• Haberler
  • Spor
  • Mesut Ademoğlu: Şifremiz sevgi, saygı, samimiyet

Mesut Ademoğlu: Şifremiz sevgi, saygı, samimiyet

Mesut Ademoğlu: Şifremiz sevgi, saygı, samimiyet
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Torku Konyaspor Basketbol Takımı’nın kaptanı, tecrübeli oyuncu Mesut Ademoğlu ile perşembe günü iki antrenman arası gerçekleştirdiğimiz ve dün yayınlanan söyleşinin devamı;

 

 

Eğitimli sporcunun oyun görüşü farklı olup ufku da geniş oluyor. Sizce eğitim, sporcunun taktik anlayışını değiştiriyor mu?

Basketbol belirli bir yetenek gerektiriyor. Ama sonuç olarak bu bir ekip işi olduğu için eğitimin çok büyük faydası var. Bir konuda nasıl davranman gerektiğini sen okuldan öğrenebilirsin ama sporcunun başarısının organize olabilmesi, bazı sorumluluklarının bilincinde olabilmesi de eğitimli olmasıyla kolaylaşır. Basketbolun okula, okulun da basketbola katkısı büyüktür. Ben küçükken, Lütfi Arıboğan, Orhun Ene, Aziz Bekir, Levent Topsakal, Harun Erdenay bunların hepsi okumuş insanlardı. O sürecin dışında günümüze kadar artık ciddi derecede bir okumamazlık var. Artık üniversite mezunu olmuş basketçi sayısı çok düşüşte. Çoğu da yine üniversite mezunu oluyor ama şu şekilde; üniversite takımı şampiyon oluyor, ardından Avrupa şampiyonasına falan gidiyor, akabinde basketçi 3-5 tane derse girip notları alıyor vs. okudum sayılıyor. Eskiden bu iş bu paralara yapılmadığı için insanlar mecbur okumak zorundaydı. Gündüz bir iş yapıp akşamında basketbol oynuyorlardı. Basketbol belli bir yetenek gerektiriyor ama eğitim de buna büyük katkı sağlıyor.

 

Torku Konyaspor hakkında söz edersek, önce sezona çok iyi bir başlangıç yapıldı. Ardından ani bir düşüş yaşandı. Şimdi de devam eden 5 maçlık bir seri var. Bu sert düşüş ve ani çıkışı neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle sezon başında Aziz Bekir takıma inandığı, bildiği ve sevdiği isimleri topladı. O takım da kısa sürede aralarındaki kimya doğrultusunda birbirlerine kenetlenip yol almaya başladı. Bu takım çok büyük bütçelerle kurulmuş bir takım değil. Ama bütçemizin üstünde performansla sezona başladık diyebiliriz. Sezona daha başlamadan belli şanssızlıklar başımıza geldi. Bizim için önemli bir oyuncu olan Burak Selen'in ön çapraz bağı koptu. Daha yeni yeni aramıza gelebildi. Onu sezon başında kaybettik. O duruma adapte olup maçları kazanmaya başladık. Ondan sonra Eskişehir maçıyla beraber Troy De Vries sakatlandı. Aşağı yukarı 2 ay ondan da yararlanamadık. Troy'un sakatlanmasını takiben Mayo, bizim tam olarak bilmediğimiz sebeplerden dolayı Londra'ya gidip Türkiye'ye geri dönemedi. O sırada teknik bir kararla Jason Boone ile yolların ayrılması gündeme geldi sonra vazgeçildi. Bütün bu olaylar birleştiğinde ve bunlar yaşanırken oynadığımız takımlar Darüşşafaka, Efes, Fenerbahçe bizden bütçe olarak çok üstün takımlardı. Takımımızın sistemindeki bu şanssızlık o dönemde bir mağlubiyet serisi getirdi. Çok büyük bir başarısızlık olarak algılamamak lazım ama bakıldığında yükselen çıtayı biraz da fikstürün verdiği dezavantajla böyle bir yenilgi serisinr bağladık. Ama biz o süreçte de bugünlerin geçeceğini konuşuyorduk. Çünkü biz iyi çalışıyorduk. Birbirimize inanıyoruz. Aziz abi, Murat abi ve diğer teknik ekibimiz ellerinden geleni yapıyorlar. Sonra takımımıza Ernest Bremer, Hakim Warrick gibi oyuncular katıldı. Bunlar da iyi işleyen bir düzenin içine geldikleri için takıma kolay adapte olup Aziz Hoca'nın sistemini de anlayınca zaten üst üste başarılı sonuçlar gelmeye başladı. Bizim için galibiyet ve mağlubiyetten daha önemli olan şey sahaya çıkıp, konuşulan sistemi en iyi kalitede vermek. Bunu başardıktan sonra biz her sonuca razıyız.

 

mesutademoglusoylesi-(1).jpg

 

Torku Konyaspor şuanda play-off yolunda emin adımlarla ilerliyor. Takımın şimdiki hedefi ne olmalı?

Herkesin bir beklentisi var. Bizim beklentimiz ise belirttiğim gibi sahaya çıkıp en iyi mücadeleyi vermek.  Biz Eskişehir maçına çıktık kazandık. Ama çıkıp aynı mücadeleyi verip bir sayıyla da kaybedebilirdik. Yani yaptığımız hatalar oranında üzülürdük. Maçı kazanabileceğimizi bildiğimiz için bunun hatalar oyunu olduğunu kabul ederdik. Şimdiki hedefimiz önümüzdeki 6 maçın ne kadarını kazanabilirizin derdindeyiz. Her birine kazanmak için çıkacağız. Her bir takımın da dezavantajları var.  Efes, Fenerbahçe gibi çok iyi takımlar Avrupa Kupası oynuyorlar. Bizim de son günlerde yaşadığımız en sıkıntılı olay Sean Williams'ı da kaybetmemiz oldu. Belki yerine biri gelecek, belki kalan yolda birilerini daha kaybedebiliriz, belki rakibimizin bir oyuncusu rahatsızlanabilir, sakatlanabilir. Bunlar bizim elimizde olmayan şeyler.

 

Ligde uygulanan yabancı kuralı konusunda görüşleriniz nelerdir?

Büyük bütçeli kulüpler olarak adlandırdığımız Efes, Banvit, Fenerbahçe gibi kulüpleri bu kural etkilemedi. Onlarda zaten yabancı vardı. Geçen senelerde yabancılar 3 tane sahada 2 tane kenarda durabiliyordu. Onlar bunu 3 yabancı, 2 devşirme, 1 kenarda olarak ayarlıyorlardı. Yani onlar adına değişen bir şey olmadı. Yalnız devşirmeyi alamayan takımlar vardı. Açıkçası onlar adına bir şey değişmedi. 6 yabancı kuralının Türk Basketboluna bence çok büyük bir katkısı olmayacak. Yani bu taşıma suyla değirmen döndürmeye benziyor. Kısa süreli çareler olarak görüyorum. Zaten bizim TBF yöneticileri de olaya o yönden yaklaştı. Geçtiğimiz günlerde Engin Ataman'ın bir açıklamasını okudum. O da 6 yabancıyı fazla bulduğunu, milli takımda oynatacak oyuncu bulamadıklarını söyledi. Şimdi ben 33 yaşına gelmiş tecrübeli bir oyuncuyum. Açıkçası benim için değişen bir şey yok. Hatta tecrübem, çok dilli olmam bu konuda bana avantaj sağlıyor böyle durumlarda. Ama bana avantaj sağlıyor diye doğruları söylemekten çekinmemek gerektiğini düşünüyorum. Ben bundan 15 sene önce genç bir oyuncuyken 6 yabancı kuralı olsaydı tahminen ben burada oynuyor olmazdım. Amerika'da okuyup orada hayatımı sürdürüyor olurdum.

 

Türkiye'deki altyapı yetersizliği hakkında neler söylemek istersiniz?

Şimdi insanlara bu soruyu sorduğunuzda "Cedi Osman, Furkan Korkmaz oynuyor ama" diye cevap alıyorsunuz. Bunu bir Furkan'a bir Cedi'ye bağlayamazsın. Bu sporun Türk geleceğine katkısı olması lazım. Yani Furkan'ın NBA'ye gitmesi Türkiye'deki sporu geliştirmez. Bunu bir fabrika halinde yaparsan o işin hakkını veriyorsun demektir. Bu işten sen 5-10 yılda bir oyuncu çıkarıp sunuyorsan bu Türk basketbolunun başarısızlığı olur. Ama Türk basketbolunun yöneticileri bence zeki insanlar. Tahminimce bu yanlıştan hızlı bir şekilde döneceklerdir. Genç yetenekleri sadece Türkiye sınırları içerisinde aramamalıyız. Dışarıda da nice gurbetçi sporcularımız var. Onları da incelemek ve değerlendirmek lazım. Türkiye'nin gerekli kaynakları bulup taşıma sudan vazgeçmesi lazım.

 

Açıklamalarınızda sürekli "İnanç" kelimesine vurgu yapıyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

Bu bizim takımdaki birlikteliğimizden kaynaklanıyor. Birbirimize o kadar çok kenetlendik ki "inanç" kelimesini vurgulamadan geçemiyoruz. Takıma yeni biri katılıyor. O da ortamı görünce hemen adapte olup gruba dahil oluyor ve böyle böyle zincirlemesine gidiyor. İnanmışlığın aslında bir şifresi yok. Sadece samimiyet, sevgi ve saygı. Herkesin bir eksisi var. Ancak biz sonuca odaklı oynamadığımız için fazla üzülmüyoruz.

 

mesutademoglusoylesi-(2).jpg

 

Eskişehirspor maçından sonra taraftarlar için övgü dolu sözler sarf etmiştiniz. Nasıl buluyorsunuz Konyaspor taraftarını?

Eskişehirspor ile oynadığımız maçtaki taraftar topluluğu gerçekten inanılmazdı. Bizde genellikle tek taraflı destek oluyor.  Maça çıkıyorsun, sen sayı atıyorsun sahada bir gürültü kopuyor. Onlar sayı atıyor hiçbir şey olmuyor. Halbuki çift taraflı olsa çok daha heyecanlı olur. Eskiden ben maçlara giderdim mesela Galatasaray - Fenerbahçe maçında çift taraftan duyduğum tezahüratlardan çok zevk alırdım. Biz bunu son iç saha maçımızda çok güzel şekilde yaşadık. Eskişehirspor 400 civarı bir taraftar ile geldi. Bizim taraftarımız da çok şükür hem baskın şekilde bizi destekledi hem de gerektiği gibi centilmence ve dostane duygularla rakip taraftarı uğurladı. Şimdi bunlarla gurur duyuyoruz.

 

Konya'ya ilk kez geldiğinizde neler hissettiniz ve Konya hakkında ne düşünüyorsunuz?

Konya'nın bende çok ilginç bir hatırası var. Ben 1989 yılında Konya'ya Türkiye şampiyonası oynamaya geldim. 7 yaşındaydım. Çocuktum o zamanlar. O günden bugüne kadar da birçok kez geldim Konya'ya. Ama biz şehre her gelişimizde kısa süreliğine geldiğimiz için şehri tanımıyordum. 1 gün önce gelip maç bittiğinde gidiyorduk. Konya'ya ilk defa geldiğimde İzmir yolundan Mevlana'ya geldim. Daha hiçbir yer gezmeden Mevlana'ya uğradım. Böyle hafif akşamüstüydü ve hava da inceden serinlemişti. Çok güzel bir duyguydu. Hatta o gün tweet atmıştım. Ben kolay kolay tweet atmam (Gülüyor) Konya'nın maneviyatını yaşadığım anda gerçekten çok duygulandım ve bu şehre olan bağlılığım arttı. Şükürler olsun ki Allah bana bu şehri daha iyi tanımayı, bu şehirden uzak kalmamayı nasip etti ve Konyaspor'un formasını terletiyorum. Açıkçası Konya'nın gelişimine de şaşırdım. Biz otobüslerle pata küte geldiğimiz için maç stresiyle hiç sağımıza solumuza da bakmıyoruz. O Bosna'dan girip de Mevlana'ya gelinceye kadarki bütün gelişimler, yollara ekilmiş ağaçlar, binaların güzelliği, toplu taşımanın gelişmiş olması, kaldırımların geniş olması, yol boyunca parkların olması beni açıkçası şaşırttı. Beklediğimden çok üst düzey bir Konya buldum. Bosna Hersek mahallesinde yaşıyorum. Bosna'da çok ciddi bir üniversite nüfusu var. Aslında orası Türkiye'mizin değişik değişik çiçeklerinin toplanmasını sağlamış. Güzel bir yaşantı var orada. Hiçbir kavgaya gürültüye rast gelmedim. Cıvıl cıvıl insanlar. Onların arasında yaşıyorum. Konya hem insanıyla hem sanayisiyle hem de diğer bütün branşlarıyla Türkiye'nin gözbebeği bir şehir. Hem futbol, hem basketbol takımı birinci ligde oynuyor.

 

Kariyerinizi noktaladıktan sonra kendinizi nerede görmek istiyorsunuz?

2-3 sene daha oynamayı düşünüyorum. Allah izin verir de büyük bir sakatlık yaşamazsam kariyerime devam edeceğim. Aldığım tekliflerle doğru orantılı değerlendirme yapacağım. Akabinde aldığım eğitimlerin, konuştuğum dillerin, basketbol bilgisinin işime yarayacağı bir meslek ile yoluma devam etmek istiyorum. Kimisi oyuncu menajeri olursun bir ayağın Amerika'da bir ayağın Yugoslavya'da olur diyor. Zaman içerisinde bunları değerlendireceğim. Bu işte sevdiğim insanlarla beraber tekrar kendi ekibi kurmam icap edebilir. İlerisi için şimdiden kesin birşey söylemek yanlış olur. Sözlerimi noktalamadan önce Aziz Bekir hakkında bir şey daha söylemek istiyorum. Eksiklerden dolayı bir sezonda 3 farklı takım kurdu. Gerçekten bu takım üstünde çok emeği var. Bu takım her şeyin en iyisini hak ediyor.

 

SÖYLEŞİ: HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU

Bakmadan Geçme