Şenol Metin: Küreselcilere karşı, devletimizin yanındayız
Eğitim Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Şenol Metin, kurda meydana gelen dalgalanmaların, küresel sermaye tarafından Türkiye'ye çekilen bir operasyon olduğuna değinerek, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesine destek verdiklerini deklare etti.
Metin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı ‘Dünya Beş’ten Büyüktür’ deklarasyonundan beri Türkiye bir dizi saldırı ile karşı karşıya. Türkiye’nin ‘Dünya Beş’ten büyüktür’ meydan okumasındaki mesajı alan müesses nizam, mazlum milletlerin umut ışığı haline gelen Türkiye’ye operasyon üstüne operasyon yapmakta. İlk olarak tipi bizden, çipi Neo-Con Efendilerin kontrolündeki FETÖ ile Türkiye’yi içeriden ele geçirmeye çalıştılar, olmadı. Gezi Kalkışmasında başarıya yaklaştılar, ama başaramadılar. 17-25 Aralık sürecinde ve nihayetinde 15 Temmuz FETÖ Kalkışması ile Türkiye’yi doğrudan işgale yeltendiler. Bu operasyonlar her seferinde Türk Milletinin yek vücut duruşu ile başarısız oldu. Bedelini ödettik, elhamdulillah. Son olarak “Rahip görünümlü Çağdaş Lavrence Brunson’u teslim etmezseniz...” sözleri ile başlayan krizde, bu tehditleri savuranlar, Türkiye’yi ve Türk insanını hala tanıyamadıklarını ifşa etmiştir. Türk Milletinin güçlü direnci karşısında çaresiz kalan Global Monarşinin yeni bir hamlesi ile karşı karşıyayız. Ekonomi üzerinden Türkiye’yi toplumsal kaos için elverişli kılmaya, alan yumuşatmaya çalışıyorlar. Direnç merkezlerimizi aşındırmaya çalışıyorlar. Evet; ülkemize ekonomi üzerinden yapılan saldırılar, daha önce terör örgütleri eliyle gerçekleştirilen saldırıların, 15 Temmuz işgal girişimi gibi haince kalkışmaların devamıdır. Biz hazırız.
SORUN EKONOMİK DEĞİL POLİTİKTİR
Döviz manipülasyonunun ekonomik temellere dayanmadığını söyleyen Metin, “Sorun politiktir. Küresel oligarşiye itaat etmeyen ancak itaat ettirilmeye çalışılan bir Türkiye vardır. Bu nedenle 2023 çok önemli bir tarihtir. Oylayacağımız şey Türkiye’nin yarınlarıdır; küresel sistemin uyumlu aktörü Türkiye mi? Küresel sistem ile müzakere eden bir Türkiye mi? Son döviz manipülasyonunun politik mahreçli olduğunu ifade etmiştik. Bununla birlikte ekonomimizin kronik yapısal sorunları vardır ve bu kriz vesilesi bu yapısal sorunlara neşter vurulabilir, vurulmalıdır. İlk olarak yatırımlar, katma değeri yüksek alanlara özelikle de yüksek teknolojiye kanalize edilmelidir. İnşaata dayalı istihdam ve büyüme stratejisinden vazgeçilmelidir. İhracatın ithalatı karşılama oranı döviz bağımlılığı açısından önemli bir verdir. Son 50 yıllık cumhuriyet tarihinde bu oran % 55-70 bandındadır. 2018’den beri ise % 85-90’ları yakaladık. 2021 verileri daha iyi, altın hariç % 94. Dış ticaret açığımız sıfırlanmak üzere. Bu strateji devam ettirilmelidir. Dövize bağımlılığımız en az olduğu bir konjonktürde olsak dahi dövize bağımlılığı azaltacak bir yatırım ve tüketim kültürünü içselleştirmeliyiz. İhraç ürünlerindeki %3 seviyesinde olan yüksek teknoloji ürünlerinin payını arttırmalıyız. İthalat içinde en büyük paya sahip olan enerji, cep telefonu, bilgisayar, yazılım vs. alanlarda dışa bağımlılığı azaltmalıyız. Bunun içinde nükleer enerji de dahil olmak üzere her seçenek masada olmalı, Milli Enerji seferberliği başlatmalıyız. Enerji verimliliği politikaları yeniden gözden geçirilmelidir. Üniversitelerimiz başta olmak üzere yüksek teknoloji üreten TUBİTAK, TAİ, ASELSAN gibi kuruluşlarımızın sayısını arttırmalıyız. Üniversite laboratuvarları teknoloji şirketlerinin Ar-Ge’si gibi çalışmalıdır. Bunun içinde kapsamlı bir Yükseköğretim reformu kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.
KAMU MALİ DİSİPLİNİ ÖNEMLİ
Kamu Mali disiplininin tesisinin önemli bir başlık olduğunu söyleyen Metin, “Kamu harcamalarında tasarrufun en üst hassasiyet ile yürütülmesinin psikolojik etkisi büyüktür. Kamu mali disiplininin tesisi için, katma değer üretmeyen tüm kamu yatırımlarını ertelenmelidir. Dev statlar, cezaevi, adalet sarayları, hükümet konakları gibi yatırımlar durdurulmalıdır. Hatta onarım maskelemesinde yapılan harcamalar dahi durdurulmalıdır. Kamu hizmetinin yürütülmesi ile alakası olmayan şoförlü binek aracı kiralama, yeni bina kiralama, sosyal tesis gibi harcamaları da sonlandırmalıyız. Makam araçları, makam odaları gibi alanlarda yapılan gösterişin psikolojik yıkımına ayrıca dikkat çekmek istiyorum, önem verilmelidir. Kamusal harcamalarda yerindelik denetimi yapacak bir mekanizma kurulmalıdır. Genç istihdamı, öğrenci istihdamı teşvik edilmelidir. Devletin tasarruf etmesi gerektiği, milletin de yatırım yapması gerektiği bir dönem bizi bekliyor. Sonuç olarak, endişelenmek için yeterli nedenimiz var ama moral ve güç kaynaklarımız da var. Ve en önemlisi mazlum milletlerin duaları bizimle. Büyük Türkiye idealinin hayat bulması için; tüketirken şanlı maziye layık olmanın şükründeyiz, üretirken de yarınları inşa ettiğimizin bilicindeyiz. Ve tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereğini yapacağımız günlerdeyiz” diye belirtti.