1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Postkorona tarihin en derin ekonomik krizini getirecek
Postkorona tarihin en derin ekonomik krizini getirecek

Postkorona tarihin en derin ekonomik krizini getirecek

İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar:- "Yeni tip koronavirüs pandemisi dünyadaki iş yerlerinin yüzde 81'e yakınını kapattırdı. Küresel yoksulluğun salgın nedeniyle yüzde 50 artacağı beklentileri dile geti

A+A-

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi sebebiyle dünyadaki iş yerlerinin yüzde 81'e yakınının kapandığını ve küresel yoksulluğun yüzde 50 artmasının beklendiğini belirterek, "Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) açıklamaları ve diğer öngörüler dünyayı bekleyen ekonomik krizin 20. yüzyılda yaşanan krizlere göre daha derin olacağını gösteriyor." dedi.

Kovid-19 salgını, dünya ekonomisini de tehdit ediyor. Otomotiv endüstrisi, havayolları ile enerji ve temel malzeme endüstrileri salgından büyük darbe aldı. Küresel ekonomi için büyüme tahminleri yüzde 2,5 seviyesinden yüzde 1,3 seviyesine kadar düştü.

AA muhabirine salgın sonrası Türkiye ve dünyanın ekonomik yol haritasını anlatan Prof. Dr. Aybar, salgınla geçmişten devralınan bozuk gelir dağılımı, küresel ısınma ve iklim değişikliği, çölleşme, kalitesiz eğitim, iş güvenliği tehdidi, çevre kirliliği, göç, artan korumacılık, ırkçılık, terörizm ve güvenlik gibi konuların yeniden sorgulanmaya başlanacağını söyledi.

Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) küresel ticaretin yüzde 32 daralacağını, IMF'nin küresel ölçekte iktisadi daralmanın yüzde 1 civarında olacağını, işsizliğin ise ortalama yüzde 24'e çıkabileceği öngörülerini değerlendiren Prof. Dr. Aybar, "DTÖ ve IMF açıklamaları ve diğer öngörüler dünyayı bekleyen ekonomik krizin 20. yüzyılda yaşanan krizlere göre daha derin olacağını gösteriyor." tespitinde bulundu.

İktisadi daralmanın yoksul ülkeler için daha ağır olacağı yönündeki beklentilere vurgu yapan Aybar, şöyle devam etti:

"Yüzde 15 ile yüzde 35 arasında bir iktisadi gerilemenin gerçekleşmesi bekleniyor. 90 civarında ülke, acil yardım için 1 trilyon dolar ayırdığını ilan eden IMF'ye başvurdu bile. Hükümetlerin açıkladıkları teşvik paketlerinin toplamı ise küresel ölçekte 8 trilyon doları geçti. Kriz dünyadaki iş yerlerinin yüzde 81'e yakınını kapattırdı. Küresel yoksulluğun salgın nedeniyle yüzde 50 artacağı beklentileri dile getiriliyor. Salgın ve onun etrafında biçimlenen iktisadi yapının zengin ve yoksul ülkeleri eşit etkilemediği açık. Örneğin, emtia fiyatlarındaki gerileme bu ürünleri ihraç eden Afrika kıtasının gelirlerini düşürdü. Salgından daha az etkilenen Afrika kıtası, iktisadi açıdan en fazla olumsuz etkilenen coğrafya oldu. Toplumsal savunma ağlarını serbestleşme ve kuralsızlaşma kapsamında devre dışı bırakan gelişmekte olan ülkelerde salgının etkisi daha ağır oluyor. Salgına cevap verecek mekanizmaların, örneğin özelleştirmelerle sağlık sisteminin devre dışı bırakılmasının yarattığı kapasite kaybının ortaya çıkarttığı iktisadi gerileme, devletler hiyerarşisinin gelecekteki değişimini belirleyecek önemli bir unsur olarak duruyor."

- "Çin'in dünya düzeni kurmak için yeterli iktisadi gücü yok"

Prof. Dr. Aybar, ucuz emek deposu olarak iktisadi kaldıraç elde etmiş Çin'in bir dünya düzeni kurmak için yeterli iktisadi güce sahip olmadığının ticaret savaşı döneminde ortaya çıktığını kaydetti.

Çin’in var olan iktisadi altyapısının uzun süre uygulanabilecek kısıtlamalara dayanamayacağının telaffuz edildiğine işaret eden Prof. Dr. Aybar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"ABD ile çekişmeler, yüksek borç yükü, emek-yoğun tekniklerle elde edilmiş rekabet gücü, Çin'in küresel pozisyonunu tehdit eder hale evrilme potansiyeli taşıdığı açık. Bu çerçevede, Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin başka bir minval üzerinden yürümesi gündeme gelebilir. Yeni teknolojilerin kullanılacağı, gerçek ücretlerin baskılanarak rekabet edebilmenin sağlanacağı, bu yüzden toplumsal huzursuzlukların arttığı bir ortam tehdidini Çin'in yöneticileri mutlaka göz önünde bulunduruyordur."

- "AB, salgına ciddi kriz ortamında yakalandı"

Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılması, salgın sonrası Almanya-Fransa arasında sınırların kapatılması, İtalya ve İspanya'da yaşananlara AB'nin seyirci kalması, Fransa'da AB bayrağının indirilmesi gibi olayların AB'yi ciddi şekilde sorgulanır hale getirdiğini vurguladı.

AB'nin salgına zor durumdayken yakalandığını aktaran Prof. Aybar, şunları kaydetti:

"Bir yandan artan göçmen nüfus yüzünden artan ırkçılık, neo-liberal tasarruf tedbirleri, özelleştirmeler, artan işsizlik ve sonu gelmez sokak gösterileri periferideki, AB'nin orijinal refahın yaygınlaştırılması amaçlı modelini rafa kaldırmıştı. Hantal ve bürokratik işlemler yüzünden yeterince hızlı çalışmadığı eleştirisiyle İngiltere'nin AB'den ayrılması, salgın sonrası üyeler arasında sert sınırların tekrar inşası, AB'yi ciddi şekilde sorgulanır hale getirdi. Salgının İtalya ve İspanya'da hızlı yayılması, AB üyesi ülkelerin salgınla mücadelede kendi ulus-devlet kapasitelerine güvenmeleri gerektiğini öne çıkarttı. Türkiye, Rusya ve Çin gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelen tıbbi yardım ise başta Sırbistan olmak üzere İtalya ve İspanya'da AB'nin geçmiş kurgusunun ciddi şekilde sorgulanmasını getirdi."

- "Körfez'de ve Doğu Akdeniz'de yeni ittifaklar dönemi"

Prof. Dr. Aybar, petrol fiyatlarındaki tarihi düşüşle kriz bölgelerindeki çatışmaların azaldığını, bazı yerlerde geçici de olsa ateşkes kararları alındığını ifade ederek, yeni dönemde Yemen'den Doğu Akdeniz'e kadar olan bölgede çatışmaları körükleyen petrol zengini devletlerin etkinliğinin azalacağını söyledi.

Ham madde ve petrol fiyatlarının düşüşünün, petrol gelirlerine bağımlı olan İran ve Venezuela gibi uluslararası yaptırımlarla darbe almış ülkeleri olumsuz etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Aybar, şöyle devam etti:

"Düşük petrol fiyatları, Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki fiyat rekabetini tetiklerken, dünyanın en büyük petrol ve kaya gazı üreticisi durumuna yükselmiş ABD, fiyatların üretim maliyetini kurtaracak seviyelere kadar yükselişini sağlayacak üretim kısıtlarına gidilmesi çağrısını başta OPEC olmak diğer petrol üreticilerine de yapmaya başladı. Petrol fiyatlarından olumsuz etkilenen ülkeler, Yemen, Suriye ve Libya gibi pek çok çatışma bölgesindeki etkilerinin azalmasıyla karşı karşıya kaldılar. Körfez'de ve Doğu Akdeniz'de geçmiş koalisyonların çözülüp yeni ittifak arayışına girileceği bir dönem başlıyor. İsrail'in Türkiye'den tıbbi yardım talebi Türkiye karşıtlığı konusunda inatçı olan bazı ülkeler ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde hoş karşılanmadı. İsrail'in, Mısır-Suudi Arabistan ekseninde kurduğu ittifak çözülme potansiyeli taşıyor. Bunun ardında fosil temelli enerji kullanımının ciddi şekilde yerini yenilenebilir enerji kullanan bir dünyaya bırakması ihtimali de var. Petrol firmalarının tedricen devre dışı kaldığı bir dönemde maliyet-getiri ikilemi üzerinden kurgulanan ittifaklar sürdürülemez hale geldi."

- "Sınırötesi operasyonlar Türkiye'nin kozlarını güçlendiriyor"

Prof. Dr. Aybar, Türkiye'nin Katar krizinde yaptığı girişimler, Kızıldeniz'in Hint Okyanusu girişini kontrol eden Somali politikası ve Mavi Vatan haritasının ne kadar isabetli hamleler olduğunu daha da belirginleştirdiğini ifade etti.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları, Pençe operasyonları Türkiye'nin salgın sonrası bölgesel ve küresel ittifaklar yapbozunda alacağı pragmatik uygulamaların da kozlarını güçlendirdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Aybar, "Özellikle Barış Kalkanı harekatında kullanılan drone ve dijital teknolojilerinin varlığı savunma alanından diğer sektörlere taşma etkisi yaratma şansının ve imkanlarının ülke içinde oluşturulduğunu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

- "ABD, daha güçlü küresel geri dönüş sağlayabilir"

Prof. Dr. Aybar, ABD'nin pandemi sonrası küresel hegemon rolünü kaybedeceği yönündeki yorumlara da değinerek, şunları anlattı:

"ABD Başkanı Donald Trump idaresi salgında ciddi darbe yedi. Salgına karşı gösterdiği refleks para politikası araçlarını devreye sokarak şirketler kesiminin nakit akışını rahatlatmak şeklinde oldu. Küresel daralma ve salgının yayılma hızı ve şiddetinin yüksek olması Başkan Trump idaresinin kendi siyasi gündemini uygulamaya koymasını getirdi. ABD, Merkez Bankası FED çekişli bir iktisadi mücadeleyi kabul etti. Japonya gayrisafi milli hasılasının yüzde 25'ini Kovid-19'la mücadelede yardım olarak ayırırken ABD yüzde 10'unu ayırdı. Salgın başladıktan sonra işsizlik parasına başvuran Amerikalı sayısı 16 milyona yükseldi. Çin'in aksine Amerikan ekonomisinin ve sağlık yapısının tam bir kapatmaya izin vermeyeceği, bu yüzden can kayıplarının yüksek olabileceğinin ortaya çıkması, ABD'nin Kovid-19 sonrası oluşacak küresel jeopolitikte önemini yitireceği ve kan kaybına uğrayacağının kanıtı olarak değerlendirilemez, değerlendirilmemeli."


HABERE YORUM KAT