Şehit Hasan El-Benna'dan gençlere tavsiyeler
Mısır'da Müslüman Kardeşler teşkilatının kurucu olan Hasan El Benna 12 Şubat 1949'da Kral Faruk'un emriyle Kahire'de şehit edildi. Şehadetinin yıl dönümünde şehidi rahmetle anıyoruz, O'nun gençlere tavsiyelerini tekrar hatırlatıyoruz.
Şehit Hasan El-Benna'dan Gençlere Tavsiyeler
1-Şartlar ne olursa olsun ezanı duyduğunuz zaman namaza kalkın.
2-Kur'an'ı Kerim'i okuyun, inceleyin veya dinleyin. Azıcık zamanınızı bile yararsız işlere ayırmayın.
3-Dilinizi düzgün konuşmaya çalışın. Çünkü bu Müslüman olmanın belirtisidir. Arapça’yı öğrenin, çünkü Kur'an en güzel şekilde Arapça ile anlaşılır.
4-Hiç bir konuda aşırı tartışmayın. Zira gösteriş hiç bir zaman yarar sağlamaz.
5-Fazlaca gülmeyin. Çünkü Allah'a bağlı olan gönül, sakin ve vakarlı olur.
6-Maskaralık yapmayın. Çünkü mücahid bir millet, ciddiyetten başka bir şey tanımaz.
7-Dinleyicinin işiteceğinden fazla sesinizi yükseltmeyin. Çünkü bu bencillik ve eziyet vermektir.
8-Kişileri çekiştirmek ve tavırları küçümsemekten sakının. Hayırdan başka bir şey konuşmayın.
9-Karşılaştığınız kardeşlerinizle sizden istemese bile tanışmaya bakın.
10-Görevler vakitlerden fazladır. Vakitten yararlanmak için başkasına yardımınızı esirgemeyin. Yapacak bir göreviniz varsa onu en kısa yoldan en güzel şekilde bitirmeye çalışın.
11-Her hususta temizliğe önem verin. Evinizde, elbiselerinizde, vücudunuzda, iş yerinizde. Çünkü bu din, temizlik üzerine kurulmuştur.
12-Ahdinize, sözünüze ve vadinize vefa gösterin. Şartlar ne olursa olsun bunlara muhalefet etmeyin.
13-Okuma ve yazmanızı sağlamlaştırın. Müslümanların gazete ve dergilerini çokça mütalaa edin. Küçük de olsa kendinize ait bir kütüphaneniz olsun. İhtisas sahibi iseniz branşınızda derinleşin.
14-Hükümet vazifelerine düşkün olmayın ve onları rızkın en dar kapısı olarak bilin. Ama size verildiği zaman da reddetmeyin. Davanın vecibeleri ile tamamen çatışmadığı müddetçe bu vazifelerden ayrılmayın.
15- Malınızın bir kısmı ile davaya katılın, üzerinize farz olan zekâtı cemaate verin. Geliriniz ne kadar az olursa olsun, ondan fakir ve yoksullara bir hak ayırın.
16- Az da olsa malınızın bir kısmını beklenmedik hadiseler için ayırın ve katiyen lüks eşyaya kapılmayın.
17- Durmadan tevbe ve istiğfar edin. Uyumadan evvel birkaç dakikanızı nefsinizi muhasebeye ayırın. Şüpheli şeylerden kaçının ki harama düşmeyesiniz.
18- Eğlence yerlerine yaklaşmak şöyle dursun, onlara karşı bir savaşa girişmelisiniz. Bütün konfor ve rehavet görüntülerinden uzaklaşın.
19- Her yerde davanızı yaymaya çalışın. Nefsinizle şiddetli bir şekilde mücadele edin ki, onun yularını ele alasınız; gözünüzü haramdan ayırın, duygularınıza hâkim olun.
20- Sürekli cemaatle ruhen ve amelen bağlantılı olun ve kendinizi daima kışlasında emir bekleyen bir asker gibi kabul edin
Hasan el Benna Kimdir?
Genç yaşta dini konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dini ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darü'l-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'deArapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte,Müslümanları derinden sarsan olaylara şahid oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşler'i kurdu.1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula tayin edildi. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşler'e üyeydi ve Teşkilat Mısırtoplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu.
Teşkilat üyelerinin birçoğu hükümetin milli çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir müddet daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse teşkilat üyeleri idare açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği teşkilat üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahire'de öldürüldü.
Hasan el-Benna Da'vetuna, Nahvü'n-Nur, Akidetuna, el-İhvanü'l Müslimun tahte Rayetü'l-Ku'ran, Muskilatuna fi da'va'l Nizami'l-İslam, Müzekkiratü'd-Da'va ve'd-Dai gibi yapıtlarındaemperyalizme karşı milli bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman milletlerin İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman milletlerin geri kalmasının sebebi din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde teşkilatlanmalı, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler teşkilatı maksadı da bu programı gerçekleştirmekti.
Mısır'ın çeşitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları vasıtasıyla görüşlerini hayata geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.
Hasan El-Benna’nın Şehadeti:
Hasan El-Benna rejimin tüm yıldırma politikalarına rağmen cemaat işleri ile var gücüyle ilgileniyor, sık sık gittiği teşkilat merkezlerinde gençlerle sohbet ediyor, tutuklu ve şehit aileleri ile bizzat ilgileniyordu. Cemaatin ileri gelenleri İmam’ı suikasta uğrama noktasında sürekli uyarıyor, o ise tedbiri aldıktan sonra takdire hiçbir şekilde müdahale edilemeyeceğini söylüyordu. Şehadetinden önce arkadaşlarının tutuklanması ve yapılan baskılardan ötürü herhangi bir yere hicret etmek istemiş, fakat hükümet buna izin vermemiş, ülke içerisinde sığınma ve korunacak bir yere gitme talebi reddedilmişti.
Hasan El-Benna bir gün gençlerle sohbet ederken gördüğü şu rüyayı anlattı. “Rüyamda Ömer Bin Hattab Efendimizi gördüm. Yanıma gelerek sesinin en yüksek tonuyla ‘yakında öleceksin ey Hasan!’ dedi bana. Uyanıp kalktım, Allah’a hamdettim. Sonra tekrar uyudum. İkinci kez aynı ses geldi, ‘yakında öleceksin ey Hasan!’ diyordu. Kalktım sabaha kadar namaz kıldım, bunlar gökten gelen uyarılardır. Allah’a kavuşmam için hazırlık yapmam isteniyordu.”
Şehadetinden birkaç gün önce korumalığını üstlenen kişiler tutuklanmış, İmam Hasan El-Benna’nın eniştesine ait olup kendisine tahsis edilen araca el konulmuştu. Şehid edildiği 12 Şubat günü akşam saat 20.15’te Üstad El-Benna, avukat arkadaşı Abdulkerim Mansur ile çağırdıkları bir taksi ile gitmek için teşkilatın üst katlarından aşağı indi. Kendisini korumakla görevli Muhammed Yusuf Leysi, kapıya kadar onlara eşlik etmiş, o sırada kendisine gelen bir telefona cevap vermekle meşgul iken İmam ve Av. Mansur dışarı çıkmıştılar. Teşkilat merkezinin bulunduğu Ramses Caddesinin ışıkları söndürülmüş, trafik akışı durdurulup eğlence yerleri boşaltılmış, her yer kapkaranlıktı. Çağırmış oldukları taksiye biner binmez kurşun yağmuruna tutuldular. Kurşunları boşaltanlar daha sonra polis arabasına binerek kaçmışlar ve bu suikastı Kral Faruk’a doğum günü hediyesi olarak sunacaklardı. İmam Hasan El-Benna kurşunlanmış bedeni ile arabadan inip canilerin kaçtığı araç numarasını alıp teşkilata girdi ve ilk yardımı aradı. Önce ilkyardıma oradan Kasr’ul Aynî hastanesine kaldırılan İmam’a doktorların müdahale etmesine müsaade edilmiyordu. Bu sırada Kral durmadan hastaneyi arıyor, Hasan El-Benna ölmedi mi diye soruyordu. Bedeninde bir hafiflik hisseden İmam Hasan El-Benna bu şekilde kan kaybından şehadet şerbetini içerek pak ruhunu, hayatını rızası doğrultusunda feda ettiği yüce Rabbine teslim ediyordu.
Allah, onun şehadetini makbul, makamını âli eylesin. Ondaki canlı, berrak ve evrensel İslam fikrinin, onun mücadele ve gayret dolu yaşantısının tüm dünya Müslümanlarının fikir ve yaşantılarında yer edinmesini nasip eylesin.