Mesut Ademoğlu: Ne yaptıysak iyi yapmaya çalıştık
Torku Konyaspor Basketbol Takımı’nın kaptanı, tecrübeli oyuncu Mesut Ademoğlu ile perşembe günü iki antrenman arası keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Ademoğlu, küçüklüğünden bugüne yaşadıklarından, Amerika macerasına kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Mesut Ademoğlu. 33 yaşındayım. Basketbola çok küçük yaşta başladım. 6,5 yaşındaydım. Çavuşoğlu Koleji'nde başladım. O gün bugündür basketbol benim hayatımda çok büyük önem kazandı. Basketbol topunu takip ederek, peşinden 35-40 ülke gezdim.
Küçükken hedefiniz neydi? Basketbolla nasıl tanıştınız?
Açıkçası baskete çok küçük yaşta başladığım için o güne kadar başka meslekleri de düşünememiştim. Ama benim babam işadamıydı ve işe giderken hep takım elbise giyerek giderdi. Benim hayalim de onun gibi takım elbise giyerek işe gitmekti. Hatta o zamanlar babamın ceketinin arkasındaki yırtmaçtan tutunurdum beni öyle gezdirirdi (gülüyor). Ama dediğim gibi babam iş adamı olduğu için benim eğitimime çok önem verirdi. Gelişimimde de çok büyük etkisi oldu. Ne yaptıysak iyi yapmaya çalıştık. Bu da bizim ailemizden gelen terbiye ve ahlak doğrultusunda gelişti aslında. Rahmetli dedem ve babam küçükken bize hep ne yaparsanız yapın iyi yapın ve onun hakkını verin derdi.
Çocukluğunuz İstanbul Bayrampaşa'da geçti. Oranın hayatınızdaki yeri nedir?
Bayrampaşa daha çok göçmenlerin yaşadığı bölge. Bizim ailemiz de birbirine yakın senelerde oraya göçmüş. Ayrı bir Türklük, ayrı bir İslam ayrı bir birliktelik olan yerde bütün bunların bende çok büyük etkisi var. Biz üç erkek kardeşiz. Ama çok küçük yaşta bir basketbol takımının parçası olunca aşağı yukarı 15-20 kardeş olduk. Onların da çoğunun aynı bölgeden olması bizim için Bayrampaşa'nın önemini daha da arttırdı. 1 tane amcamız varken 15 tane amcamız oldu. Çok şeyi paylaşır olduk. Bunun için Bayrampaşa benim için çok önemli bir yer.
Aziz Bekir ile yolunuz Konya'da bir kez daha kesişti. Aziz hocanın koçluğu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Aziz abi öncelikle çok dürüst ve saygıdeğer bir insan. Çok iyi bir antrenör. Kendini sürekli geliştiren, önyargıları olmayan bir insan. Bizim onunla çok eskiye dayanan bir ilişkimiz var. Ben onunla aynı takımda oynadım. Tabi o dönemde ben çok gençtim ve o çok tecrübeliydi. Zaten koçluktan önce saygıdeğer bir basketbol kariyeri var. Çok önemli başarılara imza attı. Onunla ilk defa 1997 yılında birlikte çalıştık. Ondan sonra kendisi basketbolu bıraktı ve antrenörlüğe başladı. Ardından altyapılarda ciddi başarılara imza attı. Ülker'de çalıştı. Türkiye şampiyonlukları vs. kazandı. Önce Galatasaray'da yardımcı antrenörlük yaptı. Daha sonra 1.ligde başantrenörlüğe geçtiğinde ben de o takımın bir parçasıydım. Orada beraber güzel bir sezon geçirdik. Akabinde Kepez'de 1 yıl daha beraber çalıştık. Ben Aziz abiyle tanıştığımda 30 yaşlarındaydı şimdi 45 yaşında. Kendini çok geliştirdi. Oyuncularla ilişkileri gayet iyi. Yani kendini çok gizleyen bir adam değil. Basketbolda da belli görüşleri var ve onlar çok sabit. Değişkenliğe gitmiyor. Kendisi bizden biridir ve onu seviyoruz.
Belli bir dönem Amerika'da kaldınız ve orada kendinizi geliştirdiniz. Amerika maceranızdan bahseder misiniz?
Ailem benim ve kardeşlerimin eğitimine çok önem verirdi. O dönemde Türkiye'de altyapıda oynamam ve sürekli maçlara gitmemiz, derslerimize çalışamamamız bizim eğitimimize çok negatif yönde etkide bulundu. Ama minimum bazda Türkiye'de eğitimimi tamamladım. Akabinde üniversite yılları başlayacaktı. Fakat ben de A takıma geçtiğimden dolayı ikisini bir arada götürmemiz mümkün değildi artık. Orada benim de ailemle beraber bir karar vermem söz konusuydu. Burada devam edip iyi bir basketbolcu olabilirdim. Ama Amerika'ya gitmemin sebebi iyi bir insan, iyi bir Müslüman olabilmekti. Sonuçta böyle bir karar verdik. O dönemde bu kararım çok eleştirildi. İnsanlar bilip bilmeden yazdı etti. Ama ben verdiğim kararın arkasındayım. Bence çok doğru bir karar verdim. Amerika'ya gitmeden önceki Mesut'la gittikten sonraki Mesut arasında çok büyük farklar var. Bir kere hayatın nasıl kazanıldığını, nasıl çalışılması gerektiğini, nelerin doğru olup nelerin yanlış olduğunu öğrenmemde çok yardımcı oldu. Orada en önemli öğrendiğim şeylerden biri bana değer verenlere değer vermem gerektiğiydi. Türkiye'deki kültürümüzde bu böyle değil. Bizim kültürümüzde biraz çıkar ilişkisi ön plana çıktı. Ama orada öyle değil. İnsanlar sevdiklerini unutmamaya çalışıyorlar ve değer verene gerektiği değer veriliyor. Ben Amerika'da uluslararası ilişkiler ve işletme okudum ve okulu birincilikle bitirdim. Ama orada eğitimimin yanı sıra en önemli öğrendiğim şey "Değer" kavramı oldu.
