Murat Can: ''Baro'ya Ahmet Sorgun Aday Olsun''
Yeni Haber - İsmail Poçan
Yazdıklarıyla dikkatleri üzerine çeken, polemikten kaçmayan medyanın olay adamı Murat Can’la kendisine dair merak edilenleri ve gündemi konuştuk…
En son yazdığı gazeteden sansüre uğradım gerekçesiyle ayrılan ve bunu da köşesinde ilan eden Murat Can, özellikle Tahir Akyürek ve Ahmet Sorgun eleştirileriyle dikkatleri sürekli üzerine çekiyor. Son dönemin en sivri yazılarını yazan Can’a neden bu kadar sert ve eleştirel olduğunu sorduk.
Herkes sert ve sivri yazılar yazdığınızı söylüyor. Sizce durum ne, sert mi yazılarınız?
Aslında ben sert olduğumu düşünmüyorum. Hatta bazen tebessüm bile ettirebildiğimi düşünüyorum. Biraz alaycı birazda gerçekçi olunca sanırım ortaya sert diye tanımlanan yazılar çıkıyor.
Sert değilim diyorsunuz ama bir gazete maceranız daha sona erdi. Bu sefer nedeni ne?
Bu benim gibi insanların yaşamında yadırganacak bir durum değil aslında. Zaman zaman değişiklikler kaçınılmaz ve yadsınamaz oluyor.
Bu değişiklikler tabi yerel dinamiklerle ilgili. Yerel gazetecilik öyle çok bağımsız yapılacak bir meslek değil. Bir şehir düşünün. Belediye başkanı şehre hakim olmak için ve şehirdeki haber akışını yönetmek için televizyon ve gazetelere değişik yollarla destek olur. Bu desteği alan bir basın organının bağımsız olması ve belediyeyi eleştirmesi elbette çok mümkün olamaz. Benim gibi adamlar çıkıp bir iki şey söylediğinde de sansür yer. Bu iş maalesef böyle oluyor.
Size en çok sorulan sorunun “Tahir Akyürek’le aranızda bir sorun var mı?” sorusu olduğunu düşünüyorum… doğru mu?
(Murat Can gülümseyerek yanıt veriyor.)
Evet doğru. Ancak bu düşünce küçük kafaların düşüncesi.
Benim Tahir Akyürek’le hiçbir sorunum yok. Ancak ben sorumlu düşünüyorum. Sırf elinde güç var diye Tahir Akyürek’i övmüyorum.
Ortada bir realite var. Oda bir belediye başkanı profiliyle Tahir Akyürek’in şehrin büyük kısmı ve ben tarafından başarısız olarak tanımlanması.
Bugün sokaklarda dolaşın, halkın düşüncesinin de aynı doğrultuda olduğunu göreceksiniz.
İnsani ilişkilerinden tutunda belediye icraatlarına kadar topyekûn değerlendirdiğimizde Tahir Bey benim kriterlerimin çok gerisinde kalıyor. Size yanlış yaptığı pek çok işi burada uzun uzun anlatabilirim.
Geçtiğimiz gün bir gazetede hayallerini anlatmış mesela. Tahir Bey’in hayal dedikleri eften püften konular. İstanbul’a, Ankara’ya hatta Kayseri’ye bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu şehir bence maalesef en kötü 15 yılını geçiriyor. Bizde lisanımünasiple bu konuları dile getiriyoruz. Kendisiyle başka bir sorunum yada husumetim yok. Sorunum yok, gebeliğimde yok. Bu yüzden pek çok yazar gibi övme ihtiyacı da hissetmiyorum. Hatta rahat rahat eleştiriyorum.
Aynı soru Ahmet Sorgun içinde geliyor mu?
Geliyor tabi. Ama saçma. Ahmet Sorgun’u tanımam bile, nasıl sorunum olsun. Ancak ben yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ahmet Bey bu işi yapamıyor. Teşkilatı toparlayamıyor. Kendisine ağabey denilmesini istiyor ama daha çok evin üvey ağabeyi gibi davranıyor.
Bakın işte yerel seçimlerde gördük. Tuttu Mustafa Yazlık diye birisine “yerel yönetimlerdeki deneyimleri nedeniyle en uygun aday budur” dedi.
Mustafa Yazlık’ın o güne kadar ki yerel yönetim deneyi nedir?
Belediyede müteahhit eleman olarak çalışmış.
Şimdi bu ifadeleri kullanan bir insan için siz ağabey sıfatını uygun görür müsünüz?
İnsan biraz vicdanlı ve insaflı olmalı. Yaşadığınız şehre karşı işlenmiş bir suçtur bu. Sadece halkı değil, Genel Merkezinizi ve Genel Başkanınızı da kandırıyorsunuz.
Sonra diyorsunuz ki ben ağabeyim. Ben ağabeylerin kardeşlerine karşı ikircikli ve husumetli davrandığını görmedim. Bu yüzden yanlışları eleştiriyorum. Tabi ben eleştirince peşimde dolaşmayı da seviyorlar. Hangi gazetede yazmaya başlasam Tahir Bey ekibinden birilerini gönderiyor. Sonra da Ahmet Sorgun gazeteyi ziyaret ediyor. Bu duruma alıştım artık. ( burada da gülüyor.)
Baro seçimlerini çok yazdınız. Neden bu kadar üzerinde durdunuz?
Alın işte orada da bir yanlış var.
Baro önemli bir yer. Baro seçimlerinde gizli kapaklı işler çevriliyor.
Bakın HUDER başkanı, Fevzi Kayacan ve Gürsoy Bilgin birlikte bulundukları bir ortamda aralarında konuşup tartışmışlar.
Bu görüşmede Fevzi Kayacan’ın yeniden aday gösterilmesine ve mevcut baro yönetiminde olup yeniden Baro yönetimine girmek isteyenlerin listeye alınmasına karar verilmiş.
Gürsoy Bilgin bu görüşmeyi ve alınan kararları Ahmet Sorgun ve Tahir Akyürek’le paylaşmış. Ahmet Sorgun ve Tahir Akyürek tamam demiş. Neden olmasın?...
Muhtemelen bu kadar tepki geleceğini düşünmediler. Ancak tepkilere rağmen geri adım atmamaları, yanlıştan dönmemeleri başka bir yanlış…
Ahmet Sorgun diyor ki “şaibeli yapılara destek vermem”.
İyi işte bas bas bağırıyorum.
Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız siyasi hayatları pahasına paralelle mücadele ediyor. Sen nasıl ortak liste çıkartıyorsun, diyorum.
“Ben ilkokulda, Kıbrıs olaylarında Zafer İlkokulunun önündeki eylemlerde nerede duruyorsam orada duruyorum” diye bir cevap geliyor.
Tam Demirelvari bir yanıt.
Yahu diyorum, bugünde insanlar nerede durduğunu görsün. Gel bu yapıya destek vermiyoruz, ne pahasına olursa olsun karşısındayız diye bir açıklama yap.
Gelen yanıt yine manidar. Kimse bize hesap sormaya kalkmasın…
Araştırıyorum. HUDER başkanı “kararımızın arkasındayız, seçimi ancak böyle bir listeyle kazanırız” diyor.
Ahmet Sorgun: Fevzi Bey’in paralel yapıyla ilgisi yok, o dönem güçlünün yanında yer almak adına onların yanında görülmüş olabilir, neticede bugünde bizimle, diyor.
Hâlbuki bir liste çalışmasına bile gerek yok baro seçimlerinde. Blok liste değil çarşaf listeyle seçime gidilecek. Avukatlar kendilerini temsil edecek yönetim kurulu üyelerini listeden bakıp seçecek. Yani bir liste çalışması yapmanın anlamı yok. Tek eksik güçlü bir Başkan adayı... Bu başkan adayı da “meslektaşlarımın seçtiği yönetimle çalışmaktan gurur duyarım” diyecek bir aday olmalı.
- Var mı sizin güçlü bir aday öneriniz?
(yine gülerek yanıtlıyor )
Böyle düşününce benim aklıma bir aday geliyor…
Sivil toplum örgütleri tarafından sevilen ve taktir edilen, Zafer İlkokulu’nda okurken Kıbrıs mitingine katılan ve hala o gün durduğu yerde duran. Sadece Ak Parti değil, Saadet Partililerce de sevilen ve taktir edilen Konya’nın Ahmet Ağabey’i Ahmet Sorgun Baro Başkanı olarak aday olmalı diyorum.
Hem bakın Ahmet Sorgun bu hamleyle çok istediği milletvekilliği yolunda CV’sine altın harflerle Baro Başkanı diye de yazdırabilir.
Ak Parti İl kongresi ne olacak?
Hiçbir şey olmaz. Adaylar çıkar. Herkes çıkabilir. Yada birileri gruplaşabilir.
Tahir Akyürek nüfuz edebileceği bir il başkanı isteyecektir. Ahmet Sorgun kendisini milletvekili adaylığında destekleyecek bir il başkanı isteyecektir. Bunun için bir strateji izliyorlar zaten. Ancak bana sorarsanız herkes havasını alır. Başbakan Ahmet Davutoğlu kimi işaret ederse o il başkanı olur. Gerisi fasa fiso.
- Peki gruplaşmalar yada ekipleşmeler?..
Öyle bir gruplaşma yok. Davutoğlu’na rağmen kimse ekip olalım da bir adam destekleyip il başkanı çıkartalım demez. Kimse aptal değil. Ancak Tahir Bey ve Ahmet Sorgun ortak hareket edecek ve İl başkanını belirlemeye çalışacaktır. Fakat bunlar beyhude çalışmalar.
Peki, bundan sonra ne yapacaksınız? Var mı bir plan?
Birkaç görüşmem oldu. Gazeteden ayrıldığımı duyan birkaç yayın organı teklif sundu. Ancak hala düşünüyorum. Sıradan işlerin içinde olmak istemem. Ben fikrimi her koşulda söyler insanlara ulaştırırım. Ancak özgürce kalem oynatıp doğru insanlarla yan yana olmak isterim. Bu yüzden ince eleyip sık dokumak istiyorum. Bekleyelim bakalım biraz…
Bakmadan Geçme