DİNLEMELERLE ELDE EDİLEN BİLGİLER CİA VE MOSSAD'A SERVİS EDİLDİ
Burada bir casusluk davası var bir paralel örgüt var. Bu sebeple casusluk davasından dolayı da tutuklamalar oldu. Peki usulsüz milyona yakın insan dinlendi. Elde edilen veriler hangi ülkelere ya da hangi istihbarat örgütlerine verildi?
Bununla ilgili çok farklı iddia var ama ağırlıklı olarak CIA ve Mossad'ın adı geçiyor. Ancak bu istihbarat ilişkileri kirli ilişkilerdi. Zaman zaman kendi aralarında paslaşırlardı. Yani İngilizlerle de Almanlarla da İranla da Ruslarla da çünkü bu bölgede etkili güçlü istihbarat birimleri var. Bunlarla zaman zaman görev esnasında çakışabilirler, çatışabilirler. Kavgayı derinleştirmemek için paslaşabilirler. Çok sayıda yabancı ülkenin istihbarat örgütünden söz etmek mümkün ama öne çıkan CIA ve Mossad gibi görünüyor.
Yargıda paralel örgüt üyeleri varsa bunlara yönelik bir operasyon yapılabilir mi?
Eğer soruşturmayı yürüten savcıların elinde bu manada güçlü bilgiler varsa kaçınılmaz diye düşünüyorum. Fakat şöyle bir kaygım var. Biz bunu Ergenekon sürecinde de yaşadık. Maalesef bir mesleki taassup oluyor. Birbirlerini sevmeseler, birbirlerine düşman olsalar bile koruyabiliyorlar çünkü sonuçta o da bir yargı mensubu diğeri de yargı mensubu. Yine hatırlayın Ergenekon'da Genel Kurmay Başkanını ceza evine aldılar ama içeriye alınan hakim, savcı olmadı. Peki Ergenekon gibi büyük bir örgütün yargı içinde mensubu olmadığını düşünebilir misiniz? Yani yargıdan bağımsız bir çetenin Türkiye'de var olduğunu söyleyebilir misiniz? Asla mümkün değil. Ama yargı önüne çıkarılmadı. Burada da soruşturmayı yürüten savcılar ve kararı verecek olan hakimler diğer yargı mensubu bir mesleki taassupla Ergenekon sürecinde olduğu gibi hareket ederlerse operasyonun yönü yargıya kaymayabilir. Böyle bir kaygımı da buradan paylaşmak isterim. Ama olması gerekir mi? Evet olnası gerekir. Çünkü bu çetenin odağında Emniyet mensuplarıyla yargı mensupları var.
YASA DIŞI DİNLEMELERİ TEDİT VE ŞANTAJ OLARAK KULLANDILAR
İlginç bir iddia ortaya çıktı. Ünlü işadamları yasadışı işlemlerle dinlenmişler. Bunlardan bir tanesi Aydın Doğan, Leyla Alaton.. Peki bunların şuana kadar çıkıp mahkemeye gitmesi, suç duyurusunda bulunmamalarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Karışık işlere bulaşırsanız eğer mahkeme sonrası haklı çıksanız bile o karışık işlerinizin deşifre olmasını istemeyebilirsiniz. Zannediyorum ki bunların kamuoyunda tartışılmasını çok doğru bulmuyorlar. Zaten cemaati güçlü ve etkili kılan neydi? Onları dinleyerek elde ettikleri özel bilgileri tehdit ve şantaj aracı olarak kullanabilmeleriydi. Zannediyorum ki o eski tehdit ve şantaj unsuru olan dosyaların açılmasını istemiyorlar.
22 TEMMUZ OPERASYONU ÇETENİN İNİNE GİRDİ
Peki, bundan sonra paralel devlet yapılanmasıyla ilgili mücadele başladığına göre, en önemli darbeyi aldı dediniz şuanda köşeye sıkışmış olan örgüt çok sert bir cevap verebilir mi ya da buna yönelik bir çalışması olduğunu düşünüyor musunuz, bilginiz var mı?
Sayın Başbakanımızın "inlerine gireceğiz" ifadesinin aslında tam vücut bulduğu bir operasyon. Gerçekten bu operasyonla inlerine girildi. Bu beyin takımına çok ciddi bir müdahale yapılmış oldu. Bunların eylem kabiliyetleri eskisi gibi değil çok ciddi yara aldılar. Ancak bunun kalıcı olabilmesi için bu operasyonun sonuca ulaşması lazım. Onun içinde yargı ayağı önemli ancak yargıda çok ciddi bir destek görüyorlar. O engelde Ekim'de yapılacak HSYK seçimlerinden sonra aşılabilirse, ben artık bu mücadelede emin adımlarla ve hızlı bir yolculuğun başlayacağını söyleyebilirim. Aksi halde yargıdaki çete yandaşlarıyla bu süreç akamete uğratılmak istenebilir. O yüzden burada siyasi iktidarın, bizlerin çok kararlı bir duruş sergilemesi gerekir.