Murat Yağız'dan dikkat çeken proje: Konya sera üssü olabilir!
Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız, Konya ekonomisinin kalkınması için Konya'da oluşturulacak bir Sera Üssü projesi fikrini ortaya koydu.
Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız, Konya ekonomisinin kalkınması için Konya’da oluşturulacak bir Sera Üssü projesi fikrini ortaya koydu. Bunun için ilgili bakanlıklara talebini ileten Murat Yağız, “Bu projeyle açık alandaki üretimle, sera üretiminin arasındaki maliyetlerin yüzde 50 düşeceğini, üretimin ise en az dört kat artacağını söyleyebiliriz. Bunların da gerçekleşmesi halinde tüketici fiyatlarına ve de ihracat boyutuna Konya olarak büyük katkı sağlayabiliriz” dedi.
Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız, pandeminin ilk başlarında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un da katıldığı online toplantıda, Konya’da bir Sera Üssü kurulması projesini sundu. Projenin hayata geçirilmesiyle ilgili gerekli görüşmeler yapılsa da pandemi nedeniyle gerçekleştirilemedi. Proje için gerekli araştırmaları yaptığının altını çizen Başkan Murat Yağız, “Artan kuraklıkla birlikte Akdeniz bölgesinde sebze ve meyve üretimi düşmüştür. Bu nedenle seracılık işinin Konya gibi serin bir iklim yapısına sahip bir şehre kaydırılması gerekmektedir. Masraflara, ne kadar işçilikle yapılacağına, ne kadar ürün toplandığına, ne kadar suyla işlem yapıldığına dair bir araştırma yaptık. Bu çalışmaların neticesinde Ziraat Mühendislerimizle birlikte 1’e 4, 1’e 5 mahsul alabileceğimizi gördük ” ifadelerini kullandı.

‘SERA KURULMASINI TALEP ETTİK’
İlgili Bakanlıklardan en az 1-2 milyon metre kare alanın üzerine 3’er, 5’er bin metrelerden oluşan seralar kurulmasın talep ettiklerini dile getiren Yağız, “Masraflar için de üreticilerimizin buna yüzde 20-30 oranında katkı sağlayacağını ifade ettik. Kooperatif ya da bir şirket kurma usulüyle ziraat odaları olarak işletilmesini, takibini kendi ziraat mühendislerimizle yapabileceğimizi beyan ettik. Bu konuyla ilgili Sayın Bakanımız ivedilikle çalışılma başlatılması talimatını vermesine rağmen Mart ayından bu zamana kadar geçen yaklaşık 9 aylık süre zarfında 2-3 toplantının dışında bir ilerleme sağlayamadık. Ama ülkemizin geleceği açısından beş yıl önceye dönersek beş yıl önceki Akdeniz iklimiyle bugünün iklim şartları aynı değil. 2020 yılında kuraklık baş gösterdi. Az su, az ilaç, az tohum, az makine ekipman masrafları, daha çok tek tip işçi modeli olan bu Hollanda modeli ivedilikle geliştirilerek Konya’nın jeotermal enerji olan bölgelerinde de yapılabilir. Ancak örtü altı dediğimiz üretimde Meram ilçemiz Konya’da yüzde 65’lik bir paya sahiptir” diye konuştu.
‘MERAM SERACILIK İÇİN UYGUN BİR BÖLGEDİR’
İklim ve ulaşım şartları düşünüldüğü zaman Meram’ın seracılık için daha uygun olacağını kaydeden Yağız, ”Kendi bölgemizde kurulacak olan bir seranın Türkiye’nin ihracatına katkı sağlayacağını, sözleşmeli üretim modeline geçmede kolaylık sağlayacağını, bunları yapmamızın akabinde de üreticimizden tüketiciye varana kadar aradaki makasın kapanmasını, dolayısıyla tüketicilerimizin, ürünleri daha kaliteli, daha az fiyata yiyebileceğini söyleyebiliriz. Seracılık üretim modelini gerçekleştirirsek kesinlikle tüketici fiyatlarına direk olarak yansıyacak. Tanzim satış pazarları kurulmasına gerek kalmadan yetişen ürünleri Tarım Kredi Kooperatiflerine verebiliriz, çeşitli büyük AVM’lerle sözleşme modellerine gidebiliriz, ihracat yapabiliriz. Sözleşmeli modellerde bu seranın uygun olacağını düşünüyoruz hâlâ da bunda ısrarcıyız” ifadelerine yer verdi.

‘HOBİ BAHÇESİNDEN ÖTEYE GİDEMEZ’
Konya Büyükşehir Belediyesinin sosyal sera projesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Yağız, şunları belirtti: “Konya Büyükşehir Belediyesi’nin son bir yılda tarıma verdiği destekleri de göz ardı etmiyorum. Ondan dolayı tüm ziraat odaları adına teşekkür ediyorum. Konya Büyükşehir Belediyesinin Yonca, fink desteklemeleri, kendi arazilerine arpa buğday ekerek tarıma kazandırması bunlar takdire şayandır ancak bu sosyal sera projesinin hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Çünkü tabandan gelmeyen ziraat mühendisleri ve ziraat odalarının içinde yer almadığı hiçbir seracılık başarılı olamaz. Bu modelde diğer ilçe belediyelerimizin hobi bahçeleri sisteminden bir adım öteye gidemeyeceğini buradan rahatlıkla beyan edebilirim. İşbirliği yaparak çok daha büyük projeler üretebiliriz.”

‘HEM ÜRETEN HEM TÜKETEN KAZANABİLİR’
Serra üssü projesiyle hem üretenin hem de tüketenin kazabileceğini savunan Yağız, şöyle konuştu: “ Cihanbeyli ve Tuzlukçu’da sıcak su jeotermal enerjiyle ısıtılması düşünülen seralar başlamış durumdadır. İç Anadolu bölgesinde Afyon’da, Kütahya’nın Simav bölgesinde başarıyla seracılık çalışmaları sürdürülmektedir. Afyon’da yurt içinden daha çok yurt dışına ihracat yapan bir sera bölgesi bulunmaktadır. Örnekleri buralardan da aldık. Bunun şu anda en uygun olanı jeotermal enerjiden maliyetleri artıracak ve bölgesel uzaklıkları da göz önüne alarak Altınekin, Cihanbeyli, Kulu, Altınekin bölgelerine göre Meram bölgesinin hava sirkülasyonundan dolayı seracılık için daha uygun olacağını söyleyebiliriz. Bunun 350-400 tane örtü altı seramızla, Karatay bölgemizin de bir kısmında bu mevcuttur. Karatay ve Meram’ı birleştirirsek bunların ortasında uygun bir yere kurulursa kısa zamanda tüketicimize Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan vatandaşlarımıza, düşük miktarlara üretim yapıp hem üreten hem tüketen kazanacak bir ortak nokta bulabiliriz.”
‘İSTİHDAMA DA BÜYÜK KATKI SAĞLANABİLİR’
Konya’nın sera üssü olması projesinde istihdama da büyük bir katkı sağlanabileceğini öngören Yağız, “ 300-500 kişinin çalışabileceği bir yer olacak ve aynı anda ayrı ayrı işçiler getirmemize gerek kalmayacak. Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu bölgesinden Konya’ya çapacı işçiler gelmektedir. Çadırlarda kalmak zorunda kalmaktadırlar. Bizim projemizde nezih ev ortamında kalacaklar. Sabah saatlerinde işe gider gibi gidecekler. Bu işçilerimizin hepsinin sigortaları yapılacak. Açık alanda diyelim ki dekara 5 gram ilaç atıyoruz ama o fidelerin hakkı iki gram. Neden 5 gram atıyoruz? Çünkü hava sirkülasyonundan dolayı rüzgârın götürebileceğini bitkide 2 gram ilaç kalması gerekir biz bunu 4-5 grama çıkarıyoruz ve kendimizi zehirliyoruz. Ama serada kapalı olduğu için ilaçlamanın, hastalıkla mücadelenin çok basit olacağını, alan belli olduğu için her yere aynı anda aynı ilaçlamanın yapılacağını, doğanın dengesini bozmayacağını, arılara zarar vermeyeceğini, diğer faydalı böceklere zarar vermeyeceğini söyleyebiliriz” diye aktardı. Yağız, “Doğanın dengesinin bozulmaması açısından, istihdam açısından, insan sağlığı ve tüketiciler açısından sera projesi olmazsa olmazdır. Bunun ben bu gün söylüyorum bir yıl öncesinde de söylüyordum beş yıl sonra yine bizim dediğimize gelinecek ama geç kalmayalım” diyerek sözlerini noktaladı.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme