Sahra Sevici Özgeçmişini şöyle anlatıyor;
Aslen Konya Derebucak’lıyım. Derebucak; Konya ile Antalya sınırında Toros dağlarının arasında küçük ve şirin bir ilçedir. İlk ve ortaokulu Derebucak’ta okudum. 16 yaşında evlenerek İsviçre'ye yerleştim.
Önceleri yurt dışında yaşamanın getirdiği zorlukları ben de yaşadım. O dönemlerde keşke Konya’nın eğitim ve iş imkânları çok daha iyi olsaydı buralara gelmek zorunda kalmazdık diye çok düşündüm. Tabi inancımız gereği “var olanda hayır vardır” diyerek, önce yarım kalan eğitimimi tamamlamaya karar verdim. Almanca eğitimi aldım. Zor bir sınavla girilen Gymnasium’dan mezun oldum. Daha sonra çalışma hayatına atıldım. Bir İsviçre firmasının Zürih bayiliğini aldım. Girişimciliğin yanında eğitimime devam ettim. İngiltere’ye giderek İngilizce ve Finans eğitimi aldım. Quintamed Zürih’te Tıp okudum. Halen finans uzmanı ve uzman diyetisyen olarak çalışmaktayım aynı zamanda da Tıp alanında yüksek lisansa devam etmekteyim.
Tüm bunların yanında STK’larda aktif görev almaktayım. Winterthour Türk-İsviçre Okul Aile Birliği Başkanlığı ve Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanlığını yürütüyorum. İsviçre’de Türklerin bir arada daha fazla olmaları; dini ve milli kültürlerine birlikte sahip çıkmaları için organizasyonlar düzenliyorum.
Türkiye son on iki yılda çok büyük bir değişim içinde. Ekonomik, sosyal, kültürel açıdan gözle görülür bir dönüşüm yaşanıyor ve bu yurt dışından çok daha iyi gözlemlenebiliyor. 18 yıl önce ayrıldığım Türkiye bugün çok farklı. Bugün Türkiye’de insanlar eskisine göre daha mutlu, hayat standartları yüksek ve gelir seviyeleri artmış durumda.
Her şeyden önemlisi insanlarımız bir özgüvene ve bu özgüven ile Türkiye için bir şeyler yapma idealine sahipler. Son dönemde bireysel özgürlüklerin daha fazla kullanılmaya başlanması insanımıza umut aşılıyor. Bugün hiçbir insanız dini inancını dilediği gibi yaşadığı için okul ve meslek ideallerinden vazgeçmek ya da bu idealleri için yurt dışında yaşamak zorunda kalmıyor. Bugün İmam Hatip’li bir Cumhurbaşkanına sahibiz. Bu özgürlük ortamı gençlerimizin gelecekte çok daha fazla bu ülke için çalışmasının önünü açacaktır.
Gençlerimiz için bir diğer güzel örnek de Sayın Başbakanımıza ait. Toros dağlarının içinde küçük bir ilçe olan Taşkent’ten tüm dünyanın tanıdığı bir akademisyen bir siyasetçi yetişebiliyor ve Başbakan olabiliyor. Bu, gençlerimiz için çok güzel bir örnek. Hiçbir mazeret kabul etmeden büyük hayaller ve hedeflerle çalışan gençlerimiz istediklerini elde edebileceklerin bilinci içindeler.
Bu örneklere sahip olan bizlerin daha çok çalışması daha büyük hedeflerle gençlerimize yol açması lazımdır. Bunun için de ülkemizin eksik yanlarının giderilmesinde hepimizin üzerine bir görev düşmektedir. Türkiye’nin belki de en hızlı giderilmesi gereken özelliği bölgeler arası gelişmişlik farklarıdır.
Ayrıca büyük illerin kendi ilçeleri olan gelir farkları da daha fazla büyümelerine engel olmaktadır. Konya bunun en gerçekçi örneğidir. Son on iki yılda çok büyük ekonomik değişim gösteren Konya’nın ilçeleri aynı değişime ayak uyduramamıştır. İlçeler gelir düşüklüğü sebebiyle sürekli diğer illere göç vermektedir. Bu da Konya için dezavantaj oluşturmaktadır.
Konya’nın her bir ilçesinin gelir seviyesini yükseltmek amacıyla kendi öz kaynaklarını en verimli şekilde ekonomiye kazandıracakları projeler üretmek gerekmektedir. Burada asıl önemli olan da en büyük öz kaynağımız olan insanımızın kendi bölgesine hizmetini artırmak olmalıdır. Çalışarak, üreterek kendi bölgelerine bu hizmeti sağlamalılar. Bu yönde projeler hazırlamak düşüncesindeyim.
En başta bahsettiğimiz yurt dışındaki Türkler konusuna geri dönersek bugün Avrupa Birliği ekonomisini sırtlayan AB’yi krizden çıkaran Almanya ekonomisine Türklerin yaptığı katkı ortadadır. 53 yıl önce işçi olarak Avrupa’ya giden Türkler, bugün Avrupa ekonomisinin en büyük dinamizmini oluşturmaktadır. Türkler yükselen gelir seviyeleri ile artan imkânları ile çok büyük bir güç oluşturdular. Bunda en büyük etken kazanılan özgüvendir.
Demek oluyor ki aslında Türkiye olarak biz 53 yıl önce bir beyin göçü vermeye başlamışız. Artık ülkemizin de artan standartları ve gelir seviyesi ile insan gücümüz, insan sermayemiz çok büyük işlere imza atacaktır. Hatta Avrupa’dan büyük bir beyin göçü almaya da başlayabiliriz yakın zamanda, yani tersine beyin göçü yaşanılabilir. Yurt dışında yaşayan ve Türkiye’nin daha hızlı kalkınmasını isteyen her vatandaşımız gibi ben de bu konuda üzerimize düşen her görevi canı gönülden yerine getirmeye hazırım.