• Haberler
  • Konya
  • Psikolog Esra Coşkun: Kaygımız korkuya dönüşmesin

Psikolog Esra Coşkun: Kaygımız korkuya dönüşmesin

Psikolog Esra Coşkun, koronavirüs salgınına karşı herkeste bir kaygı olduğunu fakat bunun korkuya dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.

Koronavirüs salgınına karşı herkeste bir kaygı olduğunu dile getiren Psikolog Esra Coşkun, "İnsanlar artık maskesiz dolaşmıyor. Kalabalık olmayan ortamda ve şüpheli kişilerin olmadığı zamanlarda bile maske takıyor. Bir yerde bir kişi normal seviyede öksürse bile insanlar paniğe kapılıyor. Koronavirüsün sosyo-psikolojik etkisini de ele almamız gerekiyor. Kaygımız korkuya dönüşmemeli” dedi.
 

İnsanların, artık en çok konuştuğu konular arasında koronavirüsü yer alıyor. Virüsün her yerde konuşulması insanlarda birtakım psikolojik sorunları da beraberinde getirdi. Peki, bu korkunun önüne nasıl geçilmeli? Çocuklara bu durumu nasıl anlatmalı? Psikolog Esra Coşkun konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koronavirüsü artık 7’den 70’e herkesin korkulu rüyası haline geldi. Bedenin hijyeni kadar beynin de hijyeninin önemli olduğunu söyleyen Psikolog Coşkun, “ İnsan beyni bir olaydan veya durumdan korku duyduğunda, tüm dikkatini o korkuyla alakalı verilere yöneltir. Ve zihin felaketleştirme senaryoları yazmaya başlar. Olayların şiddeti normalde 50 seviyesindeyse, korku duyduğu anda bu şiddet 100’e katlar. Korkuların ve felaketleştirme senaryolarının devamında da maalesef kaygı bozuklukları cereyan eder“ dedi.

‘KAYGI BOZUKLUKLARI ARTABİLİR!‘

Koronavirüsüyle alakalı doğru bilgiye ulaşmanın önemine dikkat çeken Coşkun, şunları kaydetti: “ Şuan tüm dünyanıngündeminde olan Koronavirüsü ve bununla ilgili yapılan doğru, yanlış haberlerkorkuları ve kaygıbozukluklarınıhızlaartırabilir.  Dolayısıylaönceliklevirüs hakkında doğru bilgiye doğru kaynaklardan ulaşmak ve daha sonra harekete geçmekyapılabilecek en doğrudavranışlardan biridir.Sonrasındaözellikle evde kalan yaşlılar ve çocuklariçingündemideğiştirmek de oldukçaönemlidir. Çünküözellikleçocuklar ebeveynlerinin kaygıylanasıl baş ettiklerini izler ve örnekalırlar. Kaygısı yüksek olan çocuklara ‘Evet, böyle bir virüs var. Koronavirüsünü biliyor ve tanıyoruz ama hayatımızın merkezine de almıyoruz. Daha önce de buna benzer olaylar yaşandı; kuş gribi, domuz gribi gibi. Bunlar sonsuza dek sürmedi, geldi ve geçti. Biz gerekli önemleri alıyoruz, sağlıklı besleniyoruz, kendimizi koruyoruz ve güvendeyiz’ şeklinde bir konuşma yapılabilir. “

‘SÖYLEMLERİNİZ TEHDİT İÇERMEMELİ!’

Her ne kadar çocukları korumak amaçlı olsa da ebeveynlerin söylemlerinin tehdit içermemesi gerektiğinin önemine değinen Coşkun, “Çocuğumuzun, ihtiyacı olmayan hiçbir bilgiyi duymaması için özen gösterelim.Hijyen konusunda daha hassas olmamız gereken bir sürece girmiş olsak da “ Ellerini yıkamazsan virüsler sana da bulaşır. Tamam, hasta ol o zaman ” gibi eylemleriniz çocuklarınızda kaygıya neden olabilir.Yaşadığımız her duygunun çocuklar tarafından algılandığını ve kendi iç dünyalarında bu duygu ve davranışlarımıza anlamlar yüklediklerini unutmamamız gerekiyor. Bir yetişkin olarak sizin soğukkanlı ve sakin olduğunuzu gören çocuğunuz da paniğe kapılmaması gerektiği mesajını alacaktır.Süreci çocuklardan gizlemek doğru bir yaklaşım değil ancak yetişkinlerin kendi aralarında yaptığı konuşmalar ve televizyondaki haberler yaşlarına uygun bilgiyi vermediğinden çocuklarda kaygı yaratacaktır “ diye aktardı.

‘UYKU, DİKKAT BOZUKLUĞU, PANİK ATAK ÇIKABİLİR! ’

Kaygılı beklentiler içine giren kişilerde; uyku, dikkat bozuklukları ve panik atak çıkabileceğini dile getiren Coşkun, “ Ülkemizle birlikte diğer ülkelerin de geçtiği bu zorlu süreçlerdeözellikle panik olmak üzere kaygı bozukluğu ve takıntı hastalığı yani OKB (Obsesif kompulsif bozukluk) tanılı hastaların daha fazla etkileneceğini öngörebiliriz.Zira OKB’nin en yaygın görülen türünde mikrop kapma endişesi vardır. Yani bu hastalar zaten salgının söz konusu olmadığı zamanlarda bile çevrelerinden ciddi hastalıklara sebep olabilecek bir mikrop kaptığı yönünde düşüncelere kapılırlar. Örneğin hepatit, kuduz veya AIDS virüsü kapabileceği endişesi ile hayatlarını kısıtlar, eldiven takar, hastaneye gitmez, kan aldırmaz hatta çöp tenekelerinin yanından bile geçmez. Hâl böyle olunca tüm dünyayı etkisi altına alan ve ölümcül sonuçlar doğurabilen Koronavirüs hakkında takıntıların ortaya çıkması doğaldır “ şeklinde konuştu. Coşkun, hemen hemen her gün dışarı çıkan özellikle yaşlılar ve çocuklariçin bir anda evde kalmanın kişi de sıkışmışlık hissi yaratabileceğini, virüs probleminin özellikle yaşlılarda ölüm korkusunu tetikleyebileceğini, istek dışında evde kalma durumunun kişide negatif duygular oluşmasını sağlayacağını sözlerine ekleyerek, bu süreçte sakin kalınması ve zamanın farklı aktiviteler yaparak değerlendirilmesi gerektiği önerisinde bulundu.

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme