Sahada olan masada olur

Türkiye ile Rusya arasında dün imzalanan, Suriye’nin İdlib bölgesinde şiddetlenen çatışmaları sonlandıracak ateşkes anlaşması geçen gece yarısı yürürlüğe girdi. Türkiye’nin masada istediğini aldığını ifade eden Doç. Dr. Yusuf Sayın, “Türkiye, bölgedeki sivilleri korumak adına ateşkes talebinde bulunmak niyetiyle gitmişti. Bu talebinde de başarılı oldu. Sınırımızda bekleyen 1 buçuk milyondan fazla İdlibli mültecinin terk ettikleri bölgelere dönebilecek olması da sınırlarımızdaki göçmen baskısının hafiflemesi adına önemli” dedi.

doc-dr-yusuf-sayin-1.JPG

Türkiye ile Rusya arasında dün imzalanan, Suriye’nin İdlib bölgesinde şiddetlenen çatışmaları sonlandıracak ateşkes anlaşması geçen gece yarısı yürürlüğe girdi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sayın, Moskova'daki zirveden çıkan İdlib ateşkes kararıyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Hem Türkiye hem de Rusya tarafından, çıkar çatışmalarına rağmen, işbirliğinin devam ettirilmeye çalışıldığını ifade eden Sayın, “Bu ateşkes, Türkiye ve Rusya arasındaki uçak hadisesinden sonra devam ettirilebilen diyalog kararlarının açık tutulduğunu göstermektedir. Yani hem Türkiye hem de Rusya tarafından her şeye rağmen, çıkar çatışmalarına ve bazı anlaşmazlıklara rağmen, işbirliğinin devam ettirilmeye çalışıldığını görmekteyiz. İlk olarak bunu net bir şekilde ifade edebiliriz. İkincisi, bu kamuoyunda çok tartışıldı. Türkiye ile Rusya acaba karşı karşıya gelir mi? Genel bir savaş çıkar mı? Anlaşmadan sonra açıklanan metin, bu spekülasyonları yanıltan, tekzip eden bir sonuç ortaya koydu. Dünyada şuanda geçerli olan diplomasi sitemi, eski uluslararası ilişkiler diplomasi sistemi değil. Halihazırdaki sistem, savaş olasılığını minimuma indirirken; daha çok vekaletler, ufak ve orta boyutlu çatışmalarla devam eden bir sistemdir. Bu durum da sonuç olarak savaş olasılığını ortadan kaldıracak bir hadise. Üçüncüsü bölgede çeşitli saldırılar düzenleniyor. Hem Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen terör örgütlerinin hem de rejiminin, gerek bizim sınırlarımızı, gerekse de etki alanlarımızın olduğu alanlara yönelik saldırılarına son vermeye ve bu konuda önlem almaya çalışan bir yaklaşıma sahip. Dolayısıyla bir sükûnet sağlama çabasını yansıtıyor. Rejim saldırılarının birincisi sorumlusu olarak bir kere daha ifade ediliyor” şeklinde konuştu.

turkiye-idlibde-istedigini-aldi-1.jpg

“SADECE TÜRKİYE DEĞİL AVRUPA DA ZOR DURUMDA KALIR”

İdlib’de ortaya çıkacak bir mülteci akınının sadece Türkiye’yi değil, Avrupa’yı da zora sokabilecek potansiyelde olduğunu ifade eden Sayın, “Türkiye’nin en büyük sıkıntısı bölgedeki sivillerin sınırlarımıza doğu göç etmeye yönelik baskılanmasıydı. Türkiye, bölgede 4 milyon insanın yaşamakta olduğunu, bu 4 milyon insanın da terörist ilan edilip bombalanmasının kesinlikle yanlış bir tutum olacağını, uluslararası hukuka aykırı bir yaklaşım olacağını, meselenin terörle mücadele çerçevesinde sınırlı kalması gerektiğini belirtiyor. Bu mutabakattan ortaya çıkan sonuç budur. Suriye rejiminin esas amacı İdlib’in belirli bir kesimini insansız hale getirmek, meydana getireceği göç baskısı sonucunda da Türkiye’yi zora sokma çabasıydı. Rejim bunu büyük oranda başarmıştı. İdlib’in istikrarsızlaştırılması ve insansızlaştırılması noktasında son zamanlarda sınırların açılması kararında da olduğu gibi göründüğü üzere, sadece Türkiye’ye değil, Avrupa’yı ve dolayısıyla tüm dünyayı zora soktuklarını görüyoruz” dedi.

turkiye-idlibde-istedigini-aldi-2.jpg

“SAHADA KİM VARSA MASADA O VARDIR”

Rusya ve Türkiye arasında yapılan mutabakatın kısa sürme olasılığı hakkında yorumda bulunan Sayın, “Türkiye bu mutabakat ile birlikte Ruslarla koordinasyonun daha sıkı tutulmasına çalışacağını bir kere daha ifade etti. Hukuki ve diplomatik bir statünün tanınması gerektiğini ifade etti. Buna ilave olarak da tamam ateşkesi sağlayalım ama rejim eğer devam ettirdiği eylemlerine son vermezse ve yeni saldırı girişimlerinde bulunursa o zaman bunun karşılığında misliyle mukabelede bulunulacağı beyan edilmiştir. Çünkü Türkiye son günlerde olduğu gibi buna cevap vereceğini ifade etmiştir. Rusya ve Türkiye arasında yapılan mutabakatın kısa sürme olasılığı var ama bununla birlikte; sahada kim varsa masada da o vardır. Yani biliyorsunuz sahada Rusya, Türkiye, Suriye rejimi ve kısmen de İran var. İran Suriye’den bir çekilme yaşıyor şuanda. ABD zaten daha çok PKK/PYD’nin olduğu bölgelerde hakimiyetini devam ettiriyor. Tam müdahil durumda değil ABD. Zaman zaman Türkiye’ye destek açıklaması yapsa bile. Bu mutabakat, sahada kayıplara maruz kalan tarafların bir mutabakatıdır” ifadelerini kullandı.

doc-dr-yusuf-sayin-2.JPG

“AVRUPALILAR ANLAŞMADAN MEMNUN”

Avrupa’nın, Rusya ve Türkiye arasında yapılan mutabakatın bir parçası olmadığına değinen Sayın, “Avrupa, bu mutabakatın sonucuna ve ilerleyen sürecin etkilerine muhatap durumda. Görüldüğü gibi, savaş ve çatışma durdurulamazsa, bunun Avrupa’ya en büyük yansıması göçmen kriziyle oluyor. Bu da AB ülkeleri başta olmak üzere tüm Avrupa coğrafyasındaki ülkelerin denetimlerinin meşruluğu konusunda onları sorgulanmaya açacak bir durumdur. Avrupalılar, Rusya ve Türkiye arasında yapılan mutabakattan memnunlar. Varılan anlaşmayı sevinçle karşıladılar. Ateşkes süreci uzarsa, bölgede belli bir istikrar yakalanabilirse en başta göçmen krizi dahil olmak üzere, AB’nin Ortadoğu’daki yatırımları, Suriye’deki çıkarları, ABD-AB bağlantıları dolayısıyla birçok noktada pragmatik faydalar elde etmeleri mümkündür. Şu net bir şekilde görülebiliyor ki; Suriye’deki çatışma iklimi hiçbir tarafın lehine bir durum değil. Herkesi çok derinden etkileyen, sonuçları itibarıyla çok ciddi; siyasi, ekonomik, güvenlikle ilgili sorunları beraberinde getiren bir durum. Birçok kişi ateşkesin kısa süreceğini düşünüyor ama, Türkiye ve Rusya’nın bu konudaki tutumu, eğer ateşkes son bulursa, kötüye gitmeyecek. Bir kere daha bir mutabakat yapılabilmesini mümkün kılar. Belli bir çatışma süreci sonrasında tekrar bir suhulet sağlanabilir” dedi.

turkiye-idlibde-istedigini-aldi-3.jpeg

“TÜRKİYE İSTEDİĞİNİ ALDI”

Türkiye’nin, Rusya ile yapılan görüşmelerde istediğini aldığını ifade eden Sayın, “Türkiye, özellikle çatışmanın durdurulması noktasında ateşkes talebinde bulunmak niyetiyle gitmişti. Bu talebinde de başarılı oldu. İkinci olarak da Türkiye, M-4 Karayolu’nun kuzeyinde 6 KM, güneyinde 6 KM bir güvenli bölge tesis etmeye çalışıyordu. Yapılan anlaşmayla Türkiye 12 kilometre derinliğinde bir alanı güvenli hale getirmiş oldu. Dahası da var. Yine M-4 Karayolu’nun Serakib’in 2 kilometre batısına uzanan bir alanda 15 Mart itibarıyla TSK ve Rus askerleri tarafından Ayn El Hamra’a kadar olan bölgede ortak devriyeler başlatılacak. Dolayısıyla bu mutabakatla güvenli bir koridor oluştu, Türkiye aslında istediğini almış oldu” şeklinde ifade etti.

turkiye-idlibde-istedigini-aldi-7.jpg

“SINIRLARIMIZDA GÖÇMEN BASKISI AZALACAK”

Anlaşmanın en önemli maddelerinden birinin de; İdlibli göçmenlerin kendi yurtlarına dönebilme olanağına kavuşması olduğunu ifade eden Sayın, “Bu mutabakatla birlikte çok önemli bir gelişme olarak da, sınırımızda bekleyen 1 buçuk milyondan fazla İdlibli mültecinin terk ettikleri bölgelere dönebilecek olmasıdır. Bu madde, sınırlarımızda olan göçmen baskısının hafiflemesi adına mutabakata eklenen çok önemli bir hükümdür. Gerginliğin azaltılması, çatışmaların durdurulması, bölgenin rahatlatılması hedefleniyor. Bundan hareketle de daha fazla can kayıplarının yaşanmasının önüne geçilmiş oluyor” diye konuştu.

turkiye-idlibde-istedigini-aldi-6-001.jpg

•SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ

 

Bakmadan Geçme