ALMAN RUDİ

Hasan Mutluoğlu

Almanya gözlemlerim devam ediyor. Yazı başlığında ismini verdiğim Rudi’den bahsetmek istiyorum.

Alman Rudi ile bizzat görüşme şansım olmadı. Hasta olması, görüşmemize engel oldu. Türk olan damadından dinlediklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Rudi; belediye otobüslerinde şoför olarak çalışmış, şimdi emekli. Damadı olan şahıs (ismi mahfuz) Türk ama Alman vatandaşı olup o da emekli.

Almanya’da, Milli Görüş teşkilatlarına, Süleyman Efendi cemaatine, Ülkücü Gençlik teşkilatlarına bağlı dernek ve camii faaliyetleri haricinde, çeşitli teşkilatlara ait benzer hizmet merkezleri mevcut.

Son 25 yıldan beri de, sayıları oldukça artan, hizmetlerini Diyanet Başkanlığı ile işbirliği yaparak yürüten DİTİB’e bağlı cami ve kültür merkezleri var.

DİTİB’in açılımı şöyle: Diyanet İşleri Türk İslam Birliği.

Köln civarında bir kasabada bulunan Türk vatandaşları, DİTİB’e bağlı bir cami ve kültür merkezi açmak için çalışmalara başlamışlar.

Derneklerini kurarlar. Satın almak üzere uygun bir fabrika deposu bulurlar. Pazarlığını yaparlar.

Dernek yönetiminde, Alman Rudi’nin Türk damadı da olduğundan, bütün faaliyetlerden ve yapılanlardan Rudi haberdardır.

Alınacak olan deponun fiyatını oldukça yüksek bulan Rudi, yönetimden habersiz devreye girer. Bitmiş olan pazarlığı dernek lehine bozdurarak, hatırı sayılır bir tutarda indirim sağlamış.

Heyete Rudi de dâhil olmuştur. Resmi makamlarda, belediyede yapılması gereken resmi işlerin gönüllü takipçisi haline gelmiş.

Rudi; hem otobüs seferlerine devam ediyor, hem de dinlenme saatlerini merkezin işlerini halletmek için kullanıyormuş.

Türk insanının gayret ve fedakarlığı hoşuna gittiği için, yaptıklarının karşılığında herhangi bir talebi olmadığı gibi, bedenen de çalışmalarını sürdürüyormuş.

Merkezin ibadete uygun hale gelmesi için yapılan değişiklikleri planlayıp kontrol eden Türk mühendisin, yaptığı hizmetler karşılığında dernekten para alması, Alman Rudi’yi oldukça şaşırtmış ve üzmüştür.

İnsanların, hayırlı ve önemli bir iş için kuruş kuruş biriktirdikleri paradan, Müslüman ve Türk olan bir insanın para alması Rudi’yi çok etkilemiş. Tepkisi oldukça sert olmuş. Çok zor sakinleştirmişler.

O dönemlerde Türkiye’de, özellikle Konya’da kurulan Holdingler, işçilerin paralarını almak üzere Almanya’da cirit atarlar. Ben de o dönemleri Almanya’da olduğum için biliyorum.

İslami ticaret mantığında kurulduğu iddia edilen holdinglere rağbet oldukça fazla olmuştu. İşçilerin paralarını holdinglere yatırmak üzere aracılık edenler, tanınmış din adamları, siyasetçiler, teşkilatlar, bazı teşkilatlara bağlı cami imamları, güven kazanmış insanlar idi.

Alman Rudi ve Türk damadı, bu rüzgârın etkisine kapılarak Konya’nın en tanınmış holdingine katılmaya karar verirler.

Aracı camii imamı olduğundan, Rudi damadından habersiz imamla şöyle bir konuşma yapar.

 

„Bak imam efendi. Ben şu kadar para vereceğim. Duydum ki damadım şu miktarda para yatıracak. Lütfen ona söyle, ikna et yarısını yatırsın. Olur ya!? Paranın geri dönüşü olmazsa, sıkıntıya düşmesini istemem. Bunun için bana söz vermelisin.“diyerek sözü almış.

Maalesef, imam verdiği sözü tutmadığı için, Alman Rudi bir defa daha hayal kırıklığına uğramış. Hem de bir din adamı marifeti ile.

Memlekete yapılan hayırlı ticari yatırımlara katkıda bulunmak, Alman bankalarında yatan paraları Türk ekonomisine kazandırmak, ekonomik imkanlara kavuşup Türkiye’ye dönmek amacı ile Holdinglere kaptırılan(!!?) paraların kâr getirmediği gibi, geri dönüşü de mümkün olmadı.

Alman Rodi’nin ticari deneyimi de hüsranla sonuçlanmış oldu.

„Dünya Müslümanlarının Durumu“ konulu konferansta konuşma yapan Suud Profesörüne bir Türk işçisinin, „Müslümanların İhlâsına ne oldu?“ sorusuna o döneme uygun oldukça manidar bir cevap verir. „Müslümanların İhlâsı Holding oldu.“

Alman Rudi’nin Müslüman Türklerle yaşadığı olumsuzluklar, en önemlisi, parasını (çok ağır olacak) gasp eden holding sayesinde Müslüman olmadığı söyleniyor.

Bu önemli kul hakkının ödenmesi, tahsili, ahirete intikali beni dehşete düşürdü.