Özerk yönetimler geleceklerini arıyor
Kırım, Rusya'ya bağlanıp bağlanmama konusunda yarın yapılacak referanduma hazırlanırken, İskoçya ve Katalonya'da da statü ve referandum tartışmaları sürüyor.
Kırım Özerk Cumhuriyeti, Rusya'ya bağlanıp bağlanmama konusunda yarın yapılacak referanduma hazırlanırken, İskoçya ve Katalonya'da da statü ve referandum tartışmaları sürüyor.
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayanlara, “Ukrayna'ya mı bağlı yaşamak istersiniz Rusya'ya mı" sorusunun yöneltileceği referandum yarın yapılacak.
Halk, oyunu, ülkenin giriş-çıkışlarından parlamento binasına, yarımadadaki Ukrayna'ya ait üslerden askeri ve sivil havaalanlarına kadar tüm stratejik noktalarını kontrol eden Rus askerlerinin gölgesinde verecek.
Kırım Tatarları, sürecin hukuki olmadığını vurgulayarak referandumu boykot etme kararı alırken, Kırım Parlamentosu'nun aldığı referandum ve bağımsızlık kararlarına ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Batı ülkelerinin tepkisi giderek sertleşiyor.
Uluslararası kuruluşlarla Batılı devletlerin sonucunu meşru saymayacaklarını açıkladığı referandumda, güvenliğin Rus askerlerince sağlanacak olması da seçime gölge düşürecek unsurlardan birini oluşturuyor.
Yarın sandık başına gidecek kimi Kırımlılar, Rusya'yı ekonomik açıdan Kırım için bir kurtarıcı olarak görürken kimileri de bunun bir "hayal" olduğunu düşünüyor ve destek konusunda Batı'dan medet umuyor.
İskoçya’nın geleceği
İskoçya’da da halk, 18 Eylül’de yapılması planlanan referandumda “İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı” sorusuna yanıt verecek.
Ayrılıkçı İskoç Ulusal Partisi'nin (SNP) son seçimde, İskoçya özerk parlamentosunun kurulduğu 1999 yılından bu yana ilk kez iktidara gelmesi, bağımsızlık talebinin daha güçlü şekilde dile getirilmesini sağlamış, Londra ve Edinburgh arasında 2012 sonunda bağımsızlık referandumuyla ilgili anlaşma imzalanmıştı.
İngiltere Başbakanı David Cameron ile İskoçya'daki bölgesel hükümetin başkanı, SNP lideri Alex Salmond, 2010'da imzadıkları Edinburgh Anlaşması'nda, referandumda İskoç halkına bağımsızlıkla ilgili yanıtın "evet" ya da "hayır" olacağı tek soru yöneltilmesi ve oy verme sürecine 16 yaş üzerindeki herkesin katılabilmesi konularında uzlaşma sağlamıştı.
SNP, referandumu, İskoçların İngilizleri yendiği Bannockburn savaşının 700'üncü yıl dönümünün kutlanacağı bu yıl yaparak, milliyetçi eğilimlerden fayda sağlamayı umarken, ekonomik anlamda ortaya çıkabilecek belirsizlikler nedeniyle İskoçya'nın bağımsızlığına karşı olanlar da bulunuyor.
İngiliz hükümeti ise "İskoçya ile daha güçlü oldukları" mesajını vermeyi sürdürüyor. Son kamuoyu yoklamaları, birlik yanlılarını önde gösterse de İngiliz hükümeti referandum yaklaştıkça bağımsızlık isteyenlerin artmasından endişe duyuyor.
Bağımsızlığı savunan SNP, sterlin para birimini korumak istiyor, İngiliz hükümeti ise bunun mümkün olmadığını vurguluyor. İskoçya'nın bağımsızlığı durumunda ekonomik istikrarsızlık ihtimalinin yanı sıra Avrupa Birliği gibi uluslararası yapılanmalara yeniden üye olmak gerekeceğine yönelik uyarılar da birlik yanlılarına desteğin artmasına neden oluyor.
Referandumdan "evet" sonucu çıkması ve müzakerelerde anlaşılması halinde, İskoçya'nın Birleşik Krallık'tan tam bağımsızlığının 2016 yılından önce gerçekleşmesi beklenmiyor.
Katalonya meselesi
Bir başka bağımsızlık referandumu tartışması da İspanya’da yapılıyor.
Katalan parlamentosunun İspanyol meclisinden bağımsızlık referandumu için istediği iznin en erken mayıs ayında görüşülmesi bekleniyor ve İspanyol meclisinin, Katalonya özerk yönetiminin talebini geri çevireceğine kesin gözle bakılıyor.
İspanya'da iktidardaki Halk Partisi (PP) ve ana muhalefetteki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) Katalonya'da 9 Kasım'da yapılması istenen referanduma dair girişimlerin anayasaya aykırı olduğunu düşünüyor ve buna izin vermemekte kararlı görünüyor.
Katalonya özerk yönetimindeki bağımsızlık yanlısı girişimlere karşı çıktığını gösteren ilk somut adımı 20 Şubat'ta atan İspanyol meclisi, bu zamana dek PP ve PSOE tarafından sözlü olarak dile getirilen tutumun, ilk kez meclis kayıtlarına girmesini sağlamıştı.
Katalan parlamentosunun 23 Eylül'de aldığı, ''kendi geleceğine karar verme hakkını'' savunan karara karşı mecliste sadece 5 milletvekili bulunan Demokrasi ve İlerici Birlik (UPyD) partisinin sunduğu önerge, PP ve PSOE'nin desteğiyle kabul edilmiş, söz konusu önergede, ''Katalonya meclisinin kabul ettiği, kendi geleceğine karar verme hakkıyla ilgili deklarasyona İspanyol meclisinin kesin ve açık bir şekilde karşı çıktığı'' ifade edilmişti.
Uyarılar
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody'sden ocak ayında yapılan açıklamada, Katalonya'nın olası tek taraflı bağımsızlığının ''İspanya'ya olan yatırımları isteksizleştirebileceğini'' ve ''Katalonya'nın AB'deki ticari ilişkilerini riske atabileceği'' savunulurken, bir uyarı da AB'den gelmişti.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, bağımsız olması haline Katalonya'nın otomatik olarak AB dışında kalacağı görüşünü yineleyerek, "AB'nin kurallarının çok açık olduğunu, AB üyesi bir ülkede bir yerin bağımsızlık ilan etmesi durumunda AB dışında kalacağını, katılım için yeniden başvurması ve bunun tüm üyeler tarafından değerlendirilmesi gerekeceğini" söylemişti.
Son olarak İspanya Dışişleri Bakanlığı'nın, "Katalonya'da bir bağımsızlık varsayımının ekonomik sonuçları" başlıklı 14 sayfalık bir raporunda, Katalonya'nın tek taraflı bağımsızlık ilan etmesi halinde ne AB'nin ne de avro para biriminin bir parçası olacağı vurgulanmıştı.
''Katalonya'daki girişim tek taraflıdır ve tartışılamaz'' diyen ve İspanyol hükümeti olarak bu konuda taviz vermeyeceklerini yenileyen İspanya Başbakanı Mariano Rajoy da Katalonya'nın olası bağımsızlığında sadece AB'nin değil, Avrupa Merkez Bankası, avro para birimi, Birleşmiş Milletler gibi imzalanmış tüm uluslararası anlaşmaların dışında kalacağı uyarısında bulunmuştu.
Bakmadan Geçme