Pandemi süreci kızamığı artırdı
Türkiye, Koronavirüs ile mücadelede aşı için gün sayarken toplumda aşı karşıtlığı da iyiden iyiye yükseliyor. Aşı karşıtlığı ve kısıtlamalar kızamık riskini de artırdı.
Koronavirüs ile mücadelede Türkiye, aşı için gün sayarken toplumda aşı karşıtlığı da iyiden iyiye yükseliyor. Uzmanların, Kovid aşısının gerekli testlere tabi tutularak güvenliğin en üst seviyede tutulacağını ifade etmesine rağmen bazı insanlarda, bu aşıya karşı soru işaretleri bulunuyor. Dünya Koronavirüs salgınıyla mücadele ederken bir salgın riski daha ortaya çıktı. Aşı karşıtlığı ve kısıtlamalar kızamık riskini de artırdı. Son dönemde dünyada kızamık vakaları önemli ölçüde arttı.
Koronavirüs salgını tüm dünyada etkisini arttırırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kızamık vakalarının dünya genelinde yükselişe geçtiğine dikkat çekti. DSÖ tarafından hazırlanan raporda, Covid-19 ile mücadele kapsamında uygulanan kısıtlamalar nedeniyle dünya genelinde yapılan aşılamaların kritik seviyelerin altına düştüğü ve neredeyse çeyrek yüzyılın en kötü rakamlarına gerilediğine dikkat çekildi. DSÖ, dünya çapında getirilen kısıtlamaların aşılama programlarını daha da bozması nedeniyle bu yıl milyonlarca çocuğun hastalık riski altında olduğunu belirtti. Kızamığın, Covid-19, Ebola, tüberküloz veya gripten daha fazla bulaşıcı olduğu biliniyor. DSÖ, kızamığın geçtiğimiz sene dünya genelinde 870 bin kişiyi enfekte ettiğini ve 207 binden fazla kişinin ölümüne neden olduğunu aktardı. Raporda, toplumların bulaşıcı hastalıklardan korunması için gereken yüzde 95 aşılamanın yapılamaması nedeni ile geçen yıl tüm DSÖ bölgelerinde 1996’dan bu yana kızamık vakalarının en kötü seviyelere yükseldiği belirtildi.

‘AŞI KARŞITLARININ SAYISI ARTTIKÇA KIZAMIK RİSKİNDE DE ARTIŞ YAŞANDI’
Aşılama ile birlikte kızamığın neden olduğu ölümlerin yüzde 73 oranında azaltıldığının bilgisini veren Konya Büyükşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Hülya Kartekin, “Aşılama çalışmalarının en temel kavramı toplum bağışıklığıdır. Bulaşıcı hastalıklara karşı toplumun kritik bir oranının aşılanması durumunda salgın çıkması olasılığı azaldığı için toplumun tüm üyeleri de korunmaktadır. Şimdi Kovid-19 için yapılan aşı çalışmaları da bu sebeptendir” dedi. Aşı karşıtlarının sayısı arttıkça kızamık riskinde de artış yaşandı. Dünyada giderek artan aşı karşıtlığı nedeniyle özellikle bitme noktasına gelen kızamık ciddi biçimde kendini göstermeye başladı. Türkiye genelinde 2018 yılında 716 olan vaka sayısı, 2019 yılında 2 bin 905’e yükseldi. Verilere göre aşı yaptırmayan aile sayısı son 7 yılda 125 kat artarak 183’ken 23 bine çıktı. Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni son yıllarda dünyada giderek artan aşı karşıtlığı.
‘AŞILAMA İLE 2-3 MİLYON ÖLÜM ÖNLENEBİLİYOR!’
Aşı karşıtlığının nedenlerine değinen Kartekin,“Aşıların içeriğinde bulunan kimyasal maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu, aşı üreten firmaların para kaygısı olduğu, aşı güvenirliği, felsefi ve dini nedenler veya doğal yollarla bu hastalıklardan korunmanın mümkün olduğu ile ilgili söylemler aşı karşıtlığına neden olmaktadır. Oysa tüm dünyada aşı ile önlenebilir hastalıklar rutin aşı programı ile büyük ölçüde azaltılmış olup aşılama ile her yıl yaklaşık 2-3 milyon ölüm önlenebilmektedir” dedi. Salgın riskinin ortadan kalkması için aşılanmanın artması gerektiğine dikkat çeken Kartekin, “Kızamık aşısının birinci dozu 12 aylıkken, İkinci dozu ilkokul 1’de yapılıyor. Aşılama oranı birinci dozda yüzde 97’yken ilköğretim 1’inci sınıf dozunda yüzde 73 düşüyor. Kızamık salgınlarının olmasının nedeni ilköğretim birinci sınıftaki aşı yüzdesinin düşük olmasıdır. Salgın riskinin ortadan kalkması için aşılanmanın yüzde 94 üzerine çıkması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

‘AŞI KARŞITLIĞI HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR’
Aşı karşıtlığının bir halk sağlığı sorunu olduğuna vurgu yapan Kartekin, “Ülkemizde aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 2010’da 183 iken, 2017 yılında 23 bindir. Aşı karşıtlarının yanıltıcı fikirlerine karşı en iyi cevap ABD’de yapılan ‘aşıları durdursaydık ne olurdu?’ başlıklı çalışmadır. Bu çalışma, aşılama oranı azaldığında vaka ve ölümlerin nasıl arttığı verilerle ortaya koyulmuştur. Bir toplumda aşılama oranı düştükçe salgınlar ortaya çıkar. Bu nedenle aşı olup olmama kararı sadece o kişiyi değil tüm toplumu ilgilendirir” ifadelerine yer verdi. Avrupa’da 80 bini aşkın kızamık vakası görüldüğünün bilgisini veren Kartekin, bu sayının son 10 yılın en yüksek rakamı olduğunu açıkladı. Kartekin, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2019 yılında 10 tane küresel sağlık tehdidinden biri olarak aşı karşıtlığı hareketini gösterdi. Kızamık bulaşıcı bir hastalık ve akciğer, beyin hasarı da dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” diye aktardı.

‘KKK OTİZME NEDEN OLMAZ’
KKK (kızamık, kızamıkçık, kabakulak) aşısının otizme neden olduğuna dair iddiaların bilimsel olmayan iddialar olduğunu söyleyen Kartekin, “Araştırmalar sosyal medyada yapılıyor. Bilimsel dayanağı olmayan haberlerin aşı konusunda yanlış bilgi içerdiği ve olumsuz mesajlar verdiğini gösteriyor. Türkiye’de vaka sayısı Avrupa’ya oranla yüzde 1’in altında olan bir artış söz konusudur. Aşılama hizmetleri kamusal bir sorumluluktur. Bu nedenle kamuoyunun bilimsel verileri ışığında aşıyla korunabilen hastalıklar konusunda aydınlatılmasıdır. Hekimler ebeveynlerin tereddütlerini giderecek bilimsel veriler sunarak aileleri ikna etmelidir. Medyada yer alan aşılama ile ilgili bilgi kirliliği önlenmeli, aşıyla ilgili bilimsel gerçeklerle toplum aydınlatılmalıdır” diye altını çizdi. Kartekin son olarak, “Sağlıklı yaşam koşulları, temiz gıda ve su temini ile aşılanmaya gerek olmadan hastalıklardan korunabiliriz. Aşı olmaktansa hasta olmak iyidir. Çünkü aşılar hastalığın kendisi kadar koruyucu değildir” gibi iddiaların yanlış olduğuna dikkat çekti.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme