Ahmet Gündoğdu’nun hikâyesi

Dr. Ramazan Tuzla

Ahmet, 8 yıl önce iş hayatına atılmıştı ve yoğun olarak döküm sektöründe çalışmıştı.

Bu zamana kadar sadece 896 gün sigortalı çalışması olmuştu. Yanında çalıştığı işverenlerin hiç biri, süresinde onun sigortasını yapmamıştı ve 8 yıl boyunca yalnız 896 gün toplayabilmişti.

Çalıştığı bütün işyerlerinde süresinde sigortası yapılmış olsa idi, 3000 gün prim günü olacaktı ve emeklilik için kendisine lazım olan gün sayısının neredeyse yarısını toplamış olacaktı.

Son çalıştığı işyerinden sigortası yapılmadığı için ayrılmak zorunda kalan ve yeni bir iş arayan Ahmet Gündoğdu’ya gün doğmuştu ve yanında yeni işe başladığı işveren, deneme süresinin sonunda hemen sigortasını yapacağına söz vermişti ve Ahmet bu duruma çok sevinmişti.

İlk defa bir işveren, onun sigortasını deneme süresi sonunda yapacaktı. Bundan önce çalıştığı yerlerde, sigortası hiçbir zaman süresinde başlamamıştı ve bazı işyerlerinde 1 yıldan fazla sigortasız çalışmaları olmuştu. Yoksa, Ahmet Gündoğdu’nun, 8 yıllık iş hayatında sadece 896 gün sigortası olmazdı.

Ahmet Gündoğdu, dürüst işverenlerin de olduğunu düşünerek sevindi sevindi…

Ahmet, evine geldi ve durumu sevinçle eşine anlattı. İşverenin, sigortasını deneme süresi sonunda hemen yapacağını söylemiş olması eşini de sevince boğdu. 3 çocuğu da, ortamda konuşulanların ne olduğunun farkına varmadan sevince ortak oldular.

Sigortasının deneme süresinin sonunda yapılacağını öğrenen Ahmet Gündoğdu, şevkle işine geliyordu ve azimle çalışıyordu.

Ümidini bağladığı bu işyerinde 4 gün çalıştı ve 5 inci gün dolmuşla işe giderken elim bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Ahmet Gündoğdu, geride gözü yaşlı ve acısı tarifsiz bir eş ve 3 yetim can bıraktı.

Ahmet Gündoğdu’ya artık gün doğmayacaktı ve kaza günü onun için doğan son gün idi. Henüz sigortası da yapılmamıştı. Toplam 896 gün, geride bıraktığı eşine ve çocuklarına, ölüm aylığı bağlanması için de yetmiyordu.                                                                        

Yaşasaydı, 25 gün sonra dürüst işveren tarafından sigortası yapılacaktı.

Ölümünü duyan işveren de, bu duruma çok üzüldü. İçinden, “25 gün sonra deneme süresinin sonunda sigortasını da yapacaktım” diye geçirdi.

Öyle öğrenmişti. “İşçinin sigortası deneme süresinin sonunda yapılır” diye biliyordu.

 

Ahmet Gündoğdu da öyle biliyordu. O zamana kadar, hiç kimseden duymamıştı ki, işçinin sigortası işe başlamadan önce yapılmak zorundaydı. Deneme süresinin, sigortasının yapılmasında bir etkisinin olmadığını.

Daha önce duymuş, öğrenmiş olsa idi, belki de işverenine “deneme süresi diye bir şey olmaz, benim sigortamı hemen yap, benimle çalışmak istemezsen işime son ver” diyebilirdi.

Belki….belki….belki…   

Gerçek olan bir şey var ki, Ahmet Gündoğdu’ya, günün doğduğu gün sigorta yapılmış olsa idi, Ahmet Gündoğdu için bir daha günün doğmayacağı gün (ölüm günü), geride bıraktıkları canlar için ilelebet bir sosyal güvence, ilelebet bir destek olacaktı.

Çünkü Ahmet Gündoğdu, 4 gün eksik prim günü olduğu ve öldüğü için, geride bıraktıklarına ölüm aylığı bağlanamamıştı.

Dürüst işverenin kabahati yok, çünkü deneme süresi sonunda Ahmet’in sigortasını yapacaktı. Doğru bildiği bu idi çünkü.

Ahmet Gündoğdu, deneme süresi sonunda sigortasının yapılacağı için sevinçliydi. Bu zamana kadar böyle öğrenmişti ve çeşitli işyerlerinde uzun süreli sigortasız çalışmaları olmuştu çünkü.

Sosyal Güvenlik Kurumu, geride kalanlara ölüm aylığı bağlayamayacaktı. Çünkü Ahmet’in yeterli günü yoktu. Kanun böyle emrediyordu.

Doğru bilinen yanlışların eseri olan gün gibi gerçek bir husus vardı ki, o da; sosyal güvenceden yoksun ortada kalan gözü yaşlı bir eş ve yetim kalan üç candı.