Ömer Korkmaz: 'Sürekli iyi olursak Avrupa kendiliğinden gelir'
Torku Konyasporlu yöneticilerden Ömer Korkmaz, Canlı Yayın dergisine konuştu. Korkmaz, 'Sürekli iyi olursak Avrupa kendiliğinden gelir' dedi.
Torku Konyaspor bu sezon ligde ve kupada fırtına gibi eserken yeşil beyazlıların başarısındaki satır aralarını kulüp yöneticilerinden Ömer Korkmaz ile konuştuk.
Torku Konyaspor’da tam anlamıyla bir aile ortamının oluştuğunu ve bunun da başarıyı beraberinde getirdiğini ifade eden Korkmaz, amaçlarının Torku Konyaspor’u ligde kalıcı hale getirmek olduğunu söyledi. Korkmaz ayrıca "Sürekli daha iyi olursak Avrupa kendiliğinden gelir" ifadelerini kullandı.
Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
17 Temmuz 1978 doğumluyum. Kulu’nun Doğutepe köyünde doğdum. Lise mezunuyum, evliyim ve 3 çocuğum var. Konya’da hazır beton işiyle uğraşıyorum.
Konyaspor maceranız nasıl başladı?
Yönetime ilk girdiğim sezon Torku Konyaspor PTT 1. Lig’deydi. Başladığımız yıl 2012 yılında Süper Lig’e çıktık. Bu sezon Süper Lig’de 3. sezonumuz. İkinci yılımda göreve alt yapı sorumlusu olarak devam ettim. Daha sonra Futbol Şube Sorumlusu yardımcılığı görevini yaptım. Aynı zamanda asbaşkanlık görevine atandım. Sonra 2015/16 sezonunda da Konyaspor’da bir futbol komitesi oluştu. O komitede görev yapıyorum şuanda.
Futbol komitesini detaylı açacak olursak, nasıl bir yapısı var?
Daha önce Futbol şube sorumlusu görevinde olan Selçuk Aksoy Bey Konyaspor’daki görevini bıraktı. Biraz daha insanların üstünde çok yük olmasın diye 4 kişilik bir ekip oluşturuldu kulüp içerisinde. Yani futbol komitesi oluşturuldu. Orada şöyle bir düzenleme yapıldı. İçimizden o 4 kişiden biri takımla alakalı altyapı tesisleriyle ilgilenmeye başladı. Yani takımın deplasmanda konaklamasından tutun da Kayacık’taki tesislerin yapımı, bakımı, oradaki çimin durumu tamamıyla işin bu tarafına bakmaya gayret ediyor. Diğer bir arkadaşımız da burada futbolcularımızın maaşlarıyla alakalı, teknik heyetin alacaklarıyla alakalı şeylerle yani için para boyutuyla ilgileniyor. Abdullah Şanlı Bey de takımın sponsorluk kıyafetleriyle, dışarıya lansmanıyla ilgili şeylere ağırlık veriyor. Ben de futbolcularla, futbolcuların problemleriyle, teknik heyetle Abdullah abiyle beraber devam ediyorum o işe. Bu işi yapabilmek için antrenman izlemeyi sevmek lazım. Futbolu sevmek lazım. Deplasmana gitmeyi sevmek lazım. O ekibin içinde bunları en çok seven ben olduğum için bu görevi ben üstlendim. Eskiden bir futbol şubesi sorumlusunun yapmış olduğu görevi şuan biz üstleniyoruz.
Kurumsallaşma adına Torku Konyaspor ne durumda?
Şahsen şirketleşmiş kulüplere bakıyorum ve birçoğunu da beğenmiyorum. Benim için kurumsallaşma çok önemli şey değil aslında. Kulübün dernek veya şirket olması fark etmiyor. Bunla alakalı birçok araştırma da yaptım. Bazı şirketleşmiş, dernekleşmiş kulüpler var. Onların gelirleri, futbolcu alış, satışları, hepsinin önünde gelen bir şey vardı dikkatimi çeken. Bütçe yönetimiydi. Bütçe yönetimi hepsinin önünde geliyordu sanki. Yani hedefinizle bütçenizi doğru orantılı götürmek en büyük başarıydı. Türkiye’de örneklemek gerekirse Kayseri, Eskişehir, Gaziantep gibi takımlar yıllardan beri vardı. 50 yıllık Süper Lig’de Konyaspor 15 yıl Süper Lig’de kalabilmiş ve bu takımlar bizden daha önde. Futbolcu satmışlar çok büyük paralara ama şimdi bakıyoruz Eskişehir, Kayseri, Gaziantep hepsi finansal sıkıntılar yaşayan kulüpler. Bizim hedeflerimiz arasında futbolcu satmak var aslında ama öncelikli olan uygun maliyetli, bütçeye uygun futbolcularla iyi fiyatlarla onamak. Zaten şöyle bir gerçek var. Konyaspor 3 yıldır Süper Lig’de. Vizyonlu kalmaya devam ettiğiniz sürece futbolcularınıza teklif gelir. Bu kaçınılmazdır zaten. Eğer siz hep üst seviyede devam ediyorsanız, bu Süper Lig’de ne kadar çok sene boy gösterebiliyorsanız, futbolcularınız da o kadar gündemde oluyor ve sizin bu adamlarınıza teklifler geliyor ve bu futbolcular satılıyor. Zamanla Konyaspor’da futbolcu satacaktır.
Konyaspor’un hedefi nedir?
Bana göre Konyaspor’un hedefi Süper Lig’de vazgeçilmez bir takım olmasıdır. Sürekli bu ligde kalacak. Herkesin Konyaspor’suz bir ligin heyecan vermeyeceğini anlaması lazım. Konyaspor taraftarı da ciddi anlamda takıma katkı sağlıyor. Dışarıda herkes oynanan oyunu beğenmese bile taraftarı beğeniyor. Takımımızla ilgili övgüyle bahsedilecek bir konu muhakkak bulunabiliyor. Onu çeşitlendirmek lazım. Gelen taraftar hem çok olacak hem de formalı olacak. Atkısı olacak elinde. Bir yandan o övgüyle bahsedilecek. Onlar eksikse takım iyi olacak. Puan sıralaması iyi olacak. Konyaspor bir tercih noktası olacak. Türkiye’de İstanbul’un haricinde takım tercih etmeyen futbolcular ilk başta Konyaspor’u tercih edecek duruma geliyorlar. Şehrimizin de bu noktada avantajları var tabi.
Diğer kulüplerin yöneticileri Konyaspor hakkında ne yorumlar yapıyor?
Galatasaray deplasmanında sarı kırmızılı yöneticilerle birlikteydik. Onların da kendilerine göre farklı yaklaşımları var. Taraftar noktasında onlar da bize övgüyle bakıyorlar. Konu açılınca büyük takımlar 25 milyon taraftarımız var diyorlar ama baktığınızda ortalama onlara fazla uzak değiliz. Galatasaray maçının devre arasında yöneticileri bizim sağ bekimiz Skubic’i sordu. Onlar sağ beke Martin Linnes’i transfer etmişlerdi. Normalde dışarıdan bir gözle baktığınızda oynadıkları futbola göre Skubic’i de Linnes’i de isteyen sayısı yarı yarıyadır. Dinamik özellikleri, becerileri birbirlerine çok benzeyen oyuncular. Onların aldıkları parayla bizimkini masaya yatırdığımızda arada çok büyük farklar var. Onlar da şundan mustarip. Diyorlar ki Galatasaray olarak biz talip olsak Skubic’e en az 10 kat fiyat biçerler. Bize çok yüksek fiyatlar söylüyorlar dediler. Dışarıya gittiğimizde stadyumdan taraftarımızdan bize çok bahsediyorlar. Adamın az çok futbolla alakası varsa, Konya dedik mi hemen bize dönerek Konyaspor’un da çok güzel stadı var. Çok iyi taraftarınız var diyorlar. Bunlar da ayriyeten gurur verici. Karşınızdaki insan bir spor yöneticisiyse daha farklı şeyler konuşabiliyorsunuz.
Futbolcuların Konya’yla Konyaspor’la ilgili genel yorumları nasıl?
Oyuncular buraya geldiklerinde her yıl daha farklı yorumlar yapıyorlar. Burada ne kadar fazla zaman geçirirlerse daha iyi yorumlar geliyor. Kulüp imkanları, kulübün futbolculara yaklaşımı nasılsa onun da karşılığını birebir alabiliyoruz. Bu sezon kulübümüz oyuncuların alacaklarını çok daha rahat ödeyebilir hale geldi. Sözlerini zamanında yerine getirebilir durumu var. İnanılmaz derecede de bir geri dönüşü var. Yerlisi yabancısı hiçbir problem yok. O kadar mutlular ki yönetim kuruluna, başkana, hocaya inanılmaz bir sadakatleri var. Bir aile gibi bir şeye herkes birlikte seviniyor, birlikte üzülüyor. Dikkatli taraftarlar zaten fark eder. Maç içinde en ufak bir hata yapılsa arkadaşları yerliymiş, yabancıymış diye bakmadan hemen elinden tutup onu alkışlarlar. Maç oynandığı esnada bile bunu gerçekleştiriyorlar. İçeride dışarıda bunlar yaşanıyor. Futbolcuların davranış biçimleri bile birbirlerine karşı çok değişik.
Futbolcuların özel hayatlarıyla ilgili Konya’da yaşadıkları ilginç örnekler verebilir misiniz?
Özellikle yerli oyuncularımızın birçoğu Konya’mıza uygun. Yaşam tarzları açısından. Belki bugün daha farklı takımlarda oynayıp gelmişler ama maşallah namazlarda oyuncularımızdan biri imam olsa bir safı doldurabilecek sayıdalar. Onlarla gurur duyuyoruz. Gördüklerimiz var, görmediklerimiz de var. Ali Çamdalı’yı görmezsin orada ama 5 vakit namazını kılan bir futbolcudur. Ama Ali’yi caminin önünde fotoğrafta göremezsiniz. Takım içindeki futbolcuların birçoğu böyleler yani. Diğerlerinin de onlara karşı inanılmaz derecede saygısı var. Vukovic çocuklarını Konya’da bir Türk okuluna gönderiyor. Çocukları Türkçe eğitim alıyor. Çocuklarından büyük olanı ileri derecede Türkçe konuşuyor. Vukovic’in kontratı bitmeden onunla yeniden sözleşme imzalamamız onu inanılmaz derecede mutlu etti. Hemen gidip o gün eşini almış ve ev mobilyalarını değiştirmiş. Ben 3 yıl daha buradayım diyor yani.
Konyaspor bu sene ligde ve kupada fırtına gibi esiyor. Takımdaki arkadaşlık ortamı da herhalde bu başarıyı beraberinde getiriyor. Bu sezon yakalanan çıkış hakkında neler söylersiniz?
Takım içinde kadro derinliği var. Bir aile ortamı var. Kendini o ailenin içinde hissedemeyenler takımın dışında kalıyor. Aykut hocaya beraber de böyle bir yapımız var. Zamanında Hleb, Marica gibi oyuncular bu yapıya uymadı, takımın dışında kaldı. Onlar bu ailenin içine bir türlü sızamadılar. Dossa Junior geldi takımımıza. Hocanın ve yöneticilerin istediği bir oyuncuydu bu. Adamın futbol olarak bir eksiği yok. İlerleyen haftalarda Eskişehirspor’da daha başarılı olacaktır. Ama o aileden bir birey olmayı başaramadı. Net olarak söyleyeyim, kupa maçında, lig maçında Selim, Ali Turan oynuyor. Oynayanlar oynamayanları inanılmaz destekliyor. Oyundan çıkan oyuncunun yerine giren oyuncu gol atıyor, çıkan ondan daha çok seviniyor. Böyle inanılmaz bir aile yapısı var. Aykut Hoca da bunda büyük bir etken. Normalde bir teknik direktör total 5 saat çalışır. Ama Aykut Hoca benim gözümde 15 saat falan çalışıyor. Uyku ve yemek harici zamanlarının tamamı neredeyse çalışmayla geçiyor. İnanılmaz derecede çaba sarf ediyor. Tesislerde kalıyor zaten. Bazen gece 2’de 3’te oynayacağı bir maçın analizlerini, bütün detaylarını yapıyor.
Sezon sonu için Avrupa hedefi belirlediniz mi?
Hedefimiz şu olmalı, geçen yıl 46 puanla ligi bitirdik. Bu sene 47 puanı başarı olarak görmemiz lazım. Herkesin de bunu böyle kabul etmesi lazım. Bazı hesaplara göre 54 puan bile alsak Avrupa’ya gidemiyoruz. Yani 54 puana başarısız mı diyeceğiz o zaman. Bizim amacımız her sene üzerine koyarak ilerlemek. Yoksa Avrupa’dır başka bir şeydir diye dillendirmek yanlış. Sürekli daha iyi olursak Avrupa’da kendiliğinden gelir zaten. Karabükspor bir yıl UEFA’ya gitti, sezon sonu ligden düştü. Avrupa’ya gittiği için düşmedi aslında. Ama takımlarının altı gerçekten dolu değildi. Yoksa ekonomik olarak bir sıkıntısı yoktu. Bizim amacımız kulübümüzün gerçekten başarılı olmasını sağlamak.
Aykut Hoca ile oyuncuların arası nasıl?
Aykut Hoca takımda herkesin bir aile olduğunu Kibong gibi bir oyuncuyu kazanarak gösterdi. Biz bu oyuncuya PTT 1.Lig’de dâhil takım bulamadık. Hocamız tekrar antrenmanlara çıkardı. Bu adam sadece antrenman sahası içinde çalışırken Aykut Hoca’nın gözüne girmeyi başardı. Şu anda sürekli 18’e giren bir oyuncu oldu. Şöyle bir durum da var. Hoca hiçbir oyuncuyu göz ardı etmiyor. Bütün futbolculardan yararlanıyor. Emrecan 19 yaşında kupada golü var. Yani hocamızın takımda faydalanmadığı oyuncu yok. İsteyen hak eden herkes bu takımda forma giyiyor. Böyle olunca da futbolcuların hocaya inanılmaz bir saygısı ve güveni var. Hocamız eğer güncel başarılar yapacak olursak koyarım listeyi önünüze bu oyuncuları istiyorum derim ilk 5’e oynarım rahat rahat diyor. Ama ben Konya’yı Konyaspor’u düşünerek, birlikte bir bütçe yapacağız, Bu bütçeye uygun oyuncular transfer edeceğiz. Edemiyorsak içimizden çıkaracağız, biz böyle olacağız diyor. Bana 28 futbolcu veriyorsanız, bu 28 futbolcunun parasını düzgün ödeyin, zamanında ödeyin, sürekli benim elimde hazır 28 oyuncu olsun diyor. Mantalite bu. İçerideki oyuncuların parasını ödemeyip dışarıdan 700 bin €’ya oyuncu getirmeye mantıksız bakıyor. Empati yapıyor ve çok haklı düşünüyor hocamız. Aykut Hoca hiçbir zaman transfer istemiyorum demiyor ama bunları söylüyor. Biz de Kayacık’taki tesislerimizi transfer olarak görüyoruz. Oradaki ısıtmalı saha bizim için transfer. Alt yapıya yaptığımız yatırım transfer. Buralara bir dünya paralar harcandı. Harcamayıp 2 futbolcu daha alabilirdik ama biz bunu yaptık. Geleceğe yönelik yatırım yaptık.
YENİ HABER GAZETESİ CANLI YAYIN DERGİSİ 3. SAYISI
Bakmadan Geçme