Şairler sultanı Necip Fazıl
Türk edebiyatı tarihinde Baki'den sonra ikinci 'Sultanu'ş Şuara' yani 'Şairler Sultanı' unvanına sahip şahsiyeti Necip Fazıl Kısakürek, Türk düşünce hayatında fikirleri ve eserleriyle derin izler bıraktı.
Türk edebiyatı tarihinde Baki'den sonra ikinci "Sultanu'ş Şuara" yani “Şairler Sultanı” unvanına sahip şahsiyeti Necip Fazıl Kısakürek, Türk düşünce hayatında fikirleri ve eserleriyle derin izler bıraktı. Necip Fazıl Kısakürek doğumunun 114., vefatının 35. Yılında minnetle anıldı
Necip Fazıl, 26 Mayıs 1904 günü Çemberlitaş’ta dört katlı bir konakta, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha beş yaşındayken büyükbabasının yardımıyla okuyup yazmayı öğrenen, hatta dünya edebiyatından yaşına uygun hikaye ve romanlar okumaya başlayan Necip Fazıl okula Mahalle Mektebi’nde başlamış, 1912’de Gedikpaşa’daki Fransız Frerler Okulu’na geçmişti. Fransız okulunu sevmediği için bir süre sonra Amerikan Koleji’ne geçti. Sonra sırası ile Emin Efendi Mahalle Mektebi’ne, Büyük Reşit Paşa Numune Mektebine ve Vaniköy’deki Rehber-i İttihat Okulu’na devam etti.
“SENİN ŞAİR OLMANI ÇOK İSTERİM”
Kız kardeşinin 5 yaşındayken ani ölümü ve annesinin vereme yakalanması üzerine ailesi Heybeliada’da yaşamaya karar verince Necip Fazıl’da Heybeliada Bahriye Okulu’na girdi. Necip Fazıl’a ne zaman şair olmaya karar verdiği sorulunca annesinin “senin şair olmanı çok isterim” demesi üzerine sempati duymaya başladığını anlatır. İleri yıllarda, Nazım Hikmet’ten iki yıl sonra girdiği ve Yahya Kemal, Aksekili Ahmet Hamdi, Hamdullah Suphi, İbrahim Akşî gibi hocalardan ders aldığı bu okuldan söz ederken “Ne oldumsa bu mektepte oldum!” diyecektir. 1921 yılına gelindiğinde Darülfünun Felsefe Bölümü’ne giren Necip Fazıl ilk şiirlerini de bu dönemde yayımlama fırsatı bulmuştu.
ABDÜLHAKİM ARVASİ İLE TANIŞTI
1924 yılında bölümünden mezun olunca devletin verdiği burs imkanı ile Paris’e Sorbone Üniversitesi’ne gitmeye hak kazandı. Paris’te ünlü Fransız filozof Henri Bergson ile yolları kesişen Necip Fazıl hem burada oluşturduğu çevresi hem de bu şehrin kötü ambiyansı yüzünden kendi deyimi ile kâbusu yaşayacaktı. Bir yıl sonra ülkeye geri dönen Üstad maalesef kumarla da bu yıllarda tanıştı. Önce Felemenk Bahr-i Sefid Bankası’nda işe başladı. Ardından Osmanlı Bankası’nın Ceyhan, İstanbul ve Giresun şubelerinde çalıştı. İlk kitabı “Örümcek Ağı” bu yıl yayımlandı. Kitabında melankoli ve karamsar bir ruh halini yansıtmaktaydı. Bu dönemde aralarında Ahmet Hamdi, Yahya Kemal, Ahmet Kutsi, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Abidin Dino, Pertev Naili, Peyami Sefa, Eşref Şefik, Fikret Adil, Mesut Cemil, Elif Naci, İbrahim Çallı’nın da olduğu “Entelektüeller” grubuna katıldı. 1928'de ise büyük ilgi ve beğeni toplayan "Kaldırımlar" kitabını yayımladı. Necip Fazıl’ın aslında kendisini bulduğu yıl 1934 yılı olacaktı. Çünkü bu tarihte Abdülhakim Arvasi ile yolları kesişti ve onun sayesinde artık eserlerinde ve iç dünyasında tasavvufi düşünceler artmaya başladı. 1938'de yeni bir milli marş yazılması için “Ulus” gazetesinin açtığı yarışmada kendisine yapılan teklifi kabul eden Kısakürek, yarışmadan vazgeçilmesi şartını öne sürdü. İsteği kabul gören Kısakürek, "Büyük Doğu Marşı" şiirini yazdı. Şiire verdiği "Büyük Doğu" adı, daha sonra çıkaracağı derginin de adı olacaktı. 1934 yılında geçmişini anlattığı “Çile” şiirini yayımladı.
BÜYÜK DOĞU DERGİSİ
17 Eylül 1943'te yazı hayatına başlayan Büyük Doğu dergisi, İslami değerleri öne çıkaran dergi oldu. Derginin içerisinde birçok büyük yazar vardı ve Necip Fazıl’da, İstanbul Çocuğu, Abdinin Kölesi, Muhbir, Tenkitçi gibi birçok takma isimle yazılarını yayımladı. Hükümetin kararı ile önce 1944’te kapatılan ardından bir süre daha açılmasına izin verilip 1946’da ikinci kez kapatılan Büyük Doğu Dergisi, 1947'de yeniden okuyucuyla buluşup kısa süre sonra mahkeme kararıyla bir kez daha kapatıldı ve Kısakürek tutuklandı. Derginin sahibi görünen eşi Neslihan Hanım ile "Padişahlık propagandası yapmak-Türklüğe ve Türk milletine hakaret” ten yargılanan şair, bir ay 3 gün tutuklu kaldı. Eşi Neslihan ile hapse giren Necip Fazıl Demokrat Parti’nin Af Kanunu ile serbest kalacaktı. Hatta bu dönemde Adnan Menderes’e mektuplar yayımlayarak parti de İslam düzlemini oturtması gerektiğini tavsiye edecekti.
79 YAŞINDA VEFAT ETTİ
Başta şiir olmak üzere edebiyatın her alanında bir çok eser veren Necip Fazıl’ı Şair Halistin Kukul, "Çilenin Sultanı" adlı kitabında şöyle anlatır: “Daima biri diğerinden önde iki vasıf: Mütefekkir ve şair. Yahut da şair ve mütefekkir. Şairliği başlı başına sarıcı ve sarsıcı; mütefekkirliği başlı başına beyin zonklatıcı fakat ufuk açıcı. Şairliği mütefekkirliğinin, müteekkirliği şairliğinin içinde, üstün bir idrak ve faziletli bir imanla kaynaşmış hâlde. Üslûp: Harikulâde ve nefes kesen cinsten. (...) Şiiri tefekkürüne; tefekkürü de şiirine dar gelen bir dâhi! Şair, hikâyeci, romancı, tiyatro yazarı, senarist, nükteci, biyografici, otobiyografici, denemeci, tarih tahlilcisi, fıkra muharriri, dinî irşat edici, heccav, münekkit, gazeteci, muallim, estetikçi, polemikçi ve hatip!.” 25 Mayıs 1983'te Erenköy'deki evinde 79 yaşında hayata gözlerini yuman Üstad’ın cenazesi, Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.
GÜLŞEN YILMAZ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme