"Ak - Saray" ve Yeni Dönem

Ömer İnal

Yeni Türkiye söylemiyle yola çıkıp, Eski Türkiye'de vesayeti, statükoyu temsil eden, milli iradenin frenlemesi ve şekillenmesinin merkezi olan Çankaya ile yola devam edilmesi, Yeni Türkiye söyleminde en büyük handikap olacaktı..Nitekim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun  belli bir süre sonra Çankaya'ya yerleşeceğini, Kendisininde, Atatürk orman çiftliğinde yeni yapılan binayı kullanacağını belirtti...

 

Söz konusu Mevcut Başbakanlık Binası ve  tarihçesi:

 

Mevcut Başbakanlık binası, 1937 yılında gümrük binası olarak inşa edilmiş lakin ne hikmetse bitince Başbakanların hizmetine sunulmuş...77 yıldır Türkiye'nin siyasi tarihine tanıklık eden Başbakanlık binası, ekonomik ve siyasi krizlerin kasvetli havasını soluyan adeta yaşayan bir tarih..

 

Bina tam 30 başbakan ve 62 hükümete de tanıklık etmiş oldu. Bina en büyük değişimi Başbakan  olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan zamanında yaşadı. Baştan sona tadilattan geçirilen binada darbenin izleri silindi. Tadilat sırasında darbe döneminden kalma kurşun izlerinin bulunduğu mermerler değiştirildi..

 

Darbe döneminden kalma kurşun izleri bir kaç yıl öncesine kadar, başbakanlık binasının duvarlarındaydı.. Başbakan olduğu dönemde verdiği talimatla demokrasimize leke düşüren izler kaldırıldı...

 

Başbakanlığın Çankaya'ya taşınmasıyla, mevcut binanın müze olarak kullanılması düşünülüyor.. Başta Adnan Menderes olmak üzere, eski başbakanların eşyalarının sergilenmesi bekleniyor...

 

Mevcut Başbakanlık merkez binasının en büyük eksikliği, gümrük binası olarak inşa edildiği için çok yetersiz olmasıdır... Yabancı devlet adamlarının ziyaretleri dolayısıyla yapılacak olan karşılama törenleri, binanın hemen önündeki yolun trafiğe kapatılmasıyla yapılıyordu ki, bu durum güçlü Türkiye olgusuna abesle iştigal etmekteydi...

 

Ayrıca, gerek özel günlerde, devlet kurumları ve kişileri nezdinde gerekse de yabancı devlet adamlarına verilecek olan resepsiyon, davet ve yemekler için mevcut binanın bunlara imkan vermeyen yapıda olması, Başbakanlığın; hizmetlerin rahatlıkla yapılabileceği geniş ve kendine yakışır bir yapıya taşınmasını zorunlu kılmıştır...

 

Ak - Saray'ın taşıdığı derin muhteva....

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Atatürk orman çiftliğinde yapılan yeni binaya "Ak Saray" diye tanımlaması, muhalif medya tarafından epeyce eleştirilse de, bu isim içinde bir çok büyük anlamları barındırması bakımından önemlidir...Yeni binaya verilen isimden yola çıkarak, "Ak" kelimesinin Ak parti'nin Ak'ı olduğunu savunmak suretiyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tarafsızlığını koruyamadığının bir göstergesi olarak lanse etmek, antierdoğanist zihinlerin tasavvurudur, zira bu isimden çıkan en büyük mesaj, ABD'deki Beyaz Saray' a atıf yapılarak Yeni Türkiye'nin yakın dönemde Başkanlık sistemine geçmesine olan  gerekliliğe olan vurgunun yanısıra bu yolda yapılacak yoğun çalışmaları da şimdiden planlamaktadır...

 

Bu bağlamda Yeni Türkiye'nin yoluna emin adımlarla devam edebilmesi için, Başkanlık sistemi ülkemiz için çok muhim bir gerekliliktir... Ülkemizin son 12 yılda elde ettiği kazanımlar, Ak partinin tek başına iktidar olmasının en önemli sonucudur, zira siyasi istikrar ilk başta ekonomiyi etkiler ve ülkenin kalkınması ekonomiye duyalan güven ile ivme kazanır...

 

Ülke tarihinde, ekonominin krizlere girdiği dönemlerin koalisyon iktidarlarına tekabül etmesi bir tesadüf değil, siyasi belirsizliğin bir sonucudur. Dolayısıyla ülkemizin olası koalisyon iktidarlarıyla zaman kaybetmemek ve ekonomik felaketler yaşamamak adına istikrarı belirgin şekilde öne çıkaran  Başkanlık sistemi ülkemizde hayat bulmalıdır... Gelişmiş ülkelerin Başkanlık ve buna benzer sistemleri kullanmaları da bu bağlamda değerlendirilmeli ve Yeni Türkiye için bu sistemin getirileri Halka daha iyi anlatılmalıdır...

 

*******

 

Cep telefonu deyip geçmeyin!...

 

Zorlu Holding'in yıllık 30 milyon adet cihaz üreten ve 16 bin kişinin çalıştığı Türkiye'nin ve dünyanın en büyük endüstri kompleksini Manisa'da kurmasının başarılı sonuçları arka arkaya ortaya çıkıyor.

Türkiye'nin belini büken 52.6 milyar dolarlık cari açığın enerjiden sonra en büyük sebebi akıllı cihazlar. Akıllı telefon ithalatının Türkiye ekonomisine etkisi 6 milyar dolar. Yani cari açığın yüzde 11.5'i akıllı cihazlar oluşturuyor. Vestel, 3 yıl içinde cep telefonu markası olan Venus'un Türkiye'de 2 milyon adetlik bir pazara, ihracatta ise 1 milyon adetlik satışa ulaşmaya ve cari açığa pozitif etki yapmayı planlarken, cep telefonu üretimi için 4 milyon ek istihdam da öngörüyor.

Peki Vestel akıllı cep telefonu üretiminde geç kalmadı mı? Bu soruya şirket yetkilisi şu şekilde cevap veriyor: "Televizyon 1929'da icat edildi ama Vestel 35 yıl sonra bu pazara girdi ve şu an Avrupa'da her 5 televizyondan biri Vestel. Yani akıllı cihaz üretiminde geç falan kalmadık" diyor. Öğreniyoruz ki Venus'un maliyetinin yüzde 51'i yerli. Vestel bunu daha da aşağılara çekmek, yerli oranını artırmak için örneğin bataryanın Türkiye'de üretilmesinin önünü açmaya çalışıyor.

Vestel'in akıllı telefon ürettiği Manisa'da 300 mühendis çalışıyor. Ancak daha da önemlisi doktoralı çalışan grup. Şu anda 60 olan çalışan sayısını kısa zamanda 100'e 200'e çıkarmak için, var güçleriyle çalışıyor.. (Şelale Kadak makalesinden)

 

 

Vestel'in bu hamleleri omuzlarımızı kabartıyor, ayrıca bu alandaki diğer şirketlerin yerli teknoloji alanındaki iddialı çalışmaları umut vadediyor... Mamafi sanayi devriminde treni kaçıran ve yeteri kadar pay alamayan ülkemiz, yeni yeni sanayi alanında ivme kazanıyorken, teknoloji alanında da aynı duruma düşmememiz için, sadece tüketen değil üreten ve ihraç eden bir hale gelmemiz çok önemlidir...Teknoloji çağında teknoloji üretemeyen ülkeler, bu alanda hakim olan ülkelerin tahakkümüne mahkum olacaktır... Yükte hafif, parada ağır ürünlerin üretimini gerçekleştiren ve yazılım konusunda atılımlar yapan ülkeler, geleceğin yıldızı, ve lideri olma yolunda en önde yer alacaktır...