AŞK, ÖZLEM ve ÖTESİ (22)

Osman Uzunkaya

                Çoğunluğu ihrama bürünmüş yüzlerce hacı adayı ile birlikte, “Abdül Aziz” kapısından geçerek Mescid-i Haram’a girmiştik.Bir taraftan Kabe-i Muazzama’ya kavuşacak olmanın tarifsiz heyecanı ile yanıp tutuşurken, diğer taraftan da  gurup hocamızı gözden kaybetmemek ve gurubumuzdan kopmamak için azami bir gayret sarfediyor, eşimi iki de bir “aman ha gözümüzü dört açalım” diye uyarmaktan da kendimi alamıyordum.

                Mescid-i Haram’ın eklentisi olan ve Kabe-i Muazzama’nın etrafını çevreleyen bölümün içinde ilerlerken, yüreğim müthiş bir duygu sağanağına teslim olmuştu. Uzaktan görmeye başladığım Kabe-i Muazzama’nın o müstesna siluet’i sanki  göz bebeklerimi esir almıştı.Konumu itibariyle bulunduğumuz yerin bir kaç metre aşağısında bulunan Kabe-i Muazzama’ya kavuşmak için önümde sadece bir merdiven kalmıştı. Merdiveni adeta uçarak inmiştim.Şimdi derya’ya kavuşma erefesinde olan ve gök yüzünün hangi katmanından yağdığı belli olmayan bir katreydim sadece.Allah (c.c.)’ın evim diye buyurduğu Kabe’nin tepesine yağıyordum cisil cisil. Ruhum vücudumun uzak kıyılarında bir med-cezir hali yaşıyordu. Bir an mutluluk göz yaşlarımın yanağımı ıslattığını hissettim.Ağlıyordum; bir ara başımı eşimden tarafa çevirdiğimde, onun durumunun da benimkinden çok farklı olmadığını görmüştüm.Daha sonra birlikte ellerimizi semaya kaldırarak dua etmeye başladık.Kabe’yi ilk gördüğünüzde yapacağınız duanın kabul edileceği söylenirdi hep.Ve dua etmeye başlamıştım. Rahmeti rahmana kavuşan anneme, babama, büyüklerime. Sonra, çocuklarıma, torunlarıma, kardeşlerime ve akrabalarıma. Dostlarıma ve tabiki ülkemin bekasına,  birlik ve beraberliğimize, ümmet-i Muhammed’in içinde bulunduğu durumdan kurtulup felaha ermesine.Kabe tüm esrarı ile karşımdaydı.Birden yüreğimdeki coşkunluk, filizlenerek dizelere dönüşüp dilime doğuverdi. Kendimi bıraktım ve bana eşlik eden iç sesimle birlikte mırıldanmaya başladım:  Şimdi bilinmezlik zırhını deldim/Beyaz bir tül gibi düştüm ağına/Ey kabe burdayım yanına geldim/Beni de kabul et nur toprağına/Burada kurulmuş sanki kıyamet/İnsanlar renk renk duaları bir/Gök yüzü gülüyor çağlıyor rahmet/Semaya yükseliyor binlerce tekbir.

                Yeşil ışık diye bilinen mahalde toplanmış ve gurup hocamızı dinlemeye başlamıştık. Gurup hocamız, biraz sonra yapacağımız tavaf ve sa’y hakkında bizimle bazı bilgileri paylaşacağını söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürmüştü. “Kardeşlerim; biliyorsunuz  bize en uygun hac şekli olan Temettü Haccını benimsedik.Temettü haccı için öncelike;  -Allahümme inni üridül umrate feyessirhe li ve tegabbelhe minni-  Türkçe olarak  -Allah’ım! Umre yapmak istiyorum, bunu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle- diye niyet edeceğiz.Niyetimizi tavafa başlamadan hep birlikte yapalım inşallah.Bildiğiniz gibi tavaf, Hacer-i Esved köşesinden veya o köşenin hizasından başlayıp, Kabe’nin etrafında yedi defa dönmektir.Tavafa başlamadan önce ihramlı olan erkek hacı adayı kardeşlerim, Peygamber Efendimizin sünneti olan ve – Iztıba- diye bilinen üstümüzdeki örtülerin bir ucunu sağ koltuk altından alarak sol omuzlarının üzerine atacak ve sağ omuzlarını ve kollarını açarak tavaf edecektir.Bunu da size uygulamalı olarak gösteriyorum.Dikkat ediniz sizde benim yaptığımı aynen uygulayınız ve tavaf yapmak üzere bir birinizden ayrılmadan benim ardımda yer alınız.Tavafı birlikte yapacağımız için benim okuyacağım duaları sizde tekrarlayarak bana eşlik edeceksiniz” diyerek sözlerini bitirmişti. (devam edecek)

                Selam, sevgi ve muhabbetle..