MHP TBMM Grup Toplantısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Dünya üzerinde, ABD dışında, başkanlık sistemiyle düzlüğe çıkan, istikrarı yakalayan ülke sayısı yok denecek kadar azdır. Kuvvetler ayrımını tehdit olarak gören Erdoğan bütün erkleri elinde toplamak istemektedir. Ve istenen bu sistem diktatörlüktür, demokrasinin ara dönemi, Türkiye’nin kuruluş felsefesinin temelden yıkımıdır" dedi.

Bahçeli, partisinin  TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin gündeminde, PKK'nın yan kuruluşu HDP'nin barajı aşıp aşamayacağı ve bunun sonuçları ile Erdoğan'ın başkanlık sistemi hakkındaki zorlama, propaganda ve algı operasyonlarının olduğunu söyledi.

HDP'nin, Yunanistan'daki SYRIZA'ya benzeyip benzemediğinin, bir eşbaşkanının da Çipras'a özenip özenmediğinin MHP'yi ilgilendirmediğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bildiğimiz bir şey varsa o da şudur; Yunanistan'da iktidara gelen SYRIZA'nın bölücülük yaptığına, Yunanistan'ı parçalamak için taşeronluk akıntısına kapıldığına dair henüz bir emare ortaya çıkmamıştır. Çipras'ın Yunan tezlerinden vazgeçtiğine dair bir kanıt da yoktur. Bununla birlikte Kıbrıs ile ilgili yeni açıklaması, Barbaros gemisinin çekilmesine dönük eleştirel bakışı çok yenidir. Bu nedenle, Türkiye'de SYRIZA kuluçkasına yatanlardan, 7 Haziran'da Çipras çıkacağını zannedenler sanıyorum hayal alemine fazlaca dalanlar ve darı ambarı düşü görenlerdir. Bu odakların, Çipras olmaya değil de, çıbanbaşı olmamaya gayret etmeleri hiç olmazsa kendileri adına hayırlı bir gelişme olarak teyit edilecektir."

Başkanlık sistemine ilişkin tartışmalara değinen Bahçeli, Erdoğan'ın tüm yatırımını 7 Haziran sonrasına yaptığını öne sürdü.

TBMM'de anayasayı değiştirecek bir sayısal çoğunluğa ulaşırsa, AK Parti'nin başkanlık modelini getireceğini, Türkiye'de rejim ve sistem değişikliğine gideceğini ileri süren Bahçeli, "Aslında Erdoğan'ın anayasa değişikliğindeki asal gayesi, başkan olabilmektir ve bu yolla anayasal sınırlarını kat be kat aşmıştır. Erdoğan-AKP-PKK-İmralı arasında tam teşekküllü bir al ver sürecinin çoktan kurulduğu anlaşılmaktadır" diye konuştu.

 

- "Erdoğan'ın beyazı aldatma, siyahı tuzaktır"

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Ağustos 2014'teki Cumhurbaşkanı seçimi öncesi rakibini küçültmek, küçük düşürmek için "vazo, saksı, monşer" gibi ithamlarda bulunduğunu kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bugünlerde vazonun kim olduğu, saksılığa kimin özendiği, çoban kulübesine yatıp, krallık, emirlik, şahlık rüyaları görenin kimliği sanıyorum iyice berraklaşmıştır. Erdoğan başkanlık modelini işaret ederek; hızlı gitmekten bahsetmektedir, demek ki bugüne kadar yavaş kaldığını kabullenmiştir. 'Seri kararlar almaktan' bahsetmiştir, demek ki alınan kararlar hep gecikmiştir. 'Türkiye başkanlıkla yönetilirse, muasır medeniyetler seviyesine çıkacakmış, çok başlılık ayaklarımızı prangaya vuruyor, süreci ağırlaştırıyormuş, başkanlık sistemi olsaymış, ülkemiz bugünkü noktanın  çok ilerisinde olurmuş, mevcut sistemde, üçlü kararnameyle iktidarın istediği bir kişiyi bürokraside belli bir makama getirmek zor oluyormuş, yargı engeli varmış. Ve bunlar parlamenter sistemin eksikleriymiş, başkanlık sistemi gelirse bunların hepsi aşılacakmış.' Erdoğan zannederim, aklına ne gelmişse esmiş, savurmuştur. Dünyada şu anda G20 ülkeleri içerisinde 10'nun başkanlık sistemiyle yönetildiğini vurgulayan ve buna özenen Erdoğan'dır. En ileri demokrasi ülkesi olarak Amerika'yı gören, burada da nevi şahsına münhasır başkanlık sisteminin uygulandığını belirten Erdoğan'dır. Ve Erdoğan geçmişten bugüne her zaman başkanlık sistemini savunduğunu iddia etmiştir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Türkiye'de muhalefetin hepsini kast ediyorum, bugüne kadar ne dediysek hep onlar aksini söylemiştir. Biz beyaz dediysek, onlar siyah demiştir" dediğini aktaran Bahçeli, "Doğrudur, Erdoğan’'ın beyaz dediğine siyah, siyah dediğine beyaz deriz, aksi halde kendimizle çelişir, mazimizle ters düşeriz. Çünkü Erdoğan'ın beyazı aldatma, siyahı ise vahim bir tuzaktır. Geçmişten bu yana başkanlığı savunduğunu söyleyen ve özellikle ABD'yi örnek gösteren Erdoğan ya hafızasını sildirmiş, ya da yalancıların piri olmaya tam olarak karar vermiştir" diye konuştu.

 

- "Türk milleti kaç Erdoğan'la muhataptır?"

 

Erdoğan'ın 1993'te, "Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyedir" dediğini ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Sayın Erdoğan hala yüzün kızarmayacak mı? Hala aldatmalarından vazgeçmeyecek misin? Hala başını sarayın duvarlarına vurup nerede bu alo Fatih, nerede bu serok Ahmet demeyecek misin? Aziz milletim, AKP'ye oy veren muhterem kardeşlerim; biz hangi Erdoğan'a inanalım? 'Başkanlık emperyalizmin tavsiyesidir' diyen Erdoğan'a mı, yoksa 'Amerika'da, Fransa'da var ne olacak' diyen Erdoğan'a mı? Biz hangi Erdoğan'a itibar edelim; 'başkanlık sistemi olmuş olsaydı, yatırımlar noktasında da altyapı, üstyapı, insana yönelik yatırımlarda da çok daha başarılı neticeler alırız' diyen Erdoğan'a mı, bir zamanlar 'başkanlık özentidir, Türkiye buna hazır değil' diyen Erdoğan’a mı? Türk milleti kaç Erdoğan'la muhataptır? Yazık değil mi yapılanlar, günah değil mi kırılan umutlar? Birleşik Krallığı yarı başkanlık olarak gören bu ümmi yuvasının sevenleri başkanlığın, yarı başkanlığın ne olduğunu kerrat cetvelini öğretir gibi öğretsin, yoksa dünya aleme gerçekten rezil olacaktır."

TRT'de, 29 Ocak'ta basın mensuplarının sorularını cevaplayan Erdoğan'ın, başkanlık sistemiyle ilgili, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun yazdığı kitabı referans gösterdiğini anımsatan Bahçeli, "Bize göre Erdoğan bu kitabı kesinlikle okumamış, okuduysa da kafası basmamıştır" dedi.

 

- "Erdoğan Türkiye'nin kalesine gol üstüne gol atıyor"

 

Kuzu'nun kitabında, "Bazı ülkeler başkanlık rejiminden esinlenerek bazı kurumsal düzenlemeler öngörmüş iseler de bunların hiçbiri ABD önderliğindeki sürekliliği sağlayamamıştır. Bu ülkelerde rejim, ya hükümet darbeleri ile son bulmuş ya da rejimler otoriter nitelikli başkancıl rejimlere dönüşmüştür. Başkancıl rejimlerin en belirgin özelliği devlet başkanlarının yönetimdeki etkinliği ve iktidarın kişiselleşmesidir. Güney Amerika'da kurulan başkancıl sistemler, Kuzey'de kurulan başkanlık sisteminden çok farklı olarak dizayn edilmiştir. Bunun sonucu olarak da Güney'de diktatörlüğe kolayca dönüşebilmiştir" dediğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yüce Divan'a evet deseydik siyasi hayatımız biterdi' diyen Sayın Kuzu, kitabını sanki inkar edercesine konuşmuş ve 'başkanlık sisteminin tadına doyum olmaz' demek zorunda kalmıştır. Dünya üzerinde, ABD dışında, başkanlık sistemiyle düzlüğe çıkan, istikrarı yakalayan ülke sayısı yok denecek kadar azdır. Erdoğan’ın istediği, Kuzu’nun kitabında itiraf ettiği başkancıl sistemdir. Kuvvetler ayrımını tehdit olarak gören Erdoğan bütün erkleri elinde toplamak istemektedir. Ve istenen bu sistem diktatörlüktür, demokrasinin ara dönemi, Türkiye’nin kuruluş felsefesinin temelden yıkımıdır. Erdoğan üniter yapıyı tasfiye ederek, bebek katiline ve kriptolu telefonlarla görüştüğü Kandil'deki terör şeflerine eyalet yönetiminin, yani özerkliğin sözünü ve senedini vermiştir.

Erdoğan'ın, 'Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz derlerse' diye başlayan bir soruya verdiği cevap aynen şöyledir: 'Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir.' Takip eden soruda ise 'bağımsızlığın istenmesi halinde' görüşü sorulmuş; Erdoğan'da, 'bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız bir yapıyı kurma kudreti varsa kurar' türünden hiçbir vatan evladının onaylayamayacağı şekilde ve tıpkı PKK'lıların ağzıyla cevap vermiştir. Erdoğan Türkiye'nin kalesine gol üstüne gol atıyor."

 

- "Türkiye Cumhuriyeti'ni yıktırmayız"

 

"BOP'un süvarileri, BOP'un uşakları Türkiye'yi çatır çatır çökertmek için tuzak kuruyor, dinimizi sömürüyor, milletimizi kemiriyor, birliğimizi, dirliğimizi havaya uçuruyor. Aziz milletim, yeter artık demek için neyi ve hangi zamanı  bekliyorsun? Görmüyor musun, felaket kapımızda, uçurum dibimizde. Anlamıyor musun, ihanetin tahtakuruları tıkır tıkır etrafımızda" diyen Bahçeli, şöyle konuştu:

"Erdoğan haramı yedi, demokrasiyi yedi, özgürlükleri yedi, tarihi yedi, milli kimliği yedi, dur demezsek devleti ve milleti de yemek üzeredir. Fason ve fotokopi Başbakan ise üç maymunu oynamakta, orada burada selamla vakit kaybetmekte, başkanlık tartışılırken çıtını çıkarmadığı gibi seçimden sonra İzmir'e Başbakanlık ofisi açmaktan bahsetmektedir. Bu Başbakan'ın sözde mahcup danışmanı verdiği mülakatlarda, 'Cumhuriyet’in bu haliyle devam etme ihtimali yoktur' demektedir. Ve kamçı yemiş, çifte yemiş gibi konuşmayı sürdürerek, 'PKK'nın yüksek pazarlık gücüne sahip bulunduğunu, Öcalan canisinin de tarihe geçecek bir lider olduğunu' utanmadan, sıkılmadan açıklamaktadır.

 Bu ehli salip kadrosuna sesleniyorum, bu işgal artıklarına, bu milli mücadele hazımsızlarına diyorum; kuruluşunda payınızın olmadığı Türkiye Cumhuriyeti'ni size yıktırmayız, size böldürmeyiz. 'Hukuk mu kanun mu; ben hukuk diyorum' diyen Erdoğan, tasalanma, hukuk karşısında iki büklüm olacağın günler elbette gelecektir. Bu da çok uzak değildir. 'Başkanlık sistemi olsaydı Türkiye uçardı' diyorsun, 12 yıl Türkiye'yi sürüm sürüm süründürdün. Dert etme bunun da faturası önüne koyulacaktır. Merkez Bankası'na 'faiz indir' baskısı yaparak dövizi fırlattın, vatandaşlarımızın, özel şirketlerin canını yaktın, döviz lobisine hizmet ettin. Mesele yapma, biraz daha sabret yaptıklarının bedelini etrafınla birlikte ödeyeceksin. Türkiye'yi korku parantezine aldın, önüne gelen sanatçıyı, oyuncuyu, öğrenciyi, vatandaşımızı korkuttun. Ama senin de korkacağın, titreyeceğin günler yakındır. Türk milleti korkuları gömecek, 7 Haziran'da senin ve çetenin yakandan kavrayacak, yakandan tutacaktır."

 

- "Üst akla çalıştığımız iddiasını ispatlamazsa namerttir"

 

Milliyetçi Hareket'in nefesinin hainlerin, haram yiyenlerin, Cumhuriyeti yıkmak için kuyruğa girenlerin ensesinde olduğunu belirten Bahçeli, "8 Şubat 2015 Pazar günü Kırşehir'de, 'Nefesimiz Ensenizde Olacak’ temalı açık hava toplantımızda, milletimizle kucaklaşacak, Erdoğan'ın ve AKP'nin oyunlarını, tezgahlarını bir bir anlatmak için Anadolu bozkırlarına koşacağız. Daha önce söylediğimiz gibi Erdoğan nerede miting yaparsa biz orada olacağız ve bunu karşılıksız bırakmayacağız. Endişeye mahal yoktur, Türk milletinin verdiği mesaj ve müjde hepimizin ruhunu ısıtmaktadır" dedi.

Türkiye'nin himayesiz, başıboş olmadığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'yi himaye edecek, milletini ufukların ufkuna çıkaracak, zirvelerin zirvesine uçuracak iradenin MHP olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhtarlarla yaptığı toplantıda, "Siz Türkçü parti zannediyorsunuz, ama bakıyorsunuz onlar aslında üst akla çalışıyorlar" dediğini anımsatan Bahçeli, "Erdoğan, bu üst aklın hüviyetini, neye benzediğini aydınlatmazsa, bizim üst akla çalıştığımız iddiasını ispatlamazsa namerttir. Üst aklın duldasında yıllar geçiren, küresel türbülansta her şeyini yitiren Erdoğan, söylediği sözleri ispatlamazsa müfteridir" diye konuştu.

Konuşmasının ardından, Bahçeli'ye, Atatürk'ün resminin bulunduğu bir tablo hediye edildi.

Bahçeli, grup konuşmasının ardından salondan ayrılırken bir gazetecinin, "Meclis Genel Kurulu'nda İç Güvenlik Paketi görüşülecek. Eğer bu paket yasalaşırsa, siz nasıl bir Türkiye endişesi taşıyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Meclis'te görüşülecek olan İç Güvenlik Yasa Teklifi üzerinde MHP'nin değerli milletvekilleri, sebep ve sonuçlar üzerinde değerlendirmeler yapacak ve Türkiye'nin nereye sürükleneceğine dair işaretler ortaya koyacaktır. Eğer bu yasa, bu şekliyle Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş felsefesiyle bağdaşmayan, sadece Recep Tayyip Erdoğan'ın arzu ve özlemleri istikametinde çıkmaya çalışırsa, Recep Tayyip Erdoğan'la beraber Türkiye bir felakete sürüklenir, önce polis devleti olmaya, sonra da yok olmaya mahkum edilir."

Bakmadan Geçme