Şehirlere yeni soluk
Son dönemlerde üretilen, etrafı yüksek duvarlarla çevrili, içerisi güvenlikli, dışarısı güvenliksiz konut projelerinin mahalle kültürüne zarar verdiğine dikkat çeken Münir Günay, 'Yönünü sokağa veren ve sokağı yaşatan tasarıma yönelmemiz gerekiyor' dedi.
Yatay mimarinin önemine dikkat çeken Şehir Plancıları Odası Başkanı Münir Günay, “Zeminin tamamını doldurarak da bir yatay mimari örneği sergilenebilir fakat taban alanının tamamen doldurulduğu yaklaşımlar kent içi rüzgar sirkülasyonunu, mikro klimasını olumsuz yönde etkileyebilir. Yatay mimari güzel ve doğal bir yaklaşım, Ancak tek başına yeterli değil, düşük yoğun şehirler dememiz gerekir. Emsalinin daha az olduğu planlar yapmamız lazım. Bu gerçekle işe bakmamız gerekiyor. Tek başına yatay mimari ifadesi yüksekliğe bir sınırlama getirir. Ama yeterli değil. Yatay mimarinin, aynı oranda insani ölçeklerde olması gerekir. İnşaat alanını da sınırlamak lazım. Özellikle kaybettiğimiz mahalle dokusunun yeniden kazanılması için ada bazlı çözümlerden ziyade, sokaktan mahreç alan yapıları ele almamız lazım. Biraz daha sokağa dönüp sokağı kazanmamız lazım. Bu da bize mahalleyi kültürünü yeniden kazandıracak. Şehirlerimiz zaten yeterince genişledi. Ciddi tarım arazilerini kaybettik ve tarım arazilerini betona boğuyoruz. Yatay mimari yapacağız diye yanlış bir algı ile bu konuyu ele alırsak, şehirlerimiz giderek daha da genişler. Bu da yerel yöneticilerimize ekstra masraflar doğurur. Çevre temizliği ve ulaşım konusunda gerekli araçları zaten ithal ediyoruz. Şehirlerimiz genişledikçe, yönetilebilir olmuyor. Şehirleri ne kadar kompakt planlarsak, sürdürülebilir olduğunu göreceğiz” diye konuştu.
“ŞEHİRLERİMİZ VAHŞİCE BÜYÜMESİN”
Konya’nın ovası ile ön plana çıkan bir yerleşim yeri olduğunu ifade eden Günay, “Konya’da uygulanan tamamen tek tip kat uygulamasına karşıyım. Yapılaşma, yeri gelecek 2 katlı olacak, yeri gelecek ihtiyaç dahilinde kat sayısı artacak. Konya düz bir yer olduğu için, şehir siluetinin oluşması için yer yer farklı tasarım ve katlarla geçişler olabilir. Arazi varlığımıza ve imara açılmış arazilerimize baktığımızda, Konya yatay mimariye uygun bir alan diyebiliriz. Yatay mimariyi düşük yoğunluklu bölge olarak nitelendirmek gerekir. Bu bağlamda da yatay mimari için en uygun bölge Meram. Fakat Konya’nın her bölgesi yatay mimari uygulamaya elverişlidir. Hiçbir bölgede emsaller 1.50’yi ya da 1.30’u geçemez şeklinde söylemeler duymak istiyoruz. Bununla ilgili bir yaklaşım olsa ve şehirlerimiz vahşi büyümeyip bir bütünlük arz etse daha iyi olur.
“SİTELER MAHALLE AİDİYETİNİ KAYBETTİRDİ”
Sınırı ada sınırı ile çevrili, bahçesi güvenlikli, sokağı güvenliksiz konut tarzından kurtulmak gerektiğinin altını çizen Günay, “Yönünü sokağa veren ve sokağı yaşatan tasarıma yönelmemiz gerekiyor. Son dönemlerde üretilen konut projelerine baktığımızda içerisinde bin konutun yer aldığı projeler üreterek, tamamen izole bir yapı oluşturuyoruz. Özet olarak, kendi içerisinde dünya oluşturan ve içerisi güvenlikli, sokağa çıkıldığında güvenliği olmayan yaşam alanları oluşturduk. İmar planı ile, verilen inşaat alanını düşürerek, sokakla ilişki kuran yaklaşımlara gitmemiz gerekir. Yatay mimariyi bu bağlamda ele almamız gerekir. Bize aslında mahalleyi kaybettiren, mahalle aidiyetini ve insan ilişkilerini kaybettiren site mantığı oldu” dedi.

“KOMŞULUK ÜNİTESİ YENİDEN HAYATA GEÇİRİLECEK”
Meram’da yer alan ağır bakımın olduğu 650 bin metrekarelik bir alanın şehre kazandırıldığını ifade eden Günay, “Şehrin en değerli bölgesinde yer alan alanın halkın kullanımında olması büyük bir adım. Cephaneliğin olduğu bölge ise üst ölçekte planda konut alanıydı. Cephanelik alanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, 2023 Şehri, Bizim Şehir 2023 ve Bizim Şehir Konya sloganlarıyla üretildiği, içeriğinde geleceğin şehirleriyle ilgili örnek uygulamaların olacağı ve komşuluk ünitesinin yeniden hayata geçirileceği bir tasarım var. Şehrin tam merkezinde 650 bin metrekare alanın halkın kullanımına açılmasının uygulanmasının çok doğru bir proje olduğunu düşünüyorum. Cephanelik bölgesinde üretilen konut projesinin ise bundan sonrası için oluşturulacak yaşam alanlarına örnek olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

“YOĞUN BÖLGELER İHTİYACI KARŞILAMIYOR”
Konya’nın en yoğun bölgeleri hakkında bilgiler veren Günay, “8 mahalle dediğimiz bölge Konya’nın en yoğun bölgeleri. Demiryolu Caddesi, Beyşehir Caddesi, Beyşehir Çevre Yolu, Şefik Can Caddesi ve devamında 2.40 emsal var. Konya’nın en yoğun bölgeleri buralar. Resmi olarak 2.10 emsali olan fakat plan notlarıyla 2.40’a kadar çıkan bir emsali var. Merkez ve çeperi yoğun bölgeler. Yoğunluğu olan 8 mahallenin plan kararları yaklaşık 20 yıl öncesine dayanan kötü bir uygulama. Yerel idarecilerimizde de bu konu ile ilgili konuşma yaptığımızda herkes bu konuda hem fikir. Çünkü kişi başına düşen yeşil alana ve sosyal donatı alanlarına baktığımızda ihtiyacı karşılamadığını görüyoruz” diyerek sözlerine son verdi.
YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme