Obezitede Konya'ya Rekor Dayanmıyor!

Son yıllarda obezite ülkemizin de en büyük sorunlarından biri haline geldi. Türkiye'deki illerin kilo ortalaması 86,66 iken Konya 95,33 kilo ortalaması ile birinci sırada yer aldı. Konya bu oranla Türkiye birincisi oldu.

KONYA’DA 10 KİŞİDEN 7’Sİ ŞİŞMAN

Konya'da obezite artıyor. Konya'da her 10 kişiden 7'sinin şişman olduğu tespit edildi. Türkiye'deki illerin kilo ortalaması 86,66 iken Konya 95,33 kilo ortalaması ile birinci sırada yer alıyor. Peki Konya halkını şişmanlatan sebepler arasında neler yer alıyor?

Türk erişkinlerde kalp hastalıkları ve risk faktörleri çalışması sonuçlarına göre Konya Türkiye'nin en şişman şehirleri arasında. Şişmanlık oranına bağlı olarak diyabet, kalp damar rahatsızlıkları, hipertansiyon gibi rahatsızlıkların görülme riski yarı yarıya arttı.

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI OBEZİTE

Türkiye ve Konya’da ki obezitede yaşanan artışı Dr. Arazi Tıp Merkezi diyetisyeni Bilinç Altun ile değerlendirdik. Obezitenin ne olduğunu anlatan Diyetisyen Bilinç Altun; “Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından birisi durumunda. Genel olarak bedenin yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üzerine çıkması durumuna diyoruz. Kısaca tanımlayacak olursak sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesine biz obezite diyoruz. Artık günümüzde hastalık boyutuna geldi ve hastalık olarak nitelendirmekteyiz.” dedi.

OBEZİTEYE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Çağımızda gittikçe yaygınlaşan obezite hastalığına yol açan riskleri ve faktörleri anlatan Altun; “Obeziteye neden olanların en başında çağ hastalığı olarak nitelendirdiğimiz stres var. Bunun dışında tek yönlü beslenme dediğimiz sadece karbonhidrat, protein, yağdan zengin olarak beslenmeler geliyor. Özellikle ülkemizde yanlış beslenme inançları var. Mesela isalken su içmemek gibi aslında daha fazla sıvı kaybı yaşanıyor. Fast food dediğimiz hazır gıdalar, paket ürünlerle beslenme, hazır yemek tüketme obeziteyi tetikleyen faktörlerden. Bir de yeme bozuklukları olarak adlandırdığımız hastalıklar var. Gece yemek yeme sendromları var. Özellikle gece geç yattığımızda buzdolabının önünden alamıyoruz kendimizi. Hormanel bozukluklarımız var. Özellikle troid hormonları çok etkili. Hareket azlığı yine obeziteyi etkileyen unsurlardan. Uzaktan kumandalar, çamaşır bulaşık makineleri gibi teknolojinin gelişmesi ile hayatımıza giren kolaylıklar da bizim az hareket etmemize neden oluyor. Eskiden kadınlar tarlalara gidelerdi ve obezite az olurdu. Son olarakta genetik faktörler etkili. Anneden babadan geçen obezite geni var. Annesi ve babasından biri obez olanın yüzde 40 ihtimalle obez olma ihtimali var. Şıkları çoğaltabiliriz fakat bunlar en önemli ve yaygın olanları.” dedi.

OBEZİTENİN TEDAVİSİ ZOR DEĞİL

Obeziteye yakalanmış birisinin tedavisinin zor olmadığını ancak bir uzman yardımıyla daha kolay aşılacağını vurgulayan Bilinç Altun; “Obezitenin tedavisi aslında kolaydır. Sağlıklı beslenme bilincini insanlara oturtmak lazım. Mutlaka spor yapmalıyız. Sağlıklı yaşam dediğimiz kavram sağlıklı beslenmeden geçer. Sağlıklı yaşamın yüzde 40’ı spor, yüzde 60’ı ise sağlıklı beslenmedir. Gerçekten spor yapmak ve sağlıklı bir yaşam elde etmek istiyorsanız ve bunu kendi başınıza başaramıyorsanız bir uzmandan yardım almanız oldukça önemli. Birlikte çalışınca daha net ve daha kolay sonuçlar alabiliyoruz.” dedi.

OBEZİTEYE İKLİM VE CİNSİYET ETKİSİ

Beslenmemizi bulunduğumuz iklim büyük ölçüde etkiliyor. İklim ve cinsiyetin obezitede önemli etkileri olduğunu belirten Altun; “Özellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde yaşayan insanlarımız daha sağlıklı oluyorlar. Bunun nedeni ise beslenmelerinin; sıvı yağlar, sebze ve balık ağırlıklı olması. Bu insanların tabi ki daha sağlıklı ve obeziteye yakalanma oranı daha düşük oluyor. İç anadoluya baktığımızda ise iklimden ileri gelen  karbonhidrat ağırlıklı beslenme var. Çünkü daha çok buğday, arpa, şekerpancarı yetiştirilen bir iklim var. Bu nedenle karbonhidrat ağırlıklı besleniyoruz. Sebze meyve daha çok dışardan geldiği için tabi ki de iklim ve bulunduğumuz coğrafya bizim beslenmemizi birinci dereceden etkiliyor. Kadınlar erkeklere göre yüzde 1 2 daha fazla obez olma eğilimi taşıyorlar. Bunun sebebi ise kadınların vücutlarının obeziteye daha yatkın olması. Normal kiloda bir kadının normal kiloda bir erkeğe göre vücut yağ oranı daha fazla oluyor. Bu da kadınların metabolik durumu ve cinsiyet hormonları ile alakalı. Kadınların menopoz sonrası olan hormonlarda değişme, evde olan kadınlarda ki hareket azlığı, kabul günleri, çocuk doğumu ile alınan kiloların zor verilmesi, arka araya yapılan doğumlar, erken yaşta olan doğumlar, kadınlar biraz daha duygusal canlılar buna bağlı depresyon durumları etki ediyor. Kadınlarda yine genetik faktörleri de sayabiliriz. Dünya sağlık örgütüne göre bel çevresi ölçümü 80 cm geçtiği zaman direkt obez olarak nitelendiriliyor. Türkiye’de ki kadınların genel olarak genetik yapıdan dolayı 80 cm kalın oluyor. Aslında 80i geçen kadınlar obezite sayıldığı için de bu oran yüksek çıkıyor.” dedi.

OBEZİTENİN DAVETİYE ÇIKARDIĞI HASTALIKLAR

Obezitenin neden olduğu hastalıkları sayan Bilinç Altun; “Obezite, depresyon, migren, gut hastalığı, selülit, astım, horlama, uyku apneleri, safra kesesi problemleri, pankreas problemleri, lenf ödem gibi birçok hastalığa davet çıkarıyor. Fakat en belirgin olarak tip 2 diyabet, şeker kontrolü, insülin kontrolü diyebiliriz. Aynı şekilde iç içe olduğu hiper tansiyon, kalp damar hastalıkları, yüksek kolestrol ve karaciğer yağlanması bunlar obeziteyle direkt ilişkili olan hastalıklar.” dedi.

ÇOCUKLUK ÇAĞINDAKİ OBEZİTEYE DİKKAT!

Beslenme alışkanlığının anne karnından başlayarak çocukluk çağında şekillendiğini vurgulayan Altun; “Beslenmemiz anne karnında başlıyor. Çocukluk çağında ki obezite ileriki yaşamımızı da etkiliyor. Hastalıklara yakalanma potansiyelini de etkiliyor. Çocukluk çağı obezitesini en tehlikeli obezite olarak değerlendiriyoruz. Yine tip 1 diyabet, ergenlik dönemindeki tip2 diyabet, hipertansiyon ve böbrek sorunları, böbrek taşları, karaciğer ve diğer organ yağlanmaları bunların hepsi çocukluk çağında başlayan hastalıklar. Çocukluk çağında nasıl yersek, nasıl beslenirsek bir hayat boyu da öyle gideceği için en önemlisi çocukluk çağındaki obezite.” dedi.

SAĞLIKLI BESLENME BİLİNCİNİ HAYATIMIZA YERLEŞTİRMELİYİZ

Artık günümüzde teknolojinin de gelişmesi ile insanlar doktora gitmeye gerek duymadan internet üzerinden birçok hastalığına çözüm aramaya başladı. Bunlardan en popüler olanı ise internet üzerinde bulunan bilgiler ile zayıflamak. Bunun yanı sıra insanlar kolay ve hızlı kilo vermek için ameliyat ve ilaç kullanımı gibi çoğu yasa dışı olan yöntemlere yöneldi. Bireye özgü diyet anlayışının öneminin altını çizen Diyetisyen Bilinç Altun;” Su alımına kadar tüm insanların farklı olduğu için bireye özgü diyet sistemiyle hareket etmek en doğru olanı. Diyet yaparken kan tahliline bakmak vücut analizini almak bizim nerede ne kadar yağımız var ne kadar kasımız var ya da kan değerlerimizde ne eksiklikler var görmek önemli. 10 kilo fazlası olup mide ameliyatı olacağım diyenler var, aç kalma korkusu ile psikolojik olarak bunları yapanlar var. Uzman bir diyetisyenle zayıflamak bireye özgü diyet anlayışının temelini ortaya çıkarıyor. Vücut analizlerine ve kan değerlerinize bakılarak yapılıyor. En önemlisi sağlıklı besleniyoruz ve sağlıklı beslenme bilincini hayatımıza yerleştiriyoruz.” dedi.

BÜŞRA AKSAKBAĞI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme