• Haberler
  • Konya
  • Rusya-Ukrayna krizi sürüyor, Türkiye süreci iyi yönetiyor

Rusya-Ukrayna krizi sürüyor, Türkiye süreci iyi yönetiyor

Rusya-Ukrayna çatışmasında Türkiye'nin başarılı bir dış politika yürüttüğünü söyleyen Doç. Dr. Yiğit Anıl Güzelipek, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın ne Rusya'dan ne de Ukrayna'dan vazgeçeriz duruşu oldukça başarılı ilerliyor' dedi.

Rusya-Ukrayna krizi sürüyor, Türkiye süreci iyi yönetiyor
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Rusya-Ukrayna çatışmasında Türkiye’nin başarılı bir dış politika yürüttüğünü söyleyen Doç. Dr. Yiğit Anıl Güzelipek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ne Rusya’dan ne de Ukrayna’dan vazgeçeriz duruşu oldukça başarılı ilerliyor” dedi. Çatışmanın ekonomik anlamda tüm dünya ile birlikte Türkiye’yi de etkilediğini belirten Güzelipek, “Batı’da sadece Putin hükümetine karşı değil Rus toplumuna karşı da çok ciddi negatif bir atmosfer oluşturuldu. Bu atmosferi oluşturan ülkelerden biri olmadığımız için Rusya toplumu, Türkiye’yi bir sığınak, güvenli liman olarak görüyor. Bu bakımdan önümüzdeki süreçte Türkiye- Rus ekonomik ilişkilerinde çok önemli ilerleme kaydedilebilir” dedi.

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yiğit Anıl Güzelipek,Rusya- Ukrayna krizinin ekonomik ve siyasi etkileriyle ilgili gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Güzelipek, Türkiye’nin, Rusya ve Ukrayna krizinde barışçıl ve tarafsız bir politika izlediğini, bunda da şimdiye kadar başarılı olduğunu söyledi. 

1-20220308005046.jpg

‘NATO VE RUSYA’NIN GÜÇ ÇATIŞMASI BU KRİZİ DOĞURDU’

Polonya ve Ukrayna’nın tampon devletler olması nedeniyle önem arz ettiğini söyleyen Yiğit Anıl Güzelipek, “Avrupa Birliği’nin 2000’lerin ortasına doğru Doğu Avrupa ve Baltık tarafına genişleme stratejisi oldu. Bunun üzerine NATO genişleme stratejisiyle devam edildi. Bu durumda Putin, 1947’deki Amerika’nın o ünlü çevreleme politikasının devam ettiğini düşündü. Orada da Polonya ve Ukrayna olmak üzere çok önemli iki ülke var. Polonya ve Ukrayna uluslararası ilişkiler literatüründe tampon devlet diye geçiyorlar. Bu devletleri kim kontrol ederse karşı taraf için bu tehdit olacak kontrol eden de güvenliğini sağlamış olacak. Şimdi Rusya’nın elinde bu iki ülkeden bir tanesi kaldı. Polonya hem Avrupa Birliği’ne hem de NATO’ya girdi. Aslında bütün mesele Ukrayna’nın Rus etkisinde kalması gerekliliğidir. Yani NATO’ya üye olmamasıdır. Çünkü üye olduğu takdirde Rusya, NATO tarafından artık tamamen çevrelenmiş olacaktı” şeklinde konuştu.

3-20220308005046.jpg

‘SERT GÜCÜN KIRICI UNSURU YİNE SERT GÜÇTÜR’

Savaşta sert gücün en caydırıcı yöntem olduğunun altını çizen Güzelipek, “Bu süreçte sert gücün tek kırıcı unsuru yine sert güçtür ama Batı bu konuda efektif anlamda oraya asker çıkartmayacağını söyledi. Bu sert güç kullanımına karşı uygulayacağınız diğer enstrümanların hiçbirisi, sert güce, sert güçle yanıt vermek kadar caydırıcı olamaz. Ama ekonomik anlamda Batı’nın oldukça ciddi anlamda yaptırımı olduğunu görüyoruz. Burada hedeflenenin de Rusya’ya ciddi bir anlamda ekonomik olarak baskı altına alarak orada Putin rejiminin meşruiyetini azaltmaya çalışıyorlar. Putin’e karşı halk desteğini, oligarkların desteğini kırmaya çalışıyorlar. Önümüzdeki aylarda Putin’in meşruiyet seviyesinin ne olacağını beklemek lazım ama ekonomik anlamdaki yaptırımlar gerçekten ciddi yaptırımlardır. Fakat hiçbiri sert güç kullanan bir ülkeye karşı sert güç kadar caydırıcı olmayacaktır” diye konuştu.

6-339.jpg

‘BİR SONRAKİ HEDEF MOLDOVA OLABİLİR’

Güzelipek, Rusya’nın Ukrayna’daki hedeflerine yaklaştığı takdirde bir sonraki hedefin Moldova olabileceği ön görüsünde bulundu. Güzel ipek şunları aktardı: “Polonya’nın doğrudan tehdit altında olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu NATO’nun 5. Maddesini aktive eder. Bu da çok büyük çatışmalar doğurur. Benim hedef olarak gördüğüm ülkelerden biri Moldova’dır. Çünkü Moldova’nın Transdinyester bölgesinde devlet içeresinde devlet gibi bir yapı vardır. Moldova’da ciddi Rus desteğinin olduğu bölgeler de var. Polonya artık daha Batı eksenine girmiş ve halkın geleceğini batı entegrasyonunda gördüğü bir ülkedir. Bu nedenle Polonya için doğrudan bir tehdit beklemiyorum ama eğer Rusya, Ukrayna’da askeri hedeflerine ulaşırsa sıradaki hedefin Moldova olduğunu düşünüyorum. Yani Rusya Avrupa’nın göbeğine kadar ilerlemiş olacak. NATO’nun çevreleme politikasını kırıp ters bir çevreleme politikası uygulayarak özellikle Doğu Avrupa’daki NATO’nun yayılmasını bastırmış olacak.”

doc-dr-yigit-anil-guzelipek.jpg

‘SURİYE’DE RUSYA’NIN ETKİSİ AZALABİLİR’

Rusya’nın Ukrayna’ya olan girişiminden sonra Suriye’deki etkisinin azalacağını yorumlayan Güzelipek, şöyle konuştu: "Çünkü Rusya hem devlet konsantrasyonu hem askeri konsantrasyonunu hem de ekonomi konsantrasyonunu şu anda Ukrayna’ya yoğunlaştırmış vaziyettedir. Şu anda Rusya için öncelikli alan Ukrayna gözüküyor. Bu şu anlama gelecektir; diğer bölgelerdeki asgari varlığını, ekonomik varlığını, siyasi birliklerini yeniden gözden geçirmek durumundadır. Bu da tabi ki Suriye’deki etkinlik sahasının azalacağı anlamına gelir, ancak bu söylediğim senaryo savaşın uzamasına bağlı olarak gelişecek bir süreçtir. Yani Rusya hedeflerine ulaşmakta ne kadar gecikirse, savaş uzadıkça Suriye’deki Esad’a olan destek bağlamında Rusya’nın oradaki varlığı ciddi anlamda azalabilir. Bu da Suriye’deki konjonktürün yeniden oluşması anlamına gelir."

7-282.jpg

‘BU ÇATIŞMA BİR DÜNYA SAVAŞINA SEBEP OLMAZ’

Rusya-Ukrayna çatışmasının bir dünya savaşına dönüşmeyeceğini belirten Güzelipek “Nükleer caydırıcılık çok önemli bir şeydir. Nükleer silahların kullanılabilirliğinin hala çok düşük olduğunu düşünüyorum. Nükleer silahların varlık sebebinin saldırı değil ama caydırıcılık olduğunu düşünüyorum. Bu süreç uzadıkça tehlikeli hale gelebilir. Ama şu anda bir dünya savaşının çıkacağını söylemek doğru olmaz” ifadelerini kullandı.

8-226.jpg

‘BAYRAKTAR TB2’LER ÜZERİNDEN TÜRKİYE’Yİ TARAF OLMAYA ZORLUYORLAR’

Rusya-Ukrayna çatışmasında Türkiye’nin çok dikkatli adımlar atması gerektiğine değinen Güzelipek, “Bölgedeki gelişmeler bağlamında son zamanlarda Bayraktar TB2’ler üzerinden bir Türkiye enformasyonu yapılıyor. Bayraktar TB2’ler, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşınAzerbaycan’ın lehine çok ciddi bir şekilde değişmesinde rol oynamıştı. Ve o zamandan beri aslında askeri literatürün takibine girmişti. Bu durum, Türkiye’deki savunma endüstrisinin küresel sisteme ne kadar başarılı bir şekilde entegre olduğunu ve Türkiye’nin silah endüstrisinin de aslında dışarda da bir karşılık bulduğunun bir göstergesidir. Aslında bu bizim açımızdan son derece gurur verici bir durum. Ama bizim bu çatışma bağlamında dikkatli olmamız gerekir. Bayraktarların başarılı performansı Ukrayna veya diğer Batı ülkeleri tarafından manipüle edilerek sanki Türkiye hala şu anda Ukrayna’ya silah desteğinde bulunuyormuş gibi bir algı yaratılıyor. Ancak bunlar savaştan önce satılan silahlardır. Bunlar üzerinden Türkiye’yi Ukrayna’nın yanına çekmek gibi bir imajın da oluşturulmaya başlandığını düşünüyorum. Bu noktada da bizim dikkatli olmamız gerekiyor. Ukrayna’ya satılan silahlar savaştan önce uluslararası hukuka aykırı olmadan satılmış silahlardır. Batı medyasının yapmaya çalıştığı şey pek masum değil” dedi.

9-369.jpg

‘TÜRKİYE, BAŞARILI BİR DIŞ POLİTİKA YÜRÜTÜYOR’

Rusya-Ukrayna çatışmasında Türkiye’nin arabulucu bir görev üstlendiğini kaydeden Güzelipek, şunları aktardı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ne Rusya’dan ne de Ukrayna’dan vazgeçeriz duruşu aslında Türkiye’nin arabulucu ve barışı destekleyici politikalar izlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu zamana kadar uygulamış olduğu politikayı başarılı buluyorum. Çünkü iki tane hassas dış politika prensibinin olduğu anlaşılıyor. Bir tanesi Montrö anlaşmasına harfiyen riayet etmemiz. Ki bu çok önemlidir. Anlaşmanın objektif maddeleri ne söylüyorsa buna riayet ediyoruz. Bu konuda oldukça başarılıyız. İkincisi de, arabulucu rolü üstlenmek gibi bir görevimiz var. Taraflar arasında diyalog kurabilecek az sayıdaki aktörden biri olarak görülüyoruz. Üçüncüsü de geçmiş dış politikalarımızda da oldukça başarılı olduğumuz taraflar arasındaki denge politikasını başarılı bir şekilde yürütmemizdir. Burada Türk dışı politikanın yapabileceği en büyük risk savaşa taraf olmaktır ve bundan kaçınmak konusunda oldukça başarılı olduğumuzu düşünüyorum.”

10-096.jpg

‘RUS TOPLUMUNUN SIĞINACAĞI LİMANLARDAN BİRİ TÜRKİYE'DİR’

Çatışmanın, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere bütün küresel ekonomiyi etkileyeceğini söyleyen Güzelipek, “Rusya’nın küresel ekonomideki pozisyonu nedeniyle çatışma bütün dünyayı ekonomik anlamda etkiliyor. Bu nedenle mutlaka Türkiye’yi de etkileyecektir. Yaptırımların bir sonucu olacaktır elbette. Öte yandan Batı’da Rus toplumuna karşı da çok ciddi bir dışlama politikası izlendiğini görüyoruz. Sadece Putin hükümetine karşı değil Rus toplumuna karşı da çok ciddi negatif bir atmosfer oluşturulduğunu görüyoruz. Bu atmosferi oluşturan ülkelerden biri olmadığımız için Rusya toplumu, Türkiye’yi bir sığınak, güvenli liman olarak görüyor. Rusya’nın Türkiye’yi tatil yapılabilir bir yer olarak görmesinin bir diğer sebebi bu olacaktır. Çünkü Batı ülkeleri, Rusya’nın küresel anlamdaki hareket sahasını oldukça daralttı.Rus toplumu şu an dünyadan dışlanmış vaziyette. Bu bakımdan önümüzdeki süreçte Türkiye- Rus ekonomik ilişkilerinde turizm çok önemli bir kalem haline gelebilir” diye konuştu.

SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ

12-087.jpg

Bakmadan Geçme