimdilik BTS grubunun hayaliyle yatıp-kalkıp, dünyayı toz pembe olarak görmeye devam ediyor. Güney Kore dizileri ve dizilerde verilen mesaj yansıtılan hikayeler 15-25 yaş aralığındaki gençleri reel dünyadan ülke ve bölgesel siyasal ve sosyal vasattan kopararak hayali ve fantastik bir kurgu dünya oluşturuyorlar.”
‘MOONCULUK DA GÖRMEZDEN GELİNMESİN!’
Dizilerin insanların boşluklarını doldurarak hayal alemine hitap ettiğini belirten Toker, “Dizilerin süre ve seri olarak kısa sürmesi ve işlediği konuların hedonist duygulara vurgu yapması gerçeklik algısını sanal gerçekliğe dönüştürüyor. Yumuşak güç, hipnoz etkisi yaparak reelden kopuşu sağlıyor. Dizilerde subliminal mesaj olarak verilen Moonculuk propagandası ise ayrı bir problem. Sun Myung Moon tarafından Güney Kore’de kurulan ve Mooncular olarak bilinen, Dünya Hıristiyanlığının Birleşmesi için Kutsal Manevi Birlik Kilisesi, nativistik bir hareket olarak doğmuş ve küreselleşmeden yararlanarak dünya ölçeğinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Müzik, dizi, yarışma programları, gençlik hareketleri vb. faaliyetleriyle belli bir popülarite elde etmek isteyen Moonculuk Hareketi, Evanjelik Protestanlığın çoğulculuk, pazar ekonomisi ve demokrasi yanlısı söylemleriyle birçok ülkede faaliyetlerini sürdürerek mesihçi karakteriyle tüm dünyada Tanrı Krallığını tesis etmeyi amaçlayan bir harekettir. 1990’lı yıllarda kamuoyunun dikkatini çeken FETÖ örgütünün faaliyetleriyle Moonculuk Hareketinin faaliyetleri arasındaki ciddi ortak paralellikler vardır” ifadelerini kullandı.
‘GENÇ BEYİNLER HİPNOTİZE EDİLİYOR’
Genç beyinlerin ele geçirildiğine vurgu yapan Toker, “Bu noktada bir öz eleştiride kendimize yapmak istiyorum. Gündem dışı yaşayan bir eğitimci kitlesine dönüştük. Gerek yaygın, gerek örgün eğitim yapan eğitimciler olarak, bu tür popülist dayatmaları basit, sıradan önemsiz hadiseler olarak değerlendiriyoruz. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, gerek dünya kamuoyu ölçeğinde popüler hâle getirilen, gerekse kendi ülkesinde yerel bazda popüler hale getirilen kişi, grup veya anlayışların hipnotik bir algı oluşturduğunun, özellikle genç zihinleri hipnotize ettiğinin farkında bile değiliz. Onun için okumayan toplumlarda fikrî düşüncelerle, ideolojilerle o toplumun inancını, ahlakını, manevi değerlerini bozmanız çok daha uzun zaman alıyor ki; bu bizim ülkemizde de uzun yıllardır denendi ama başarıya ulaşamadığı, ulaşmadığı görüldü. Yani sosyalizm, komünizm, faşizm, kapitalizm gibi fikri arka planı olan anlayışlar bu toplumda istediği ilgiyi uyandıramadı. Beklediği karşılığı göremedi. Ancak popülizmin etkisi ve yumuşak saldırıları bu fikri cereyan ve akımlardan çok daha yıkıcı oluyor” diye altını çizdi.
‘KÜLTÜR VE MEDENİYETİMİZİ AYAKTA TUTMAK ZORUNDAYIZ’
Dünya insanlığının uyandırılması için çağrıda bulunan Toker, “Bu konuda gerek Milli Eğitim Bakanlığı'nın, gerek Diyanet İşleri Başkanlığı'nın farklı çözümler üretmesi, gençlerin ilgi ve algısını kendi kültür ve medeniyetimize yönlendirmesi, kanalize etmesi gerekmektedir. Bunu yapmadığınız zaman, Dünya Yahudi Lobisi'nin ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Zira dünya Yahudi Lobisi, Yahudiler dışındaki dünya halklarının, neslini, genetiğini, inancını, maneviyatını, ahlakını bozmak adına farklı yöntem ve planlarla saldırıyor. Bu yöntem ve planların başında da hem algıları yönetebileceği hem de kendisine paravan olarak kullandığı popülarist anlayışı kullanıyor. Şayet bugün uyanmaz ve öncelikle İslam Dünyasını, akabinde de dünya insanlığını uyandıramazsak, yarın bir gün hiçbir milletin kendi kültür ve medeniyeti kalmayacak. Milletlerin kültür ve medeniyetinin yerini, kullan-at, tüket anlayışlar alacak. Çünkü kültür ve medeniyet, aşığın maşukuna, el emeği, göz nuru işlediği oyalı bir mendil ise; popularist anlayış kullan-at kağıt mendildir. Kültür ve nesil böyle bozulur. Bozulmama adına kendi kültür ve medeniyetimizi ayakta tutmanın yollarını aramalıyız” diye konuştu.
‘İKİ KERE DÜŞÜNMEMİZ GEREKİYOR’
Gençlerin kendi kültürlerinden kopmamaları gerektiğinin önemine dikkat çeken Toker, “Gençlerimiz "Gangnam Style" ya da BTS'nin dilini bile anlamadığı şarkılarını bildiği kadar, diline pelesenk ettiği kadar aşk, izzet, naiflik ve ahlak kokan; "Ey benim bahtiyarım, gönlümün tahtı yarim, yüzünde göz izi var, sana kim baktı yarim?" türkümüzü bilmiyorlarsa şapkamızı önümüze alıp iki kere düşünmemiz gerekiyor. Aksi halde yarın bir gün erkek görünümlü kızlar, rujlu, ojeli erkekler görmeye başladığımız da popülarizmin dünyayı ahtapot gibi saran kollarından kurtulmak için çırpınmamız beyhude olacaktır. Üzgünüm, dost acı söyler” diyerek sözlerini tamamladı.
SYYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme
Konyaspor’da kadro şekillendi: 3 yeni transfer
Konya’nın sanat durağında yeni sezon dolu dolu başlıyor!
Saç ve sakalda yeni etki: Sosyal medya
Konya'da hızlı tren garında operasyon! Baroya kayıtlı avukat uyuşturucuyla yakalandı
Konya için uyarı verildi!
Cep telefonu değil, kumarhane! Konya’daki avukattan çarpıcı açıklama