Mısır'ın Libya saldırısının yansımaları
Terör örgütü IŞİD'in 21 Mısırlı Kıpti'yi öldürmesi ve ardından Mısır uçaklarının Libya'da bazı hedeflere hava saldırısı düzenlemesinin ülke içinde ve dışında önemli etkileri oldu.
Düzenlenen hava saldırısı halkın bir bölümünün zafer sarhoşluğuna kapılmasına bir bölümünün de "Libyalı sivillerin öldürüldüğü" gerekçesiyle eleştirilerine neden oldu.
Basında da bazı yazarlar hava saldırısından başka alternatifin olmadığını söylerken bazısı da saldırıların devam etmesi durumunda Libya aşiretleri ile Mısır ordusu arasında bir husumete sebebiyet vereceği gerekçesiyle teyakkuzda olma uyarısı yaptı.
- İçerideki yansımalar
Mısır uçaklarının Libya'daki hedefleri vurmasının hemen ardından ordunun yaptığı, "Herkes Mısırlıların radikalizm ve teröre karşı keskin bir kılıç ve kalkan olduğunu bilsin" yönündeki açıklaması, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin halkın büyük kesimi nezdinde popülaritesini arttırmaya yardımcı oldu.
Saldırı haberini, ulusal marşlarla destekleyerek en iyi şekilde servis eden Mısır basını sayesinde 21 Kıpti'nin öldürülmesinin hüzün ve öfkesi zafer sarhoşluğuna dönüştü.
Hava saldırısı, rejim muhaliflerinin tavırlarında yumuşamaya neden oldu. Siyasi aktivist Amr Hamzavi gibi muhalifler, "Mısır ordusunun zamanında ve doğru bir karar aldığı" yönünde açıklamalar yaptı.
"Dustur" (Anayasa Partisi) ve "Güçlü Mısır" gibi muhalif partiler de Mısır ordusuna verdiği desteği "tüm Mısırlıları, akıtılan Mısır kanının arkasında durmaya" çağırarak gösterdi.
Yaklaşan parlamento seçimleri nedeniyle siyaset sahnesinde yaşanan gerilim de bir kenara itildi ve gazeteler sadece saldırı haberlerine ağırlık vermeye başladı. Tüm bunlar yaşanırken Kongre Partisi ve Mısır İçin Gençlik Hareketi gibi oluşumlar, ülkenin içinde bulunduğu durumun elverişli olmaması nedeniyle seçimlerin ertelenmesini talep etti. Mısır İdare Mahkemesi ise ülkede olağanüstü bir durumun yaşandığını gösteren delillerin olmaması nedeniyle seçim çalışmalarının durdurulmaması yönünde karar aldı.
Seçim konusunda olduğu gibi Mart ayında Şarm eş-Şeyh'te düzenlenecek uluslararası ekonomi konferansı da ikinci plana itilen konular arasında yer aldı. Mısır emniyeti ise "Yabancı haber ajanslarının IŞİD'in Sina'da konferans öncesi saldırı düzenleyeceği yönündeki haberlerin asılsız olduğu" ve güvenlik güçlerinin emniyeti sağlamak için Sina'ya sevk edildiği yönünde açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Sisi'nin, savunma bakanı olduğu dönemde yaptığı ve basına sızdırılan ses kayıtları da halkın saldırılarla fazlaca meşhul olması yüzünden unutuldu. Muhalif ve yandaş basın tüm ilgisini saldırılara yoğunlaştırdı.
-Dışarıdaki yansımalar
Mısır yönetimi, saldırıların ardından attığı diplomatik adımlarla Libya'da IŞİD'e karşı askeri operasyon düzenleme ve terörle mücadele konusunda uluslararası camianın onayını almaya çalıştı.
Dışişleri Bakanı Samih Şükri, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ülkelerin temsilcileriyle bir araya gelerek Mısır'ın, IŞİD'in başını çektiği terör örgütlerine karşı mücadelesine meşruiyet kazandırmayı amaçladı.
Kıptilerin öldürülmesi olayı yurt dışındaki Müslümanların özellikle de Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) mensupları üzerindeki baskıyı artırdı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, IŞİD'in dışında da "terör örgütü olduğu ve bunların tümüne savaş açılması gerektiği" yönünde açıklamada bulundu. Burada IŞİD'le ilgili kurulan her cümlede mutlaka İhvan'ın adı zikredildi.
Saldırıların etkilediği bir diğer alan Mısır ile Katar ilişkileri oldu. Mısır'ın Arap Birliği temsilcisinin Doha'yı terörü desteklemekle suçlaması üzerine Katar, Kahire Büyükelçisi'ni istişare amacıyla geri çağırdı. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani, Mısır'ın suçlamalarının gerçekle bağdaşmadığını söyledi.
Mısır, hava saldırısıyla "terörle mücadelede kendisini önemli bir aktör" olarak ortaya koymuş oldu. Uluslararası toplumdan siyasi ve maddi alanda destek isteyen Mısır, Fransa'yla "Rafale" tipi 24 savaş uçağının alımı için anlaşma imzalayarak bu alanda önemli bir adım attı.