28 Şubat’tan 15 Temmuz’a

Yiğit Berkay Çopur

Türkiye, Osmanlı’nın yıkılışından sonra ciddi anlamda toparlanamadı. Cumhuriyet’in ilanı ve yapılan diğer inkılâplar, maddi anlamda var olan sorunlara çözüm bulmuş olabilir. Ancak toplum, kültür ve inanışta bir değişim pek yaşanmadı.

Bir şeyler yerine tam oturmadığı için de oluşan herhangi bir değişim ve sorun, toplumda derin izler bıraktı. 1913 Bab-ı Ali Baskını ile başlayan ayaklanmalar, 2016 yılındaki 15 Temmuz Darbe Girişimine kadar devam etti.

*****

28 Şubat’la 15 Temmuz’un çeşitli benzerlikleri var. Onlardan biri de ülke genelinde var olan korku hâkimiyetidir. İki dönemde de aslında hep bir şeylerle korkutmuşlar toplumu. Bir şeyler bize zarar verecekmiş, ilerleyişimizi engelleyecekmiş gibi lanse edilmiş.

28 Şubat döneminde dinin bir sembolü olan başörtüsünün bir problem olacağı kanaatiyle hareket eden zihniyet, başörtüsünü terörist göstererek toplum mühendisliğine soyunmuştu.

*****

Türkan Saylan bir röportajında kapalı kadınların yaşadığı şiddeti haklı bulup ‘militan’ gibi yakıştırmalarla Türk kadınını ayrıştırmaya çalıştı.

Sadece akademisyenler değil, rektörler de bu konuya aynı şekilde yaklaştı. Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdar, ‘irtica savaşını kazanmalıyız’ dedi. Onlar için kadınların başörtüsünü çıkarmak bir mücadele haline gelmiş durumdaydı.

Bunun yanında Bülent Ecevit de, dinini kıyafetleriyle yaşayan kadınlar için ‘ajan, provokatör, bölücü ve fundamantalist’  demişti.

*****

İnsanlar arasındaki farklılıklardan konu açılmışken Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bünyamin Ayhan hocamın bir sözünü hatırlıyorum.

“Sadece gelişmemiş ülkeler ideolojilerini nesneler üzerinden yapar.”  Bu söz o dönem şartlarını göz önüne getirdiğimizde tam da yerine oturuyor. Bir nevi başörtüsü takan kadınların hem inançları hem de umutları törpülendi.

*****

28 Şubat, aslında 15 Temmuz’un filizlenmeye başladığı ve FETÖ’nün sahaya indiği dönemdi.

28 Şubat’la birlikte FETÖ evlerinin sayısı hızla artmaya, ablalar-abiler piyasaya çıkmaya, FETÖ Türkiye’de yayılmaya başladı.

İnancını özgürce yaşayamayan toplum, FETÖ gibi sinsi şarlatanların eline esir düşmek zorunda bırakıldı. Allah demenin yasak olduğu günlerde, bu milleti Allah’ın adını kullanarak kandırdılar.

Milletin dini duygularla güvendiği bu alçaklar sürüsü, milletin parasını, silahını, tankını, uçağını yine milletin ensesinde boza pişirmek için kullandı.

Türkiye’de derinden derine yayılan örgüt ve örgüt üyeleri başta eğitim, askeri ve hukuk alanı olmak üzere pek çok alana nüfus etti. Giderek sayıları ve gücü artan bu örgüt, millete yaşam hakkını bile çok gördü.

Kimileri işinden, kimileri aşından, kimileri eşinden oldu.

Bu hainlerin, bu kadar güçlenmesindeki en büyük etki 28 Şubat sürecidir kanımca…

*****

Bugün geldiğimiz noktada 15 Temmuz’un izleri hala silinmiş değil. Pek çok örgüt üyesi yargılanırken hala yeni isimler ortaya çıkıyor.

Başta Cumhurbaşkanımız Erdoğan olmak üzere, devletimiz bu kanlı örgütle amansız mücadelesini sürdürüyor. Takiyyenin ardına sığınarak umulmadık yerlere çöreklenen mankurtlar sürüsü kazınıp atılacak, başka yolu yok!

Emniyetimiz, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun gözü kara mücadelesinden cesaret alarak, bu hainleri hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar enselerinden tutup çıkarıyor, çıkarmaya devam edecek!

Yargımıza çok iş düşüyor. Hainlerin gözünün yaşına bakmadan gerekli cezaların verilmesi, toplumun travmasını bir nebze olsun hafifletiyor. Kimsenin şüphesi olmasın, milletimiz de aynı kararlılıkla bu hainlere karşı kalkan olmaya devam edecek!

15 Temmuz gecesi Şehit olan tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet dileyerek, Gazilerimize uzun ömürler diliyorum. Siz olmasaydınız, bu ülke olmazdı!