Mü'minin Miracı Namaz

Miraç Gecesi'nde, Allah (c.c) tarafından kullarına beş vakit namaz hediye edildiğini söyleyen Doç. Dr. Ali Öge, 'Rabbimiz kendisiyle buluşmamızı sağlayabilecek bir mekanizma bahşetmiştir. Onun için Peygamber Efendimiz 'müminin miracı namazdır' diyor' ifadelerini kullandı.

Mü'minin Miracı Namaz
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in, Allah'ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semaya, yüce alemlere ve ilahi huzura yükseldiği gece olarak kabul edilen Miraç Kandili sevinçle idrak ediliyor. Miraç gecesinin İslam tarihi açısından büyük önem arz ettiğini vurgulayan Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Öge, “İsrâ ve Miraç hadisesi daha önce hiçbir peygambere nasip olmamış bir olay olduğu için İslam tarihinde ve bizim tarihimizde çok önem arz ediyor. İsra, gece yürüyüşü, Miraç da Peygamber efendimizin Cenab-ı Hakk’a, sidre-i müntehaya kadar yükselmesi ve görüşmesi anlamına geliyor. Mekke’den Mescid-i  Haram’a, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar gece yürüyüşüne İsra diyoruz. İslam’ın iki büyük kıblesi var. Birincisi Mescid-i Aksa, İkincisi de Kabe-i Muazzama’dır. Önce Müslümanlar Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılarken efendimizin risalet döneminde kıble Kabe’ye doğru döndürülüyor. Dolayısıyla ilk kıble olması nedeniyle çok önemli. Mescid-i Aksa hemen hemen bütün peygamberlerin bulunduğu, geldiği, ziyaret ettiği bir mekan olması açısından son derece önemli. Bu iki kutsal mekanın birleştirilmesini ifade eden Kabe ve Mescid-i Aksa, Mekke ve Kudüs, bu iki mekanın, iki zihniyetin, iki medeniyetin haddi zatında bütün peygamberlik kültürünün efendimizde toplanmasını ifade ediyor. Geçmişe bir atıf var. Oradan da Cenab-ı Hakka bir yükseliş var. Buna da miraç diyoruz” şeklinde konuştu.

mirac-kandili.jpg

“NECM SURESİ VE İSRA SURESİNDE ANLATILIYOR”

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’in amcası Ebu Talib’i ve eşi Hazreti Hatice’yi kaybettiği yıla hüzün senesi denildiğinin bilgisini veren Öge, sözlerine şöyle devam etti: “Bu hüzün senesinde Peygamber efendimiz çok mahzun olmuş, neredeyse kolu kanadı kırılmıştır. Tam bu esnada Cenab-ı Hak, peygamberimizi kendi katına kabul etmek suretiyle öyle bir onur bahşediyor ki bu açıdan da son derece önemli. Peki, neden hüzün senesi denilmiş? Efendimiz bilmiyor muydu ki her fani ölümlüdür. Hüzün senesi denmesinin nedeni; efendimizin amcası Ebu Talib’in imanını açıktan irsal edememesi, belki onu tam anlamıyla bir mümin haline getirememesi sebebiyle üzüntüsünü ifade eden bir gecedir. Hüzün senesinde hicretten önce, peygamber efendimizin şahsında meydana gelen bir önemli hadise de, Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi ve İsra suresinde anlatılıyor. Ayetin anlamı şu: Bir gece Muhammed Mustafa’ya ayetlerimizin bir kısmını gösterelim diye Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O gerçekten işitendir, görendir. İsra Suresinin ilk ayeti kelimesi böyledir.”

“EFENDİMİZ 7 KAT SEMADA RABBİYLE BULUŞUYOR”

Miraç gecesinde peygamberin 7 kat semada ruhaniyle görüştüğünü aktaran Öge, “Miraç olayı, hadisi şeriflerde daha çok kendisine yer buluyor. Peygamber efendimizin Mescid-i Aksa’da çehresini bereketli, mübarek kaldığımız belde de bulunduğu esnada Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i Şerifinde ’de ifade edildiği üzere; Burak isimli bir binitle Mescid-i Aksa’ya gelmesi, oradan Ref Ref isimli bir binitle gök yüzüne Cenab-ı Hakk’ın katına yükselmesi hadisesi gerçekleşiyor. Bu hadise esnasında peygamber efendimizin 7 kat semada kendisinden önceki peygamberlerle görüştüğüne dair çeşitli Hadis-i Şerif’ler var. Tabi rivayetlerde farklılıklar olabilir. Ve bir buluşma gerçekleşiyor. Bunu anlayabilmek için günümüz penceresinden bakacak olursak; dünyada büyük yöneticilerin, söz sahibi insanların yılda bir kere iki kere bir araya geldikleri mecralar vardır. Orada strateji, kararlar belirlenir. Geçmiş kültürlerle ilgili bilgi alınır ve geleceğe yönelik planlamalar yapılır. Aynı onun gibi daha önce gelmiş Hazreti Adem’den itibaren çeşitli peygamberlerin ruhaniyetleriyle birlikte olmak, ‘biz aynı kökleriz, aynı kaynaktan besleniyoruz’ mesajını verdiği gibi insanlık tarihindeki insan tiplemelerini, sosyolojisini, psikolojisini ve davete karşı verdikleri tepkiyi almaya yönelik bir bilgi istişaresi olarak görmekte fayda var. Hz. Musa ile Peygamber Efendimiz arasında geçen konuşma da buna örnektir. Namaz 50 vakitten, 5 vakte inmiştir. Zira Hz. Musa, Peygamber Efendimiz’e, ümmetinin 50 vakit namaza takat getiremeyeceğini söylemiştir. Bu durum bize en iyi açıklamadır. Akil adamların, aynı davaya gönül vermiş insanların geçmiş bilgilerini, geleneklerini sağlam tutmaları son derece önemlidir” diye aktardı.

ali-oge.jpg

‘MİRAÇ GECESİNDE MÜSLÜMANLARA ÜÇ HEDİYE VERİLDİ’

Miraç gecesinde Müslümanlara üç hediye bahşedildiğini belirten Öge, bunları şöyle açıkladı: “Peygamber efendimiz Cebrail ile beraber gök semadaki katmanlardaki peygamberlerle, ruhaniyetlerle görüştükten sonra sidre-i müntehaya geliyor. Sidre-i müntehadan sonra da Cebrail ile olan birlikteliği sona eriyor ve cenabı haktan bizatihi Kur’an’ın alış şekillerinden olan doğrudan vahiy almayı gerçekleştiriyor ve Bakara suresinin 285 ve 286’ıncı ayeti kerimelerini Amenerrasulü diye bildiğimiz o bölümü Cenab-ı Hak’tan vahiy olarak almış oluyor. İsra ve Miraç‘ın bize olan hediyesi Bakara suresinin bu son iki ayeti kerimesidir. İkinci olarak bize orada Rabbimiz tarafından beş vakit namaz hediye edilmiştir. Rabbimiz kendisiyle buluşmamızı sağlayabilecek bir mekanizma bahşetmiştir. Günde beş defa rabbimizin huzuruna çıkıyoruz. Onunla konuşuyoruz, onunla görüşüyoruz. İsteklerimizi, taleplerimizi bildiriyoruz ve tekrar hayatımıza geri dönüyoruz. Onun için Peygamber Efendimiz ‘müminin miracı namazdır’ diyor. Namazlarımızı miraç haline getirmemiz gerekiyor. Üçüncü hediyesi de peygamber efendimiz şefaat etme yetkisiyle orada onurlandırılıyor. Peygamber efendimize ümmet olma, onun yolunda gitme burada önem arz ediyor. Efendimiz, kendi yolunda giden ama kusur işlemiş, günah işlemiş, nefsine uymuş insanlara orada şefaat etme yetkisini rabbimizin izniyle kullanacak.”

“MESCİD-İ AKSA KALPLERDE EKSİK KALMASIN”

Mescid-i Aksa’nın günümüzde Müslümanların zihinlerinde, kalplerinde o yüceliğini tam anlamıyla koruyamadığını ifade eden Öge, “ Nasıl ki Ayasofya Camii ibadete açıldı, nasıl neşelendik, nasıl mutlu olduk. İnşallah en kısa zamanda Mescid-İ Aksa’nın da bu şekilde ibadete tam manasıyla açılıp Müslümanların ve bütün insanlığın huzurla, güvenle, emniyet içerisinde girebilecekleri bir pozisyona kavuşur diye dua ediyorum. İlk kıble Mescid-i Aksa ismini sayamayacağımız pek çok peygamberin ziyaret ettiği, bulunduğu, namaz kıldığı, davette bulunduğu bir mekandır. Peygamber efendimiz Müslümanlara Mescid-i Aksa’da namaz kılmasını söylüyor. Eğer Mescid-i Aksa’da namaz kılma imkânınız yoksa oranın sembol olması için maddi imkânlarınızı seferber edin diye bize de bir mesaj veriyor. Rabbim herkese Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmeyi nasip eylesin. Ama ziyaret edemiyorsak bile oranın canlılığını koruması için dua etmek, maddi desteklerde bulunmak, oradaki Müslümanlarla, insanlarla, Filistin halkıyla irtibatımızı güçlü tutmak suretiyle ve bütün Müslümanların Mescid-i Aksa sevgisini üst seviyeye taşıyabilmek için gayret sarf etmeyi Efendimiz bu hadisi şerifleriyle göstermiş oluyor” diye aktardı.

mirac-kandili-3-001.jpg

“MİRACIN HEDİYESİ İSRA SURESİ’NİN EMİRLERİNİ HER MÜSLÜMAN BİLMELİ”

“Miracın hediyesi olan İsra suresiyle ilgili emirlerden bir tanesi tevhittir, birliktir. Allah’a kulluktur” diye bilgi veren Öge, sözlerine şöyle devam etti: “İkincisi, anne babaya itaat etme, anne babanın kıymetini bilme, anne babanın hizmetinde bulunma, anne babaya dua etmektir. Üçüncü özellik insanın akrabalarına, yoksula, yolcuya yardım etmesidir. Bugünlerde son derece ihtiyacımız olan bir hadisedir. Bu ikramı yaparken gösterişten uzak, israftan uzak, yerli yerinde yapmak, savurarak yapmamak önem arz ediyor. ‘Bizi zinadan uzak tutmak için zinaya yaklaşmayın o çok büyük hayasızlıktır’ diye buyuruyor. Adam öldürme gibi kötü işlerden uzak durun, yetim malına haksız yere el uzatmayın, tartıyı tam yapın dengeyi bozmayın, bilginiz olmayan şeyin ardına düşmeyin, bilgisizce, cahilce birtakım şeyler söylemek suretiyle insanları isaf etmeyin. Yeryüzünde böbürlenerek dolaşmayın, kibri elden bırakın, tevazuyu bırakmayın. Kulluk bilincisin asla terk etmeyin.’ diye cenabı Allah buyuruyor.”

“PERŞEMBE GÜNÜ ORUÇ TUTMAK HAYIRLI OLUR”

Ali Öge, “Çarşamba gecesinin bir gün sonrası Perşembe’dir. Peygamber efendimizin çoğunlukla oruçlu geçirdiği bir gündür. Dolayısıyla bu bilgilerden istifade edecek kardeşlerimizin Perşembe günü oruç tutmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü hem Recep ayı hem de Recebi-i Şerifin içerisinde Miraç Kandili çok önem arz ediyor. Eğer biz Çarşamba günü Miraç kandilinde ibadet ederek bu şuurla, bu duayla değerlendirirsek bir gün sonrasında da oruç tutarsak çok sağlam bir iş yaparız ki bir gün sonra da Cuma günü. Yani üç gün arka arkaya bir Müslüman için son derece önem arz eden bir özellikte geldi” diyerek Miraç gecesinin önemini hatırlattı.

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme