28 Şubat’ın izleri bir bir siliniyor

İsmail Koç

Türkiye’de normalleşme adına adımlar atılma devam ediyor. Birbiri ardına çıkarılan yasalar ve reformlarla Türkiye’nin önündeki birçok engel kalkıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2013 yılında Başbakan iken başlattığı “Demokratikleşme Paketi” çerçevesinde son bir reforma daha gidildi. Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Kıyafet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kamuda başörtüsünün serbest bırakılmasının ardından, kadın polislerin başörtüsü takmasının önündeki engel de kaldırıldı. Buna göre, Kadın emniyet personeli, şapka, kep veya örgü bere altında, yüzünü kapatmayacak şekilde başlarına üniforma renginde desensiz giysiler takabilecek.

Aslında bu geç kalınmış bir değişiklikti. Şöyle ki kamu kurumlarında başörtüsü serbestken, emniyet mensuplarına serbest olamaması zaten bir eksiklikti.

Özgürlükler herkese her alanda sağlanmalıdır.

Zamanında bu ülkede sadece başörtülü diye askerdeki oğlunun yemin törenini izletmediler. Sırf başörtülü diye yükseköğrenimine devam etmesine izin vermediler.  Kızlarımız başörtülü oldukları için ideallerindeki meslekleri yapamadılar,  bazıları okullarını bıraktılar.

Artık o günler geride kaldı. 28 Şubat’ın o acı izleri bir bir siliniyor.

Ancak bundan rahatsız olanlar da yok değil. İçimizdeki İrlandalılar her zaman olduğu gibi bu düzenlemeye de karşı çıktılar.

Gerçi onlar her şeye karşı çıkıyor, ortada şaşılacak bir durum yok ama…

Neymiş efendim başörtüsü üzerinden siyaset yapılıyormuş, başörtüsü bir siyasi simge olarak kullanılıyormuş. Bu değişiklik  'tarafsızlık ilkesini yok ediyor, güvenliği ve adaleti sağlayanların dini ve etnik kimliklerinin öne çıkarılması toplumsal çatlakları büyütüyormuş.

Şimdi asıl başörtüsü üzerinden siyaset yapan kim? Bunu iyice bir sorgulamak lazım. Tarafsızlık ilkesini nasıl yok ediyor orası da bir muamma. İnsanların dini kimliklerinin ön plana çıkmasından rahatsız olanlar herkes dinsiz olsun istiyorlar anlaşılan.

Türkiye son yıllarda demokratik anlamda büyük bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. 2013 yılında başlayan Demokratikleşme Paketinin bu son halkası ile birlikte büyük bir eksiklik daha tamamlanmış oldu.

Adaletse herkese adalet…

Özgürlükse herkese özgürlük…

Bazı sözde demokratlara duyurulur.