Amerika sizi manevi açıdan etkiledi mi?
Açıkçası ben 1. sene sonunda okul değiştirdim ve yeni gittiğim okul bir Hıristiyan okuluydu. Tamamen vakıf okuluydu. Bizim buradaki Müslüman okulları gibiydi. Hatta sömestrda 30 kere falan kiliseye gitmemiz icap ediyordu. Bu da beni olumlu yönde etkiledi. Hristiyanlık hakkında 9 kredi aldım. İncil çalışması da yaptım. Hristiyan teolojisi de yaptım. Diğer dinlere de çalıştım. Bu da bana bir imam torunu olarak çok büyük şeyler kazandırdı. Çünkü ben zaten dinimi yaşıyorum ama diğer dinleri öğrenmek açıkçası kendi dinime daha da bağlılığımı sağladı. Çünkü bizim Müslümanlar burada birçok soruyu sormadan yaşıyor. İnsanlar oruç tutuyor ancak neden tutuyorum diye sormuyor. Namaz kılıyor, neden kılıyorum diye sormuyor. Herkes yaptığı için bu ibadetleri yapıyoruz gözüyle bakıyorlar. Ama orada kimse oruç tutmazken benim tutuyor olmam ben bunu niye yapıyorum sorusunu aklıma getirdi ve ben bunun altına, derinine indim. Yani Hıristiyan okulunda okumanın ve Amerika'da diğer dinlerle beraber yaşamanın bana çok büyük artısı oldu diyebilirim.
Amerika, sosyal sorumluluk projeleri hakkında da size birçok şey kazandırdı. Bunu geldiğinizde Konya'da da uyguladınız. Bunun hakkında neler söylemek istersiniz?
Bu tip şeylere Amerika'da çok önem veriliyor. Biz mesela her hafta takımdan birkaç kişi olarak bu tür şeylere yönlendiriliyorduk. Burada ben gelmeden önce de bu projelere değer ve önem veriliyormuş. Bazı yöneticilerimiz gerçekten bu konuda çok duyarlılar. Türkiye'de oynadığım birçok kulüpten çok daha farkında bizim yöneticilerimiz. Gerekeni yapıyorlar ve bizi de aktif kılıyorlar. Bizim de zaten toplum olarak bunları yapmamız lazım ve ardından menfaat aramamamız lazım. Bir takımın, bir sporcunun birine hayrı dokunuyorsa ille de onun bize bir faydası, mesela bir taraftar olarak maçımızı desteklemesi gerekmez. Bunlar bize elbette ki bir şekilde dönecektir. İnancımız o yönde. Ekibimizin de bu konuda çok güzel çalışmaları var.
Uzun yıllardır bu işe gönül verdiniz ve basketbolda çok fazla anı yaşadınız. Unutamadığınız bir anınızdan bahseder misiniz?
Hafızalar çok yenilendiği için aklımda sabit kalan bir anım olmadı. yaklaşık 26 yıllık sporculuk kariyerimde inanın birçok başarı ve başarısızlık yaşadım. Ama bütün bunların içinden birini çıkarmaktansa, bütün içindeki zevkleri, başarıyı, başarısızlıkları, kazanmayı, kaybetmeyi hayatın bir gereği olarak ele almak gerekir. Benim için önemli olan bütün bu anıların toplamıdır. Yani ayırt etmiyorum. Çünkü bütün bunlar bizim kaderimiz.
İdolünüz var mı?
Oyunu gözüme hoş gelen bir çok basketbolcu oldu ama küçüklükten beri en çok beğendiğim isim Dejan Bodiroga'dır. Ama benim örnek aldığım biri önemli değil de bizim örnek teşkil etmemiz önemlidir. Mesela aileler çocuklarına yemek yemelisin, süt içmelisin dediğinde çocuklar bunu yapmak istemiyor ama biz dediğimizde özellikle yapmak istiyorlar. Çocuklar bunun farkına varıyor ve biz sporcular bu konuda örnek teşkil ediyoruz.
"KARİYERİMİ NOKTALADIKTAN SONRA FARKLI DÜŞÜNCELERİM VAR"
"KOLAY KOLAY KULLANMAMAMA RAĞMEN O GÜN TWEET ATTIM"
"TARAFTARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ"
MESUT ADEMOĞLU İLE YAPTIĞIMIZ SÖYLEŞİNİN DEVAMI YARIN GAZETENİZ YENİ HABER'DE
HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER
Bakmadan Geçme