• Haberler
  • Konya
  • Prof. Dr. Fetullah Arık :Tedbir faciayı önler

Prof. Dr. Fetullah Arık :Tedbir faciayı önler

Konya ve çevresindeki aktif deprem fayları hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Fetullah Arık, 'Konya, bir graben alanı. Kenarındaki kırıklar, aktif kırıklar. Halen deprem üretme potansiyelleri var.

Prof. Dr. Fetullah Arık :Tedbir faciayı önler
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Konya ve çevresindeki aktif deprem fayları hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Fetullah Arık, “Konya, bir graben alanı. Kenarındaki kırıklar, aktif kırıklar. Halen deprem üretme potansiyelleri var. Konya Fay Zonu’nun tamamı birlikte kırılırsa, 6-6,5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli var. 6-6,5 büyüklüğündeki bir depremin olma ihtimalini her zaman aklımızda tutmamız lazım” dedi

Konya ve çevresindeki aktif deprem fayları hakkında gazetemize özel açıklamalar yapan Konya Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık, “Konya’nın olduğu yer, Orta Anadolu Ovalar Bölgesi dediğimiz bölge. Konya, Kuzey Anadolu Fay Zonu ile Doğu Anadolu Fay Zonu’nun arasınında kalan bölgede. Dolayısıyla ülkemizin tamamını ilgilendiren büyük fay zonlarından biraz daha uzakta. Bu algı, insanlara sanki Konya’da deprem olmayacağı gibi bir algı oluşturuyor. Oysa Konya’nın kendisini denetleyen bazı dinamikler var. Bunlardan Konya Fay Zonu dediğimiz kentin batı sınırındaki yaklaşık 50 kilometre uzunluğundaki bir fay zonu var. Bu fay zonu, ovayla dağların sınırını ayıran bölgeden geçiyor. Kuzeyde Ardıçlı civarından başlayıp yay çizerek kampüsün batısından Yazır, Beşyüzevler ve Hatıpa kadar uzanan bir kırık sistemi. Konya Fay Zonu, geçmişte depremler üretmiş. 1900’lü yıllardan beri 4’ün üzerinde 30-40 tane deprem meydana gelmiş. En son büyük hareketi de 2009 yılında meydana getirdi. 2009 yılında fayın orta kesiminde kalan Yazır segmenti, aynı günde 2 defa deprem oluşturdu. Biri 4,5 diğeri ise 4,7 büyüklüğündeydi. Deprem literatürüne baktığımızda bunlar orta büyüklükte depremler olarak geçiyor” diye konuştu.

deprem-1.jpg

“ŞİDDETİNİ DAHA DA FAZLA HİSSETMEMİZİ SAĞLADI”

Depremlerin büyüklüğünden ziyade şiddetinin önemli olduğunun altını çizen Arık, “Bu depremlerin şiddeti biraz daha fazla hissedildi. Nedeni ise birincisi zemindeki ciddi büyütmeler ve ikincisi Konya’da deprem olmayacak beklentisinin olması. Konya, batıdaki faylardan itibaren doğuya doğru tamamen gölsel bir havza üzerinde. Güncel alüvyonlar da var. Yani gevşek ve tutturulmamış malzemeler. Konya bunların üzerinde olduğu için, olağan bir deprem, şiddetini daha da fazla hissetmemizi sağlıyor. Dolayısıyla 2009 yılındaki depremde vatandaşımız büyük bir panik yaşadı. Paniklemekten öte bazı eski binalarda çatlaklar ve dökülmeler meydana geldi. Çok şükür yıkılma ve can kaybı olmadı. Ancak insanların yaşadığı panik, neredeyse 6-6,5 şiddetindeki bir depremi andırıyor” şeklinde konuştu.  

 

deprem-2.jpg

“DEPREM ÜRETME POTANSİYELLERİ VAR”

Konya’nın kuzeyini de sınırlayan bir kırık zonu olduğunu belirten Arık, “Bu da Ankara Yolu bitişiğinde Kara Ömerler Fayı dediğimiz bir fay. Bu da aşağı yukarı, doğu-batı yönlü bir fay. Bu fayın olduğu bölge ve bittiği yerde yani doğuda Divanlar Fayı yer alıyor. Divanlar Fayı’da, Aksaray Yolu’ndan başlayıp Ereğli Yolu’na kadar inen bir kırık zonu var. Böyle düşündüğümüz zaman Konya, bir graben alanı. Konya, bu çöküntü alanında. Kenarındaki kırıklar, aktif kırıklar. Halen deprem üretme potansiyelleri var. Olası bir depremin büyüklüğü ise fay zonunun uzunluğuna göre oluşur. Konya Fay Zonu’nun tamamı birlikte kırılırsa, 6-6,5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli var. 6-6,5 büyüklüğündeki bir depremin olma ihtimalini her zaman aklımızda tutmamız lazım” ifadelerini kullandı.  

deprem-3.jpg

“YAZIR BÖLGESİNDE DEPREM BEKLİYORUZ”

Başka yerlerde oluşan depremin Konya ve çevresindeki fayları etkileyip etkilemeyeceği hakkında bilgi veren Arık, “Başka yerlerde oluşan depremin Konya ve çevresindeki fayları etkileyip etkilemeyeceği sorularının cevapları kesin değil. Çünkü buradaki sistemim kendi içerisinde bir dinamiği var ve ona göre hareket ediyor. Bundan sonra yeni bir deprem olacaksa, biz bunu Yazır bölgesinin Kuzey’inde ya da Güney’inde bekliyoruz. Ama yarın ya da 10 yıl sonra diyemem. Bununla ilgili çok sağlıklı gözlemlerimiz yok. Bu yüzden biz, bu kırık zonunun deprem üretebileceğini biliyoruz. Kentlerimizi ve yaşam alanlarımızı oluştururken buna göre planlama yapmamız lazım” diye konuştu.

fetullah-arik-1.JPG

“TEDBİRLERİN ALINMASI GEREKİYOR”

1999 yılı öncesinde Türkiye’deki yapılan binalarda deprem kaygısı güdülmeden inşa edildiğine dikkat çeken Arık, “1999 yılındaki deprem bize, İstanbul ve Kocaeli gibi ticaretin geliştiği illerde on binlerce insanın canına mal olduğunu gösterdi. Bundan sonraki yıllarda bütün Türkiye’de hem bakanlıklar hem de yerel idareler düzeyinde bilinçlenme meydana geldi. Dolayısıyla yapılan çalışmalar, bu bilinçle yapılmaya başlandı. Yerleşime uygunluk değerlendirmeleri göz önüne alınmalı ve buna göre planlamalar yapılmalı. Eğer böyle bir risk söz konusu ise bunun bertaraf edilmesi için tedbirlerin alınması gerekiyor.   Yerleşime uygun olmayan alanlarda plan tadilatları yaparak bina yapmaya çalışmak, bir nevi kumar oynamaktır. Yerleşime uygun alanlarda ise planlanan her türlü bina için zeminle ilgili araştırmaların yapılması lazım. Bu araştırmalarda zeminin hem mekanik özelliklerine hem de deprem gibi dinamik etkilerine bakıyoruz” şeklinde konuştu.

“KONYA’NIN JEOLOJİK VE JEOTEKNİK HARİTASI YOKTU”

Konya’daki asıl ihtar noktasının 2004 yılındaki Zümrüt Apartmanı faciası olduğunu aktaran Arık, “Konya’da 1999-2004 yılları arasında konut yapımları tam ciddiyeti ile ele alınmazken 2004’te hiçbir deprem olmadan çöken bir bina ile karşılaştık. Dolayısıyla yeni yapılmış bir binanın yıkılması insanlarda ciddi soru işareti oluşturdu ve bu olaydan sonra belediyeler bu işi biraz daha önemsemeye başladı. Konya’nın yerleşmeye uygunluğunu gösteren olan imar planı esas jeolojik ve jeoteknik haritası yoktu. O günden sonra çalışmalar başlandı ve 2008 yılında imar yönetmeliği değişti. İmar yönetmeliği değiştikten sonra kentin yerleşime uygun ve uygun olmayan alanları belirlendi. Ona göre planlamalarda inşaatlar için zemin etütleri yapılmaya başlandı” dedi.

zumrut-apartmani.jpg

“KORKULU RÜYA GÖRMEKTENSE UYANIK KALMAK EVLADIR”

Zemin etütlerinin afetlerde tek başına çözüm olmadığını ifade eden Arık, “Olası bir afette zemin etüdü, zeminle ilgili bir takım verileri veriyor. Eğer siz üzerindeki yapıyı gerekli mühendislik hizmetleri almadan yapmışsanız bina için zemin etüdü garanti değildir. Temelden tavana bu bir mühendislik eseridir. Bu yüzden temelden tavana kadar imalat için gerekli bütün standartlar sağlayarak binaları yapmamız lazım. Bunun içinde mutlaka ve mutlaka denetim şart. Depremle ilgili korkulu rüya görmektense uyanık kalmak evladır. Bugün ya da yarın deprem olacak beklentisi ve paniği içerisinde yaşamak insanları nereye kadar götürecek. O yüzden ülkemizin tamamı deprem kuşağında. Genç bir tektonik kuşak üzerindeyiz. Hiç deprem olmayacak diye söyleyebileceğimiz bir yer yok. En emin bölge Konya. Konya’nın da durumunu da görüyorsunuz. Konya’nın çevresi aktif faylarla kaplı. O nedenle hem imar planına esas  çalışmalar da hem de yapılarda bütün mühendislik hizmetlerini alıp denetimlerini yapmak lazım” diyerek sözlerine son verdi.

YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme