Asayiş berkemal mi?

Ömer Kocabaş

Sınırlarımız ve sınır ötesinin güvenliği konusunda çok aşama kaydetmemize rağmen şehir içi güvenlik konusundaki sıkıntımız her geçen gün artıyor. Emniyet teşkilatımız gerek yetişmiş eleman, gerekse de teknolojik anlamda çok iyi durumda olmasına rağmen kanunlar çoğu zaman teşkilat mensuplarının elini kolunu bağlıyor. Lafa geldi mi her şeyde batıyı örnek olarak gösteriyoruz. Bizim polisimizin batılı meslektaşlarından eksiği ne? Canları bu kadar mı ucuz? Polisin, suçlu karşısında vurma yetkisinin artırılması için daha kaç polisimizin şehit olması gerekiyor inanın merak ediyoruz.

Son olarak Kâğıthane’de polisin uyuşturucu satıcılarına yönelik yaptığı operasyon sırasında bir polis memuru uzun namlulu tüfekle şehit edildi. Saldırgan sonrasında öldürüldü. Fakat adi bir terörist yüzünden bir polisimiz boş yere canından oldu. Kanunlarımız polisin işini zorlaştırmak için elinden geleni yapıyor. Adamın suçlu olduğunu görüyorsun ama baskın yapabilmek için illâki arama emri gerekiyor. Karşındaki suçlunun elinde silah sayılabilecek bir cisim olduğunu gördüğünde ateş edemiyorsun, ilk hamleyi o yapacak. O arada ölmez ya da yaralanmazsan müdahale edebilirsin. Yüzde yüz haklı bir şekilde suçluyu öldüren veya yaralayan polis savunmayla, mahkemeyle uğraşmak zorunda kalıyor. Kendini aklamak için bir kamyon ter döküyor. Hâl böyle olunca da müdahale etmekten kaçınıyorlar.

Bir diğer saçmalık da polisin bin bir emekle yakaladıkları suçlular çoğu zaman adliyeden polisten önce çıkıyor. Hırsızlık, gasp vb. suçların neredeyse hapis cezası yok. Trafikte tartıştığı kişiyi hastanelik eden saldırgan hiçbir şey olmamış gibi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor. Trafik kazasında birini öldürmenin cezası çok komik. Suçlu, mahkeme kesin kararı veresiye kadar tutuksuz yargılanıyor. Sonrasında çok komik bir hapis cezasıyla karşılaşılıyor. Çoğu zaman da hapis cezası para cezasına çevriliyor. Ehliyetsiz, alkollü sürücünün aynı anda birkaç kişiyi öldürüp tutuksuz yargılanmasından bahsediyoruz. İnternetten biraz araştırsanız yüzlerce haberle karşılaşmak mümkün.

Adaletin kanunlar eliyle tam anlamıyla sağlanamadığı bir yerde polislerimiz insanüstü bir gayretle çalışsalar da boş. Suçluyu hapishaneye atmaktan çekinmemeliyiz. Nedense mümkün olduğunca az hapis cezası verme gibi bir kompleksimiz var. Yok denetimli serbestlik, yok bilmem kaç yılın altında olan hapis cezalarının para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması vb. hukuki oyunlarla suçlunun lehine kanunlarımız elinden geleni yapıyor. Ortalama 85 milyon kişinin yaşadığı ülkemizde huzur ve güvenin sağlanması için gerekirse 850 bin kişi içeriye atılabilmeli. Fakat biz cezaevlerinde ne kadar az tutuklu ve hükümlü bulunmasıyla övünüyoruz. Gören de içerdekileri düşünce suçlusu zanneder(!)

Adaletin tam anlamıyla sağlanmadığı bir yerde diğer birçok şeyi konuşmak gereksiz kalıyor. Yasa ve kanun çıkarıp, sonrasında bunu adam gibi uygulamanın herhangi maddi bir maliyeti yok. Fakat nedense yıllardır konuşulan meseleler için bir çözüm bulunmuyor. Polisimiz şehit edilince konuşuyoruz bir süre sonra unutuluyor. Diğer benzeri suçlarda da canımız yandığında tepki gösteriyoruz ama bir türlü kararlı adımlar atılamıyor. Milletvekilleri uzatmalı tatillerinden bir zahmet dönüp meclis açılırsa bu sefer bari adam gibi bir ceza kanunu oluştursunlar. Anayasa’nın değişmesi için bir kamyon teferruat var ama ceza kanunu rahatlıkla değiştirilebilir. Bu meclis çatısı altında bulunanların vekili oldukları millete borçlarıdır. İşin tadı kaçalı çok oldu, bu borç en kısa zamanda ödenmeli.

Emniyet mensuplarının hem kendi canlarını koruyup hem de görevlerini layıkıyla yerine getirebilmelerinin yolu da yine ceza kanunundan geçmektedir. İnsan yaptığı işin karşılığını görürse daha bir motive olur. Polislerimizde suçluyla mücadele de yasal güvenceyi yanlarında hissederse eminim işlerinde çok daha başarılı olurlar. Bir an önce bu noktada gereken adımlar atılmalı.